Sosyal Medya

Güldem Atabay

Güldem Atabay: Türkiye Ekonomisi – CHP’nin Büyük Zaferi, AKP’nin Görünenden Büyük Çaresizliği

Partizan medya, tarikat-cemaat sempatizanlarının siyasileştirilmesi, siyasi düzeni destekleyen iş insanı bağlantıları yerine dar gelirliyi odağa alarak kimlik siyasetsiz sosyal belediyecilik sesini daha da yükseltecek ölçekte bir maddi güç artık CHP’nin elinde. Bu durum CHP’nin halkla temasını artıracak. Seçmenin özellikle AKP’nin son beş senesinde aldığı yaranın CHP tarafından hafifletilmesine vesile olacak.

Güldem Atabay: Türkiye Ekonomisi – CHP’nin Büyük Zaferi, AKP’nin Görünenden Büyük Çaresizliği

Pazar günü geride bıraktığımız yerel seçimin sonuçlarını aylarca tartışacağız. Aynı tartışmaları siyasi partiler de yapacak. İYİ Parti’yi sahneden silip DEM’lilerin büyükşehirlerde desteğini alarak muhalefet seçmeninin neredeyse tek adresi haline gelen CHP, başarısının arkasındaki hikâyeye odaklanacak. 1989-1991 döneminin tekrar etmemesi ve büyük zaferini kalıcı hale getirmek gayret isteyecek. Sosyal, şeffaf, ayrıştırmacı olmayan, hükümetin açtığı ekonomik yaraları sarmaya odaklı İstanbul-Ankara modeli belediyecilik anlayışını, kazandığı 35 ilde standart hale getirmeye yoğunlaşacak. Liderlik konusunda olası çatışmaların önüne geçerek CHP’deki değişimi yerleştirmeye çabalayacak.

AKP’de ise sular çok zor durulacak. Sadece bir siyasi parti olarak AKP içinde değil, AKP’li kamu bürokratları için de zor bir dönem başladı Pazar gününden sonra. AKP’li kurmaylar 22 senelik iktidarında sandık polemiklerine dahi giremeyecekleri ölçekte alınan yenilginin analizini yaparken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da faturanın parti içinde kimlere kesileceğine karar verecek. Seçimin hemen ardından yapılan MYK’dan basına yansıyanlara göre Cumhurbaşkanı epik başarısızlığı “yüksek enflasyona ve AKP kadrolarına yerleşen kibir hastalığına” bağladı. Her iki kavram da doğru görünmekle birlikte, önümüzdeki dönemi öngörebilmek adına biraz detaylandırılmaya muhtaç.

Fatura Neden Mart 2024 Seçiminde Kesildi?

CHP nasıl kazandığının, AKP neden kaybettiğinin hesabını yaparken seçmenin tavrını 10 ay içinde 180 derece çeviren faktörleri biraz açmakta fayda var. Kötü ekonomik şartların iktidara faturasını neden Mayıs 2023 seçimlerinde değil de Mart 2024 yerel seçimlerinde kestiğini iki ana neden bağlamak mümkün.

İlki, Mayıs 2023 seçiminde esas konunun Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan’ın varlığı ya da yokluğu üzerine olmasıydı. AKP’li seçmen yaşadığı ekonomik zorluklara rağmen Erdoğan’dan vazgeçmek istemedi. İkinci neden de geçen seçimde yaşanan ekonomik zorluklar ve yüksek enflasyonun maaş artışları ile sık sık telafi edilmesi, popülist harcamalarla seçmenin ağırlaşan yaşam şartlarının kısmen hafifletilebilmesiydi.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Geçen seçim öncesi dönemde politize olan Merkez Bankası yönetimi ağır ölçüde döviz rezervi yakarak TL’yi baskı altında tuttu. Aşırı düşük faiz sayesinde vatandaş borçlanarak tüketmeye devam etti. Böylece tüketici güveni düşmedi, seçmen sanal bir bahar havası içinde sandığa gitti. En ağır ekonomik şartlar barınma ve gıda harcamaları altında ezilen büyük şehirlerdeydi. Anadolu’da asgari ücret artışının enflasyonun üzerinde tutulması sayesinde yaşam maliyeti krizi daha sınırlı hissedildi. Tüm bunlar Mayıs 2023 seçmen tercihinde etkili oldu.

Mart 2024 yerel seçimlerindeyse seçmen açısından bambaşka bir ekonomik tablo vardı. Haziran 2023’te gelen Şimşek ve ekibi şiddetli bir ödemeler dengesi krizini aşabilmek için önce TL’yi serbest bıraktı. Temmuz’da geniş bir KDV oranı artırımı düzenlemesi yaptı. Her iki adım da hızla enflasyonu patlattı. Geçen yaz ortasında senkronik olarak başlayan faiz artışlarının hedefinde iç tüketimi yavaşlatmak olunca, aynı zamanda seçmen de olan tüketici için her gelen ay geride bıraktığı aydan daha zorlu ekonomik koşullar oluştu. KDV artışları tüm tüketim mallarında yarattığı geniş etkiyle enflasyonun bu sefer Anadolu’da yaşayan seçmen tarafından da ağır hissedilmesine neden oldu. Faiz artışları nedeniyle bireysel krediler ulaşılamaz hale geldi. 2024’ün seçimden sonrası dönemi için daha da acı reçete geleceği konuşmaları başladı. Protestolara rağmen memura, asgari ücretliye verilen zam, emekliye yapılmadı. 16 milyon emeklinin 9 milyonu aylık 10.000 TL ile açlık sınırının yarısı kadar seviyede bir gelire mahkûm bırakıldı. Kamuda hiçbir tasarruf izlenmezken, 2021-2023 dönemi ekonomi politikalarının yarattığı hasardan dönüşün maliyeti sabit gelirli ve emekliye yüklendi. Bu adaletsizlik ve geçim sıkıntısı kaynaklı öfke de bu sefer sandığa yansıdı.

Erdoğan’ın bahsettiği “AKP kibrini” de halk açlık sınırına talim ettirilirken herhalde son yıllarda ayyuka çıkan müteahhit-yolsuzluk haberleri, mafya-devlet-politikacı ilişkileri, imtiyaz sahibi genç kuşak AKP’lilerin yaşam tarzları gibi faktörlerle anlamak ve anlatmak mümkün.

Şimşek’e ‘Tamam’ Denmesi Lüksü Yok 

Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasına ve MYK sonrası Orta Vadeli Plan’a (OVP) referans yapan açıklamalarına bakınca Mehmet Şimşek’le gelen ekonomi yönetimi anlayışının devam ettirileceği olasılığı daha yüksek görünüyor. Zaten başka da seçenek yok gerçekçi bir bakışla.

Seçim yenilgisinin faturasının Şimşek’e çıkarılması ve affının istenmesi halinde Türkiye ekonomisi çok hızla bir ödemeler dengesi krizine girer. Seçimsiz geçeceği vaat edilen gelecek dört yıl hiç gelmez. Seçmen çok daha acımasız bir ekonomik bir krizin sarmalında, kendisini yeniden sandık başında bulur. Erdoğan’ın bu yolu seçmesi düşük bir olasılık.

Keza, bugün yaşanan ekonomik darboğazın nedeni Şimşek’in sıkı para politikası değil. Seçmenin tercihini değiştirmesinde en önemli neden Nebati-Kavcıoğlu döneminde sadece Erdoğan’a seçim kazandırmayı hedefleyen aşırılıklarla dolu ekonomi politikalarının ortaya çıkardığı dengesizlikler. Yarattığı cari açık, bütçe açığı, çok yüksek enflasyon ve aşırı döviz rezervi kaybıyla sürdürülemez o politikalardan geriye dönüşün maliyetini de Şimşek politikalarıyla ne yazık ki Türkiye’de yaşayan herkes sırtlanmak durumunda.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı eğer gerçekten sağlam bir zemine basarak seçim yenilgisi hakkında bir değerlendirme yapacaksa önce kendi direttiği politikalar ve güçler ayrılığını yaralayan, kamu kurumlarını tecrübe birikimleriyle beraber yok eden Cumhurbaşkanlığı sisteminin etki analizini yaparak yola çıkmak zorunda. Bunun pratikte imkânsızlığı ise 12-18 ay gibi bir vadenin ötesinde Türkiye’de kalıcı bir makro ekonomik düzelmenin, gelir dağılımındaki sert bozulmada bir iyileşmenin mümkün olmayacağını da anlatıyor zaten aslında.

Daha net ifadeyle, seçim yenilgisinin katalizör olacağı bir konjonktürel iyileşmeden ötesi Cumhurbaşkanlığı sisteminde, bu AKP kadroları ile mümkün değil.

Öyleyse, kısa vadeye odaklanmak daha pratik yorumlar yapmaya yardımcı olacak.

Mehmet Şimşek’in ve Merkez Bankası’ndaki ekibin halen önceliği yabancı sıcak parayı ülkeye çekmek. Temmuz 2023’ten beri izlenen gecikmeyi telafi etmek. Nisan-Mayıs aylarına yayılacak yeni faiz artışları ve yaz döneminde daha da rahat uygulanacak şekilde TL’de reel değerlenme yaratacak rezerv satış politikası önümüzdeki ekonomi stratejisinin ana hatları.

Seçimler tamamlandığına göre bütçe açığını daraltırken tüketimi daha da düşürecek adımlar devreye girecek. Maliye politikasını para politikası ile uyumlu (sıkı) hale getirmeyi vaat eden Şimşek yüzde 1’lik KDV oranını yükselterek ilk adımlarını atacak. Kredi kartları kullanımını düşürmek için daha ciddi düzenlemeler uygulamaya alınacak. Yatırım harcamaları ötelenecek, toplam giderler düşürülmeye çalışılacak.

Basına yansıdığı kadarıyla yaz aylarında büyük ölçüde baz etkisi ile yavaşlayacak enflasyon, sonbahar aylarında emekliler için bir düzenlemenin de kapısını açabilir. Ancak en düşük emekli maaşının asgari ücretle eşitlenmesini beklemek gerçekçi değil. Mevcut döngüde, mevcut AKP yönetiminin böylesi büyük bir harcama kaleminin üstesinden gelecek şekilde gelir politikası üretmesi mümkün görünmüyor. Gelir politikası olarak anlaşılması gereken, enflasyonun düşürülmesinin maliyetinin gelir adaletsizliğini de gözetecek şekilde dağıtılması. Yüksek gelir elde edenden vergi almayı başarması, kayıt dışını daraltması, servet vergisini cesurca devreye sokması.

Elde olan OVP’nin hükümete ait kapsamlı bir ekonomik istikrar paketi olmadığını söylemek önemli. OVP’nin içinde sanayi/teknolojide reform, sağlıkta, hukukta, eğitimde reform gibi önemli destekler yok. Türkiye’de 2015-2023 arasında izlediğimiz çok katmanlı bozulmayı iyileştirecek bir reçetenin bu hükümet tarafından yazılamayışı da Şimşek rüzgârının enflasyonu, bütçe açığını ve cari açığı daha makul seviyelere indirmenin ötesine geçemeyeceğini anlatıyor zaten.

Üstelik, en az beş yıl boyunca yerel yönetimlerin ekonomik kaynaklarından aniden mahrum kalan Erdoğan rejiminin varlığını sürdürmesi için merkezi bütçe kaynaklarına ihtiyacı artacak. Bu da Şimşek politikalarının sınırlarını belirleyici önemli bir etmen olacak.

Yerel Yönetim Ekonomisi

Tüm bunların yanında 31 Mart seçimlerinden çıkan sonucun belki de en önemli etkisi yerel yönetim ekonomisinin yarattığı kaynakların kullanımında değişme ile ortaya çıkacak.

İstanbul Büyükşehir yönetiminden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçerek tartışmasız adam yönetimini kurmayı başaran Erdoğan’ın yerel yönetim rantı dağıtma biçimi, kendine bu yolu açan en önemli basamak oldu. Aşağıda Verimetrik’ten alınan grafikte zaten bu tablonun ne şiddetle değiştiği çok net izlenebiliyor.

kazanılan illerin gsyh payı

Kaynak: Verimetrik, Utku Ekmekçi

Yazının tamamı burada.

 

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • ING’den Türkiye Analizi: Dış Ticaret Açığındaki Artış Cari Dengeyi Zorlayabilir

    ING Global’e göre jeopolitik risklerdeki artış ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratabilir. Banka, dış ticaret açığındaki büyüme, turizm gelirlerinde yaşanabilecek olası kayıp ve artan altın ithalatının cari açık görünümünü olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

  • Yabancı Yatırımcılar Hissede Net Satışa Geçti

    Yabancı yatırımcılar, 6 Mart ile biten haftada hisse senedinde 755,6 milyon dolar ve tahvilde 1,72 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Böylece, 13 haftadır süren kesintisiz hisse alımının ardından yabancı yatırımcılar bu hafta hisse tarafında net satışa geçmiş oldu.

  • TCMB Toplam Rezervleri Mart Başında Sert Düştü: 197,5 Milyar Dolara Geriledi

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 6 Mart haftasında 12,8 milyar dolarlık düşüşle 197,5 milyar dolara geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri 6 Mart itibarıyla 10,7 milyar dolar azalarak 62,8 milyar dolara indi. Önceki hafta, 27 Şubat’ta bu rakam 73,4 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Visa’dan Çarpıcı Araştırma: Türkiye’de Banka Şubesi Bağımlılığı Azalıyor

    Visa’nın 2026 Finansal Hizmetler Araştırması, Türkiye’nin Avrupa’nın en hızlı dijitalleşen ödeme ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırma, fiziksel banka şubelerine olan ihtiyacın azalırken, temassız ve karekodlu ödemelerin günlük hayatın vazgeçilmez parçaları hâline geldiğini gösterdi.

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Benzer Haberler