Sosyal Medya

Döviz

Ömer Rıfat Gencal:  Değer mi hiç?

Hal böyleyken, oynaklıklar düşmüşken, DTH’lar yeniden bir artış eğilimindeyken, riskler yerli yerinde dururken ve daha önemlisi TCMB’nin uyguladığı rampa formasyonu döviz kuru sistemi devam edecekken, birkaç hesaplama ve karşılaştırma yapmak, riski koruma altına almanın maliyetli mi yoksa gerçekten değecek bir şey mi olduğunu ortaya koymak açısından önemlidir.

Ömer Rıfat Gencal:  Değer mi hiç?

Bir rüya görür gibi

Seninle bulutlara uçtuğumda

Bir ateş yakar beni….

 

Diye başlayan Sezen Aksu’nun bu harika parçası bir zamanlar gençlerin dilinden düşmeyen şarkılardan biriydi.

 

Bu günlerde de bir rüya görür gibiyiz. Eski ekonomi yönetimi ile bir kâbus içindeydik ve bu kâbus tam bir karabasana dönüşürken, değişen yeni ekonomi yönetimle biraz olsun rahatladık. Rahatladık ama geçici bir süre. Çünkü sorunlarımız yapısal. Yaratılan enkaz o kadar büyük o kadar devasa ki bedel ödenmeden bu işin içinden çıkılması son derece zor. Bu enkazı bu sorunları yaratanlar hala hesap vermedi. Türkiye İstatistik Kurumu TUİK’in istatistiklerine göre Türkiye tarihinde gelir dağılımı bozulmasında da bir rekor kırıldı. Bu rakamlar 2022 yılına ait ve 2023 yılında bozulmanın derinleştiğini göreceğiz.

 

Kurumsal yapılar çökmüş, yönetiminde kural bazlı yaklaşım anlayışı olmayan, toplumun her kurumunu her kesimini bağlayan Anayasa Mahkemesi kararlarının icra edilmesini bile uygulamayan bir düşünce hakim uzun zamandır.

 

Ekonomik riskler ise alt alta sıralandıkça yeni bir kabus mu göreceğiz diye düşündürmüyor değil. Neler mi bu riskler? Tek tek sayalım.

 

  • 2024 bütçesi 2023 yılı başındaki bütçeye göre %155 artış göstermiş. Bütçe açığı için planlanan rakam 2.6 trilyon. Gayri Safi Milli Hasılanın %5.6’sı.Harcamalardan hiç taviz yok. İtibardan tasarruf edilmeye hiç niyetli olunmadığı görülüyor. Faizle nasıl uğraşılır görün tınısı hala kulaklarda çınlarken faiz giderleri 1 trilyon TL’nin üzerine çıkacak. Hatta iç borç için iki yılda ödenecek faiz tutarı ana paranın 1.5 katına şimdiden ulaşmış.
  • Oluşacak bütçe açığı yine Hazine’nin kapatmak için borçlandığı bir döngüye dönecek. Yükü tüm vatandaşlar ve gelecek nesillerin üzerine yüklenmek üzere borçlanma yapılacak. Programa göre 2.1 trilyon TL’lik iç borçlanma. Bu borçlanmanın büyük bir kısmı bankaların alacakları devlet tahvilleri ile gerçekleştirilecek. Sonuç olarak Hazine’ye yeni kredi açılacak. Artan kredilerin karşılığı üretim ve verimlilik artışı olsaydı sorun olmazdı ama gittiği yer bakımından enflasyonist olmaması büyük bir mucize olur doğrusu.
  • Kur Korumalı Mevduatlar (KKM) 80 milyar dolar düzeyinde kaldı. Üstelik KKM’den çıkanların dövize tekrar dönmesi de hiç hoş bir görüntü değil. Demoklesin kılıcı gibi TCMB’nin üzerinde sallanan koca bir kılıç.
  • Kısa vadeli dış borçlar her ay yeni rekorlar kırarak geliyor. 2024 yılında toplam 226 milyar doların üzerinde kısa vadeli dış borç ödemesi görünüyor. Bankalar ve finans kuruluşları 2024 yılında aylık ortalama 2.5 milyar dolar, şirketler 1.3 milyar dolar geri ödeme yapacak. Kamu sektörü ise ortalama aylık 2.0 milyar dolarlık dış borç geri ödemesi öngörüyor. Mart, Haziran, Ağustos ve Kasım ayları dış borç geri ödemelerindeki yoğunluk ürkütücü (Grafik 1).

 

 

  • Üstelik cari açık bu rakamlarda yok. Beklenen 30-35 milyar dolarlık cari açık için de finansman bulunması lazım. Kredi derecemizin yatırım yapılabilir seviyenin 5 basamak altında olduğu düşünülürse ödenecek bedel yine yüksek olacak.
  • İhracatın gidişatı en büyük ticaret partnerlerimizin ekonomik durgunluğa girmesi dolayısı ile talep yönünden alarm zilleri çalıyor. Son 15 yıldır yerinde sayan ve artmayan katma değeri yüksek ihracat nedeniyle de enflasyon yüzünden maliyeti artan ve kar etmek için TL’nin değersizleşmesine bel bağlamış büyük bir ihracatçı kesim de var.
  • Bu şartlar altında enflasyondaki riskler de yukarı yönlü olmaya aday. Piyasa Katılımcılarının 2024 için beklediği yıllık enflasyon %42, TCMB’nin beklentisi %36. Sokaktaki vatandaşa bir dokun bin ah işit. TUİK bile açıkladığı %64.77’lik enflasyona karşı algılanan enflasyon kavramını ortaya atarak tüketici tahmininin %96 olduğunu açıkladı. Bu tahminin dayandığı araştırma ve kaynak ise halen belirsiz.
  • 31 Mart yerel seçimleri siyasi anlamda diğer bir risk kalemi olarak sayılması gereken bir başka madde.
  • Jeo-politik riskleri ve Ortadoğu’nun durumunu da önemli bir risk olarak saymak yanlış olmaz. Enerji fiyatlarında ortaya çıkabilecek dalgalanma ve maliyet artışları bu risklerin bir sonucu olarak karşımıza çıkabilir.

Bu kadar risk alt alta sıralanmışken, hatta buraya daha başka riskler de eklemek mümkünken,  kurumların hiçbir şey yapmadan, yani üzerlerindeki kur riskini yönetmeden sadece TCMB’nin uyguladığı, adı dalgalı kendisi rampa formasyonundaki kur sistemine güvenerek hiçbir şey yapmamaları kurumsal yönetişimle bağdaşmaz diye düşünüyorum.

Gelin son dönemlerde kurda yaşanan gelişmelere aşağıdaki grafikten bir bakalım

Grafik2

 

Sarı çizgi Euro, Beyaz çizgi ABD Dolarını gösteriyor. Sarı çizginin biraz daha oynak olmasının nedeni EUR/USD paritesindeki dalgalanmalardan kaynaklanmış. Seçim sonrası dönemde TL, asimetrik kur formasyonu ile sıçramalar göstermiş ve daha önceki ekonomi yönetimindeki baskılanmanın yarattığı basıncı bir nebze üzerinden atmış. Sonrasında da Eylül başından itibaren rampa formasyonuna girmiş.

 

Bu rampanın gösterdiği yıllık değer kayıplarını da aşağıdaki grafikte gösterdim. Kısaca TL’nin ABD Doları, Euro ve %50 Dolar %50 Euro’dan oluşan sepete karşı değer kaybı  Eylül başından Ocak sonuna kadar yıllıklandırılmış olarak sırasıyla %47.75, %40.02 ve %44.59 olmuş. Son dönemlerde baskılanan, TCMB’nin de rezerv kaybetmesine sebep olan dolar satışlarıyla, TL’nin yıllık değer kayıpları Dolar karşısında %44, Euro karşısında %15.66 ve sepet bazında %30’lar düzeyine kadar indiği görülüyor. (Grafik 3)

Grafik-3

 

Bu gelişmeler olurken bir yandan politika faizi artmış ve TCMB’nin şimdilik duracağım dediği %45 seviyesine gelmiş, diğer yandan da geçmiş 5 yılda yaşanan dalgalanmalar (kabus) bir nebze olsun durulmuş. Fakat vade uzadıkça, eldeki riskler yerli yerinde durdukça, uzun vadeli oynaklıklar geçmiş dönem ortalamalarına maalesef gelememişler. (Grafik 4)

 

Grafik-4

 

Geleceğe Bakış…..

 

Hal böyleyken, oynaklıklar düşmüşken, DTH’lar yeniden bir artış eğilimindeyken, riskler yerli yerinde dururken ve daha önemlisi TCMB’nin uyguladığı rampa formasyonu döviz kuru sistemi devam edecekken, birkaç hesaplama ve karşılaştırma yapmak, riski koruma altına almanın maliyetli mi yoksa gerçekten değecek bir şey mi olduğunu ortaya koymak açısından önemlidir.

 

Uzun bir süredir söylediğim gibi , TCMB’nin uyguladığı kur sistemi 1990’lı yıllardaki kur sistemine dönmüş durumda. Bu nedenle, TL’nin 2024 yılında TCMB’nin enflasyon hedefi olan %36’lar civarında değer kaybetmesini beklemek yanlış olmaz kanısındayım. Bunun yanında Dolar/TL forward kurlarının ima ettiği faiz oranlarını gösteren verim eğrisi de aşağıdaki grafikte görülebilir Grafik-5. Detaylı bilgi vermek gerekirse her bir vadeye denk gelecek faiz oranı aşağıdaki Tablo 1’de görülebilir

 

Tablo-1

Vade USD/TL Forward Kurların Gösterdiği Faiz Oranları
1 Ay 42.62%
3 Ay 43.80%
6 Ay 46.12%
9 Ay 47.73%
1 Yıl 48.96%

Grafik-5

 

Tüm bu gösterimlerden sonra gelin şimdi Forward Kurları hesaplayarak aynı vadede TCMB’nin enflasyon hedefi kadar devalüasyon politikası ile (%36 oranında değer kaybı yaşamış TL’ye göre) aralarında ne kadar bir fark oluşuyor ona bakalım. Bu farkları aşağıdaki Tablo 2 ‘nin son sütununda görebilirsiniz. Kısaca %36 beklenen devalüasyona göre hesaplanmış kurlarla, forward kurlar arasındaki yüzdesel farklar artan vadelerde artan oranlara işaret etmekte.

 

Tablo-2

 

Sonuç olarak yukarıda sayılan riskler göz önünde bulundurulduğunda hiç bir şey yapmadan, riski yönetmeden beklemeye DEĞER Mİ HİÇ? Yoksa bir kabusa daha nasıl olsa katlanırız mı diyeceğiz.

 

Karar sizlerin….

BAKMADAN GEÇME

  • BlackRock Türk Hisselerine Dönüş Yaptı: “Piyasada Dönüş Sinyalleri Var”

    Dünyanın en büyük varlık yöneticilerinden BlackRock, uzun süredir mesafeli durduğu Türkiye hisse senedi piyasasına yeniden pozisyon almaya başladı. Şirketin en iyi performans gösteren fonlarından biri olan Frontiers Investment Trust, Türk hisselerini portföyünde yüzde 10’a yaklaştırırken, yöneticiler enflasyondaki yavaşlama ve faiz indirimlerinin olası bir piyasa dönüşüne zemin hazırladığını belirtiyor.

  • Sabancı Holding’e Akçansa Payları İçin 1,1 Milyar Dolarlık Teklif

    Sabancı Holding, Akçansa’da sahip olduğu ve sermayenin %39,72’sine denk gelen paylar için, şirket değerini 1,1 milyar dolar olarak belirleyen bir teklif aldığını duyurdu.

  • Bank of America’dan Ons Altın İçin 6.000 Dolar Hedefi

    Küresel piyasalarda aylardır yeni rekorlar kıran altın için Bank of America (BofA) beklentileri daha da yukarı çekti. ABD’li banka, kısa vadeli ons altın fiyatı hedefini 6.000 dolar olarak açıkladı. Bu tahmin, büyük finans kuruluşları arasında şimdiye kadar yapılan en agresif projeksiyon olarak öne çıkarken, BofA’ya göre mevcut yükseliş henüz “yorulmuş” değil.

  • Gümüş: “Zombi Bankalar” Kaçışı mı, Yoksa Dev Bir Balon mu?

    Gümüş fiyatları, Çin bankacılık sisteminden gelen "sistemik risk" sinyalleri ve küresel fiziksel metal talebiyle 110 doları aşarak tarih yazdı. Uzmanlar ikiye bölünmüş durumda: Gümüşün "saltanatı" yeni mi başlıyor, yoksa 45 yıllık finansal felaketler tekerrür mü edecek?

  • Adam Posen: Trump’ın Ekonomi Politikalarının Bedeli Yakında Daha Net Görülecek

    Peterson Institute Başkanı Adam Posen’e göre, Donald Trump’ın ticaret ve göç politikalarının ABD ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri henüz makro verilere tam olarak yansımış değil. Ancak bu durum, politikaların zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Posen, politika kaynaklı belirsizliğin yatırım kararlarını felç ettiğini, enflasyonist baskıların gecikmeli olarak biriktiğini ve 2026’ya girerken “stagflasyon benzeri” bir tablonun daha görünür hale geleceğini savunuyor.

  • ECB’den Euro Uyarısı: Kur Güçlenirse Faiz İndirimi Gündeme Gelebilir

    Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Konseyi üyesi ve Avusturya Merkez Bankası Başkanı Martin Kocher, eurodaki değer artışının enflasyon görünümünü aşağı çekmesi halinde ECB’nin yeni bir faiz indirimi seçeneğini değerlendirmek zorunda kalabileceğini söyledi. Kocher’e göre son dönemde eurodaki yükseliş “ılımlı” düzeyde kalsa da, kurdaki kalıcı ve güçlü bir artış para politikasını doğrudan etkileyebilir.

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?: Zirve Sonrası Konsolidasyon ve Trend Beklentileri

    Borsa İstanbul, 2026 yılına oldukça güçlü bir giriş yaparak Ocak ayının son haftasında 13.262 puan ile tarihi zirvesini yeniledi. Paylaştığınız raporlar ışığında; piyasanın bu sert yükselişin ardından bir "soluklanma" ve "teknik düzeltme" evresine girdiğini söylemek mümkün. Üç kurumun da ortaklaştığı temel nokta, bu geri çekilmelerin ana yükseliş trendini bozmayan, aksine sağlıklı bir piyasa yapısı için gereken doğal bir denge arayışı olduğudur.

  • SABAH Raporu:  Nasıl bilirdiniz? İyi bilirdik… #DXY

    Basitçe alsan alınmıyor, satsan satılmıyor! Belki de yatırımcılar açısından da en zor dönemlerden birine girmiş olduğumuzu söylemem gerekiyor.

  • Dünya Bankası Raporu: Gelişmekte Olan Ekonomiler Potansiyellerine Ulaşamadı

    Dünya Bankası’nın yeni çalışmasına göre, “gelişmekte olan piyasa” olarak sınıflandırılan ülkeler, son on yıllarda sahip oldukları avantajlara rağmen ekonomik potansiyellerini tam olarak hayata geçiremedi. Raporda, kişi başına yatırım artışının keskin biçimde yavaşladığına dikkat çekilirken, en başarılı örneklerin diğer ülkeler için önemli dersler sunduğu vurgulandı.

  • Teknoloji Devlerinin Yapay Zeka Borçlanması Tahvil Piyasasını Rehin Aldı

    Yapay zeka (AI) çılgınlığı sadece hisse senedi piyasalarını değil, dünyanın en güvenli varlıkları olarak kabul edilen ABD kurumsal tahvil piyasasını da dönüştürüyor. Apollo Global Management ve Morgan Stanley’nin son verilerine göre, teknoloji devlerinin devasa veri merkezi yatırımları için borçlanma atağı, tahvil piyasasını "tek bir makro bahse" mahkûm etme riski taşıyor.

  • Erdoğan ve Trump’tan Kritik Telefon Görüşmesi: Suriye ve Gazze İçin Eşgüdüm Arayışı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yaptıkları telefon görüşmesinde Gazze’nin savaş sonrası yönetimi ve Suriye’deki kırılgan geçiş süreci konusunda politikalarını eşgüdümleme kararı aldı. Görüşme, Ankara ile Washington arasında bölgesel önceliklerin yeniden hizalanmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

  • Halkbank Davasında New York’taki Değerlendirme Toplantısı Ertelendi

    ABD’de Halkbank hakkında açılan ceza davası kapsamında 27 Ocak’ta New York’ta yapılması planlanan ve davanın mevcut durumu ile izlenecek yolun ele alınacağı değerlendirme toplantısı ertelendi. Ertelemenin gerekçesine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

  • Beyaz Eşya İhracatında 10 Yıllık Kazanım Eriyor: Sektör 2017 Seviyelerine Geri Döndü

    Türkiye beyaz eşya sektöründe 2025 yılı, hem iç satışlar hem de ihracatta belirgin bir daralmaya sahne oldu. İç satışlar yüzde 3, ihracat yüzde 10, üretim ise yüzde 9 gerilerken, ihracat hacmi 2017 seviyelerine indi. TÜRKBESD, artan maliyetler ve ticaret politikalarındaki belirsizliklerin sektörün rekabet gücünü zayıflattığı uyarısında bulundu.

Benzer Haberler