Sosyal Medya

Borsa

YORUM: Gelişmekte Olan Piyasalarda Yatırımcı Hataları

Yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara yönelik yaklaşımlarında iki temel hata yapıldığı araştırıldı.

YORUM: Gelişmekte Olan Piyasalarda Yatırımcı Hataları

Gelişmekte Olan Piyasalarda Yatırımcı Hataları: Hindistan ve Çin Örneği

Yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara yönelik yaklaşımlarında iki temel hata yapıldığı araştırıldı.

İlk hata, ekonomik büyümeye odaklanılması ve büyüyen ekonominin hisse senedi getirileri ile pozitif bir korelasyonu olduğuna dair kanıt bulunmamasıdır. İkinci hata ise, değerlemelerin getiri tahminlerinde güvenilir bir gösterge olarak kabul edilmesidir.

2008 finansal krizinden bu yana Hint hisse senetlerinin Çin’e kıyasla güçlü performans sergilemesi, bu yaklaşımların yanlış olduğunu göstermektedir.

Son 15 yılda, Çin ve Hindistan ekonomileri hızla büyümüştür. Sabit ABD doları cinsinden ölçüldüğünde, Çin’in GSYİH’si yılda yaklaşık %2 daha fazla artmıştır. Eylül 2009 itibarıyla MSCI Çin Endeksi’nin fiyat-kazanç oranı, MSCI Hindistan Endeksi’ne göre %25 daha düşüktü. Buna rağmen, 2014’ten bu yana Çin hisse senedi piyasası yıllık toplam getiri olarak sadece %2,5 artış göstermiş, Hindistan hisse senetleri ise Jefferies’e göre bu oranın dört katı oranında bileşik getiri elde etmiştir.

Bu farkın basit bir açıklaması bulunmaktadır. 2008’in sonunda, Çin hükümeti küresel finansal krizi önlemek amacıyla büyük bir teşvik paketi başlatmıştır. Ülkenin geniş iç tasarrufları kullanılarak olağanüstü bir yatırım patlaması finanse edilmiştir. Gayri safi sabit sermaye oluşumu GSYİH’nın %38’inden %44’üne yükselmiş ve bu seviyede kalmaya devam etmiştir. Yatırım patlaması hızlı kredi büyümesi ve kolay para politikalarıyla desteklenmiştir. Buna karşılık, Hindistan’da tasarruf ve yatırım oranları düşüktü. 2009 ile 2020 arasında yatırım, GSYİH’nın %34’ünden %27’sine gerilemiştir. Hindistan’ın ortalama faiz oranları Çin’in iki katı seviyededir. Aşağıdaki grafikte iki ülkedeki yatırımların GSYİH’e oranı bulunmaktadır.

Mavi: Çin, Turuncu: Hindistan simgelemektedir.

Ekonomik teoriye göre sermayenin getirisi, maliyetine eşitlenmelidir. Çin’in düşük sermaye maliyeti, düşük getirilerle sonuçlanmıştır. Ekonomide kronik aşırı kapasite seviyeleri, sermayenin yanlış tahsis edildiğinin göstergesidir. 2020’de konut balonunun patlamasının ardından Çin, borç deflasyonu ile mücadele etmektedir. Hindistan ise emlak, kredi veya yatırım patlaması yaşamamış ve dolayısıyla bu tür bir gerilemeden kaçınmıştır. Yüksek sermaye maliyeti, yüksek yatırım getirileri sağlamıştır.

Bu makroekonomik analiz, Çin ve Hindistan’da listelenen şirketlerin rapor ve hesaplarında kendini göstermektedir. Bir şirketin yatırımlarını temkinli yapıp yapmadığını ölçen göstergelerden biri, yeni sermaye harcamalarının geçmiş yatırımların amortismanına oranıdır. Hong Kong merkezli GMT Research kurucusu Gillem Tulloch, en az 10 yıllık veriye sahip Çin ve Hintli şirketlerin getirilerini incelemiştir. 2014 yılında Çinli kamu şirketlerinin ortalama sermaye harcaması amortismanın 2,3 katı iken, Hintli şirketler için bu oran 1,5 kat olarak kaydedilmiştir. O zamandan beri Çinli firmalar, Hintli firmalara kıyasla sürekli daha fazla yatırım yapmaktadır.

Karlılık, bir şirketin satışlarının toplam varlıklarına oranıyla ölçülür. Daha verimli işletmelerin varlık devir hızı daha yüksektir. Tulloch, Hindistan’da bu oranın son on yılda ortalama 1 kat olduğunu, Çin’de ise ortalamanın yarısı seviyesinde olduğunu bulmuştur. Bu durum, 2014 ile 2023 yılları arasında Hint şirketlerinin özkaynak karlılığının (ROE) %10 ile %13 arasında sabit kalırken, Çin’de ortalama ROE’nun aynı dönemde %10’dan %6’ya düştüğünü göstermektedir.

Grafik: Çin ve Hindistan ROE kıyaslaması

Mavi: Çin, Turuncu: Hindistan simgelemektedir.

Yatırım getirilerinin ekonomik büyümeyi geride bırakması nedeniyle Çinli firmalar daha fazla sermaye artırmak zorunda kalmış ve mevcut hissedarlar seyreltilmiştir. MSCI Çin Endeksi’ndeki toplam hisse sayısı 2014’ten bu yana 2,5 kat artarken, hisse başına kazanç neredeyse sabit kalmıştır. Bu durum yatırımcıların dikkatini çekmiş, Çin benchmark’ının değerlemesi 2020’de defter değerinin 2,5 katından bu yıl 1,3 katına gerilemiştir. Öte yandan, MSCI Hindistan Endeksi’nin fiyat-defter değeri oranı son on yılda ortalama 3 kat iken, bu oran 4,5 kata yükselmiştir.

Marathon Asset Management’dan gelişmekte olan piyasa uzmanı Alex Duffy, Hindistan’ın sermaye disiplini bozma eğiliminde olduğunu belirtmektedir. Hintli şirketler, çelik, çimento ve enerji üretimi gibi çeşitli sektörlerde yeni kapasite eklemektedir. Jefferies, Hindistan’ın yatırım payının önümüzdeki üç yıl içinde %28,5’ten %33’e yükselmesini beklemektedir. Yüksek hisse senedi değerlemeleri, birçok halka arzı çekmiş, bankalar ve diğer finansal kuruluşlar tarafından yapılan özel yatırım fonlamaları 2022’den bu yana neredeyse iki kat artmıştır. Perakende yatırımcılar, Hint orta ölçekli hisse senetlerinin değerlemelerini uzun vadeli ortalamalarına göre %70 primle 35 kat seviyelere çıkarmış, büyüme oranları veya temel karlılıkta belirgin bir artış gözlemlenmemiştir.

Hindistan’ın hisse senedi piyasasında spekülatif bir balon işareti görülürken, Çin’in sermaye döngüsünün bir dip noktasına yaklaştığı belirtilmektedir. Çinli şirketlerin sermaye harcama-amortisman oranı 1,5 kata gerilemiş, bu da Hindistan seviyeleriyle uyumlu hale gelmiştir. Özel piyasa sermaye artırımları, Covid-19 öncesi döneme göre %98 azalmıştır. Menkul kıymetler düzenleyicisi, listelenen firmalara hissedarlara dağıtımlarını artırmalarını talep etmiştir. Hisse geri alımları, toplam ödemelerin neredeyse %40’ını oluşturmakta ve hisse geri alımlarının artması, dolaşımdaki hisse sayısının azalmasına neden olmaktadır. Azalan hisse sayısı, hisse başına kazançlarda büyüme artışı sağlayabilir.

Beijing’in yeni bir teşvik paketi açıklamasının ardından Çin hisse senetleri yükselişe geçmiştir. Çin Halk Bankası, şirketlerin daha fazla hisse geri alması için kredi sağlayacağını taahhüt etmiştir. Ancak, Çin endüstrisinin aşırı kapasiteyi kaldırması gerektiği vurgulanmaktadır. Başkan Xi Jinping’in bu mesajı alıp almadığı belirsizdir. Çin yatırımları GSYİH payı olarak azalmış olsa da %42 seviyesinde kalmaktadır. Çin hisse senetleri her değerleme ölçütünde hâlâ ucuz görünse de, arz tarafında net bir daralma kanıtı ortaya çıkana kadar gelişmekte olan piyasa yatırımcılarının temkinli olması önerilmektedir.

BAKMADAN GEÇME

  • IMF’den Yeni Rapor: Türkiye’nin Büyüme Tahminini Nasıl Yorumladılar?

    Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Ocak 2026 sayısını “Küresel Ekonomi: Ayrışan Güçler Arasında İstikrar” başlığıyla yayımladı. Raporda, Türkiye ekonomisinin büyüme öngörülerinde artışa gidildiği belirtildi.

  • Trump’ın Grönland Hamlesine AB’den Misilleme Planı

    Avrupa Birliği başkentleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki girişimine karşı çıkan NATO müttefiklerini hedef alan tehditlerine yanıt olarak, ABD’den yapılan yaklaşık 93 milyar euroluk ithalata gümrük vergisi uygulanmasını ya da Amerikan şirketlerinin AB iç pazarına erişiminin kısıtlanmasını masaya yatırdı. Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde son on yılların en ciddi gerilimlerinden biri olarak görülüyor.

  • PİYASA ANALİZ: Trump’ın Tarife Hamlesi Risk İştahını Bozdu, Güvenli Limanlar Işıldıyor

    Küresel piyasalar haftaya belirgin bir riskten kaçış havasıyla başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland merkezli tarife restleşmesi, jeopolitik tansiyonu yeniden yükseltirken, hisse senetlerinde baskı, kripto varlıklarda geri çekilme ve güvenli limanlara güçlü bir yöneliş görüldü. Altın ve gümüş “para gibi” davranarak tarihi zirveleri test ederken, döviz cephesinde euro, yen ve İsviçre frangı öne çıktı. Türkiye varlıkları ise küresel dalgalanmaya rağmen pozitif ayrışmasını sürdürdü.

  • Ekonomik Kriz Ortamında Dikkat Çeken Adım: İzmir’de 11 Zincir Market Güçlerini Birleştirdi

    İzmir’de faaliyet gösteren 11 zincir market, güçlerini birleştirerek yeni bir ticari yapılanmaya gitti. Kurulan şirketin ilk mağazasının şubat ayında Menderes’te hizmete girmesi planlanıyor. Ortak girişimin kamuoyuna tanıtımı ise Gaziemir’de gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla yapıldı.

  • Barış Soydan Yazdı…’Fintekte Sorunlar Merkez Bankası’na Devirle Başladı, Acil Müdahale Zamanı’

    2025 yılı elektronik para ve ödeme kuruluşları açısından neredeyse bir kaos ve yıkım yılı olarak geride kaldı. Savcılık operasyonları, lisans iptalleri, faaliyetlerin askıya alınması gibi hukuki ve idari kararlar tüm yıl boyunca gündemdeydi. Daha da kötüsü, finansal sistemin bu parçası bir süredir ciddi bir şeffaflık ve güven krizinin içine girmiş durumda; söylentiler ve spekülasyonlar hâlâ devam ediyor. Artık bir kırılma noktasına gelindiği açık. Bir tarafta genç nüfus, yüksek dijital adaptasyon, güçlü bankacılık altyapısı ve dev elektronik ticaret hacmiyle bölgesel bir “fintek merkezi” olabilecek kapasite var. Diğer tarafta ise giderek daha sık anılan suç ve bahis gelirleri, kara para, şüpheli transferler tartışmaları… Bugün fintek sektörü başarı hikâyeleriyle değil bu tür risk başlıklarıyla gündeme geliyorsa, bunun sebebi sadece “birkaç kötü örnek” değil. Esas faktör daha derinde, yapısal ve sistemsel sorunlarda.

  • Konut Fiyat Endeksi 2025’te Reel Olarak Geriledi

    Konut Fiyat Endeksi, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 artarken, yıllık bazda yüzde 29 yükseldi. Ancak endeks, 2025 yılı genelinde reel olarak yüzde 1,4 oranında değer kaybetti.

  • Suriye’de Kürt otonomisine darbe

    Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa’nın Kürtleri Suriye vatandaşı olarak tanıması ve bazı kültürel hakları resmen kabul etmesi, uluslararası kamuoyunda temkinli bir iyimserlik yarattı. Ancak sahadaki askeri ve siyasi gelişmeler, bu adımların kalıcılığı ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt yönetiminin geleceği konusunda ciddi belirsizlikler olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre, Şam yönetiminin temel hedefi, ülke genelinde merkezi otoriteyi yeniden tesis etmek.

  • Çin Ekonomisinde Momentum Kaybı: %5 Büyüme Hedefi Tutsa da İç Talep Alarm Veriyor

    Çin ekonomisi 2025’te hükümetin “yaklaşık %5” büyüme hedefini tutturmasına rağmen yılın son çeyreğinde belirgin bir ivme kaybı yaşadı. Sanayi üretimi görece güçlü seyrini korurken, perakende satışlar ve yatırımlar beklentilerin altında kaldı. Veriler, ihracata dayalı büyümenin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerini artırırken, iç talepteki zayıflığın derinleştiğine işaret ediyor.

  • Asya-Pasifik Piyasalarında Satış Baskısı: Trump’ın Grönland Çıkışı ve Çin Verileri Gündemde

    Asya-Pasifik piyasaları haftaya ağırlıklı olarak düşüşle başladı. Yatırımcılar bir yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın hafta sonu Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik sert mesajlarını, diğer yandan Çin’den gelen büyüme ve makroekonomik verileri değerlendirdi. Küresel risk iştahı zayıflarken, güvenli liman talebiyle altın ve gümüş fiyatları tarihi zirvelere yükseldi.

  • 2026’da Borsa, döviz, konut ne olur? | Atilla Yeşilada video

    Atilla Yeşilada'nın 18 Ocak 2026 tarihli bu videosu, Türkiye ekonomisi ve piyasalar için kapsamlı bir 2026 projeksiyonu sunmaktadır.

  • Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Davos’ta iki dünya mücadelesi…’

    Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 buluşması başlıyor. Elbette her zaman önemli bir lokasyondu...

  • AK Yatırım’dan Telekom Sektör Raporu

    2026’da reel gelir artışının Turkcell için %6, Türk Telekom için %9 seviyelerine ılımlaşacağını öngörüyoruz...

  • Hazine’den açıklama: Vatandaşın yastık altı altınlarını izleme niyetimiz yok

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kıymetli Maden Takip Sistemi ile vatandaşların "yastık altı" birikimlerinin izleneceği yönündeki iddiaları yalanladı...

Benzer Haberler