Sosyal Medya

Gündem

Deprem Korkusu Konut Talebini Etkiledi: Konut Alınacak İdeal Semtler Hangileri?

Deprem endişesi ve yeni konutların yüksek prim potansiyeli, birçok vatandaşı eski dairelerini satarak sıfır konut almaya yöneltiyor. TÜİK’in son verileri,…

Deprem Korkusu Konut Talebini Etkiledi: Konut Alınacak İdeal Semtler Hangileri?

Deprem endişesi ve yeni konutların yüksek prim potansiyeli, birçok vatandaşı eski dairelerini satarak sıfır konut almaya yöneltiyor. TÜİK’in son verileri, bu eğilimin satışlara güçlü şekilde yansıdığını gösteriyor. Yılın ilk 10 ayında konut satışları rekor kırarken, alıcıların güvenli ve modern projeleri tercih ettiği görülüyor. İstanbul’da özellikle merkez ilçelerden Başakşehir, Bahçeşehir ve Beylikdüzü gibi yeni yerleşim bölgelerine doğru dikkat çekici bir talep kayması yaşanıyor.

Açıklanan verilere göre ekim ayında Türkiye genelinde 164 bin 306 konut satılarak 2025’in en yüksek aylık satış rakamına ulaşıldı. Ocak–ekim döneminde satışlar yüzde 16,2 artışla 1 milyon 293 bin 33 adede yükseldi ve tarihî bir seviyeye çıktı. Sektör temsilcileri, yıl sonunda toplam satışların 1,5 milyon adedi aşmasını bekliyor.

Ekim ayında ilk el konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 gerileyerek 54 bin 866 olarak kaydedildi. Bu satışların toplam içindeki payı yüzde 33,4 seviyesinde gerçekleşirken, ikinci el konutlara yönelik talebin daha güçlü olduğu anlaşılıyor. Uzmanlara göre pek çok kişi eski dairesini satıp üzerine kredi kullanarak yeni ve güvenli yapılara yöneliyor. Deprem riskine ilişkin artan kaygı da bu eğilimi hızlandırıyor. Sektör yetkilileri, “Sürekli yaşanan depremler insanları tedirgin ediyor. Bu nedenle vatandaşlar eski dairelerini elden çıkarıp yeni konutlara geçiyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Prim potansiyeli öne çıkıyor

Yeni konutlara ilginin bir diğer nedeni ise yüksek değer artışı beklentisi. Kaliteli malzeme ile inşa edilen, modern donanımlara sahip, enerji verimli ve sosyal yaşamı destekleyen projeler hem yatırımcı hem de oturum amaçlı alıcılar için cazip hale geliyor. Uzmanlar, yeni konutların kısa vadede reel değerini koruma ve artırma konusunda öne çıktığını vurguluyor.

Sektör temsilcileri, ikinci el konut satışlarının büyük kısmının aslında yeni konutlara geçiş amacıyla yapıldığını, bu durumun fiyat dengeleri ve arz–talep yapısı üzerinde belirleyici bir rol oynadığını ifade ediyor.

Gelişen bölgelere ilgi artıyor

Türkiye’nin haberine göre, İstanbul’da son yıllarda konut tercih haritası önemli ölçüde değişti. Beşiktaş, Ortaköy ve Şişli gibi merkezi semtlerdeki 30–40 yıllık dairelerini satarak Başakşehir, Bahçeşehir ve Beylikdüzü’ndeki yeni projelerden sıfır konut alanların sayısı hızla artıyor. Bu yönelimin temelinde yalnızca fiyat farkı değil, deprem güvenliğine verilen önemin yükselmesi bulunuyor. Artık alıcılar “muhit” kavramından ziyade binanın dayanıklılığı, teknik standartları ve güvenlik özelliklerine odaklanıyor. Çocuklu ailelerde ise geniş sosyal alanlar, otopark, güvenlik, peyzaj ve spor alanları gibi yaşam kalitesini artıran unsurlar tercihleri şekillendiriyor.

Yıl sonunda rekor beklentisi

İlk 10 aydaki güçlü performans, 2025’in konut satışları açısından olağanüstü bir yıl olacağının sinyallerini veriyor. Ekonomideki dengelenme süreci, kredi koşullarında beklenen iyileşme ve kentsel dönüşüm projelerinin hızlanması, yıl sonunda 1,5 milyon adedin aşılacağı öngörüsünü destekliyor. Sektör genelinde, yeni projelerin piyasaya girmesiyle rekabetin ve seçeneklerin artacağı yorumları yapılıyor.

İpotekli satışlar yükselişte

Ekim ayında 26 bin 305 konutla İstanbul ilk sırada yer alırken, Ankara 14 bin 681 ve İzmir 8 bin 678 adetle takip etti. Üç büyük ildeki toplam satış, ülke genelinin yaklaşık üçte birine karşılık geliyor. Aynı ayda ipotekli satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,5 artarak 23 bin 527’ye yükseldi. Bu rakam, Mayıs 2023’ten bu yana görülen en yüksek kredili satış seviyesi olarak dikkat çekiyor. Artış, konut kredilerinin yeniden canlanmaya başladığının işareti olarak değerlendiriliyor.

 

BAKMADAN GEÇME

  • Tarım Sektörünün İhracattaki Payı Yüzde 15,3’e Ulaştı

    Tarım sektörü, 2025 yılında 36,4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Bu rakamın içinde mobilya, kağıt ve orman ürünleri de yer aldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, sektörün ihracatı bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,6 artış göstererek 36,4 milyar doların üzerine çıktı. Tarım sektörünün toplam ihracattaki payı ise yüzde 15,3 olarak kaydedildi.

  • Trump’ın Tarife Tehdidi Almanya Otomotiv Hisselerini Sarsıyor: Mercedes ve BMW Hisselerini Etkiledi

    ABD Başkanı Donald Trump’ın, Grönland konusundaki taleplerine karşı çıkan sekiz Avrupa ülkesine yönelik tarife tehditleri, Almanya’da özellikle otomotiv sektöründe ciddi bir dalgalanmaya yol açtı. Frankfurt Borsası’nda işlem gören önde gelen Alman otomobil üreticilerinin hisseleri, yatırımcıların artan endişeleriyle birlikte keskin değer kayıpları yaşadı. Buna göre, Mercedes-Benz hisseleri %2,7, BMW %3,35, Porsche %2,88 ve Volkswagen %3,64 oranında düştü.

  • Garanti BBVA Portföy’den Rekor Büyüklük: Yatırımcı Güveniyle 1 Trilyon Lira

    Garanti BBVA Portföy, yönettiği yatırım fonlarının toplam büyüklüğünün 1 trilyon lirayı geçtiğini açıkladı. Bankadan yapılan bilgilendirmeye göre, 15 Ocak tarihli TEFAS verilerine göre, şirketin portföy yönetimindeki yatırım fonlarının toplam değeri 1 trilyon lirayı aşarak sektörde önemli bir dönüm noktasına ulaştı.

  • Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç Stoku Kasım’da Azaldı

    Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Kasım ayı itibarıyla bir önceki aya göre %1,3 azalarak 163,7 milyar dolar seviyesine geriledi.

  • Japonya’nın İlk Kadın Başbakanı Takaichi, Erken Seçime Gidiyor

    Ekim ayında Japonya’nın ilk kadın Başbakanı Sanae Takaichi’den dikkat çeken bir adım geldi. Japon Başbakan Takaichi, bugün yaptığı açıklamada erken seçim kararı aldığını duyurdu. Kendisinin Liberal Demokrat Parti’deki (LDP) lider değişikliği sonucunda başbakan olduğunu ve Japonya Inovasyon Partisi (JIP) ile yeni bir koalisyon hükümeti kurduğunu hatırlatan Takaichi, "Bu kapsamda uygulayacağımız politikaların çoğu, LDP’nin son Temsilciler Meclisi seçimlerindeki kampanya vaatleri arasında yer almamıştı" dedi.

  • Euro Bölgesi Enflasyonu Aralık’ta Hedefe Yaklaştı

    Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Aralık ayında %1,9’a geriledi. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nin Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı.

  • Javier Blas: İran Petrolü İçin Asıl Risk Bombalar Değil, Grevler

    İran denildiğinde enerji piyasalarının aklına ilk olarak askeri gerilimler ve Hürmüz Boğazı riski geliyor. Ancak Bloomberg Opinion yazarı Javier Blas’a göre, İran petrol arzı açısından asıl tehlike askeri çatışmalar değil, ülkenin derinleşen ekonomik kriziyle tetiklenebilecek işçi grevleri. Tarihsel deneyim, göz ardı edilen bu riskin petrol üretimi üzerinde çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

  • Grönland Krizi Derinleşiyor: Avrupa, ABD’ye Karşı “Ticaret Bazukası” Seçeneğini Masada Tutuyor

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik yeni tarife tehdidi, transatlantik ilişkilerde gerilimi tırmandırdı. Brüksel’de olağanüstü diplomasi trafiği başlarken, Avrupa Birliği’nin daha önce hiç kullanmadığı “Anti-Zorlama Aracı” (ACI) dahil sert ekonomik karşılıkları değerlendirdiği bildiriliyor. Piyasalar ise bu belirsizliği sert satışlarla fiyatlıyor.

  • IMF’den Yeni Rapor: Türkiye’nin Büyüme Tahminini Nasıl Yorumladılar?

    Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Ocak 2026 sayısını “Küresel Ekonomi: Ayrışan Güçler Arasında İstikrar” başlığıyla yayımladı. Raporda, Türkiye ekonomisinin büyüme öngörülerinde artışa gidildiği belirtildi.

  • Trump’ın Grönland Hamlesine AB’den Misilleme Planı

    Avrupa Birliği başkentleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki girişimine karşı çıkan NATO müttefiklerini hedef alan tehditlerine yanıt olarak, ABD’den yapılan yaklaşık 93 milyar euroluk ithalata gümrük vergisi uygulanmasını ya da Amerikan şirketlerinin AB iç pazarına erişiminin kısıtlanmasını masaya yatırdı. Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde son on yılların en ciddi gerilimlerinden biri olarak görülüyor.

  • PİYASA ANALİZ: Trump’ın Tarife Hamlesi Risk İştahını Bozdu, Güvenli Limanlar Işıldıyor

    Küresel piyasalar haftaya belirgin bir riskten kaçış havasıyla başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland merkezli tarife restleşmesi, jeopolitik tansiyonu yeniden yükseltirken, hisse senetlerinde baskı, kripto varlıklarda geri çekilme ve güvenli limanlara güçlü bir yöneliş görüldü. Altın ve gümüş “para gibi” davranarak tarihi zirveleri test ederken, döviz cephesinde euro, yen ve İsviçre frangı öne çıktı. Türkiye varlıkları ise küresel dalgalanmaya rağmen pozitif ayrışmasını sürdürdü.

  • Ekonomik Kriz Ortamında Dikkat Çeken Adım: İzmir’de 11 Zincir Market Güçlerini Birleştirdi

    İzmir’de faaliyet gösteren 11 zincir market, güçlerini birleştirerek yeni bir ticari yapılanmaya gitti. Kurulan şirketin ilk mağazasının şubat ayında Menderes’te hizmete girmesi planlanıyor. Ortak girişimin kamuoyuna tanıtımı ise Gaziemir’de gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla yapıldı.

  • Barış Soydan Yazdı…’Fintekte Sorunlar Merkez Bankası’na Devirle Başladı, Acil Müdahale Zamanı’

    2025 yılı elektronik para ve ödeme kuruluşları açısından neredeyse bir kaos ve yıkım yılı olarak geride kaldı. Savcılık operasyonları, lisans iptalleri, faaliyetlerin askıya alınması gibi hukuki ve idari kararlar tüm yıl boyunca gündemdeydi. Daha da kötüsü, finansal sistemin bu parçası bir süredir ciddi bir şeffaflık ve güven krizinin içine girmiş durumda; söylentiler ve spekülasyonlar hâlâ devam ediyor. Artık bir kırılma noktasına gelindiği açık. Bir tarafta genç nüfus, yüksek dijital adaptasyon, güçlü bankacılık altyapısı ve dev elektronik ticaret hacmiyle bölgesel bir “fintek merkezi” olabilecek kapasite var. Diğer tarafta ise giderek daha sık anılan suç ve bahis gelirleri, kara para, şüpheli transferler tartışmaları… Bugün fintek sektörü başarı hikâyeleriyle değil bu tür risk başlıklarıyla gündeme geliyorsa, bunun sebebi sadece “birkaç kötü örnek” değil. Esas faktör daha derinde, yapısal ve sistemsel sorunlarda.

Benzer Haberler