Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Haritalar Yeniden mi Çiziliyor? Moldova–Romanya Birleşmesi Tartışması

Soğuk Savaş sonrası dönemde ülkelerin büyük çoğunluğu bağımsızlıklarını korumaya, hatta güçlendirmeye odaklanırken iki egemen devletin tek bir çatı altında birleşmesi…

Haritalar Yeniden mi Çiziliyor? Moldova–Romanya Birleşmesi Tartışması

Soğuk Savaş sonrası dönemde ülkelerin büyük çoğunluğu bağımsızlıklarını korumaya, hatta güçlendirmeye odaklanırken iki egemen devletin tek bir çatı altında birleşmesi fikri oldukça sıra dışı görünüyor. Son otuz yılda bunun yalnızca iki örneği yaşandı: Almanya’nın yeniden birleşmesi ve Yemen’in tek devlet haline gelmesi. Buna rağmen Doğu Avrupa’da, uzun süredir tarih kitaplarında kalan bir tartışma yeniden gün yüzüne çıkmış durumda: Moldova ile Romanya birleşebilir mi?

Son dönemde yapılan açıklamalar ve kamuoyundaki tartışmalar, bu ihtimalin artık sadece akademik bir senaryo olmadığını gösteriyor. Özellikle bölgedeki güvenlik kaygıları, Rusya faktörü ve Avrupa Birliği süreci, bu fikrin yeniden masaya yatırılmasına neden oluyor.

Ortak Tarih, Ayrı Devletler

Bugünkü Moldova ve Romanya topraklarının önemli bir bölümü yüzyıllar boyunca aynı siyasi ve kültürel havzanın parçasıydı. Orta Çağ’da kurulan Moldavya Prensliği, Prut Nehri’nin her iki yakasını da kapsıyordu. Ancak 19. yüzyılın başında bu bütünlük bozuldu. Doğu Moldavya, yani Besarabya, Rus İmparatorluğu tarafından ilhak edildi ve batıdaki topraklardan ayrıldı.

Batıda kalan Moldavya toprakları ise Eflak ile birleşerek modern Romanya’nın temelini attı. 20. yüzyılın başında Rus İmparatorluğu’nun çökmesiyle Besarabya kısa bir süreliğine yeniden Romanya ile birleşti. İki bölge, yaklaşık yirmi yıl boyunca tek bir devletin parçasıydı. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği jeopolitik sarsıntılar bu birlikteliği sona erdirdi ve Moldova Sovyetler Birliği’nin bir cumhuriyeti haline geldi.

Bu ayrılık sadece siyasi değil, kimlik düzeyinde de derinleştirildi. Sovyet yönetimi, birleşme ihtimalini engellemek için ayrı bir “Moldovalı” kimliği inşa etmeye çalıştı. Dil politikaları, alfabe değişiklikleri ve nüfus sayımlarındaki tanımlar bu sürecin araçları oldu.

Sovyet Sonrası Farklı Yollar

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Romanya ve Moldova çok farklı yönlere savruldu. Romanya, Batı kurumlarına hızla entegre oldu ve hem Avrupa Birliği’ne hem de NATO’ya katıldı. Moldova ise daha kırılgan bir devlet olarak yoluna devam etti.

Ekonomik olarak zayıf olan ülke, enerji alanında ve ticarette uzun süre Rusya’ya bağımlı kaldı. Bunun yanında Transdinyester gibi fiilen ayrılmış bölgeler, Moldova’nın egemenliğini ve güvenliğini sürekli tartışmalı hale getirdi. Ülkede bulunan yabancı asker varlığı, sadece iç siyaset için değil, bölgesel dengeler açısından da hassas bir konu olmaya devam ediyor.

Bu tablo, Moldova’nın Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsü kazanmasıyla kısmen değişti. Ancak adaylık sürecinin uzun ve zorlu olduğu biliniyor. Bu nedenle bazı çevreler, birleşmenin Moldova için “kestirme bir Avrupa yolu” olabileceğini savunuyor.

Birleşme Fikrinin Ardındaki Güvenlik Kaygısı

Birleşme tartışmalarının yeniden canlanmasında güvenlik boyutu önemli bir rol oynuyor. Küçük ve ekonomik olarak kırılgan bir devlet olan Moldova, dış müdahalelere karşı kendini savunmakta zorlanabiliyor. Bu durum, birleşmenin sadece romantik bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda pragmatik bir güvenlik seçeneği olarak görülmesine yol açıyor.

Romanya’nın NATO ve AB üyesi olması, birleşme halinde Moldova topraklarının da bu güvenlik şemsiyesinin altına gireceği anlamına gelir. Bu da özellikle Rusya’nın bölgedeki etkisinden endişe duyan kesimler için cazip bir senaryo oluşturuyor.

Ancak bu tablo aynı zamanda ciddi riskler de barındırıyor. Moldova’nın sorunları, birleşme halinde Romanya’nın sorunları haline gelebilir. Özellikle donmuş çatışma bölgeleri ve etnik-siyasi gerilimler, birleşmenin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.

Toplumlar Ne Düşünüyor?

Birleşme fikrinin kaderi, büyük ölçüde halkların vereceği karara bağlı. Yapılan kamuoyu yoklamaları, her iki ülkede de desteğin azımsanmayacak düzeyde olduğunu gösteriyor; ancak bu destek çoğunluk seviyesinde değil.

Moldova’da birleşmeye sıcak bakanların oranı yaklaşık üçte bir civarında. Bu oran, özellikle ülkenin batı kesimlerinde ve Romanya ile kültürel bağları daha güçlü olan bölgelerde daha yüksek. Buna karşın Rusya’ya yakın duran bölgelerde ve ayrılıkçı alanlarda destek oldukça düşük.

Romanya’da da benzer bir tablo var. Halkın önemli bir kısmı birleşmeye duygusal olarak olumlu baksa da, ekonomik maliyetler ve güvenlik riskleri söz konusu olduğunda tereddütler artıyor. Daha yoksul bir ülkeyi entegre etmenin getireceği yük, birçok Romanyalı için ciddi bir soru işareti.

Ekonomik Gerçekler ve Demografik Hesaplar

Birleşmenin ekonomik boyutu, tartışmanın en zor kısmını oluşturuyor. Moldova, Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri. Altyapıdan sosyal hizmetlere kadar birçok alanda ciddi yatırımlara ihtiyaç duyuyor. Bu da birleşme halinde Romanya’nın üstlenmesi gereken maliyetlerin oldukça yüksek olacağı anlamına geliyor.

Öte yandan Romanya’nın da kendi içinde önemli bir sorunla karşı karşıya olduğu unutulmamalı: nüfus azalması. Son otuz yılda milyonlarca Romanyalı daha zengin Avrupa ülkelerine göç etti ve ülkenin nüfusu ciddi şekilde azaldı. Moldova’dan gelecek genç ve çalışabilir nüfus, bu açıdan Romanya ekonomisi için uzun vadede bir avantaj olarak görülebilir.

Ancak bu potansiyel faydalar, kısa vadeli maliyetleri otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. Birleşme, yıllar sürecek kapsamlı bir uyum süreci gerektirir.

Uluslararası Dengeler ve Transdinyester Meselesi

Birleşme tartışmalarının önündeki en büyük engel, uluslararası dengeler ve özellikle Transdinyester sorunu. Bu bölge, fiilen merkezi yönetimin kontrolü dışında ve yabancı askerlerin varlığıyla ayakta duruyor. Böyle bir sorunun çözülmeden birleşmeye gidilmesi, hem Avrupa Birliği hem de NATO açısından ciddi bir risk olarak görülüyor.

Bu nedenle birleşme ihtimali konuşulsa bile, öncesinde uzun bir müzakere ve normalleşme sürecinin kaçınılmaz olduğu düşünülüyor. Bölgedeki askeri varlıkların geleceği, enerji bağımlılığı ve siyasi istikrar, bu sürecin belirleyici başlıkları olacak.

Birleşme Hayal mi, Stratejik Seçenek mi?

Bugün gelinen noktada Moldova ile Romanya’nın kısa vadede birleşmesi pek olası görünmüyor. İki ülke arasındaki sınırların fiilen oldukça geçirgen olması, yüz binlerce Moldovalının zaten Romanya vatandaşlığına sahip olması ve Avrupa Birliği sürecinin sunduğu alternatifler, birleşmeyi acil bir zorunluluk olmaktan çıkarıyor.

Buna rağmen tartışmanın yeniden canlanması, Doğu Avrupa’daki kırılgan dengelerin bir yansıması olarak okunmalı. Birleşme fikri, belki de gerçekleşmesinden ziyade, bölgedeki aktörlerin elindeki bir siyasi ve stratejik kart olarak önem taşıyor.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler