Dünya Ekonomisi
ABD’de “Borç Sarmalı” Riski: Faiz Yükü Bütçeyi Delecek
Kongre Bütçe Ofisi (CBO) projeksiyonlarına göre kamu borcu/GSYH oranı önümüzdeki yıllarda II. Dünya Savaşı sonrası rekorunu geçebilir. Faiz giderlerindeki sıçrama ve tahvil faizlerindeki yükseliş, bütçe açıklarını daha da büyütebilir.
ABD’de kamu borcu hızla artarken, faiz giderlerinin ekonomik büyümeyi aşma riski “borç sarmalı” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kongre Bütçe Ofisi (CBO) projeksiyonlarına göre kamu borcu/GSYH oranı önümüzdeki yıllarda II. Dünya Savaşı sonrası rekorunu geçebilir. Faiz giderlerindeki sıçrama ve tahvil faizlerindeki yükseliş, bütçe açıklarını daha da büyütebilir.
Kamu Borcu Kritik Eşiğe Yaklaşıyor
ABD’de kamuya açık (publicly held) federal borç halihazırda 31 trilyon dolar seviyesinde ve ekonominin yaklaşık %100’üne (GSYH) denk geliyor.
Congressional Budget Office (CBO) tarafından yayımlanan son projeksiyonlara göre:
-
2030 mali yılında borç/GSYH oranı, II. Dünya Savaşı sonrası görülen %106’lık rekoru aşacak
-
2036’da oran %120’ye yükselecek
Bu tablo, ABD’nin mali görünümünde uzun vadeli sürdürülebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda.
Faiz Giderleri İkiye Katlanıyor
Borç stokundaki artışın en önemli itici gücü ise faiz maliyetleri.
CBO tahminlerine göre:
-
Bugünkü seviyelerin iki katından fazla artarak
-
2036’da 2,1 trilyon dolara ulaşacak
-
Federal harcamalar içindeki payı belirgin şekilde yükselecek
Bu durum, bütçe açıklarının daha da hızlanmasına yol açabilecek bir kısır döngü riski yaratıyor.
Tahvil Faizleri Yükseliyor
ABD Hazine Bakanlığı borçlanmayı farklı vadelerde ve değişen faiz oranlarıyla gerçekleştiriyor. Şu anda ortalama faiz oranı %3,316 seviyesinde.
CBO projeksiyonuna göre:
-
2025’te ortalama faiz oranı %3,4’e
-
2027 sonrası kademeli artışla
-
2036’ya doğru %3,9’a yükselecek
Önümüzdeki 10 yılda faiz giderlerindeki artışın yaklaşık yarısının, sadece ortalama faiz oranındaki yükselişten kaynaklanacağı öngörülüyor.
Tahvil getirilerindeki yükseliş; geçmişteki Fed faiz artırımları, borç dinamiklerinin sürdürülemez görünümü ve küresel yatırımcı güvenine ilişkin tartışmalarla bağlantılı.
Büyüme Yavaşlıyor
Borç dinamikleri açısından kritik gösterge, nominal ekonomik büyüme ile ortalama faiz oranı arasındaki fark.
CBO’nun tahminlerine göre:
-
2025’te nominal büyüme: %4,1
-
2026’da: %3,9
-
2027’de: %3,8
Ekonomik büyümenin aşağı yönlü revize edilmesi, borcun GSYH’ye oranının daha hızlı artması anlamına geliyor.
“Borç Sarmalı” Uyarısı
Committee for a Responsible Federal Budget (CRFB), son değerlendirmesinde şu uyarıda bulundu:
On yılın ilerleyen dönemlerinde ortalama federal borç faizi, nominal ekonomik büyümeyi aşabilir. Bu durum bir “borç sarmalının” başlangıcı olabilir.
Borç sarmalı; faiz giderlerinin ekonomik büyümeden daha hızlı artması, bunun daha fazla borçlanmayı zorunlu kılması ve sürecin kendi kendini beslemesi anlamına geliyor.
Bu senaryoda borç dinamiği “kaçış hızına” ulaşabilir ve daha sert mali önlemler kaçınılmaz hale gelebilir.
Tarifeler ve Hukuki Belirsizlik
Bütçe açığını geçici olarak sınırlayan unsurlardan biri, Başkan Donald Trump döneminde artırılan tarifelerden gelen yüksek gelirler oldu.
Ancak bu gelirlerin hukuki zemini tartışmalı.
Trump yönetimi, küresel tarifeleri uygulamak için International Emergency Economic Powers Act (IEEPA) yasasına dayanmıştı. Konuya ilişkin nihai kararın ABD Yüksek Mahkemesi tarafından verilmesi bekleniyor.
Mahkemenin tarifeleri yasa dışı bulması halinde:
-
Gümrük gelirlerinde sert düşüş yaşanabilir
-
Şirketlere geri ödeme yükümlülüğü doğabilir
-
Hazine planlanandan daha fazla borçlanmak zorunda kalabilir
-
Tahvil piyasasında oynaklık artabilir
CRFB’ye göre olumsuz bir hukuki senaryoda:
-
2036 bütçe açığı 3,1 trilyon dolar yerine 3,8 trilyon dolara çıkabilir
-
Borç/GSYH oranı %120 yerine %131’e yükselebilir
Bu durumda mali kriz riski belirgin şekilde artabilir.
Yapay Zekâ Umudu
Borç görünümünü iyileştirebilecek potansiyel faktörlerden biri ise üretkenlik artışı.
CBO, yapay zekânın toplam faktör verimliliğine yıllık 0,1 puan katkı yapacağını ve 2036’ya kadar toplam üretimi yaklaşık 1 puan artıracağını öngörüyor.
Ancak bu katkı, mevcut borç dinamiklerini kökten değiştirecek ölçekte değil.
CBO’ya göre üretken yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşması iş organizasyonunu ve verimliliği artırabilir, ancak etkisi “mütevazı” kalacak.
Siyasi Gerçeklik: Kemer Sıkma Korkusu
ABD’li siyasetçiler, mali disiplin önlemlerinin yaratacağı siyasi tepki nedeniyle kemer sıkma adımlarından kaçınma eğiliminde.
Bu nedenle uzun vadeli borç kontrolü için genellikle “yüksek büyüme” senaryosu dile getiriliyor. Ancak faiz oranlarının büyümeyi aşması halinde bu strateji yeterli olmayabilir.
Kaynak: FORTUNE
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
