Sosyal Medya

Ekonomi

Yapı Kredi Yatırım Strateji Notu: ‘Duvara Karşı…’

Almanya’nın 3. kuşak Türklerinden olan Fatih Akın, Metin Erksan’ın Susuz Yaz (1963) filminden 40 yıl sonra Duvara Karşı (2004) ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü aldı...

Yapı Kredi Yatırım Strateji Notu: ‘Duvara Karşı…’

“Hayatınıza son vermek istiyorsanız, son verin. Bunun için kendinizi öldürmeniz gerekmez.”

-Dr. Schiller, “Gegen Die Wand”

“Her hikâyenin mutlu bir sonu yoktur… ancak bilimin keşifleri, kalbin öğretileri ve ruhun aydınlanmaları, her insanın çoğu zaman kurtuluşa erişebileceğini bize gösterir. Yaşam var olduğu sürece yenilenme olasılığı da vardır. Bu olasılığı başkalarında ve kendimizde nasıl destekleyeceğimiz ise asıl sorudur.”

-Gabor Maté, In the Realm of Hungry Ghosts: Close Encounters with Addiction

Seni hissediyorum
Yaptığın her hareketi
Seni hissediyorum
Aldığın her nefesi

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

– Depeche Mode, “I Feel You”

Almanya’nın 3. kuşak Türklerinden olan Fatih Akın, Metin Erksan’ın Susuz Yaz (1963) filminden 40 yıl sonra Duvara Karşı (2004) ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü aldı. Fatih Akın’ın yazıp yönettiği film, Gegen Die Wand orijinal adıyla gösterime girmişti. Ayrıca Avrupa Film Ödülü’nü kazanan film, eleştirmenler tarafından “duyulara bir saldırı”, “aşırı durumların enerjik bir patlaması”, “mevcut kültürel klişelerin kolayca özümsenmesine direnen”, “kolayca tanımlanamayan” ve “rahatsız edici” olarak tanımlanmıştı. Ancak, rahatsız edici görüntülerine ve acı dolu hikâyesine rağmen, Berlin jürisi filmi göçmen yaşamının zorluklarını başarılı bir şekilde tasvir ettiği için övdü. Film, daha sonra tiyatro ve operaya uyarlandı. Ailesinin otoriter tutumlarından bunalmış Sibel ile hayatının yönünü kaybetmiş, oradan oraya savrulan Cahit’in yolu intihar girişimleri sonucunda kesişir. İntihar girişimleri, birbirlerinin hayatlarına dahil olmalarına ve köklü değişimler yaşamalarına neden olacaktır. Belki Almanya’da büyüdüğümden dolayı benim için özel anlamı olan, son derece sert ama çok etkileyici film, Depeche Mode’ın müthiş şarkısı “I Feel You” eşliğinde başlıyor.

Başkan Trump, Başkan Xi Jinping ile görüşmesinden sadece üç gün önce Asya’dayken, Japonya’nın yeni Başbakanı Sanae Takaichi ile de bir araya gelerek ona yeni ABD füzelerini takdim etti. 27 Ekim 2025 tarihinde ABD askeri personelinden oluşan bir dinleyici kitlesi önünde, Amerika’nın Japonya ile ittifakının önemi hakkında konuştu. “İlk füze grubunu onayladığımı bildirmekten mutluluk duyuyorum. Birkaçını benimle gelirken gördünüz. Onlara sarıldım. Onlara ihtiyacımız var. Dünyanın en iyileri. Kimse bizim gibi onlara sahip değil. Hepsi bizim füzelerimizi istiyor. Sorun bu. Herkes istiyor, ama bu, Japonya’nın F-35’leri için Japon Öz Savunma Kuvvetleri’ne teslim edilecek ilk füze grubu ve bu hafta geliyorlar. Bir şey açıktır: Hiçbir düşman Amerika’nın donanmasını tehdit etmeyi hayal bile edemez… kimse bizim yaptığımızı yapamaz. Kimse bizim sahip olduğumuza sahip değil. Ayrıca o gemilerde bulunan en iyi ekipmanlara da sahibiz. Bunu görüyorsunuz. Kimse bizim gibi ekipman üretmiyor. Kimse mühimmatı, silahları, füzeleri, uçakları üretmiyor, hiçbirini ve eğer yaparlarsa, Amerikalı denizci onları ezip batırmaya hazır bekliyor… Ve onları parçalayıp yok edeceğiz. Değil mi?”

2026 temalarına devam ederken bugünkü konumuz jeostrateji ve bunun olası ekonomik ve piyasa yansımaları olacak. Çin ile dünyanın geri kalanının büyük bölümü arasındaki kopuşun hızı geçen hafta yeniden arttı. Bu durum, küresel finans piyasaları için önemli sonuçlar doğururken, altının fiyatı üzerinde de olumlu etkilere yol açabilir. Görünüşe göre  Trump’un ziyareti, Japonya Başbakanı’nı Tayvan’ı savunmadaki rolü konusunda çok daha iddialı olmaya teşvik etti. Yeni jeostratejik durum, Japonya’nın denizaltı kapasitesini hızla artırması, son on yıldır yılda bir denizaltı inşa etmesi ve bu süre zarfında denizaltı kapasitesinin boyutunu neredeyse iki katına çıkarması göz önüne alındığında bir gerçeği yansıtıyor. Askeri stratejistler tarafından uzun zamandır bu denizaltıların Çin’in Tayvan’ı deniz yoluyla işgalini önlemede kilit bir rol oynayacağı varsayılıyordu; ancak şimdiye kadar hiçbir Japon politikacı bunların böyle kullanılabileceğini açıkça belirtmemişti. Japonya Hükümeti’ne bağlı resmi bir danışma grubu da denizaltı filosunun nükleer enerjili denizaltılarla güçlendirilmesini önerdi; bu, Japonya’da uzun süredir askeri amaçlarla nükleer teknolojinin sıkı bir şekilde kullanılması ilkesiyle çelişen bir hamle. Sürekli büyüyen bu denizaltı kapasitesi hem Çin’i kontrol altına almayı hem de Tayvan’ı savunmayı açıkça hedefleyen artırılmış bir gemi savar füze kapasitesiyle destekleniyor. Japonya’nın politika değişikliği, Güney Kore’nin ABD’de nükleer denizaltı inşa edeceğini duyurmasının ardından geldi. ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Caudle, bunun aynı zamanda koalisyonun Çin’e karşı koyma planının bir parçası olduğunu açıkladı. Bu konu önemli çünkü yatırımcıların beklemediği bir tırmanışı gösteriyor, ancak daha da önemlisi şu soruyu tekrar gündeme getiriyor: “Xi ne yapacak?” Çin’i kontrol altına almak ve Tayvan ile başarılı bir “yeniden birleşme” şansını azaltmak için yapılan silah seli, Xi’nin bir şeyler yapması gerekeceği ihtimalini artırıyor. Nadir toprak elementlerinin arzını silahlandırma isteği, bunun bir işaretiydi.

Yatırımcılar arasında gerek Rusya-Ukrayna gerek Asya’da işlerin tatlıya bağlanacağı bunun da piyasalar için olumlu olacağı yani olumlu bir “çıkış yolu” olduğu konusunda çok net bir fikir birliği var. Öte yandan biz yeni bir soğuk savaş dönemine girdiğimizi bunun sıcak savaş risklerini barındırdığını düşünmeye devam ediyoruz. Asya’da devam eden tırmanışı, tarafların hiçbirinin herhangi bir çıkış yoluna girmeyi düşünmediğinin kanıtı olarak değerlendiriyoruz. Yatırımcıların, Çin, komşuları ve gelişmiş dünya arasında aniden tırmanacak bir gerilime hazırlıklı olmaları gerekiyor. Bu
durum, Çin’den gelen mal akışında düşüşe, ve muhtemelen 1914’ten bu yana dünyanın gördüğü en büyük arz şokuna yol açabilir. Çin aksı ile dünyanın geri kalanının arasındaki soğuk savaşın tırmanmaya devam etmesinin sonuçlar, küresel etkilere sahip olabilir.

Peki böyle potansiyel bir arz şokuna merkez bankaları nasıl cevap verebilir? Bu konuda bazı ipuçları var. Scott Bessent, “The FEDs ‘Gain Of Function’ Monetary Policy’” başlıklı makalesinde, eski Kansas City FED Başkanı Thomas Koenig’in sözlerini onaylayarak şöyle dedi:

“Ancak Hoenig’in niceliksel genişlemeye yönelik öngörülü itirazları enflasyon tehdidine değil, FED politikalarının “tahsis etkisi” olarak adlandırdığı şeye odaklanıyordu. Hoenig’e göre, “FED’in politikaları genel ekonomik büyümeyi etkilemekten çok daha fazlasını yaptı. FED’in politikaları parayı zenginler ve fakirler arasında kaydırdı ve yıkıcı finansal çöküşlere yol açabilecek Wall Street spekülasyonu gibi şeyleri teşvik etti veya caydırdı.” Hoenig’in uyarıları, finansal varlıklar reel ekonomiye çok az akışla yükselirken, önümüzdeki on yılda etkisini gösterecekti.”

-Scott Bessent, The International Economy, İlkbahar 2025

Bu bizce aşırı derecede önemli bir yazı ve FED’in yeni olası şoklara geçmişten farklı reaksiyon verebileceğinin açık ve net bir ifadesi. Yani, para politikasının gelecekteki yolu, ticari banka kredisi ve geniş para birimlerindeki büyümeyi artırarak, para politikasının merkez bankalarının bilanço genişlemesinden kaynaklanabilecek umulan “servet etkisi” yerine nominal GSYİH üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olmasını sağlamaktır. Scott Bessent, bu sefer gevşek para politikasının FED’in bilançosundaki büyüme ve sadece daha yüksek varlık fiyatlarıyla değil, geniş para ve nominal GSYİH
büyümesiyle ilgili olmasını sağlamak için bankacılık düzenlemelerinde önemli değişiklikler yapıyor. Bu para politikası tepkisi, merkez bankasının varlık satın almasından çok farklı bir etkiye sahip olacak ve doğası gereği çok daha enflasyonist.

Şu an için 2026’da olası bir küresel kriz için pozisyonlanmanın erken olduğunu düşünüyoruz ve kısa vadeli piyasa görüşlerimiz hâlâ olumlu. Fakat, Bu, getiri peşinde yüksek riskler alma zamanı değil. Geçtiğimiz bültende de tartışıldığı gibi, yapay zekâ sermaye döngüsünün büyüklüğü ve süresine odaklanmak, yatırımcıların dikkatini dünyanın geri kalanındaki bazı endişe verici değişimlerden uzaklaştırıyor. Son birkaç hafta içinde, özellikle Çin ile dünyanın geri kalanı arasındaki ilişkiler açısından işler daha da kötüye gitti. İster jeopolitik ister büyüme beklentileri, ister kredi kalitesi olsun, bir şeyler kırılabilir. Bu olasılıklar gerçekleşse de gerçekleşmese de altın son üç senedir olduğu gibi yine en favori varlığımız olmaya devam ediyor.

Yukarıda bahsettiğimiz risklerin önümüzdeki birkaç ayda piyasa gündemine gelmeyeceğini düşünüyoruz. Küresel piyasalar için nispeten daha kısa vadeli (1-3 ay) görüşümüz Nisan’dan beri olduğu gibi olumlu olmaya devam ediyor. Yurt içi piyasalar için de özellikle kısa vadeli TL sabit getirili enstrümanlar için uzun zamandır var olan olumlu görüşümüz devam ediyor. Hisse senetleri için önümüzdeki birkaç ay için nispeten olumluyuz ama seçici olmanın önemini tekrar hatırlatmak istiyoruz. 11 Aralık’ta gerçekleşecek PPK toplantısında 150bps indirim bekliyoruz.

 

Yasal Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 

Yapı Kredi Yatırım

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

  • Recep Erçin: Değişken faizli mevduata ilgi yok

    Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası cinsinden tasarrufları özendirmek ve bankacılık sistemindeki aktif-pasif uyumsuzluğunu gidermek amacıyla değişken faizli mevduat ürünlerine yönelik…

  • İran Savaşı Piyasaları Sarsıyor: Asya Borsaları Düştü, Petrol 100 Doları Aştı

    Trump yatırımcıları savaşın biteceğine ikan edemdi. İran Hürmüz'ü kitledi. Panik satışlar yine başladı

  • Merkez Bankası’nın Zor Sınavı! Sanayi Toparlanamıyor! & Turizmde İptaller Başladı | Erdal Sağlam – Semih Sakallı video

    Bu hafta Gündemin Şifresi'nde Erdal Sağlam ve Semih Sakallı, tırmanan savaş geriliminin Türkiye ekonomisine, piyasalara ve siyasete olan etkilerini masaya yatırdı.

  • Çetin Ünsalan:  ‘Cambaza bak’ın adı faiz

    Bu ayki faiz kararı ne olur? Muhtemelen dünyadaki gelişmelere, enflasyonist baskılara baktığınızda faiz oranlarının sabit bırakıldığı bir fotoğraf karşımıza çıkacak.

  • İran’dan Uzun Savaş Tehdidi: Trump “Tahran Yenilgiye Yakın” Dedi

    Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar enerji piyasalarında büyük dalgalanma yaratırken petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel ekonomide yeni bir şok riskini gündeme getirdi.

  • Gazprom: TürkAkım Altyapısına Saldırılar Artıyor, Enerji Piyasasında Baskı Yükseliyor

    Enerji uzmanları ise BOTAŞ’ın artan maliyetler nedeniyle doğal gaz tarifesinde yeni bir artışa gidebileceğini belirtiyor.

  • İran’dan Tehdit: “Dünya 200 Dolarlık Petrol Fiyatına Hazır Olsun”

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan savaş küresel enerji piyasalarını sarsmaya devam ediyor. İran güçlerinin Körfez’de ticari gemilere…

  • Mehmet Öğütçü: Orta Doğu’daki Savaş Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiler?

    ürkiye için petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş cari açık, enflasyon ve finansal piyasalarda oynaklık riskini artırıyor. Bununla birlikte kriz, Türkiye’ye yatırım ve lojistik açısından yeni fırsatlar da yaratabilir.

  • Besler, inovasyon ve Ar-Ge stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 

    Besler’in 2025 yılında konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt kârı ise 8 milyar TL oldu...

  • ANALİZ:  ABD TÜFE Fed’e ne mesaj verdi?

    Her ay söylediğim gibi Trump ve ekibi bilerek ve isteyerek dünyayı ekonomik krize götürüyorlar. Görüşümü koruyor ve krizin 1-3 yıl içerisinde gerçekleşeceğini düşünüyorum.

  • Kron Teknoloji 2025’te Beklentilerin Üzerinde Büyüdü; Gelirler yüzre 31, Yinelenen Gelirler yüzde 43 Arttı!

    Küresel siber güvenlik pazarında 35 ülkede faaliyet gösteren yerli yazılım şirketi Kron Teknoloji, 2025 yılını tüm finansal hedeflerinin üzerinde kapattı...

Benzer Haberler