Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

İngiltere’de Herkes Kızgın Ama Liberal Demokratlar Neden Yükselmiyor? Cevap Sandığınızdan Karmaşık

İngiltere siyasetinde son dönemin en sık sorulan sorularından biri şu: Liberal Demokratlar’ın (Lib Dems) ülkedeki rolü tam olarak ne? Yıllardır…

İngiltere’de Herkes Kızgın Ama Liberal Demokratlar Neden Yükselmiyor? Cevap Sandığınızdan Karmaşık

İngiltere siyasetinde son dönemin en sık sorulan sorularından biri şu: Liberal Demokratlar’ın (Lib Dems) ülkedeki rolü tam olarak ne? Yıllardır iki büyük parti arasına sıkışmış görünen bu parti, son seçimlerde hatırı sayılır bir milletvekili sayısına ulaşsa da “ulusal ölçekte etkisi var mı, yoksa sadece yerel düzeyde mi güçlü?” tartışması yeniden alevlenmiş durumda. Bir yandan parti, “ilke sahibi, yapıcı muhalefet” iddiasıyla öne çıkıyor. Diğer yandan eleştirmenler, “büyük meselelerde net bir yön göstermiyor, sadece iktidarı uzaktan alkışlıyor” diyor.

Bu tartışma, aslında İngiltere’nin değişen siyasi iklimini de yansıtıyor. Seçmenlerin hem iktidardan hem ana muhalefetten memnuniyetsiz olduğu bir dönemde, üçüncü partilerin fırsat yakalaması beklenirdi. Ancak anketlerde Liberal Demokratlar’ın görece sınırlı kalması, “Demek ki mesele sadece memnuniyetsizlik değil, ikna edici bir hikâye de gerekiyor” yorumlarını güçlendiriyor.

“Fırsat Dönemi” mi, “Kimlik Krizi” mi?

Eleştirilerin merkezinde iki temel iddia var. Birincisi: “Madem seçmen iki büyük partiye kızgın, Liberal Demokratlar neden daha hızlı yükselmiyor?” İkincisi: “Parti bugün neyi savunuyor?” Bu sorular, özellikle son 18 ayda daha görünür hale geldi. Çünkü bazı yorumculara göre parti, büyük tartışmalarda gölgede kalıyor; daha çok yerel sorunlar, belediye hizmetleri, spesifik kampanyalar üzerinden siyaset yapıyor.

Bu yaklaşımın bir avantajı var: Seçmenle doğrudan temas kurmak ve “Ben sizin mahallenizde işe yarıyorum” diyebilmek. Ancak ulusal düzeyde dezavantajı da açık: Seçmenin zihninde “Bu parti ülkeyi nasıl yönetir?” sorusuna net bir cevap oluşmayabiliyor. Eleştirenler de tam buraya basıyor: “Yerel şampiyonluk güzel ama ülke çapında iddia nerede?”

Parti cephesi ise bu eleştiriyi tersinden okuyor: “Siyasete güven azalmışken, güveni yeniden kurmanın yolu laftan çok iş yapmaktır.” Yani önce yerel düzeyde güven kazan, sonra ulusal hikâyeni büyüt.

Dış Politika ve ‘Kurallar Düzeni’: Neye İtiraz Ediyorlar?

Liberal Demokratlar’ın kendini ayrıştırmaya çalıştığı alanların başında dış politika geliyor. Parti, uluslararası hukuk ve “kurallara dayalı düzen” vurgusunu sık yapıyor. Burada söyledikleri basit: Büyük devletler bile olsa, keyfi operasyonlar, tek taraflı hamleler ve ortakları hiçe sayan yöntemler uzun vadede herkesi daha güvensiz yapar. Bu yaklaşım, özellikle son yıllarda “güçlü lider, hızlı karar” tarzı siyaset yükselirken, daha geleneksel ve “kurumsal” bir çizgi olarak görülüyor.

Ancak eleştirmenler, bu dili fazla soyut buluyor. “Kurallar düzeni” dendiğinde kulağa doğru geliyor ama seçmen günlük hayatında bunun karşılığını net göremeyebiliyor. Üstelik “ülkenin çıkarı” vurgusu yapan siyasetçiler, bu tür kavramları “naiflik” olarak etiketlemeye meyilli. Tartışma da burada düğümleniyor: Liberal Demokratlar ilke anlatıyor; eleştirenler ise “güç dengesi” anlatıyor.

Parti cephesi ise “Bu ilke meselesi değil, güvenlik meselesi” diyor. Yani kuralsızlık arttıkça, orta ölçekli ülkelerin manevra alanı daralır. Bu nedenle ittifaklar, uluslararası kurumlar ve ortak hareket etme kapasitesi korunmalı.

Sivil Özgürlükler Tartışması: Liberal Olmak Ne Demek?

“Liberal” kelimesi kulağa büyük bir iddia gibi geliyor: özgürlük, birey, devletin sınırları… Fakat modern siyasette işler o kadar basit değil. Parti, bir yandan dijital kimlik gibi uygulamalara karşı sivil özgürlük argümanı kuruyor. “Devletin herkesi izleyebileceği sistemler risklidir” diyerek, özgürlük-güvenlik dengesinde özgürlük tarafına daha yakın durduğunu söylüyor.

Öte yandan eleştirmenler, “Madem özgürlükçüsünüz, kamu sağlığı gerekçesiyle getirilen yasaklara neden daha sıcak bakıyorsunuz?” diye soruyor. Sigara, abur cubur reklamları, sosyal medya düzenlemeleri gibi alanlarda devletin rolü büyüyor. Burada Liberal Demokratlar’ın verdiği cevap, klasik “benim özgürlüğüm senin özgürlüğünü zedelememeli” çizgisine yaslanıyor: Toplumu etkileyen büyük maliyetler ve çocukları koruma gibi başlıklar söz konusu olduğunda, devletin belirli müdahaleleri meşru olabilir.

Bu, seçmen için kolay bir tartışma değil. Çünkü “liberal” kelimesi herkeste aynı şeyi çağrıştırmıyor. Kimine göre liberalizm, devletin geri çekilmesidir. Kimine göre ise bireyi korumak için devletin piyasaya ve büyük yapılara sınır koymasıdır. Parti, ikinci anlayışa daha yakın bir çizgi çiziyor: “Büyük şirketlerin gücünü dengele, vatandaşın alanını genişlet.”

“İktidarı Alkışlıyorlar” Eleştirisi: Muhalefet Nasıl Yapılıyor?

Eleştirmenlerin en net iddiası şu: “Bu parti son dönemde iktidara karşı yeterince sert değil.” Buna karşı Liberal Demokratlar, “sert muhalefet başka, akıllı muhalefet başka” diyor. Büyük çoğunluğa sahip bir iktidar karşısında, sürekli kaybedeceğiniz oylamalara takılıp kalmak yerine, parlamentonun daha küçük araçlarını kullanmayı öne çıkarıyorlar: özel kanun teklifleri, kısa yasa girişimleri, kamuoyu baskısı, belirli alanlarda hükümeti geri adım attırma…

Parti tarafı, bazı konularda hükümetin U dönüşü yapmasında kendi baskılarının etkili olduğunu iddia ediyor. Ayrıca “seçim sonuçları anketlerden önemli” diyerek, yerel ara seçimlerde ve belediye düzeyinde aldıkları sonuçları kanıt olarak gösteriyorlar. Mesajları şu: “Sandıkta karşılığı var.”

Fakat bu da başka bir soruyu büyütüyor: “Yerelde işe yarayan şey, ülke genelinde de işe yarar mı?” Çünkü ülke çapında seçmen, sadece mahalle sorunlarını değil; göçü, güvenliği, hayat pahalılığını, dış politikayı, ekonomik yönü de konuşuyor.

Brexit ve Avrupa: ‘Yakınlaşma’ Ne Kadar, Nereye Kadar?

Tartışmanın en hararetli kısmı genellikle Avrupa ilişkileri. Liberal Demokratlar, ekonominin büyümesi için Avrupa ile daha yakın ticari bağlar kurulması gerektiğini savunuyor. Bürokratik engellerin azaltılması, ticaretin kolaylaşması ve işletmelerin maliyetlerinin düşmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu çizgi, özellikle ihracat yapan firmalar ve Avrupa ile iç içe tedarik zincirleri olan sektörlerde karşılık bulabiliyor.

Eleştirmenler ise “Avrupa yakınlaşmasını ekonomik sihirli değnek gibi görmek riskli” diyor ve alternatif olarak “deregülasyon, vergi indirimi, küresel anlaşmalar” gibi başlıkları öne sürüyor. Liberal Demokratlar’ın yanıtı ise daha karamsar bir dünya okumasına dayanıyor: Küresel ticaret daha parçalı hale geliyor, büyük bloklar oluşuyor; İngiltere coğrafya ve ekonomi gereği Avrupa’ya daha yakın durmalı.

Parti ayrıca “kamuoyu nereye giderse oraya göre adım atmak” yaklaşımını benimsiyor: Daha ileri entegrasyon yerine, önce daha sınırlı ama somut bir yakınlaşma öneriliyor. Bu da “fırsatçılık mı, gerçekçilik mi?” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Paranın Kaynağı Meselesi: Her Şey Nasıl Finanse Edilecek?

İş dönüp dolaşıp şu soruya geliyor: “Güvenlik harcamalarını artır, sosyal bakım ve sağlıkta daha çok harca, yeşil dönüşümü hızlandır… Peki para nereden?” Bu soru, muhalefetteki partilere sık sorulur; çünkü iktidar sorumluluğu taşımadan konuşmak daha kolay görülür.

Liberal Demokratlar burada büyüme vurgusu yapıyor: Ekonomik büyümeyi artıracak adımlarla devlet gelirlerinin artacağını, böylece vergi oranlarını uçurmadan daha fazla kaynak yaratılabileceğini savunuyorlar. Eleştirenler ise bunun “fazla iyimser” bir varsayım olabileceğini söylüyor. Seçmenin kulağına da şu kalıyor: “Bir sürü vaat var, ama bedeli net değil.”

Sonuç: Üçüncü Parti Olmak Yetmiyor, Net Bir Hikâye Gerekiyor

İngiltere’de siyaset çok parçalı hale gelirken, Liberal Demokratlar “üçüncü parti” olmanın ötesine geçmek istiyor. Yerelde güçlü olmak, sivil özgürlük vurgusu yapmak, uluslararası hukuk ve Avrupa ile pragmatik yakınlaşma savunmak… Bunlar bir çerçeve oluşturuyor. Ama eleştirmenler, bunun hâlâ “büyük bir ulusal proje” gibi görünmediğini iddia ediyor.

Önümüzdeki dönemde bu tartışmayı belirleyecek şey, partinin iki soruya vereceği cevap olacak: Bir, ülkenin büyük sorunlarına kısa ve net çözümler sunabilecek mi? İki, bu çözümlerin bedelini seçmene açıkça anlatabilecek mi? Eğer bunu başarırsa, disiplinsiz öfke döneminde “düzenli alternatif” olma şansı artar. Başaramazsa, “iyi niyetli ama etkisi sınırlı” etiketinden kurtulması zorlaşır.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler