Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

ABD–Venezuela Hattında Gerilim Tırmanıyor: Askerî Müdahale İhtimali Artıyor

Son günlerde Washington ile Caracas arasındaki tansiyon, diplomatik gerilim seviyesini aşarak olası bir askerî çatışmanın eşiğine kadar yükseldi. ABD yönetiminin…

ABD–Venezuela Hattında Gerilim Tırmanıyor: Askerî Müdahale İhtimali Artıyor

Son günlerde Washington ile Caracas arasındaki tansiyon, diplomatik gerilim seviyesini aşarak olası bir askerî çatışmanın eşiğine kadar yükseldi. ABD yönetiminin Venezuela hava sahasını “tamamen kapattığını” ilan eden sert açıklamaları ve bölgeye yapılan büyük ölçekli askeri sevkiyat, Latin Amerika’da uzun yıllardır görülmeyen bir kriz atmosferi yarattı. Bu gelişmeler, yalnızca iki ülkeyi değil, bölgedeki tüm dengeyi ilgilendiren geniş çaplı bir kırılma ihtimaline işaret ediyor.

ABD’nin Sert Uyarısı ve Askerî Yığınak

ABD yönetimi, Venezuela çevresindeki hava sahasını “tüm uçuşlara kapalı” ilan ettiğini duyururken, bu çıkış resmi bir hava sahası kapatma hakkı olmasa da güçlü bir askerî uyarı niteliği taşıyor. Açıklamaların hemen ardından ABD’nin en büyük uçak gemilerinden biri olan USS Gerald Ford’un yanı sıra yaklaşık 15 bin asker, bombardıman uçakları, savaş jetleri, insansız hava araçları ve gözetleme uçakları bölgeye sevk edildi.
Bu moves, son 36 yılın en kapsamlı ABD askerî konuşlanması olarak değerlendiriliyor.

Bölgede son aylarda düzenlenen tatbikatların yoğunlaşması, krizin yalnızca söylem düzeyinde kalmayabileceği yönündeki endişeleri artırdı. ABD yönetimi, Karayipler’de uyuşturucu taşıdığı iddia edilen 21 tekneye hava harekâtı düzenlediğini ve bu operasyonlarda çok sayıda kişinin öldürüldüğünü açıklayarak operasyonel sürecin başladığına dair mesaj verdi.

Washington’un “Narko-Terör” Suçlaması ve Maduro’ya 50 Milyon Dolar Ödül

ABD yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu “narko-terörist” ilan etti ve yakalanması için 50 milyon dolar ödül koydu. Bu adım, iki ülke arasındaki diplomatik bağların kopma noktasına geldiğini ve Washington’un artık Maduro yönetimini meşru bir hükümet olarak tanımadığını açıkça ortaya koyuyor.

ABD yetkilileri, Venezuela’nın uluslararası uyuşturucu kartelleriyle iş birliği yaptığını, ABD’ye yönelen uyuşturucu akışının önemli bölümünün bu ağ üzerinden sağlandığını iddia ediyor. Buna göre, Washington yönetimi bu operasyonların “Amerikan halkını korumayı amaçlayan savunma hamleleri” olduğunu savunuyor. Ancak bu iddiaların bölgede tartışmalara yol açtığı, pek çok uzmanın “neden Venezuela, neden şimdi?” sorusunu sorduğu belirtiliyor.

Venezuela’nın Tepkisi: “Tamamen Kurgu”

Caracas yönetimi, ABD’nin tüm suçlamalarını reddederek bunları “kurgu ve propaganda” olarak nitelendirdi. Venezuela makamları, ABD’nin bu askeri baskı politikasının ülkenin doğal kaynaklarına—özellikle de dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine—yönelik olduğunu savunuyor. Venezuela petrolü, ağır ve çıkarması zor bir petrol olarak bilinse de, miktar bakımından dünyanın en büyük rezervlerini içeriyor.

Bu nedenle birçok analist, mevcut askerî baskının arka planında enerji jeopolitiğinin yer aldığını düşünüyor. Bazı değerlendirmelerde ise ABD’deki iç siyasi gündem, göç krizi ve uyuşturucu kaynaklı ölümlerin artışının yönetimi daha sert adımlar atmaya ittiği belirtiliyor.

Askerî Müdahale Seçeneği: Baskı mı, Gerçek Bir İşgal mi?

Uzmanlar, ABD’nin mevcut askerî hazırlığını iki farklı şekilde yorumluyor. Birincisine göre Washington, Maduro’yu çevresindeki güç odakları tarafından terk edilmeye zorlayan psikolojik bir kampanya yürütüyor. Bu yaklaşım, içeriden bir kopuşun sağlanması ve yönetimin bir darbeyle değişmesi ihtimaline dayanıyor.

İkinci ihtimal ise doğrudan askerî müdahale. Bunun kapsamı ise belirsiz:
Sınırlı hava harekâtları mı olacak, yoksa Irak benzeri geniş çaplı bir işgal mi?

Bazı uzmanlar, Latin Amerika’da böylesine büyük bir kara harekâtının uzun süreli istikrarsızlık yaratacağını, bunun da bölgede etkisini artırmak isteyen Rusya ve Çin gibi aktörler için yeni fırsatlar doğurabileceğini dile getiriyor. Dolayısıyla olası bir operasyonun yalnızca ikili ilişkiler değil, küresel güç dengeleri üzerinde de etkili olacağı düşünülüyor.

Avrupa ile ABD Arasında Yaşanan Görüş Ayrılığı

Krizin bir başka boyutu ise Avrupa ile ABD arasındaki görüş ayrılığı. Bazı Avrupa ülkeleri, Venezuela açıklarında gerçekleştirilen operasyonlarda “uluslararası hukuk ve yargısız infaz” kaygılarıyla ABD’ye istihbarat paylaşımını durdurmuştu. Washington ise bu tutumu “ikiyüzlülük” olarak değerlendiriyor.

ABD’li yetkililer, Avrupa’nın Ukrayna konusunda sürekli ABD’den destek isterken, Amerika’nın kendi kıtasındaki güvenlik meselelerinde yalnız bırakıldığını savunuyor. Bu söylem, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattının doğabileceğini gösteriyor.

Kriz Nereye Evrilir?

Tüm gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde, ABD–Venezuela hattındaki krizin kritik bir dönemeçte olduğu görülüyor. Bölgedeki devasa askerî konuşlanma, sert açıklamalar, uyuşturucu operasyonları ve Maduro’nun hedef hâline getirilmesi; yakın dönemde önemli bir gelişme yaşanabileceğini düşündürüyor.

Buna karşın bazı uzmanlar, Washington’un asıl hedefinin yönetim değişikliğini içeriden tetiklemek olduğu ve doğrudan savaş riskinin henüz kaçınılmaz olmadığı görüşünde. Yine de her iki olasılık da bölgenin önümüzdeki günlerde hareketli ve belirsiz bir döneme gireceğine işaret ediyor.

ABD’nin askeri kuvvetlerini geri çekip çekmeyeceği, Maduro’nun geri adım atıp atmayacağı ve uluslararası aktörlerin bu krize nasıl müdahil olacağı, önümüzdeki günlerin seyrini belirleyecek en kritik başlıklar olacak.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler