Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

2026’ya Girerken Küresel Ekonomi: Yapay Zekâ, Ticaret Savaşı ve Mali Riskler Gündemde

Geride kalan yıl; yapay zekâ yatırımlarındaki patlama, ABD–Çin geriliminin kalıcılığı ve artan mali risklerin küresel piyasalar üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koydu. Bu başlıklar 2026’ya da damga vuracak. Ancak 2025’te öne çıkan bazı anlatılar zayıflarken, küresel ekonomi yeni ve zorlu bir döneme farklı risklerle giriyor.

2026’ya Girerken Küresel Ekonomi: Yapay Zekâ, Ticaret Savaşı ve Mali Riskler Gündemde

Özet:


Geride kalan yıl; yapay zekâ yatırımlarındaki patlama, ABD–Çin geriliminin kalıcılığı ve artan mali risklerin küresel piyasalar üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koydu. Bu başlıklar 2026’ya da damga vuracak. Ancak 2025’te öne çıkan bazı anlatılar zayıflarken, küresel ekonomi yeni ve zorlu bir döneme farklı risklerle giriyor.

https://www.visualcapitalist.com/wp-content/uploads/2025/10/World-Economy-in-2026_Site.webp
https://www.grandviewresearch.com/static/img/research/ai-data-center-market.webp
https://news-archive-assets.ku.edu/data/e0/e8/01j8r50dxfwqrak71ysxnz09ct.jpeg
4

1. Yapay Zekâ Büyümeyi Desteklemeye Devam Edecek, Balon da Şişecek

2026, yapay zekânın dönüştürücü gücüne dair yeni kanıtların ortaya çıktığı bir yıl olacak. Ancak bu teknolojinin ekonomik kazanımları eşit dağılmayacak. Kısa vadede büyümeye en güçlü katkı ABD’den gelecek ve bu katkı ağırlıklı olarak yapay zekâ altyapısına yönelik sermaye yatırımlarındaki artıştan kaynaklanacak.

ABD’de verimlilik artışı ilk sinyallerini vermeye başlasa da, 2026’daki büyüme ivmesi esas olarak yatırımlara dayanacak. Yapay zekânın ABD ekonomisine katkısı şimdiden hissediliyor; yılın ilk yarısında büyümeye yaklaşık 0,5 puanlık katkı sağladığı hesaplanıyor. Bu eğilimin sürmesiyle ABD ekonomisinin 2026’da %2,5 büyümesi bekleniyor.

ABD dışındaki tablo ise daha zayıf. Yapay zekâ yatırımları ve benimsenme süreci Avrupa ve diğer bölgelerde yavaş ilerliyor. Bu farkın kısa vadede kapanması beklenmiyor. Bu nedenle Avrupa’nın ABD’ye kıyasla zayıf performansını sürdürmesi öngörülüyor. İngiltere ve Euro Bölgesi için büyüme tahminleri sırasıyla %1,2 ve %1,0 seviyelerinde kalıyor.

Borsalar açısından bakıldığında, 2025’teki güçlü yükselişin arkasındaki ana itici güçlerden biri de yapay zekâ iyimserliği oldu. Özellikle ABD hisse senetlerinde değerlemeler yüksek seyrediyor. Ancak 1990’ların sonundaki teknoloji balonuyla kıyaslandığında henüz aşırı seviyelere ulaşılmış değil. Şirket kârlılıklarının güçlü kalmasıyla birlikte, hisse senetlerinde yükselişin bir süre daha devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede S&P 500 endeksinin 2026 sonunda 8.000 seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor.

2. Çin Düşük Büyüme ve Deflasyon Kıskacında Kalacak

2025, Çin’in yapay zekâ alanında bazı kritik teknolojilerde ABD ile arasındaki farkı kapattığı bir yıl oldu. Ancak teknolojik ilerlemeye rağmen Çin ekonomisinin yapısal sorunları devam ediyor. Üretimi talebin önünde tutan büyüme modeli, kronik kapasite fazlası ve zayıf iç tüketim yaratmaya devam ediyor.

Yetkililer sorunun farkında olduklarını vurgulasa da, 2026’da bu dengesizliğin ortadan kalkması beklenmiyor. Açıklanan politikalar kapasite azaltımına yönelik somut adımlar içermiyor. Büyük çaplı fabrika kapanmaları ve istihdam kayıplarını telafi edecek güçlü bir teşvik paketi de gündemde değil.

Mart ayında açıklanması beklenen yeni Beş Yıllık Plan’da hane halkı tüketiminin GSYH içindeki payının artırılması hedeflenebilir. Ancak önceliğin yine sanayi kapasitesi, teknolojik yeterlilik ve küresel rekabet olacağı anlaşılıyor.

Bu tablo altında Çin ekonomisinin 2026’da da yaklaşık %3 büyüme hızında kalması bekleniyor. Arz-talep dengesizliği ise ticaret fazlasını büyütmeye ve deflasyonist baskıları artırmaya devam edecek. Bu durum devlet tahvili faizlerini aşağı çekiyor. Çin’in 10 yıllık tahvil faizi bu yıl ilk kez Japonya’nın altına indi ve farkın 2026’da daha da açılması bekleniyor.

3. Ticaret Savaşı Bitmedi, Şekil Değiştiriyor

ABD ve Çin liderleri arasında Ekim sonunda varılan anlaşma ve ABD’nin diğer ticaret ortaklarıyla yaptığı düzenlemeler, ticaret savaşını sona erdirmedi. 2026, ABD’nin uyguladığı tarifelere küresel ticaretin uyum sağladığı ve ABD–Çin ayrışmasının yeni boyutlar kazandığı bir yıl olacak.

Mevcut anlaşmalar yeni bir tarife tırmanışını şimdilik engellese de, bir yıllık “son kullanma süresi” 2026’nın sonlarına doğru yeni bir gerilim riski yaratıyor. Ayrıca ABD’nin tarife gelirlerine artan bağımlılığı, bu bariyerlerin kolay kolay kaldırılmayacağını gösteriyor.

Tedarik zincirleri kritik ürünlerde Çin dışına kaymaya devam ederken, ABD–Meksika–Kanada Anlaşması’nın (USMCA) yeniden müzakere edilmesi Çinli firmaların dolaylı ihracat yollarını zorlaştırabilir. Yatırım ve teknoloji transferleri üzerindeki kısıtlamalar da artabilir.

Özetle, 2025’teki sert ticaret şoklarının tekrarı beklenmese de, ABD ve Çin arasındaki ekonomik kopuş 2026 boyunca küresel ticaret, sermaye ve teknoloji akımlarını şekillendirmeye devam edecek.

4. Merkez Bankaları Faiz İndirecek, Ancak Herkes Aynı Ölçüde Değil

2026, küresel ölçekte parasal gevşemenin sürdüğü bir yıl olacak. Ancak faiz indirimlerinin hızı ve boyutu ülkeden ülkeye ciddi farklılıklar gösterecek.

ABD’de ekonomik dayanıklılık ve çekirdek enflasyonun %3 civarında kalması, faiz indirimlerinin piyasa beklentilerinden daha sınırlı olmasına yol açabilir. Bu ay bir indirim daha gelse bile, 2026 boyunca yalnızca bir ek indirim bekleniyor. Bu senaryoda politika faizi %3,25–3,50 bandında kalabilir. Bu durum, daha agresif indirim isteyen Trump yönetimiyle Fed arasında gerilim yaratma potansiyeli taşıyor.

Euro Bölgesi’nde ise zayıf büyüme ve düşük enflasyon, mevduat faizinin %1,5 seviyesine kadar gerilemesine olanak tanıyabilir. İngiltere’de enflasyonun beklenenden hızlı düşmesi ve mali sıkılaşma ile birlikte faizlerin %3 seviyesine inmesi öngörülüyor.

Gelişen ülkelerde, özellikle Brezilya’da yüksek reel faizler Merkez Bankası’na daha geniş bir manevra alanı sunuyor. Selic faizinin 2026 sonunda %11,25 seviyesine düşmesi bekleniyor.

Japonya ise bu tabloda ayrışıyor. Sıkı işgücü piyasası ve mali destekler nedeniyle Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımlarına devam etmesi ve politika faizinin %1,25 seviyesine çıkması öngörülüyor.

Bu senaryoda doların euro ve sterline karşı görece güçlü kalması, yenin ise dolara karşı sınırlı değer kazanması bekleniyor.

5. Mali Riskler Piyasaların Peşini Bırakmayacak

2025’te zaman zaman piyasaları sarsan kamu maliyesi kaynaklı endişeler, 2026’da da gündemde kalacak. ABD, Fransa ve kısmen İngiltere yüksek bütçe açıkları ve ağır borç yükleriyle öne çıkıyor. İtalya’nın bütçe dengesi görece daha iyi olsa da düşük büyüme ve yüksek borç oranı risk oluşturuyor.

Negatif faiz döneminden pozitif reel faiz ortamına geçiş, borç servis maliyetlerini hızla artırdı. Kritik soru ise şu: “Ne kadar borç fazla sayılır?” Net bir eşik olmasa da, siyasi veya ekonomik şoklar yatırımcı algısını hızla değiştirebiliyor.

2026’da bu tür bir kırılmanın siyasi kaynaklı olma ihtimali daha yüksek görülüyor. Fransa’daki 2027 seçimlerine dair belirsizlikler, İngiltere’de olası bir iktidar değişimi veya ABD’de mali disiplinin gevşediği algısı, tahvil piyasalarında ani satışlara yol açabilir.

Merkez bankalarının faiz indirimleri ve örtük finansal baskılama politikaları, genel olarak tahvil piyasalarını dengede tutabilir. Ancak kısa süreli ve sert satış dalgaları 2026 boyunca zaman zaman tekrar edebilir.

Kaynak, Neil Shearing, Capital Group


Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler