Dünya Ekonomisi
Bitcoin 150 Bin Dolar Olmalı mıydı? Kripto Piyasasında Manipülasyon Tartışması
Bitcoin’in fiyatı uzun süredir tartışma konusu. Bazı yatırımcılar ve piyasa gözlemcileri, mevcut küresel likidite koşulları ve kurumsal ilginin geldiği seviye…
Bitcoin’in fiyatı uzun süredir tartışma konusu. Bazı yatırımcılar ve piyasa gözlemcileri, mevcut küresel likidite koşulları ve kurumsal ilginin geldiği seviye dikkate alındığında Bitcoin’in çok daha yüksek bir fiyatta olması gerektiğini savunuyor. Hatta bu görüşe göre Bitcoin’in en az 150 bin dolar seviyesinde olması beklenirdi. Ancak fiyatın bu seviyeye ulaşmamasının arkasında yalnızca arz-talep dengesi değil, çok daha karmaşık finansal mekanizmalar olabileceği iddia ediliyor.
Son dönemde açılan bir federal dava ve kamuya yansıyan bazı ticaret verileri, kripto para piyasasında büyük bir finans kuruluşunun rolünü yeniden tartışmaya açtı. İddialar, hem geçmişte yaşanan Terra-Luna çöküşüyle hem de Bitcoin ETF piyasasındaki hareketlerle bağlantı kuruyor.
Terra Çöküşü ve İçeriden Bilgi İddiaları
2022 yılında TerraUSD (UST) adlı algoritmik stabil kripto paranın dolar sabitini kaybetmesi ve Luna token’ının çökmesi, kripto tarihinin en büyük yıkımlarından biri olarak kayıtlara geçti. Toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık piyasa değeri birkaç gün içinde silindi. Küçük yatırımcılar ağır kayıplar yaşadı.
Son açılan davada, büyük bir finans firmasının Terra ekosistemindeki bazı likidite hareketlerine ilişkin kamuya açıklanmamış bilgilere erişmiş olabileceği öne sürülüyor. İddialara göre kritik bir tarihte Terra tarafından yapılan büyük bir likidite çekiminin hemen ardından, söz konusu firmanın bağlantılı bir cüzdanı da aynı havuzdan yüksek miktarda UST çekti. Bu işlemin, kamuya açıklama yapılmadan dakikalar önce gerçekleştiği belirtiliyor.
Dava dosyasında, bu işlemlerin içeriden bilgi olmadan yapılmasının mümkün olmadığı savunuluyor. Şirket ise iddiaları reddediyor ve Terra ekosistemindeki çöküşün kendi yapısal sorunlarından kaynaklandığını ileri sürüyor. Ancak bu gelişme, büyük finans kurumlarının kripto piyasalarındaki rolünü yeniden sorgulatmış durumda.
Her Gün Saat 10.00’da Gelen Satış Dalgası
2024 sonu ve 2025 boyunca Bitcoin grafiğinde dikkat çekici bir desen oluştu. ABD borsalarının açıldığı saat olan 10.00’da, neredeyse her işlem gününde ani ve sert satışlar yaşandı. Bu düşüşler birkaç dakika içinde yüzde 2-3 seviyesine ulaşabiliyor, kaldıraçlı uzun pozisyonları tasfiye ediyor ve milyonlarca dolarlık likidasyon yaratıyordu. Ardından fiyat saatler içinde toparlanıyordu.
Bu düzenli hareket, birçok analistin dikkatini çekti. Satışların zamanlaması ve şiddeti, sıradan yatırımcı davranışıyla açıklanamayacak kadar sistematik görünüyordu. Özellikle likiditenin nispeten zayıf olduğu açılış anında yapılan büyük satış emirlerinin zincirleme tasfiyelere yol açtığı ve fiyatı aşağı çektiği gözlemlendi.
İddialara göre, Bitcoin ETF’lerinde yetkili katılımcı konumunda olan büyük piyasa yapıcılar, bu saatlerde piyasaya yüksek hacimli satış yaparak fiyatı geçici olarak baskılayabiliyor. Düşüş sırasında oluşan panik ve likidasyonlar ise daha düşük seviyelerden yeniden alım fırsatı yaratıyor.
Dikkat çeken bir başka nokta ise, Terra davasının kamuoyuna yansıdığı dönemde bu 10.00 satışlarının bir süreliğine durması oldu. Daha sonra, hukuki baskının azalmasıyla birlikte benzer hareketlerin yeniden başladığı öne sürüldü.
ETF Mekanizması ve Görünmeyen Türev Pozisyonlar
Bitcoin spot ETF’leri, kripto piyasasına kurumsal para girişini kolaylaştıran en önemli araçlardan biri olarak görülüyor. Bu ETF’lerin işleyişinde “yetkili katılımcı” adı verilen sınırlı sayıda büyük finans kurumu yer alıyor. Bu kurumlar, ETF hisseleri ile gerçek Bitcoin arasında köprü görevi görüyor.
Söz konusu finans firması, en büyük Bitcoin ETF’lerinden birinde yüz milyonlarca dolarlık hisse bulunduruyor. Kamuya açık 13F bildirimlerinde bu pozisyonlar “uzun” yani alım yönlü olarak görünüyor. Ancak 13F formları yalnızca hisse pozisyonlarını gösteriyor; opsiyon, vadeli işlem veya swap gibi türev araçlar bu raporlarda yer almıyor.
Piyasa uzmanlarına göre asıl kritik nokta burada. Bir kurum ETF hissesi taşırken aynı anda eşit veya daha büyük büyüklükte satım opsiyonu ya da kısa vadeli işlem pozisyonu almış olabilir. Bu durumda görünen “uzun” pozisyon gerçekte sıfır hatta negatif net maruziyet anlamına gelebilir.
Basit bir ifadeyle, bilanço bir tarafıyla Bitcoin’e yatırım yapılmış gibi görünürken, diğer görünmeyen tarafında fiyat düşüşünden kazanç sağlayacak bir yapı bulunabilir. Mevcut raporlama kuralları, kamuoyunun bu net pozisyonu görmesine izin vermiyor.
Daha Önceki Manipülasyon Kararları
Söz konusu finans kuruluşunun farklı ülkelerdeki türev piyasalarındaki faaliyetleri de geçmişte düzenleyicilerin radarına girmişti. Bir Asya ülkesinde, endeks opsiyon piyasasında yapılan işlemler nedeniyle kapsamlı bir inceleme yürütüldü ve firmanın nakit ve türev piyasaları eş zamanlı kullanarak yüksek kazanç elde ettiği tespit edildi.
Düzenleyici kurum, nakit piyasada yapılan işlemlerle fiyatın belirli bir yöne itildiğini, ardından türev pozisyonlardan kazanç sağlandığını belirtti. Bu tür stratejiler, yüksek hız ve büyük sermaye gerektiriyor. Küçük yatırımcıların bu ölçekte hareket etmesi mümkün değil.
Bu geçmiş örnek, kripto piyasasındaki iddiaların neden ciddiye alındığını açıklıyor. Çünkü benzer bir modelin Bitcoin’de uygulanıp uygulanmadığı sorusu gündeme geliyor: Spot piyasada fiyatı geçici olarak aşağı çekmek ve türev pozisyonlardan kazanç sağlamak.
21 Milyon Sınırı ve Sentetik Arz Tartışması
Bitcoin’in en güçlü anlatılarından biri, toplam arzının 21 milyon ile sınırlı olması. Bu sınır, ağın yazılımı tarafından korunuyor ve değiştirilemiyor. Ancak bazı analistler, fiyat oluşumunun yalnızca zincir üstü arzla belirlenmediğini vurguluyor.
ETF’ler, vadeli işlemler ve opsiyonlar üzerinden yaratılan sentetik pozisyonlar, piyasada fiili arzın üzerinde bir “kâğıt Bitcoin” hacmi oluşturabiliyor. Eğer büyük bir kurum, elindeki ETF envanterini türev pozisyonlarla birlikte kullanarak fiyat üzerinde baskı kurabiliyorsa, protokoldeki kıtlık tek başına fiyatı yukarı taşımaya yetmeyebilir.
Bu noktada asıl soru şu: Büyük piyasa yapıcıların net Bitcoin pozisyonu gerçekten ne? Görünen uzun pozisyonlar, aslında daha büyük bir kısa stratejinin parçası mı?
Şeffaflık Çağrıları Artıyor
Kripto yatırımcıları arasında şeffaflık talebi giderek yükseliyor. Mevcut bildirim kuralları, büyük finans kurumlarının gerçek net maruziyetini göstermiyor. Bu da fiyat oluşum sürecine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Bitcoin’in uzun vadeli yatırımcıları için temel mesele, fiyatın serbest piyasa koşullarında mı belirlendiği yoksa gelişmiş finansal araçlara erişimi olan sınırlı sayıdaki oyuncu tarafından mı yönlendirildiği.
Regülatörlerin atacağı adımlar, ETF piyasasındaki raporlama standartlarını değiştirebilir. Daha kapsamlı açıklama yükümlülükleri, piyasa güvenini artırabilir. Aksi halde, Bitcoin’in gerçek kıtlığı ile fiyat grafiği arasındaki makas tartışılmaya devam edecek.
Sonuç olarak, Bitcoin’in 150 bin dolar olup olmaması yalnızca arz ve talep meselesi değil. Piyasa yapısı, türev ürünler ve kurumsal stratejiler, fiyatın gittiği yön üzerinde büyük etkiye sahip olabilir. Küçük yatırımcı için ise en kritik soru hâlâ cevap bekliyor: Büyük oyuncuların gerçek pozisyonu ne?
