Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Gümrük Balyozu: Trump’ın Tarife Doktrini, Küresel Ticaret Savaşları ve Türkiye Ekonomisine Etkileri

Küresel Ticaretin Yeniden Yapılandırılması: Trump Dönemi Gümrük Tarifelerinin Analitik İncelemesi ve Ekonomik Projeksiyonlar Küresel ticaret sistemi, 2017 yılından itibaren başlayan…

Gümrük Balyozu: Trump’ın Tarife Doktrini, Küresel Ticaret Savaşları ve Türkiye Ekonomisine Etkileri

Küresel Ticaretin Yeniden Yapılandırılması: Trump Dönemi Gümrük Tarifelerinin Analitik İncelemesi ve Ekonomik Projeksiyonlar

Küresel ticaret sistemi, 2017 yılından itibaren başlayan ve 2026 yılına kadar uzanan süreçte, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan liberal ticaret düzeninin temel varsayımlarını sarsan köklü bir dönüşüm yaşamıştır. Bu dönüşümün merkezinde, gümrük tarifelerini yalnızca birer ekonomik araç olarak değil, aynı zamanda diplomatik birer “balyoz” ve ulusal güvenlik stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran Trump doktrini yer almaktadır. Bu rapor, Donald Trump’ın iki başkanlık dönemi boyunca uyguladığı ve tehdit olarak savurduğu gümrük tarifelerinin tarihsel gelişimini, hukuki dayanaklarını, bölgesel etkilerini ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki kalıcı sonuçlarını analitik bir perspektifle incelemektedir.   

Birinci Trump Dönemi (2017-2021): Korumacılığın Geri Dönüşü

Trump yönetiminin ilk döneminde gümrük tarifeleri, özellikle ABD’nin devasa dış ticaret açığını kapatmak ve yerli üretimi canlandırmak amacıyla stratejik bir silah olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemin en belirgin özelliği, uzun süredir atıl kalmış olan ticaret yasalarının tozlu raflardan indirilerek agresif bir şekilde uygulanmasıdır.   

Hukuki Dayanaklar ve İlk Müdahaleler

Yönetim, tarifeleri meşrulaştırmak için üç temel yasaya dayanmıştır. 1974 Ticaret Yasası’nın 201. Maddesi, yerli sanayinin ani ithalat artışlarından zarar görmesi durumunda geçici koruma önlemleri alınmasına izin vermektedir. Bu kapsamda, 2018 yılında güneş panelleri ve çamaşır makinelerine yönelik ilk tarifeler yürürlüğe girmiştir. Ancak daha stratejik olan hamle, 1962 Ticaret Genişletme Yasası’nın 232. Maddesi’nin kullanılması olmuştur. Bu madde, Başkan’a ulusal güvenliği tehdit eden ithalata karşı kısıtlama getirme yetkisi vermektedir. 2018 yılının Mart ayında, ABD’nin çelik ve alüminyum endüstrilerinin zayıflamasının savunma sanayisini ve altyapıyı riske attığı gerekçesiyle küresel ölçekte çeliğe %25, alüminyuma ise %10 vergi uygulanmaya başlanmıştır.   

Çin ile olan rekabette ise 1974 Ticaret Yasası’nın 301. Maddesi devreye sokulmuştur. Bu madde, yabancı ülkelerin haksız ticaret uygulamalarına, teknoloji transferi baskılarına ve fikri mülkiyet hırsızlığına karşı misilleme yapılmasına olanak tanımaktadır. 2018’den 2020’ye kadar uzanan süreçte, Çin’den ithal edilen yaklaşık 370 milyar dolarlık ürüne dört farklı liste halinde %7,5 ile %25 arasında değişen oranlarda ek vergiler getirilmiştir.   

Birinci Dönem Tarifelerinin Kronolojik Dağılımı ve Kapsamı

Tarih Yasal Dayanak Kapsam Vergi Oranı Misilleme Durumu
Ocak 2018 Madde 201 Güneş Panelleri, Çamaşır Makineleri %20 – %30 Sınırlı
Mart 2018 Madde 232 Küresel Çelik ve Alüminyum Çelik %25, Alüminyum %10

AB, Kanada, Meksika, Çin 

Temmuz 2018 Madde 301 Çin (Liste 1 – 34 Milyar $) %25

Çin’den simetrik yanıt 

Ağustos 2018 Madde 301 Çin (Liste 2 – 16 Milyar $) %25

Çin’den simetrik yanıt 

Eylül 2018 Madde 301 Çin (Liste 3 – 200 Milyar $) %10 (Sonra %25)

Çin 60 milyar $’lık ürünle yanıt verdi 

Eylül 2019 Madde 301 Çin (Liste 4A – 300 Milyar $) %15 (Sonra %7,5)

Çin 75 milyar $’lık ürünle yanıt verdi 

  

Bu dönemdeki vergi artışları, ABD-Çin ticaret savaşını başlatırken, geleneksel müttefiklerle de ciddi gerilimlere yol açmıştır. Türkiye, 2018 yılında çelik vergilerinin %50’ye çıkarılmasıyla bu süreçten en çok etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Ekonomik etkiler incelendiğinde, ithalat vergilerinin aslında ABD’li tüketiciler ve ara malı kullanan üreticiler tarafından ödenen bir “tüketim vergisi” olduğu ve GSYH büyümesini yıllık %0,1 ile %0,2 oranında baskıladığı görülmüştür.   

İkinci Trump Dönemi (2025-2026): “Kurtuluş Günü” ve Evrensel Tarifeler

2025 yılında yeniden göreve gelen Trump yönetimi, ilk dönemdeki sektörel yaklaşımı terk ederek, “evrensel mütekabiliyet” esaslı, çok daha geniş kapsamlı bir tarife rejimi inşa etmiştir. Bu dönemde gümrük vergileri, yalnızca ticaret açığını kapatmak için değil, aynı zamanda sınır güvenliği, uyuşturucu trafiği ve hatta toprak kazanımı (Grönland örneğinde olduğu gibi) için birer baskı aracı olarak kullanılmıştır.   

IEEPA ve Ulusal Acil Durum İlanı

Yönetimin ikinci dönemdeki en radikal hamlesi, 1977 tarihli Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı (IEEPA) kullanarak dış ticaret açığını bir “ulusal acil durum” olarak ilan etmesi olmuştur. 2 Nisan 2025 tarihinde “Kurtuluş Günü” (Liberation Day) olarak adlandırılan bir kararname ile ABD, yaptırım uygulanmayan neredeyse tüm ülkelerden gelen ithalata %10’luk bir taban vergi (baseline tariff) getirmiştir. Bu uygulama, 5 Nisan 2025’te yürürlüğe girmiş ve küresel piyasalarda büyük bir şoka neden olmuştur.   

Bu taban vergiye ek olarak, “karşılıklılık” (reciprocity) ilkesi gereği, ABD’ye karşı daha yüksek vergi uygulayan veya büyük ticaret fazlası veren ülkelere yönelik %11 ile %41 arasında değişen ülkeye özel ek tarifeler belirlenmiştir. Bu formülün amacı, ABD’nin ortalama %3,3 olan gümrük tarifesini, ticaret ortaklarının uyguladığı daha yüksek seviyelere (örneğin AB’nin %5,0, Çin’in %7,5) zorla eşitlemektir.   

2025-2026 Uygulanan ve Tehdit Edilen Vergi Oranları

Ülke / Bölge Uygulanan / Tehdit Edilen Oran Gerekçe / Durum
Çin %125+

Fentanyl akışı ve ticaret savaşı 

Kanada %35 (Bazı ürünlerde %100 tehdidi)

Fentanyl, USMCA uyumu ve Çin ile olası anlaşma 

Meksika %25 – %50

Sınır güvenliği ve göç 

Avrupa Birliği %15

Mütekabiliyet; Grönland meselesiyle %25 tehdidi 

Güney Kore %25 (Artış)

Yatırım taahhütlerinin (350 milyar $) yerine getirilmemesi 

İsviçre %39

Yüksek ticaret fazlası ve mütekabiliyet 

Hindistan %25 – %50

Rus petrolü alımı ve ticaret politikaları 

Türkiye %15

Mütekabiliyet esaslı taban vergi 

  

Bölgesel Analiz: Çin ile Topyekün Ticaret Savaşı

İkinci dönemde ABD-Çin ticaret ilişkileri, “stratejik rekabet”ten “topyekün kopuş”a (decoupling) evrilmiştir. 2025 yılı başında ABD, Çin’den gelen uyuşturucu (fentanyl) akışını durdurmak gerekçesiyle %10’luk bir ek vergi getirmiş, Çin ise buna kömür, LNG ve ham petrole vergi koyarak yanıt vermiştir. Gerilim hızla tırmanmış ve Nisan 2025’te ABD’nin karşılıklı tarifeleri %125 seviyesine çıkarmasıyla, Çin de benzer bir oranda misilleme yapmıştır.   

Çin’in misilleme stratejisi sadece vergilerle sınırlı kalmamıştır. Pekin yönetimi, savunma ve havacılık sektöründeki 43 ABD’li şirketi “İhracat Kontrol Listesi”ne ekleyerek çift kullanımlı ürünlerin satışını yasaklamış, kritik mineraller (tungsten, tellür, bizmut vb.) ve yedi farklı nadir toprak elementi üzerindeki lisans kısıtlamalarını genişletmiştir. Bu hamleler, ABD’nin savunma ve temiz enerji sektörlerini doğrudan hedef almıştır. 2025 sonunda imzalanan geçici ateşkes ile vergiler %30 seviyesine çekilmiş olsa da, 2026 yılı “uygulama yılı” olarak ilan edilmiş ve Çin’in yarı iletken hakimiyetine karşı ek yaptırımların 2027’de devreye girmesi planlanmıştır.   

Bölgesel Analiz: Kuzey Amerika ve USMCA Çatlağı

Kanada ve Meksika ile olan ilişkiler, “fentanyl ve göç” temelli gümrük tehditleri gölgesinde kalmıştır. Trump, 2025 başında her iki ülkeye de %25 vergi tehdidi savurmuş, ancak USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) kurallarına uyum gösteren ürünlerin muaf tutulmasıyla ticaretin %85’i vergisiz kalmaya devam etmiştir.   

Ancak 2026 yılı başında Kanada Başbakanı Mark Carney’in Davos’taki çıkışları ve Çin ile olası bir ticaret anlaşması yapacağına dair haberler, Trump’ın Kanada’ya yönelik %100 gümrük vergisi tehdidini tetiklemiştir. Trump, Kanada’yı Çin ürünleri için bir “aktarma limanı” (drop-off port) olmakla suçlamış ve Kanada’nın “ABD sayesinde yaşadığını” iddia ederek diplomatik gerilimi zirveye taşımıştır. Bu süreç, Kanada’nın ABD gümrük vergilerinden kaçınmak için 1,3 milyar dolarlık sınır güvenlik paketi açıklamasına ve ortak bir “vuruş gücü” kurulmasına yol açmıştır.   

Bölgesel Analiz: Avrupa ve Grönland Diplomasisi

Avrupa Birliği ile ilişkilerde en dikkat çekici olay, Grönland adasının mülkiyeti üzerinden yürütülen tarife diplomasisi olmuştur. Trump, Danimarka ve diğer yedi Avrupa ülkesine (Almanya, Fransa, İsveç vb.), Grönland’ın ABD kontrolüne geçmesini sağlamak amacıyla %25’e kadar çıkacak kademeli bir vergi tehdidi savurmuştur. Bu tehdit, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yapılan ve Arktik güvenliği konusunda bir “çerçeve anlaşması”na varılan görüşmelerden sonra Ocak 2026’da geri çekilmiştir.   

Buna karşın, AB ürünleri hala %15’lik bir mütekabiliyet vergisine tabidir. Bazı sivil hava taşıtı parçaları ve jenerik ilaçlar bu vergiden muaf tutulmuş olsa da, AB yönetimi 93 milyar euroluk ABD ürününe yönelik misilleme hazırlıklarını canlı tutmaktadır.   

Sektörel Etkiler ve Tedarik Zinciri Dönüşümü

Tarifelerin en derin etkileri otomotiv, teknoloji ve tarım sektörlerinde hissedilmiştir.

Otomotiv ve Metal Endüstrisi

2025 yılında otomobil ithalatına getirilen %25’lik vergi, küresel otomobil üreticilerini ABD’de üretim yapmaya zorlama amacı gütmektedir. Nitekim Hyundai gibi şirketler ABD’de yeni tesis kurma planlarını hızlandırmıştır. Ancak, çelik ve alüminyum üzerindeki %50’lik vergiler, yerli otomobil üretim maliyetlerini artırmış ve bir otomobilin fiyatında ortalama 4.711 dolarlık bir artışa neden olmuştur.   

Tarım Sektörü

ABD tarımı, tarifelerin “yan hasarı” olarak en büyük kaybı yaşayan sektördür. 2025 yılında soya fasulyesi ihracatı Çin’in misillemeleriyle %30 ile %70 arasında düşüş göstermiştir. Hükümet, çiftçilerin zararını telafi etmek için 30 milyar doları aşan ad hoc yardım paketleri (ECAP ve FBA) açıklamıştır. Ancak bu yardımlar, gübre ve yakıt maliyetlerindeki (gümrük kaynaklı) artışları ancak kısmen karşılayabilmiştir.   

Teknoloji ve Yarı İletkenler

2025-2026 döneminde yarı iletkenler, dronlar ve kritik mineraller üzerine yoğunlaşan dokuz farklı yeni soruşturma başlatılmıştır. Özellikle Çin’den gelen çipler üzerindeki baskı artarken, Apple gibi teknoloji devleri üretimlerinin %15’ini Vietnam gibi ülkelere kaydırmak zorunda kalmıştır.   

Ekonomik Sonuçlar: Enflasyon, İstihdam ve Büyüme

Yönetimin iddialarının aksine, veriler tarifelerin ABD ekonomisi üzerinde karmaşık ve yer yer negatif sonuçlar doğurduğunu göstermektedir.

  • Enflasyon: Tarifeler, 2025 yılında manşet enflasyona 0,5 ile 1,0 yüzde puan eklemiştir. Özellikle tekstil (%17), mobilya ve car parts gibi ürünlerde fiyatlar hızla yükselmiştir.   

  • İstihdam: İmalat sektöründe 2025 Nisan-Aralık döneminde 72.000 iş kaybı yaşanmıştır. Yüksek girdi maliyetleri, korunmaya çalışılan sektörlerin dışındaki üreticilerin rekabet gücünü kırmıştır.   

  • Hanehalkı Maliyeti: Yale Bütçe Laboratuvarı’na göre, 2025 yılında tarifeler ortalama bir ABD hanesine 1.800 dolarlık ek maliyet getirmiştir.   

  • Büyüme: IMF ve diğer kuruluşlar, tarifelerin ABD GSYH büyümesini yıllık bazda %0,5 oranında azalttığını ve uzun vadede ekonomiyi %0,4 oranında küçülteceğini öngörmektedir.   

ABD Dış Ticaret Dengesi Verileri (2025)

Dönem Toplam Defisit Mal Defisiti Hizmet Fazlası İhracat İthalat
Eylül 2025 52,8 Milyar $ 79,0 Milyar $ 26,2 Milyar $ 289,3 Milyar $

342,1 Milyar $ 

Kasım 2025 56,8 Milyar $ 86,9 Milyar $ 30,1 Milyar $ 292,1 Milyar $

348,9 Milyar $ 

  

Kasım 2025 verileri, ticaret açığının bir önceki aya göre %94,6 oranında arttığını göstermektedir. Bu durum, tarifelerin ithalatı azaltmak yerine, vergi artışları öncesi “stoklama” (frontloading) eğilimini tetiklediğini ve ihracatın misillemeler nedeniyle daha hızlı düştüğünü kanıtlamaktadır.   

Hukuki Mücadele ve Kurumsal Felç

Trump’ın IEEPA üzerinden kullandığı geniş yetkiler, ABD yargısında ciddi bir dirençle karşılaşmıştır. ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi (CIT), 28 Mayıs 2025’te IEEPA tarifelerinin yasa dışı olduğuna ve Başkan’ın Kongre’nin “vergi koyma” yetkisini gasp ettiğine hükmetmiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, bu kararın yürütmesini durdurarak tarifelerin 2026’da da uygulanmasına izin vermiştir.   

Küresel düzeyde ise Dünya Ticaret Örgütü (WTO), ABD’nin bütçe katkılarını durdurması ve Temyiz Organı atamalarını bloke etmesiyle işlevsiz hale gelmiştir. Bu durum, uluslararası ticaret kurallarının yerini “güce dayalı müzakerelerin” almasına neden olmuştur.   

Gelecek Perspektifi ve “Uygulama Yılı” Olarak 2026

2026 yılı, Trump yönetiminin “tarifelerin yılından, uygulamanın yılına” geçiş sürecini temsil etmektedir. ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) ve Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimi (CBP), tarife kaçakçılığı ve yanlış sınıflandırmaya karşı denetimleri artıracağını duyurmuştur. “Transshipment” (aktarma) cezalarının %40’a çıkarılması, tedarik zincirlerinin Çin’den Güneydoğu Asya veya Meksika’ya kaydırılmasının yeterli olmayacağını, ürünlerin “menşe şahadetnamelerinin” çok daha sıkı inceleneceğini göstermektedir.   

Sonuç olarak, Trump’ın gümrük tarifeleri sadece ekonomik birer düzenleme değil, küresel güç dengelerini yeniden tanımlayan jeopolitik birer manivela işlevi görmektedir. ABD’nin ticaret açığını kapatma hedefi, 2025-2026 verilerine göre henüz tam olarak gerçekleşmemiş olsa da, küresel şirketlerin üretim yerlerini ve yatırım stratejilerini kalıcı olarak değiştirmeye başlamıştır. Ancak bu dönüşümün maliyeti, yükselen fiyatlar, bozulan müttefiklik ilişkileri ve istihdam piyasasındaki belirsizlikler olarak Amerikan halkına ve küresel ekonomiye yansımaya devam etmektedir.

Trump’ın “tarife en güzel kelimedir” ifadesiyle özetlediği bu yeni dönem, serbest ticaretin yerini alan “güvenli ve karşılıklı ticaret” modelinin ne kadar sürdürülebilir olduğunu 2026 ve sonrası yıllarda daha net bir şekilde ortaya koyacaktır.   

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler