Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Yapı  Kredi Yatırım/Murat Berk strateji notu: Gelecek zaten burada

Geçen Cuma itibarıyla, 52 haftanın en yüksek seviyelerinde en düşük seviyelere kıyasla yüzde 3'ten daha az hisse senedi vardı. Bu da son derece dar bir katılım ile endeksin yükseldiğine işaret ediyor.

Yapı  Kredi Yatırım/Murat Berk strateji notu: Gelecek zaten burada

Genelde kıyamet kehanetleri, iyi senaryolardan daha fazla ses getirir. Bunun sebebi, muhtemelen evrim tarafından bu şekilde programlanmış, yani risklere daha fazla odaklanma eğiliminde, olmamızdan kaynaklanıyor. Fakat dengeli bir bakış açısı için özellikle ön yargılarımızın farkında olmamız gerekir.

Thomas Malthus’un öngörüsü tarihsel olarak iyi bir örnek. Malthus, 1798’de yayınlanan “An Essay on the Principle of Population” adlı eserinde aslında tarihin en çılgın iyimserlerinden birine yanıt veriyordu. Yanıt verdiği ise Nicolas de Condorcet “Sketch for a Historical Picture of the Progress of the Human Spirit”, adlı eseriydi. Bu esere göre tarih sürekli bir ilerlemedir bu tür bir ilerlemeyle bir gün insanlık biyolojik ölümsüzlüğü yakalayabilir diye iddia ediyordu.

Malthus’un gözlemlediği gibi, insan nüfusu geometrik veya katlanarak artarken, gıda üretimi ise doğrusal bir şekilde artıyordu. Enviroment Social Governance (ESG) dâhil bugünkü birçok popüler tartışmanın kökenlerine baktığımızda, hangi taraftan arıyorsanız, Condorcet ve Malthus’u bulabilirsiniz.

Malthus’un kitabının zamanlaması daha kötü olamazdı. Tarımın makineleşmesiyle, Kuzey Amerika ve Avrasya’nın iç kesimlerine yerleşme, dünyaya sayısız tonlarca gıda ekleyecekti. 19. yüzyıl aynı zamanda gelmiş geçmiş en önemli buluşlardan olan, Haber-Bosch icadı ve nitrojen döngüsünü gördü. Bu sayede azot bakımından zengin gübre ve böyle fosil yakıtlar kullanılarak yapılacaktı.

Bütün bunlar, Paul Ehrlich’in 1968 tarihli “The Population Bomb” kitabı başka bir anti Malthusçu özellik taşıyordu. “Yeşil Devrim” olarak adlandırdığı olay, azotlu gübreler, bitki yetiştirme ve pestisitlerin karışımıyla karamsar tahminlerin yanlış olduğunu kanıtladı.

 

Bugün Malthusçular kitlesel açlıktan pek bahsetmiyorlar ancak Malthus’un temelindeki fikre göre dünyanın biyolojik sisteminin sistemik sınırlara sahip ve insanların kendilerini aşmaya yönelik bir büyüme eğilimi var. Bu görüşü gerçekten ciddiye almamız gerekiyor. Her ne kadar bu sınırların tam olarak ne olduğu konusunda bilgimiz olmasa da orada sınırlar olduğundan emin olabiliriz.

Her türlü tahminde dikkatli olunmasının nedeni, geleceğin özünde bilinemez olmasıdır. Determinist kötümserliğin karşıtı genellikle determinist iyimserliktir. Buna göre geçmişte bizi her zaman kurtaran bir şey vardır. Genellikle insanın yaratıcılığı, yani teknoloji bizi gelecekte de kurtaracaktır. Her iki determinizme de kuşkuyla yaklaşmak lazım, kaderimiz kendimizi yok etmek değil ama geleceğimiz bizim yapacaklarımız tarafından da etkilenecek.

 

Çoğu bilim insanının uyardığı gibi şu anki gidişat dünyada yaşam açısından riskli görünüyor. Paolo Bacigalupi, mevcut zorlukları çözmede başarısız olursak gelecek yüzyılların nasıl görünebileceğine dair distopik vizyonları hayata geçiren bir romancı olarak karşımıza çıkıyor. Bacigalupi’nin, “Windup Girl” romanında sunduğu 23. yüzyıl, hiçbirimizin yaşamak isteyeceği türden bir yer değil. Romanda bahsedildiği üzere; küresel ısınma, denizlerin felaket seviyesinde yükselmesine neden oldu. Ek olarak; ucuz ve bol enerji çağı da sona erdi. 23. yüzyılda yaşayanlar, şu anki döneme genişleme dedikleri altın çağ olarak bakıyorlar.

 

Romana göre 23. yüzyılda en çok değişen şey, canlılar dünyası ve özellikle de gıdayla olan ilişkimiz. Bacigalupi’nin özellikle çıkarımda bulunmakla ilgilendiği şey, biyoteknoloji ve tarım ticaretinin gıdanın mülkiyetini ele geçirmeye çalışmasıydı. Genlere telif hakkı verilmesi, çiftçilerin yeniden kullanmasının engellenmesi, biyo-araştırma yapılması.

Bacigalupi’ye göre şirketler genetik örneklerin telif hakkını aldığında ve bu biyolojik bilgi ve materyalin toplandığı insanlara tazminat ödemeden yerli bilgiden yararlandığında bu biyo-korsanlığa dönüşür.

Bütün bunlara bakınca acaba William Gibson’ın dediği gibi “Gelecek zaten burada ancak eşit olarak dağıtılmamış mı?” diye soruyor insan

Bizim rolümüzü de biraz bilim kurgu yazarlarının rolü gibi düşünebilirsiniz. Yani bu rol, günümüzün bazı unsurlarını alıp onları nereye götüreceklerini tahmin etmek olarak özetlenebilir.

Bunları yaparken de biz özellikle hangi piyasa rejimi içinde olduğumuzu anlamaya çalışmakla başlıyoruz. İçinde bulunduğumuz rejimin hala bir “risk on” yani risk iştahının yüksek olduğu bir rejim olduğunu belirtebiliriz. Kısa vadede düzeltme riskinin artığını düşünsek de küresel riskli varlıklar için görüşümüz olumlu olmaya devam ediyor.

Kısa vadeli bazı aşırılıklar ve katılımın darlaşması bize kısa vadede düzeltme riskinin yükseldiğini düşündürüyor ama trend anlamında olumlu olmaya devam ediyoruz.

Örneğin, geçtiğimiz ay S&P500 teknoloji sektörü, özellikle yarı iletken endüstrisinde yapay zeka hisselerine olan talebin etkisiyle yükseliş yaşadı. Bu olumlu fiyat momentumu, sektörü 20 ve 200 günlük hareketli ortalamaların oldukça üzerine çıkardı. Bu nadir görülen bir şey ve düzeltme olasılığını artırıyor bizce. S&P500 teknoloji sektörü 20 günlük ortalamanın yaklaşık yüzde 8 ve 200 günlük ortalamanın yaklaşık yüzde 27 üzerinde. Piyasa tarihçesine baktığımızda, bir sonraki ayda zorluk yaşama eğilimini görüyoruz ve daha önceki örneklerde bir sonraki aylarda kayıplar kazançlara nazaran ciddi ağır basıyor.

 

Ayrıca, teknolojinin hâkim olduğu Nasdaq 100 (NDX), rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor ancak aylık, üç aylık ve hatta yıllık en düşük seviyelere düşen hisselerde artış oldu ki bu durum çok normal değil. Geçen Cuma itibarıyla, 52 haftanın en yüksek seviyelerinde en düşük seviyelere kıyasla yüzde 3’ten daha az hisse senedi vardı. Bu da son derece dar bir katılım ile endeksin yükseldiğine işaret ediyor.

Konu sadece ABD ile de sınırlı değil. Katılım sorunu artık küresel. Tüm ülke endeksleri arasında kendi 50 günlük ortalamalarının üzerinde işlem görme oranı yüzde 70’in üstünden yüzde 25’in altına indi. Böyle katılım düşüşleri olduğunda tarihsel olarak MSCI Dünya Endeksi zorlandı.

Bunlar bize kısa vadede düzeltme riskinin yükseldiğini düşündürüyor ama trend anlamında piyasa rejimi “risk on/off” olarak değişmedikçe olumlu olmaya devam ediyoruz. Tarihsel olarak da gelişmekte olan ülke piyasalarının olumlu mevsimsel döneme girdiğini not ediyoruz. Geçen hafta küresel piyasalar açısından nispeten sakin ama ilginç bir haftaydı. Özellikle bazı ayrışmalar dikkat çekti ve William Gibson’ın dediği gibi “Gelecek zaten burada ancak eşit olarak dağıtılmamış” mı diye sordurdu.

ABD 10 yıllık hazine tahvil getirileri bu hafta Mart ayından bu yana en düşük seviyesinde işlem gördü. Ayrıca piyasa fiyatlaması açısından FED’den iki faiz indirimi fiyatlamaya başladı.

İleriye dönük göstergelere gelince, finansal koşullar olağanüstü derecede gevşek kaldığı sürece ekonominin anlamlı bir şekilde zayıflayacağına dair şüphelerimiz devam ediyor. Bizim senaryomuz “iniş yok” olmaya devam ediyor. Fakat piyasalar birkaç hafta önceki güçlü hizmetler ISM verisini göz ardı etmişti. Cuma günkü beklenenden güçlü PMI verileriyle “iniş yok” tezimiz desteklendi ama piyasalar bunu da göz ardı etti. İmalat PMI’nın Mart ayından bu yana en yüksek seviyeye yani 51,7’ye yükseldi. İstihdam bileşeni ise Eylül 2022’den bu yana en güçlü seviyeye ulaştı.

 

S&P Küresel Piyasa Enformasyonu Baş Ekonomisti Chris Williamson’e göre: “Artan talep ekonomiyi etkilemeye devam ettiği için yükseliş geniş tabanlı. Her ne kadar hizmet sektörünün öncülüğünde güçlü yurt içi harcamaları yansıtsa da, genişleme imalat sektöründe devam eden toparlanmayla destekleniyor.”

Tabii ki ekonominin zayıf olduğu noktalar da var ama genel ekonomi, enflasyonist baskıları sürdürmek ve FED’i kenarda tutmak için yeterli ivmeyi koruyor aslında. Atlanta FED GDPNow göstergesi yüzde 3,0’ın üzerinde kalmayı sürdürüyor.

Bir yandan da riskler ve potansiyel kırılganlıklar devam ediyor. Mesela önemli ama çok bahsedilmeyen risklerden biri “private credit” denilen özel kredi alanı. Özellikle, IMF’nin yakın yayınlanan Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda yer alan “The Last Mile: Financial Vulnerability And Risks”, 2024. Bu konuda önemli veriler sunuyor ve risklere dikkat çekiyor.

 

30 Haziran ve 7 Temmuz tarihleri arasında yapılacak Fransa seçimleri hızla yaklaşırken, küresel piyasalar oluşabilecek potansiyel riskleri görmezden geliyor. Yatırımcıların aşırı sağcı lider Marine Le Pen’in ulusal seçimleri kazanması durumunda Başkan Emmanuel Macron ile çalışacağına dair güvencelerine ağırlık vermesiyle piyasalar sakindi.

Le Pen’in yorumları, piyasaları rahatlattı. Bunun üzerine Pazartesi Fransa / Almanya 10 yıllık tahvil getiri farkı daraldı. Ancak hafta sonuna gelindiğinde spread yani fark 12 yılın en yüksek seviyesi olan 80 baz puana ulaştı. Fransa’nın 10 yıllık tahvil getirileri bu hafta sekiz baz puan artış göstererek Portekiz tahvillerini beş baz puan aştı ve İspanya’nın sekiz baz puan yakınına geldi.

Avrupa’da ortaya çıkan potansiyel siyasi riskin artması durumunda ABD doları güçlenirken küresel bir “risk off” düzeltmesi yaşatabilir.

 

 

 

Alıntıdır

 

BAKMADAN GEÇME

  • Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş. Dahil 9 Şirkete Kayyım Atandı

    Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor’un yönetimine TMSF tarafından kayyım görevlendirildi. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği, devam eden soruşturma çerçevesinde Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu 9 şirkete kayyım atanmasına hükmetti.

  • Konkordato Takip: Bir dev, çok sayıda orta ölçekli firma da kervana katıldı

    2025 yılının ekonomi basınında en sık yer alan gündem maddelerinden biri konkordato ve iflaslar. Geçen sene pandemiden bu yana rekor kırılırken, bu yılda da şirketlerde yaprak dökümü devam ediyor. Birçok uzman açısından sayı olarak patlayan konkordato ve iflaslar, ekonomide yaşandığı iddia edilen ağır çekim çözülmenin yüzeye yansıması.

  • Konut Piyasasında 2026 Rotası: Fiyatlar ve Talep Yeniden mi Şekilleniyor?

    Türkiye gayrimenkul sektörü, son yılların en çalkantılı dönemlerinden birini geride bırakarak 2026 yılına giriyor. 2022-2024 yılları arasındaki "fiyat patlaması" ve 2025 yılındaki "reel düzeltme" dönemlerinden sonra, piyasa şimdi daha rasyonel bir dengenin izini sürüyor. Sektörün önde gelen analistleri ve veri devleri, 2026’nın bir "fiyat balonu" yılı değil, "ertelenmiş talebin dönüşü" yılı olacağına işaret ediyor.

  • Emekli maaşlarında yeni polemik: Çok uzun yaşıyorlar, iyi besleniyorlar

    En düşük emekli maaşının 20 bin lirada kalması ve asgari ücretin 28 bin 75 liraya yükselmesiyle milyonlarca emekli açlık sınırının altına sıkışırken, iktidar cephesinden gelen açıklamalar yeni bir polemiği tetikledi. AKP’li bir milletvekilinin “emekliler uzun yaşıyor” gerekçesi, siyasi tartışmayı alevlendirirken; veriler, emeklilerin uzun yaşamasından çok yetersiz beslenme ve sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

  • Parayı Anlama Rehberi II

    Parayı Anlama Rehberi II Hazine’nin gün içinde gerçekleştirdiği üç temel işleme yakından bakalım. Hazine, ana hesabını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası…

  • Allianz GI 2026 Raporu: Gelişmekte Olan Piyasalarda İkinci Bahar

    Küresel makroekonomik dengeler, gelişmekte olan piyasalar lehine dönmeye devam ediyor. ABD ekonomisinin sert bir resesyon yerine "yumuşak iniş" senaryosunu takip etmesi, Fed’in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi ve likidite koşullarının pozitif seyri, 2026 yılının başında risk iştahını yüksek tutuyor.

  • ANALİZ: Wall Street Trump’ın Maceracılığını Cesaretlendiriyor

    Washington’dan gelen sert ve sarsıcı başlıklara rağmen Wall Street sakinliğini koruyor. Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmalar, İran ve Grönland kaynaklı jeopolitik riskler ve yeni ticaret tehditleri piyasaları kalıcı biçimde sarsmazken, güçlü risk iştahı ABD Başkanı Donald Trump’ın daha agresif ve sınırları zorlayan bir politika gündemi izlemesi için alan açıyor.

  • ABD’nin Grönland Çıkışı Ticaret Savaşını Tetikleyebilir 

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etmeye yönelik söylemleri, Avrupa Birliği ile ABD arasında yeni bir ticaret savaşı riskini gündeme taşıdı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, böyle bir adımın transatlantik ekonomik ilişkileri ciddi biçimde zedeleyebileceği uyarısında bulunurken, analistler olası yaptırımların piyasaları sarsabileceğini belirtiyor.

  • TCMB Rezervlerinde Ocak Coşkusu,  Yabancı Alım Yapıyor

    9 Ocak haftası verileri ve 14 Ocak tarihli analitik bilanço tahminleri, TCMB’nin swap hariç net rezervlerinde ve yabancı yatırımcı girişlerinde çok güçlü bir performansa işaret ediyor. Özellikle altın fiyatlarının olumlu etkisiyle birleşen döviz girişleri, rezervlerdeki iyileşmeyi kalıcı bir trende dönüştürmüş durumda. Yabancı yatırımcılar da 2026'ya Türkiye varlıkları alarak girdi. 

  • Fitch Raporu: Küresel Arz Fazlası, Jeopolitik Risklerin Önüne Geçiyor

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, petrol piyasalarındaki son gelişmeleri değerlendiren kritik bir rapor yayımladı. Rapora göre, Orta Doğu ve…

  • Şişecam, 7 Yıl Vadeli 500 Milyon Dolarlık Eurobond İhracını Tamamladı

    Şişecam, uluslararası yatırımcılar ve finansal kuruluşlara yönelik olarak 7 yıl vadeli ve 500 milyon dolar tutarında bir eurobond ihracı gerçekleştirdiğini…

  • Koleksiyon Planlamasında AI Kullanımı: Veri Odaklı Tasarımın Yükselişi

    Moda dünyasında koleksiyon planlaması, yaratıcılıkla analitik düşüncenin dengeli biçimde bir araya geldiği en kritik süreçlerden biri. Günümüzde, hemen her alanda olduğu gibi, moda sektöründe de AI (Artificial Intelligence – Yapay Zeka) kullanımı git gide daha da yaygınlaşıyor. SARAR Group Yönetim Kurulu üyesi Sara Sarar, bu makalemizde, koleksiyon planlamasında yapay zeka kullanımından bahsetti.

  • ABD Sanayi Üretimi Aralık’ta Güçlü Artış Gösterdi

    ABD’de Aralık ayına ilişkin sanayi üretimi verileri beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Buna göre sanayi üretimi Aralık ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 0,4 artarak, yüzde 0,1 seviyesindeki piyasa beklentisini geride bıraktı. Fed verilerine göre Kasım ayında sanayi üretimi yüzde 0,4 artış göstermişti. Yıllık bazda sanayi üretimindeki artış ise yüzde 2 olarak kaydedildi.

Benzer Haberler