Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Para Politikası Yorumu: “Kesintilerde Acele Yok, Veriye Dönüş Doğru Adım”

Piyasaların odağındaki son faiz kararı sonrası yapılan değerlendirmelerde, para politikasında yeniden “veri bağımlılığına” dönüşün en doğru yaklaşım olduğu vurgusu öne…

Para Politikası Yorumu: “Kesintilerde Acele Yok, Veriye Dönüş Doğru Adım”

Piyasaların odağındaki son faiz kararı sonrası yapılan değerlendirmelerde, para politikasında yeniden “veri bağımlılığına” dönüşün en doğru yaklaşım olduğu vurgusu öne çıktı. Buna göre, enflasyonun makul hedefe uzaklığı, işsizlik oranının hedeften sapmasına kıyasla daha belirgin ve kalıcı bir sorun oluşturuyor. Bu çerçevede, para politikasının istihdamdan ziyade fiyat istikrarı üzerinde daha kalıcı etkiler yaratabildiği; bütçe açıkları, yapay zekâ yatırımları ve küresel belirsizlikler gibi faktörler göz önüne alındığında, arka arkaya atılacak hızlı indirim adımlarının yerine temkinli bir bekle-gör tutumunun daha sağlıklı olduğu savunuluyor. Karar sonrası “Aralık’ta bir indirim beklemeyin” mesajı, bu temkinli çerçevenin parçası olarak yorumlanıyor.

Enflasyonun Kompozisyonu: “Tarifeleri Çıkarırsak” Yaklaşımına Eleştiri

Faiz kararını izleyen basın toplantısında dile getirilen “tarifelerin etkisini dışarıda bırakırsak enflasyon hedefe yakın” argümanı, politika analistlerinden eleştiri aldı. Görüşe göre, sepetten belli kalemleri çıkartarak manzarayı iyileştirmek, 2021’deki “geçici enflasyon” söylemlerini anımsatıyor ve politika iletişimi açısından risk taşıyor. Çünkü tüketicinin tarifeye maruz kalan ürünlere daha fazla harcama yapması, doğal olarak diğer ürünlerdeki harcama seyrini de değiştiriyor; bu nedenle yalnızca yükselen kalemleri ayıklayarak “hedefe yakınız” demek resmin tamamını göstermiyor. Enflasyon beklentilerinin nasıl oluşacağı da belirsizliğini korurken, bileşen seçerek yapılan değerlendirmelerin politika güvenilirliği açısından sakıncalı olabileceği ifade ediliyor.

Dağılan “Oy Birliği”: Çift Yönlü Muhalefet ve Ne Anlama Geldiği

Uzun süredir görülmeyen bir tablo olarak son iki toplantıda farklı yönlerde muhalif oylar dikkat çekti. Bir kanat daha fazla indirim isterken, bir diğer kanat hiç indirim yapılmamasını savundu. Bu ayrışma, hem veri akışının yarattığı belirsizliğin hem de “enflasyonla mücadelede hız” konusundaki yaklaşım farklarının işareti olarak okunuyor. Eleştirilerden biri, son dönemde politika kurumlarının bazı atama ve görevlendirmeler nedeniyle siyasetin gölgesinde algılanması. Bu tür “ara formüllerin” geçici de olsa para politikasının bağımsızlığına dair tartışmaları alevlendirdiği uyarısı yapılıyor.

Bilanço ve Likidite: “Boyuttan Çok Vade Yapısı Önemli”

Aralık başında bilanço küçültmenin durdurulacağı sinyalinin “likidite kaygısı” mı yoksa teknik bir ayarlama mı olduğu tartışılırken, asıl belirleyici değişkenin bilanço büyüklüğü değil, sistemde faiz ödeyen rezervlerin varlığı ve borçlanmanın vade yapısı olduğu vurgulanıyor. Güncel rejimde bilançonun “tam kaç trilyon” olduğu kadar kritik olmayan bir değişken haline geldiği, buna karşılık ülke genelinde borçlanmanın daha uzun vadeye yayılmasının finansal istikrar açısından daha değerli olduğu belirtiliyor. Bu bakımdan, kamunun kısa vadeli yükümlülüklerini azaltıp uzun vadeli yükümlülüklere yönelmesi tercih ediliyor.

Küresel Cephede “Ateşkes”: Tırmanma Yerine Yönetilen Gerginlik

ABD ile Çin arasında son görüşmelerde tarifelere ilişkin tansiyonun şimdilik tırmanmaması, piyasa için “olumsuz senaryonun gerçekleşmemesi” açısından olumlu değerlendiriliyor. Kısa vadede tarım ürünleri gibi başlıklarda ticaretin canlanması sevindirici olsa da, iki ülke arasındaki ekonomik rekabetin asıl ekseninin teknoloji, yapay zekâ ve stratejik sektörlerde belirleneceğine dikkat çekiliyor. Görüşmelerin fentanil gibi ekonomik olmayan ama toplumsal etkisi yüksek alanlarda somut iş birliği ihtimali doğurması, diplomatik açıdan artı hanesine yazılıyor. Yine de bu sürecin “çok bölümlü bir kitabın daha ilk sayfaları” olduğu ve yeni başlıkların açılmaya devam edeceği hatırlatılıyor.

Yapay Zekâ, Çipler ve İhracat Kontrolleri: “Ulusal Güvenlik İlkesi”

İleri teknoloji mikroçipler ve bunların ihracat kontrolleri, ABD-Çin ilişkilerinin en kritik dosyalarından biri olmaya devam ediyor. Burada “doğru cevap” kolay değil; ancak kararların temelinde ulusal güvenliğin korunması gerektiği görüşü öne çıkıyor. Bu nedenle, ihracat kısıtlarının gevşetilmesi karşılığında şirket gelirlerinden pay alınması gibi “anlık anlaşma” yöntemleri, kural bazlı piyasa düzeninden sapma ve uzun vadede daha büyük maliyet doğurma riski taşıyan bir yaklaşım olarak eleştiriliyor. Politika tasarımında, ülke güvenliğini esas alan, öngörülebilir ve kurallı bir çerçevenin korunması savunuluyor.

Piyasa İçin Çıkarımlar: Temkinli İyimserlik ve “Veri Önceliği”

Faiz indirimlerinin “seri adımlar” yerine “veri geldikçe ayarlama” ekseninde ilerlemesi, risk varlıkları açısından iki yönlü sonuç doğuruyor. Bir yandan, enflasyonla mücadelede kararlılık vurgusu orta vadede tahvil piyasalarında güveni destekleyebilir; uzun vadeli borçlanmanın tercih edilmesi, getiri eğrisinin yapısında da dengelenme yaratabilir. Diğer yandan, “Aralık’ta indirim yok” mesajı, büyüme hassasiyeti yüksek sektörlerde kısa vadeli hayal kırıklığı oluşturabilir. Bu ikili görünümde, makro verilerin—özellikle çekirdek enflasyon göstergeleri, ücret dinamikleri ve beklentiler anketleri—her zamankinden fazla önem taşıyacağı açık. Ayrıca, yüksek açıklar ve jeopolitik oynaklık ortamında enflasyon beklentilerinin çıpalanması, para politikası iletişiminin merkezinde kalmayı sürdürecek.

Ticaret Başlığında Sakinleşme, Teknolojide Uzun Soluklu Rekabet

Tarife başlıklarında “ateşkes” havası, kısa vadeli dalgalanmaları sınırlasa da, teknolojik rekabetin—özellikle yapay zekâ, yarı iletkenler ve ileri üretim yetkinlikleri alanında—uzun soluklu bir strateji yarışı olarak süreceği öngörülüyor. Bu yarışta, kurallı ve tutarlı ihracat kontrolleri, müttefiklerle koordinasyon ve iç Ar-Ge yatırımlarının güçlendirilmesi, ekonomik ve güvenlik hedeflerini aynı eksende buluşturacak temel sac ayakları olarak öne çıkıyor.

BAKMADAN GEÇME

  • Sanayide Vites Yükseldi: Kasım Ayında Üretim Beklentileri Aştı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayına ilişkin sanayi üretim endeksi sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Ekim ayında yaşanan %0,8’lik daralmanın…

  • İstanbul’da Altın Kaçakçılığı Soruşturması: Üçüncü Dalga Operasyonda 7 Gözaltı Var

    İstanbul’da yürütülen dev altın kaçakçılığı soruşturmasında yeni bir perde açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde düzenlenen “üçüncü dalga” operasyonla, altın piyasasını…

  • ABD Yüksek Mahkemesi Trump’ın Gümrük Tarifeleri Hakkında Karar Verebilir: Ekonomi İçin Ne Anlama Geliyor?

    ABD Yüksek Mahkemesi’nin cuma günü Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifelerinin hukuki dayanağına ilişkin kritik bir karar açıklaması bekleniyor. Karar, yalnızca ABD ticaret politikasını değil, bütçe dengelerini, şirket kârlılıklarını ve küresel ticaret akışlarını da doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Piyasalar, olası bir iptal ya da sınırlama kararının ardından Washington’un hangi alternatif yolları devreye sokacağını yakından izliyor.

  • Türk Medyasında Kara Para Temizliği: Ekol TV ve Ersan Şen Hakkında Flaş Gelişmeler

    Türk medyasında taşlar yerinden oynamaya devam ediyor. Son dönemde yayın hayatına son vereceğini duyuran Ekol TV ve kanalın finansman kaynakları hakkında başlatılan "kara para aklama" soruşturması yeni bir boyuta evrildi. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında tanınmış hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen’in de bulunduğu dört kritik isim büyüteç altına alındı.

  • ABB Konser Harcamaları Davasında Ara Karar: Tutuklu Sanıklar Tahliye Edildi

    Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2021–2024 dönemindeki konser harcamalarının kamu zararına yol açtığı iddiasıyla açılan davada mahkeme ara kararını açıkladı. 5’i tutuklu 14 sanığın yargılandığı davada, tüm tutuklu sanıklar yurt dışı çıkış yasağı uygulanarak tahliye edildi.

  • Merkez Bankası Rezervlerinde Görünmeyen Açık: Artış Var Mı Gerçekten? 

    Ekonomi yönetimi son dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerindeki artışı sıkça gündeme getirirken, resmi verilerin detayları incelendiğinde tablo çok daha farklı bir hikâye anlatıyor. Yüksek faiz ortamına rağmen Merkez Bankası’nın rezervlerinde gerçek anlamda bir güçlenme değil, zayıflama yaşandığı görülüyor.

  • Çetin Ünsalan Yazdı: Sahibinden kelepire mi geldik?

    Türk reel sektörü en kritik dönemeçlerinden birinden geçiyor. Bugüne kadar verimlilik ile ilgili tartışmalar ön plana çıkıyordu...

  • Akfen GYO, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde Yerini Aldı

    Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO), çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) alanlarındaki performansı doğrultusunda Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldı...

  • Meysu Halka Arz Sonuçları Açıklandı…

    Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. halka arz sonuçları belli oldu. Pay başına 7,50 TL sabit fiyatla gerçekleştirilen halka arzın toplam büyüklüğü 1 milyar 312 milyon 500 bin TL olarak gerçekleşirken, halka arz sürecinde toplam tahsisat tutarının 8,5 katı talep oluştu...

  • Bitcoin için 2026 Tahminleri Uçurum Gibi: 75 Bin Dolardan 225 Bin Dolara Kadar Geniş Bir Bant

    2025 yılında tarihi zirveyi test ettikten sonra sert bir düzeltme yaşayan Bitcoin için 2026’ya yönelik tahminler son derece geniş bir bantta şekilleniyor. CNBC’nin sektör profesyonelleriyle yaptığı derlemeye göre öngörüler 75 bin dolar ile 225 bin dolar arasında değişiyor. Ortak nokta ise yüksek volatilitenin kalıcı olacağı beklentisi.

  • İran Fay Hattı: 2026’da Türkiye’yi Bekleyen Riskler ve Fırsatlar

    2026 yılının başında İran, 1979 Devrimi’nden bu yana en derin iç krizlerinden birini yaşıyor. Tahran’da hayat pahalılığı ve döviz kriziyle başlayan gösteriler, bugün rejim karşıtı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüş durumda. 534 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye için bu durum sadece komşuda çıkan bir yangın değil; göç, enerji ve jeopolitik dengeler açısından bir "sıçrama" (spillover) riskidir.

  • BDDK Raporu: Bireysel Kredi Büyümesi Ticari Kredileri Solladı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, kredi piyasasında tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkının giderek açıldığını gösteriyor. Tüketici kredileri, 2 Ocak haftası itibarıyla art arda dördüncü haftasında da yükselişini sürdürerek yıllıklandırılmış bazda yüzde 62,5 seviyesine ulaştı.

  • Marc Champion: ABD’nin Venezuela Modeli İran’da İşe Yaramaz

    ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği sürpriz operasyon ve Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılması, Washington’un benzer bir stratejiyi İran için de devreye sokup sokamayacağı tartışmasını alevlendirdi. Ancak Bloomberg yazarı Marc Champion’a göre, İran’ın iç dengeleri, bölgesel konumu ve rejimin yapısı Venezuela’dan çok daha karmaşık. Dahası, dış askeri müdahaleler Tahran’da rejimi zayıflatmak yerine milliyetçi refleksleri güçlendirebilir ve daha istikrarsız sonuçlar doğurabilir.

Benzer Haberler