Sosyal Medya

Döviz

ECB’den Euro Uyarısı: Kur Güçlenirse Faiz İndirimi Gündeme Gelebilir

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Konseyi üyesi ve Avusturya Merkez Bankası Başkanı Martin Kocher, eurodaki değer artışının enflasyon görünümünü aşağı çekmesi halinde ECB’nin yeni bir faiz indirimi seçeneğini değerlendirmek zorunda kalabileceğini söyledi. Kocher’e göre son dönemde eurodaki yükseliş “ılımlı” düzeyde kalsa da, kurdaki kalıcı ve güçlü bir artış para politikasını doğrudan etkileyebilir.

ECB’den Euro Uyarısı: Kur Güçlenirse Faiz İndirimi Gündeme Gelebilir

Özet:

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Konseyi üyesi ve Avusturya Merkez Bankası Başkanı Martin Kocher, eurodaki değer artışının enflasyon görünümünü aşağı çekmesi halinde ECB’nin yeni bir faiz indirimi seçeneğini değerlendirmek zorunda kalabileceğini söyledi. Kocher’e göre son dönemde eurodaki yükseliş “ılımlı” düzeyde kalsa da, kurdaki kalıcı ve güçlü bir artış para politikasını doğrudan etkileyebilir.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), eurodaki değerlenmenin enflasyon üzerindeki etkilerini yakından izliyor. ECB Yönetim Konseyi üyesi olan Avusturya Merkez Bankası Başkanı Martin Kocher, eurodaki ilave değer artışlarının enflasyon tahminlerini aşağı çekmesi durumunda yeni bir faiz indiriminin gündeme gelebileceğini söyledi.

Kocher, Financial Times’a verdiği röportajda, euro/dolar paritesindeki son yükselişleri “mütevazı” olarak nitelendirirken, mevcut seviyelerin ECB’nin hemen harekete geçmesini gerektirmediğini vurguladı. Ancak eurodaki değerlenmenin devam etmesi ve bunun enflasyon projeksiyonlarını aşağı çekmesi halinde para politikasında tepki verilmesinin kaçınılmaz olabileceğini ifade etti.

“Kur Hedefimiz Yok, Enflasyon Hedefimiz Var”

Kocher, ECB’nin döviz kuru hedeflemesi yapmadığının altını çizerek, olası bir müdahalenin kurun kendisinden değil, kurun enflasyon üzerindeki etkisinden kaynaklanacağını belirtti.

“Eğer euro daha da değer kazanırsa, bir noktada para politikasına tepki verme ihtiyacı doğabilir,” diyen Kocher, “Ancak bu döviz kuru nedeniyle değil, döviz kurunun enflasyonu aşağı çekmesi nedeniyle olur. Bu da doğrudan bir para politikası meselesidir,” ifadelerini kullandı.

Kocher, para politikası kararlarında “tam opsiyonellik” ilkesini koruduklarını ve belirsizliğin yüksek olduğu mevcut ortamda ECB’nin elini bağlayacak net yönlendirmelerden kaçınması gerektiğini söyledi.

Dolar Zayıflıyor, Euro Dört Yılın Zirvesinde

ECB yetkililerinin odağındaki ana unsurlardan biri, doların son dönemde euro ve diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi. ABD ile Avrupa Birliği arasında Grönland üzerinden yaşanan siyasi gerilimler ve Donald Trump yönetiminin dış politika adımları, yatırımcıların ABD varlıklarından çıkış yaparak portföylerini çeşitlendirmesine yol açtı.

Bu eğilim, doların küresel ölçekte zayıflamasına katkı sağlarken, euro salı günü dolar karşısında 1,199 seviyesine yükselerek dört yılı aşkın sürenin en yüksek düzeyine ulaştı.

Dolar üzerindeki baskıyı artıran bir diğer unsur ise, ABD ile Japonya’nın yenin aşırı zayıflamasını önlemek için ortak bir müdahalede bulunabileceğine yönelik piyasa spekülasyonları oldu. Bu beklenti, doların küresel ölçekte değer kaybını hızlandırdı.

Güçlü Euro: Daha Düşük Enflasyon, Daha Zayıf Rekabet

Kocher’e göre eurodaki güçlenme, ithalat fiyatlarını aşağı çekerek enflasyon üzerinde düşürücü etki yaratıyor. Bu durum kısa vadede fiyat istikrarı açısından olumlu görünse de, Avrupa ekonomisinin rekabet gücü açısından riskler barındırıyor.

“Eurodaki değer artışı ithalat fiyatlarını aşağı çekiyor,” diyen Kocher, “Ancak aynı zamanda ABD’li rakipler karşısında daha az rekabetçi hale gelmemize de neden oluyor,” ifadelerini kullandı.

Kocher ayrıca Çin yuanının euroya karşı yapısal olarak düşük değerli olduğunu savunarak, bu durumun Avrupa sanayisi açısından ek bir rekabet baskısı yarattığını dile getirdi.

ECB İçinde Kur Tartışmaları Sürüyor

Geçen yıl ECB Başkan Yardımcısı Luis de Guindos, euro/dolar paritesinin 1,20 seviyesinin üzerine çıkmasının “karmaşık” sonuçlar doğurabileceğini söylemişti. Ancak Kocher, belirli bir kur seviyesini sorunlu ilan etmenin doğru olmadığını vurguladı.

“Döviz kuru için bir hedef belirlemek ciddi olmaz,” diyen Kocher, “Bizim hedefimiz döviz kuru değil, enflasyon oranıdır,” ifadelerini kullandı.

Bu yaklaşım, ECB’nin resmi duruşuyla da uyumlu. Banka, döviz kurlarını doğrudan hedeflemediğini ancak fiyat istikrarı üzerindeki etkilerini dikkate aldığını uzun süredir vurguluyor.

Ticaret Gerilimleri Belirsizliği Artırıyor

Kocher, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Grönland nedeniyle Avrupa ülkelerine gümrük tarifesi uygulamaktan geri adım atmasına rağmen, küresel ticaret gerilimlerinin para politikası görünümünü belirsiz kılmaya devam ettiğini söyledi.

“Ticaretle ilgili riskler hâlâ masada ve açıkçası öngörülebilir gelecekte de masada kalacak gibi görünüyor,” diyen Kocher, bu durumun ECB açısından net bir politika patikası çizmeyi zorlaştırdığını ifade etti.

Euro Bölgesi Ekonomisi Beklenenden Dayanıklı

Kocher, küresel ticaretteki dalgalanmalara rağmen Euro Bölgesi ekonomisinin beklenenden daha dirençli olduğunu belirtti. 2025 yılı büyüme görünümüne ilişkin olarak ise “temkinli iyimser” olduğunu söyledi.

Kocher’e göre risk dengesi, Trump’ın 2025 baharında açıkladığı ve “özgürleşme günü” olarak adlandırılan gümrük tarifesi planlarının ardından görülen döneme kıyasla daha dengeli bir noktaya gelmiş durumda.

Yukarı yönlü riskler arasında hanehalkı tasarruf oranlarının düşmesi halinde tüketim harcamalarının güçlenmesi yer alıyor. Aşağı yönlü riskler ise yeni ticaret gerilimleri, jeopolitik gelişmeler ve hisse senedi piyasalarında olası bir düzeltme olarak sıralanıyor.

Şubat Toplantısı Öncesi: Faizler Sabit Kalabilir

Kocher, ECB’nin gelecek hafta yapılacak şubat ayı toplantısı öncesinde konuşurken, mevcut koşullarda faiz oranlarını değiştirmek için bir gereklilik görmediğini söyledi. Piyasalarda da ECB’nin faizleri beşinci toplantıda da sabit tutarak yüzde 2 seviyesinde bırakması bekleniyor.

“Mevcut durumda para politikasında tam opsiyonelliği korumak son derece mantıklı,” diyen Kocher, “Çünkü içinde bulunduğumuz ortam yüksek belirsizlik içeriyor,” ifadelerini kullandı.


Kaynak: Financial Times

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

  • BlackRock Türk Hisselerine Dönüş Yaptı: “Piyasada Dönüş Sinyalleri Var”

    Dünyanın en büyük varlık yöneticilerinden BlackRock, uzun süredir mesafeli durduğu Türkiye hisse senedi piyasasına yeniden pozisyon almaya başladı. Şirketin en iyi performans gösteren fonlarından biri olan Frontiers Investment Trust, Türk hisselerini portföyünde yüzde 10’a yaklaştırırken, yöneticiler enflasyondaki yavaşlama ve faiz indirimlerinin olası bir piyasa dönüşüne zemin hazırladığını belirtiyor.

  • Sabancı Holding’e Akçansa Payları İçin 1,1 Milyar Dolarlık Teklif

    Sabancı Holding, Akçansa’da sahip olduğu ve sermayenin %39,72’sine denk gelen paylar için, şirket değerini 1,1 milyar dolar olarak belirleyen bir teklif aldığını duyurdu.

  • Bank of America’dan Ons Altın İçin 6.000 Dolar Hedefi

    Küresel piyasalarda aylardır yeni rekorlar kıran altın için Bank of America (BofA) beklentileri daha da yukarı çekti. ABD’li banka, kısa vadeli ons altın fiyatı hedefini 6.000 dolar olarak açıkladı. Bu tahmin, büyük finans kuruluşları arasında şimdiye kadar yapılan en agresif projeksiyon olarak öne çıkarken, BofA’ya göre mevcut yükseliş henüz “yorulmuş” değil.

  • Gümüş: “Zombi Bankalar” Kaçışı mı, Yoksa Dev Bir Balon mu?

    Gümüş fiyatları, Çin bankacılık sisteminden gelen "sistemik risk" sinyalleri ve küresel fiziksel metal talebiyle 110 doları aşarak tarih yazdı. Uzmanlar ikiye bölünmüş durumda: Gümüşün "saltanatı" yeni mi başlıyor, yoksa 45 yıllık finansal felaketler tekerrür mü edecek?

  • Adam Posen: Trump’ın Ekonomi Politikalarının Bedeli Yakında Daha Net Görülecek

    Peterson Institute Başkanı Adam Posen’e göre, Donald Trump’ın ticaret ve göç politikalarının ABD ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri henüz makro verilere tam olarak yansımış değil. Ancak bu durum, politikaların zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Posen, politika kaynaklı belirsizliğin yatırım kararlarını felç ettiğini, enflasyonist baskıların gecikmeli olarak biriktiğini ve 2026’ya girerken “stagflasyon benzeri” bir tablonun daha görünür hale geleceğini savunuyor.

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?: Zirve Sonrası Konsolidasyon ve Trend Beklentileri

    Borsa İstanbul, 2026 yılına oldukça güçlü bir giriş yaparak Ocak ayının son haftasında 13.262 puan ile tarihi zirvesini yeniledi. Paylaştığınız raporlar ışığında; piyasanın bu sert yükselişin ardından bir "soluklanma" ve "teknik düzeltme" evresine girdiğini söylemek mümkün. Üç kurumun da ortaklaştığı temel nokta, bu geri çekilmelerin ana yükseliş trendini bozmayan, aksine sağlıklı bir piyasa yapısı için gereken doğal bir denge arayışı olduğudur.

  • SABAH Raporu:  Nasıl bilirdiniz? İyi bilirdik… #DXY

    Basitçe alsan alınmıyor, satsan satılmıyor! Belki de yatırımcılar açısından da en zor dönemlerden birine girmiş olduğumuzu söylemem gerekiyor.

  • Dünya Bankası Raporu: Gelişmekte Olan Ekonomiler Potansiyellerine Ulaşamadı

    Dünya Bankası’nın yeni çalışmasına göre, “gelişmekte olan piyasa” olarak sınıflandırılan ülkeler, son on yıllarda sahip oldukları avantajlara rağmen ekonomik potansiyellerini tam olarak hayata geçiremedi. Raporda, kişi başına yatırım artışının keskin biçimde yavaşladığına dikkat çekilirken, en başarılı örneklerin diğer ülkeler için önemli dersler sunduğu vurgulandı.

  • Teknoloji Devlerinin Yapay Zeka Borçlanması Tahvil Piyasasını Rehin Aldı

    Yapay zeka (AI) çılgınlığı sadece hisse senedi piyasalarını değil, dünyanın en güvenli varlıkları olarak kabul edilen ABD kurumsal tahvil piyasasını da dönüştürüyor. Apollo Global Management ve Morgan Stanley’nin son verilerine göre, teknoloji devlerinin devasa veri merkezi yatırımları için borçlanma atağı, tahvil piyasasını "tek bir makro bahse" mahkûm etme riski taşıyor.

  • Erdoğan ve Trump’tan Kritik Telefon Görüşmesi: Suriye ve Gazze İçin Eşgüdüm Arayışı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yaptıkları telefon görüşmesinde Gazze’nin savaş sonrası yönetimi ve Suriye’deki kırılgan geçiş süreci konusunda politikalarını eşgüdümleme kararı aldı. Görüşme, Ankara ile Washington arasında bölgesel önceliklerin yeniden hizalanmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

  • Halkbank Davasında New York’taki Değerlendirme Toplantısı Ertelendi

    ABD’de Halkbank hakkında açılan ceza davası kapsamında 27 Ocak’ta New York’ta yapılması planlanan ve davanın mevcut durumu ile izlenecek yolun ele alınacağı değerlendirme toplantısı ertelendi. Ertelemenin gerekçesine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

  • Beyaz Eşya İhracatında 10 Yıllık Kazanım Eriyor: Sektör 2017 Seviyelerine Geri Döndü

    Türkiye beyaz eşya sektöründe 2025 yılı, hem iç satışlar hem de ihracatta belirgin bir daralmaya sahne oldu. İç satışlar yüzde 3, ihracat yüzde 10, üretim ise yüzde 9 gerilerken, ihracat hacmi 2017 seviyelerine indi. TÜRKBESD, artan maliyetler ve ticaret politikalarındaki belirsizliklerin sektörün rekabet gücünü zayıflattığı uyarısında bulundu.

  • Wall Street’te Teknoloji Rekoru, Dolarda Trump Depremi ve Gümüşte ‘Balon’ Alarmı

    ABD borsaları Salı gününü teknoloji devlerinin öncülüğünde yeni bir tarihi zirveyle kapatırken, piyasaların gözü Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararına çevrildi. S&P 500 ve Nasdaq rekor tazelerken, Başkan Trump’ın "zayıf dolar" mesajı küresel döviz piyasalarını sarstı. Emtia cephesinde ise gümüşte yaşanan "çılgın" işlem hacmi, büyük bir düzeltmenin kapıda olduğuna dair sinyaller veriyor.

Benzer Haberler