Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

FT/John Plander: ABD tahvilleri artık güvenli liman değil

Güvenli Liman Efsanesi Çöküyor mu? ABD Tahvillerinde Statü Kaybı

FT/John Plander: ABD tahvilleri artık güvenli liman değil

Güvenli Liman Efsanesi Çöküyor mu? ABD Tahvillerinde Statü Kaybı

Ekonomi dünyasının en köklü mitlerinden biri olan “ABD Hazine tahvillerinin risksiz varlık olduğu” düşüncesi, 2026 yılı itibarıyla ciddi bir sınavdan geçiyor. ABD kamu borcunun GSYH’ye oranla savaş dönemi seviyelerine yaklaşması, profesyonel yatırımcıları büyük bir endişeye sevk ederken; doların ve tahvillerin küresel piyasalardaki “nihai kalkan” rolü sorgulanıyor.

Trump Etkisi ve Jeopolitik Parçalanma

Yatırımcıların keyfini kaçıran sadece devasa bütçe açıkları değil. Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde ivme kazanan jeopolitik parçalanma, müttefikleri dahi hedef alan gümrük vergisi politikaları ve Federal Rezerv’in (Fed) bağımsızlığına yönelik bitmek bilmeyen saldırılar, tahvillerin “güvenli liman” primini eritiyor.

Hatta Trump’ın Grönland’ı ilhak etme tehditleri gibi neo-emperyalist çıkışları, piyasalardaki öngörülebilirliği zayıflatarak ABD kağıtlarını riskli varlık kategorisine yaklaştırıyor. Profesyonel yatırımcı anketleri, ABD ve G10 ülkeleri arasındaki faiz farkı lehine olsa bile doların önümüzdeki dönemde endemik bir zayıflık yaşayacağına işaret ediyor.

Yeni Güvenli Limanlar: İsviçre Frangı, Altın ve Bunds

Küresel piyasalarda “risk-off” (riskten kaçış) dönemlerinde yaşanan geleneksel refleksler değişmeye başladı. Eskiden yatırımcılar panik anında dolar ve yen’e koşarken, bugün hiyerarşinin tepesinde yeni isimler var:

  • İsviçre Frangı ve Singapur Doları: Döviz tarafında öne çıkan yeni kaleler.

  • Altın: Enflasyon ve jeopolitik risklere karşı tarihsel gücünü koruyor.

  • Alman Tahvilleri (Bunds): ABD’nin bozulan bilançosuna karşı Avrupa’nın daha sağlam bütçe disiplini, yatırımcıları kıta Avrupası borçlanma araçlarına çekiyor.

Hazine Tahvillerinin “Likidite Primi” Eriyor

Geçmişte yatırımcılar, ABD tahvillerini sadece güvenli olduğu için değil, son derece likit olduğu için de tercih eder ve bunun için bir “kolaylık primi” (convenience yield) öderlerdi. Ancak merkez bankalarının parasal sıkılaşma (QT) programları ve rezerv yöneticilerinin ABD borcuna olan iştahının azalmasıyla bu prim düşüşe geçti. Bu durum, ABD’li vergi mükelleflerinin artık borçlanma maliyetlerinde o eski “güvenli liman sübvansiyonundan” yararlanamadığı anlamına geliyor.

Paradoks: ABD Hisse Senetleri Yeni Rezerv Varlık mı?

Pimco analistleri Marc Seidner ve Pramol Dhawan’ın dikkat çektiği üzere, bugün ilginç bir takas yaşanıyor: ABD’de büyüme var ama bilanço bozuk; Avrupa’da büyüme durmuş ama bilanço daha sağlam. Bu durum yatırımcıları paradoksal bir tercihe zorluyor: Borç (tahvil) riskini Avrupa’da üstlenmek, öz sermaye (hisse senedi) riskini ise ABD’de almak. Yabancı yatırımcıların ABD tahvillerindeki payını azaltırken hisse senedi payını artırması, “ABD hisse senetleri küresel rezerv varlık mı oluyor?” sorusunu akıllara getiriyor.

Sonuç: Güvenlik Görecelidir

Tahvil piyasalarındaki düşüşlerin tarihsel olarak bazen hisse senetlerinden bile daha sancılı olabildiğini unutmamak gerekiyor. Temmuz 2020’den bu yana ABD tahvil piyasasında yaşanan kayıplar, yatırımcıya reel bazda %51’lik bir zarar ettirdi.

Elbette ABD tahvilleri küresel sermaye için devasa bir mıknatıs olmaya devam edecek; “de-dolarizasyon” süreci oldukça uzun ve sancılı bir iş. Ancak piyasaların 2026’da aldığı en büyük ders şu: Sermaye piyasalarında “güvenlik” kavramı mutlak değil, tamamen görecelidir.

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler