Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

CNN:  Dünya devletlerinin borcu 91 trilyon dolar, yatırımcılar panik eşiğinde

Dünya devletlerinin eşi benzeri görülmemiş 91 trilyon dolar borcu var; bu neredeyse küresel ekonominin büyüklüğüne eşit bir miktar ve borcu ödemek nüfuslarına ağır bir yük getirecek.

CNN:  Dünya devletlerinin borcu 91 trilyon dolar, yatırımcılar panik eşiğinde

Dünya devletlerinin eşi benzeri görülmemiş 91 trilyon dolar borcu var; bu neredeyse küresel ekonominin büyüklüğüne eşit bir miktar ve borcu ödemek nüfuslarına ağır bir yük getirecek. Borç yükleri – kısmen Covid salgının maliyeti nedeniyle – o kadar büyüdü ki, artık ABD dahil zengin ekonomilerde bile yaşam standartları için giderek büyüyen bir tehdit oluşturuyor.

Ancak dünya çapında seçimlerin yapıldığı bir yılda, politikacılar sorunu büyük ölçüde görmezden geliyor, borçlanma tufanıyla başa çıkmak için gereken vergi artışları ve harcama kesintileri konusunda seçmenlerle takışmak istemiyor. Hatta bazı durumlarda, en azından enflasyonu yeniden yükseltebilecek, hatta yeni bir mali krizi tetikleyebilecek bol keseden vaatlerde bile bulunuyorlar.

Uluslararası Para Fonu geçen hafta ABD’deki “kronik mali açıkların” “acilen ele alınması” gerektiği yönündeki uyarısını yineledi. Yatırımcılar, ABD hükümetinin maliyesinin uzun vadeli gidişatına ilişkin bu rahatsızlığı uzun süredir paylaşıyor ve ABD devlet tahvili getirilerinin Trump başkan seçilirse daha da yükseleceğine dair kaygılar belirginleşiyor.

Dünyanın en büyük varlık yöneticilerinden biri olan Vanguard’ın küresel tahvil birimi başkanı Roger Hallam, CNN’e şöyle konuştu: “Devam eden açıklar ve artan borç yükü  bu konuyu artık uzun değil orta vadeli bir endişe haline getirdi.” Borç yükleri dünya çapında artarken yatırımcıların kaygısı artıyor. Fransa’da siyasi çalkantılar ülkenin borcuna ilişkin endişeleri artırdı, tahvil getirileri  hızla arttı.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Geçen Pazar günü yapılan erken seçimlerin ilk turu, piyasanın en büyük korkularından bazılarının gerçekleşmeyebileceğini gösterdi. Ancak acil bir mali kriz ihtimali olmasa bile, harcamalar ile vergiler arasındaki açıkların artması nedeniyle yatırımcılar birçok devletin tahvillerini satın almak için daha yüksek getiri talep ediyor.

Daha yüksek borç faizleri, önemli kamu hizmetleri veya finansal krizler, salgın hastalıklar veya savaşlar gibi krizlere yanıt vermek için bütçede daha az kaynağın mevcut olması anlamına gelir. Devlet tahvili getirileri ipotek gibi diğer borçları fiyatlamak için kullanıldığından, artan getiriler aynı zamanda hane halkı ve işletmeler için daha yüksek borçlanma maliyetleri anlamına geliyor ve bu da ekonomik büyümeye zarar veriyor. Faiz oranları yükseldikçe özel yatırımlar düşüyor ve hükümetlerin borçlanma olanağı da daralıyor.

 

ABD Hazinesi’nin eski baş ekonomisti ve şu anda Harvard Kennedy Okulu’nda profesör olan Karen Dynan, Amerika’den borç sorunuyla mücadelenin ya vergi artışlarını ya da sosyal güvenlik ve sağlık programları gibi sosyal yardımlarda kesintileri gerektireceğini söyledi. “Pek çok (politikacı) yapılması gereken zor seçimler hakkında konuşmaya istekli değil. Bunlar çok ciddi kararlardır… ve insanların yaşamları açısından çok önemli sonuçlar doğurabilirler.”

 

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Kenneth Rogoff, ABD ve diğer ülkelerin acı verici önlemler almak zorunda kalacağı konusunda hemfikir. CNN’e borcun “artık bedava olmadığını” söyledi. “2010’larda pek çok akademisyen, politika yapıcı ve merkez bankacısı faiz oranlarının sonsuza kadar sıfıra yakın olacağı görüşüne vardılar ve daha sonra borcun bedava bir öğle yemeği olduğunu düşünmeye başladılar” dedi.

“Bu her zaman yanlış bir yaklaşımdı çünkü devlet borcu temelinde esnek faizli kredi kartına benzer. Faiz oranları keskin bir şekilde yükselirse, faiz ödemeleriniz de çok artar. Ve tüm dünyada olan da tam olarak budur.”

 

‘Sessiz komplo’

Amerika Birleşik Devletleri’nde federal hükümet, cari mali yılda faiz ödemeleri için 892 milyar dolar harcayacak; bu, savunma için ayırdığı bütçeden ve  yaşlılar ve engelliler için sağlık sigortasına ayrılan bütçeden daha fazla.

Kongre’nin mali gözlemcisi olan Kongre Bütçe Ofisi’ne (CBO) göre, 30 trilyon doları aşan ulusal borcun gelecek yıl faiz ödemeleri 1 trilyon dolarını aşacak.

CBO, ABD borcunun bundan sadece 10 yıl sonra GSYİH’nın %122’sine ulaşacağını öngörüyor. Ve 2054 yılında borcun GSYİH’nın %166’sına ulaşarak ekonomik büyümeyi yavaşlatması bekleniyor.

 

 

Peki ne kadar borç çok fazla?

Ekonomistler “piyasalarda kötü şeylerin meydana geleceği önceden belirlenmiş bir seviye” olduğunu düşünmüyor ancak çoğu uzman, borcun gayri safi yurt içi hasılanın %150 veya %180’ine ulaşmasının “ekonomi ve daha geniş anlamda toplum için çok ciddi maliyetler” anlamına geldiğini düşünüyor.

Federal hükümetin borç yığınına ilişkin artan alarma rağmen, ne Joe Biden ne de 2024’ün önde gelen başkan adayları Donald Trump, seçim öncesinde mali disiplin sözü vermiyor.

İngiliz politikacılar da Perşembe günü yapılacak genel seçimler öncesinde başlarını kuma gömdüler. Etkili bir düşünce kuruluşu olan Mali Araştırmalar Enstitüsü (IFS), ülkenin iki ana siyasi partiyi kamu maliyesinin kötü durumu hakkında “sessizlik komplo” kurdukları için kınadı.

IFS direktörü Paul Johnson geçen hafta yaptığı açıklamada, “Genel seçimlerden sonra göreve kim gelirse gelsin, şanslı olmadıkları sürece çok geçmeden zor bir seçimle karşı karşıya kalacaklar” dedi. ” Ya vergileri bize söylediklerinden daha fazla artıracaklar, ya bazı harcama alanlarında kesinti yapacaklar.

 

 

Borç sorununu çözmeye çalışan ülkeler zor durumda kalıyor. Almanya’da borç limitleri konusunda devam eden iç çekişme, ülkenin üç yönlü hükümet koalisyonunu büyük bir baskı altına soktu. Siyasi açmaz bu ay doruğa ulaşabilir.

Tahvil pazarında çalkantı dönemi

Ancak borcu dizginleme çabalarını ertelemenin sorunu, hükümetleri finansal piyasaların çok daha acı verici saldırılarına karşı savunmasız bırakması. Birleşik Krallık büyük bir ekonomide bunun en güncel örneğini sunuyor. Eski Başbakan Liz Truss, artan borçlanmayla finanse edilen büyük vergi kesintileri ilan ettiğinde 2022’de sterlinde bir çöküşü tetikledi, devlet tahvili faizleri hızla artarak bir çok BES’i batma noktasına getirdi.

Yüksek borçların mali piyasalara tehdidi ortadan kalkmadı. Fransa’yı ele alalım. Mali kriz riski, Başkan Emmanuel Macron’un geçen ay erken seçim çağrısı yapmasının ardından neredeyse bir gecede ciddi bir endişe haline geldi. Yatırımcılar, seçmenlerin daha fazla harcamaya ve vergileri azaltmaya kararlı popülistlerden oluşan bir parlamentoyu seçeceğinden, bunun da ülkenin zaten yüksek olan borç ve bütçe açığını daha da artıracağından endişeliydi.

Her ne kadar bu en kötü senaryo artık daha az olası görünse de, önümüzdeki Pazar günkü ikinci tur oylamadan sonra ne olacağı kesin olmaktan çok uzak. Fransız devlet tahvillerinin getirileri artmaya devam ederek Salı günü sekiz ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Harvard Kennedy Okulu’ndan Dynan, yatırımcıların hükümetin borçlarını kapatma konusundaki istekliliğinden şüphe etmesine neden olan “siyasi işlevsizlik” nedeniyle finans piyasalarının hızla cesaretinin kırılabileceğini söylüyor.

“İşlerin ters gitmesinin kapsamı konusunda hayal gücü eksikliğimiz var. Eğer piyasanın ABD’nin kamu borcundan endişe duyduğu büyük bir olay olursa, bu çok şaşırmış gibi davranacağız” dedi.

 

 

Kaynak:  The world is sitting on a $91 trillion problem. ‘Hard choices’ are coming

 

 

 

 

 

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • ING’den Türkiye Analizi: Dış Ticaret Açığındaki Artış Cari Dengeyi Zorlayabilir

    ING Global’e göre jeopolitik risklerdeki artış ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratabilir. Banka, dış ticaret açığındaki büyüme, turizm gelirlerinde yaşanabilecek olası kayıp ve artan altın ithalatının cari açık görünümünü olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

  • Yabancı Yatırımcılar Hissede Net Satışa Geçti

    Yabancı yatırımcılar, 6 Mart ile biten haftada hisse senedinde 755,6 milyon dolar ve tahvilde 1,72 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Böylece, 13 haftadır süren kesintisiz hisse alımının ardından yabancı yatırımcılar bu hafta hisse tarafında net satışa geçmiş oldu.

  • TCMB Toplam Rezervleri Mart Başında Sert Düştü: 197,5 Milyar Dolara Geriledi

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 6 Mart haftasında 12,8 milyar dolarlık düşüşle 197,5 milyar dolara geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri 6 Mart itibarıyla 10,7 milyar dolar azalarak 62,8 milyar dolara indi. Önceki hafta, 27 Şubat’ta bu rakam 73,4 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Visa’dan Çarpıcı Araştırma: Türkiye’de Banka Şubesi Bağımlılığı Azalıyor

    Visa’nın 2026 Finansal Hizmetler Araştırması, Türkiye’nin Avrupa’nın en hızlı dijitalleşen ödeme ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırma, fiziksel banka şubelerine olan ihtiyacın azalırken, temassız ve karekodlu ödemelerin günlük hayatın vazgeçilmez parçaları hâline geldiğini gösterdi.

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Benzer Haberler