Sosyal Medya

Ekonomi

KPMG: Batı Avrupa, yüzde 40 ile yerli fintech’lerin en büyük dış pazarı konumunda bulunuyor

Ekonomik belirsizlik, önümüzdeki 12 ay içinde Türkiye'deki fintech şirketleri için en büyük tehdit olarak öne çıksa da fintech'lerin yüzde 63'ü genişlemeye devam ediyor...

KPMG: Batı Avrupa, yüzde 40 ile yerli fintech’lerin en büyük dış pazarı konumunda bulunuyor

KPMG’nin Türkiye’nin Finansal İnovasyon ve Teknoloji Derneği ile birlikte gerçekleştirdiği fintech ekosisteminin durumunu ortaya koyan araştırmasına göre ülkemizdeki fintech’lerin sundukları temel hizmetler açısından en yaygın olanı yüzde 53 ile dijital ödemeler olurken en çok kullandıkları temel teknoloji ise yüzde 20 ile dijital platformlar.

Ekonomik belirsizlik, önümüzdeki 12 ay içinde Türkiye’deki fintech şirketleri için en büyük tehdit olarak öne çıksa da fintech’lerin yüzde 63’ü genişlemeye devam ediyor.

Araştırmaya göre Batı Avrupa, yüzde 40 ile yerli fintech’lerin en büyük dış pazarı konumunda bulunuyor. Bunu yüzde 23 ile Orta Doğu, yüzde 19 ile Doğu Avrupa ve yüzde 9 ile ABD takip ediyor.

KPMG Türkiye’nin, Finansal inovasyon ve Teknoloji Derneği (FINTR) ile birlikte fintech sektörünü finansal durumları, sundukları hizmetler ve operasyonel yapıları, teknoloji adaptasyonları, pazar ve gelir yapıları, regülasyonlara uyum süreçleri ve ESG kriterlerine bağlılıkları konu başlıklarında incelediği “Türkiye Fintech Araştırması 2024” sonuçları yayımlandı.

Sektörün büyüme beklentileri, karşılaşılan zorluklar ve açık bankacılık, gömülü finans ve dijital para birimleri gibi gelişim potansiyeline sahip alanların da değerlendirildiği araştırma kapsamında 43 fintech şirketinin katılımı ile bir anket yapıldı.

Ankete katılan fintech’lerin çoğunluğu (yüzde 51), temel iş fonksiyonlarını kendi bünyesinde yürütmeyi tercih ediyor. Günlük faaliyetler içinde en büyük payı programlama ve mühendislik (yüzde 23,2) ile satış (yüzde 18,1) alıyor. Pazarlama ve operasyon yönetimi ise benzer bir zaman dilimini kapsıyor (yüzde 15,5). Regtech ve dolandırıcılık önleme süreçlerine ayrılan zaman ise yüzde 11,61 seviyesinde bulunuyor.

Fintech’lerin yalnızca yüzde 15’i programlama ve mühendislik, yüzde 13’ü ise pazarlama faaliyetlerini dış kaynaklardan sağlıyor.

Ankete katılan şirketlerin çoğunluğu (yüzde 74) doğrudan finansal hizmetler sunarken, daha küçük bir grup (yüzde 26) doğrudan finansal hizmet sağlamıyor. Ayrıca, şirketlerin yüzde 55’i başka bir şirketin finansal hizmet sunumuna destek verdiğini belirtiyor.

“Sektörün büyümesine yardımcı olacak adımlara ışık tutuyoruz”

Araştırma hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk, “Finansal teknolojiler, sadece sektör dinamiklerini değil, aynı zamanda toplumların finansal erişim ve kapsayıcılık anlayışını da kökten değiştiren bir dönüşüm sürecinin merkezinde yer alıyor. Fintech, yenilikçi çözümleriyle yalnızca geleneksel finansal sistemleri modernize etmekle kalmıyor, aynı zamanda finansal hizmetleri daha erişilebilir, hızlı ve güvenilir hale getiriyor. Türkiye, güçlü girişimcilik ekosistemi, dinamik nüfusu ve artan yatırım ilgisiyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri. Dijital ödeme sistemlerinden blok zincire, açık bankacılıktan yapay zekâ destekli finansal çözümlere kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren fintech şirketleri, ülkemizin finansal geleceğini şekillendiren kritik aktörler arasında yer alıyor. Bu raporumuz, Türkiye fintech ekosisteminin mevcut durumunu detaylı bir şekilde analiz ederken sektör oyuncularının karşılaştığı fırsat ve riskleri kapsamlı bir bakış açısıyla ele alıyor. Yatırımcılar, düzenleyici otoriteler ve girişimciler için önemli bir kaynak oluşturacağına inandığımız bu çalışmada, sektörün büyüme ivmesini ve uluslararası rekabet gücünü artırmak adına atılması gereken adımlara da ışık tutmayı hedefledik.” dedi.

“Ekosistemin gelişimini desteklemek adına değerli içgörüler sunan bir araştırma”

Böyle bir araştırmanın yapılmasına verdikleri destek için KPMG’ye teşekkür eden FINTR Başkanı Demet Zübeyiroğlu ise şunları söyledi: “Türkiye fintech ekosistemi, inovasyon ve teknoloji adaptasyonu açısından büyük bir potansiyel taşıyor. Fintech’ler sadece finansal hizmetleri daha erişilebilir ve hızlı hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda finansal kapsayıcılığı artırarak ekonomik büyümeye katkı sağlıyor. Dijital ödeme sistemlerinden yapay zekâ destekli çözümlere kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren şirketlerimiz, Türkiye’nin uluslararası arenadaki rekabet gücünü artırmada önemli bir rol oynuyor. Bu araştırma, sektörün güçlü yönlerini ve karşılaşabileceği zorlukları kapsamlı bir şekilde ele alarak, ekosistemin gelişimini desteklemek adına değerli içgörüler sunuyor.”

En fazla dijital ödemeler alanında hizmet veriliyor

Ankete göre Türkiye’deki fintech’lerin sundukları temel hizmetler açısından en yaygın olanı yüzde 53 ile dijital ödemeler. Bunu yüzde 25 ile dijital kredi hizmetleri takip ediyor. Bu durum, ülkemizde nakitsiz ödeme sistemlerinin ve dijital finans çözümlerinin giderek daha fazla benimsendiğini gösteriyor. Diğer hizmetler arasında dijital sermaye artırımı (yüzde 9), dijital varlık alım-satımı (yüzde 3), insurtech (yüzde 3) ve wealthtech (yüzde 6) yer alıyor.

Finansal verimlilik ilk sırada yer alıyor

Türkiye’deki fintech şirketlerinin sundukları temel değer önerileri arasında ise finansal verimlilik (yüzde 17), kişiselleştirme (yüzde 14), kolaylık (yüzde 13), finansal risk yönetimi (yüzde 11), iş birliği/koordinasyon (yüzde 8), aracılık (yüzde 7), entegrasyon/bütünleştirme (yüzde 6), müşteri iç görüleri, güvenlik ve şeffaflık (yüzde 5’er) bulunuyor.

Dijital platformlar en çok kullanılan temel teknoloji

Fintech’lerin en çok kullandığı temel teknoloji, yüzde 20 ile dijital platformlar. Ödeme işlemi yönetim sistemleri yüzde 15 ile ikinci sırada yer alırken, yapay zekâ ve karar destek sistemleri yüzde 12’lik eşit payla üçüncü en yaygın teknoloji kategorisini oluşturuyor. Bilgi alışverişine yönelik pazar yerleri yüzde 11 ile bu alanı yakından takip ediyor ve dijital ticaret platformlarının yükselişine işaret ediyor. Veri tabanı sistemleri ve blok zincir teknolojileri ise yüzde 7,6’lık paylarıyla veri yönetimi ve güvenli saklamanın önemini öne çıkarıyor.

B2B ve B2C alanında dengeli bir pazar stratejisi izleniyor

Hizmet türleri açısından bakıldığında, şirketlerin çoğunluğu (yüzde 53) hem B2B hem de B2C alanında faaliyet göstererek, dengeli bir pazar stratejisi izliyor. Bununla birlikte, yüzde 42 oranında sadece B2B’ye odaklanan şirketler bulunurken, yalnızca B2C’ye hizmet veren şirketlerin oranı yüzde 5 ile sınırlı.

Fintech’lerin çoğunluğu genişleme aşamasında

Katılımcı fintech şirketlerinin yüzde 63’ü genişleme aşamasında. Şirketlerin yüzde 56’sı ilk turda yatırım alırken, yüzde 44’ü henüz bu yatırımı almış değil, bu da sektörde finansman açıklarına işaret ediyor. Katılımcı şirketlerin yüzde 54’ü hem yerel hem de uluslararası pazarlarda faaliyet gösterdiğini belirtirken, yüzde 16’sı yabancı satışlarının toplam gelirlerinin yüzde 20’sine kadar çıktığını, yüzde 11’i ise bu oranın yüzde 50’ye kadar ulaştığını bildiriyor.

Türkiye’deki fintech’lerin en büyük dış pazarı Batı Avrupa

Batı Avrupa, yüzde 40 ile yerli fintech’lerin en büyük pazarı konumunda. Onu yüzde 23 ile Orta Doğu, yüzde 19 ile Doğu Avrupa ve yüzde 9 ile ABD takip ediyor. Aynı zamanda, fintech’lerin önümüzdeki beş yılda genişlemeyi hedefledikleri ilk üç bölge Batı Avrupa (yüzde 63), Orta Doğu (yüzde 61) ve Doğu Avrupa (yüzde 53) olarak öne çıkıyor.

En büyük tehdit ekonomik belirsizlik

Ekonomik belirsizlik, önümüzdeki 12 ay içinde Türkiye’deki fintech şirketleri için en büyük tehdit olarak öne çıkıyor, katılımcıların yüzde 44’ü bunu birincil endişe kaynağı olarak belirtiyor. Bu durum, enflasyon, döviz dalgalanmaları ve finansal istikrarsızlık gibi daha geniş makroekonomik zorluklara işaret ediyor. Yüzde 23 ile düzenleyici belirsizlik ikinci sırada yer alıyor ve uyumluluk gerekliliklerinin sürekli değişmesi ile finansal düzenlemelerin öngörülemezliği konusundaki endişeleri yansıtıyor. Yüzde 13 oranında fintech şirketi, teknolojik rekabeti önemli bir zorluk olarak görüyor ve hızla gelişen dijital ortamda sürekli yenilik yapma gerekliliğini vurguluyor.

Büyük ölçekli fintech’ler çoğunlukta

Ankete katılan fintech’lerin yüzde 33’ü 100’den fazla çalışanı olan büyük ölçekli şirketler. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüzde 30’u 10-49 çalışan arasında yer alırken, yüzde 16’sı 50-99 çalışanı olan orta ölçekli şirketlerden oluşuyor. Geriye kalan katılımcılar ise mikro işletme kategorisine giriyor. Türkiye’nin fintech sektöründeki iş gücü görünümü önümüzdeki yıl için büyük ölçüde olumlu görünüyor. Ankete katılan fintech şirketlerinin yüzde 67’si iş gücünde önemli bir artış beklerken, yüzde 28’i ise orta ölçüde bir büyüme öngörüyor. Bu bulgular, Türkiye’nin fintech sektörünün aktif bir büyüme aşamasında olduğunu ve fintech çözümlerine olan talebin artmasıyla birlikte yetenek kazanımına odaklandığını ortaya koyuyor.

Fintech’ler yapay zekâyı benimsiyor

Katılımcıların dörtte üçünden fazlası, operasyonlarında yapay zekâyı kullandığını belirtiyor. Yaklaşık yüzde 65’i, yapay zekâ tarafından üretilen sonuçları doğrulamak için belirlenmiş roller oluşturduklarını ifade ediyor. Neredeyse tüm katılımcılar, sektör için kritik öneme sahip olan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu (KVKK) bildiklerini belirtiyor. Ayrıca, yüzde 95’ten fazlası, şirketlerinin KVKK yükümlülüklerine uyduğunu ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 70’ten fazlası Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’ndan (AI Act) haberdar olduğunu belirtirken, yalnızca yüzde 40 civarında bir kesim bu düzenlemeye uyum sağlamak için adım attıklarını ifade ediyor.

ForInvest

BAKMADAN GEÇME

  • Bitcoin için 2026 Tahminleri Uçurum Gibi: 75 Bin Dolardan 225 Bin Dolara Kadar Geniş Bir Bant

    2025 yılında tarihi zirveyi test ettikten sonra sert bir düzeltme yaşayan Bitcoin için 2026’ya yönelik tahminler son derece geniş bir bantta şekilleniyor. CNBC’nin sektör profesyonelleriyle yaptığı derlemeye göre öngörüler 75 bin dolar ile 225 bin dolar arasında değişiyor. Ortak nokta ise yüksek volatilitenin kalıcı olacağı beklentisi.

  • İran Fay Hattı: 2026’da Türkiye’yi Bekleyen Riskler ve Fırsatlar

    2026 yılının başında İran, 1979 Devrimi’nden bu yana en derin iç krizlerinden birini yaşıyor. Tahran’da hayat pahalılığı ve döviz kriziyle başlayan gösteriler, bugün rejim karşıtı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüş durumda. 534 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye için bu durum sadece komşuda çıkan bir yangın değil; göç, enerji ve jeopolitik dengeler açısından bir "sıçrama" (spillover) riskidir.

  • BDDK Raporu: Bireysel Kredi Büyümesi Ticari Kredileri Solladı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, kredi piyasasında tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkının giderek açıldığını gösteriyor. Tüketici kredileri, 2 Ocak haftası itibarıyla art arda dördüncü haftasında da yükselişini sürdürerek yıllıklandırılmış bazda yüzde 62,5 seviyesine ulaştı.

  • Marc Champion: ABD’nin Venezuela Modeli İran’da İşe Yaramaz

    ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği sürpriz operasyon ve Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılması, Washington’un benzer bir stratejiyi İran için de devreye sokup sokamayacağı tartışmasını alevlendirdi. Ancak Bloomberg yazarı Marc Champion’a göre, İran’ın iç dengeleri, bölgesel konumu ve rejimin yapısı Venezuela’dan çok daha karmaşık. Dahası, dış askeri müdahaleler Tahran’da rejimi zayıflatmak yerine milliyetçi refleksleri güçlendirebilir ve daha istikrarsız sonuçlar doğurabilir.

  • TCMB Rezervlerinde Düşüş: Toplam Rezervler 189,1 Milyar Dolara Geriledi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam brüt rezervleri gerileme kaydetti. 2 Ocak 2026 ile sona eren haftada TCMB’nin toplam rezervleri, önceki haftaya göre 4,8 milyar dolar azalarak 189,1 milyar dolara düştü. Bir önceki hafta rezervler 193,9 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Jeopolitik Riskler GOÜ Varlıklarını Baskılıyor

    Gelişmekte olan ülke hisse senetleri ve para birimleri, artan jeopolitik risklerin etkisiyle düşüşünü sürdürdü. MSCI gelişmekte olan piyasalar hisse endeksi yüzde 0,8 gerileyerek Aralık ortasından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Döviz tarafında ise Tayland, Güney Kore ve Güney Afrika para birimleri kayıplara öncülük etti.

  • Güldem Atabay: Küresel ekonomi şoklara dirençli çıktı, bizde de enflasyon

    Dünya ekonomisi jeopolitik şoklara beklenenden daha güçlü dayanıklılık sergilerken, bizde TCMB yapışkan enflasyona rağmen faiz indiriminin yolunu arıyor

  • Hazine’den 3,5 Milyar Dolarlık Dış Borçlanma

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, 7 Ocak’ta gerçekleştirdiği dolar cinsinden çift dilimli tahvil ihracıyla uluslararası piyasalardan 3,5 milyar dolar kaynak sağladı.…

  • TÜİK, Aralık Ayında En Çok Kazandıran Yatırım Araçlarını Açıkladı

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, aylık bazda en yüksek reel getiri Devlet İç Borçlanma Senetleri’nde (DİBS) görüldü. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) dikkate alındığında DİBS’in reel getirisi yüzde 4,13 olurken, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile hesaplandığında bu oran yüzde 3,98 olarak gerçekleşti.

  • İSO: İhracat Pazarları İklim Endeksi Aralık’ta Geriledi

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Aralık 2025’te bir önceki aya göre düşüş göstererek 51,6 seviyesine geriledi. Kasım ayında 52,4 olan endeks, böylece son beş ayın en düşük değerini aldı. Endeksin 50 eşik değerinin üzerinde kalması, ihracat pazarlarında talep koşullarının zayıf da olsa iyileşmeye devam ettiğine işaret ederken, mevcut toparlanma eğilimi Aralık ayı itibarıyla ikinci yılını tamamlamış oldu.

  • Hükümet Harekete Geçti: Emekliye Asgari Ücret Oranında Zam Yapılacak mı?

    Milyonlarca emekli, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken yapılacak maaş artışına odaklanmış durumda. Enflasyon farkının yetersiz kalması nedeniyle, iktidarın emekli maaşlarına asgari ücret artışı oranında zam yapmayı değerlendirdiği ifade ediliyor.

  • Demirören Grubu’nda İflas Kararı: Demirören’in Veliahtıydı, O da İflas Etti

    Karşılıksız çek kullandığı iddiasıyla tutuklandıktan sonra serbest bırakılan Demirören Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fikret Tayfun Demirören’in iflasına karar verildi.

  • Küresel Piyasalarda İvme Kaybı: Rekorların Ardından Kâr Satışları, Jeopolitik Riskler Yeniden Gündemde

    Küresel piyasalarda yılın başından bu yana risk iştahını destekleyen iyimser hava, hafta ortasında yerini temkinli bir duruşa bıraktı. ABD borsalarında endeksler gün içinde yeni zirveler test etse de, özellikle yılın başında güçlü performans gösteren sektörlerde gelen kâr satışlarıyla birlikte kapanışlar karışık gerçekleşti.

Benzer Haberler