Sosyal Medya

Güldem Atabay

Güldem Atabay: Ortadoğu’da paradigma değişimi – Türkiye en zayıf anında yakalandı

Şimdi İsrail-Hamas savaşının İran’a genişlemesi olasılığı gerçekleşirse, seçimi kazanmak uğruna yarattığı ve seçim sonrasına ötelediği ekonomik enkazın bedelini ödeme zamanının gelişiyle de yüzleşecek Cumhurbaşkanı.  

Güldem Atabay: Ortadoğu’da paradigma değişimi – Türkiye en zayıf anında yakalandı

Şimdi İsrail-Hamas savaşının İran’a genişlemesi olasılığı gerçekleşirse, seçimi kazanmak uğruna yarattığı ve seçim sonrasına ötelediği ekonomik enkazın bedelini ödeme zamanının gelişiyle de yüzleşecek Cumhurbaşkanı.  

Dış politikada, hemen sınırımıza yakın Orta Doğu’daki gelişmeler Türkiye ekonomisini olabilecek en zayıf anında yakaladı. Petrol, altın gibi piyasaların fiyatlandırmasına göre Hamas’ın beklenmedik vahşi saldırısına İsrail’in uluslararası hukuku tanımayan ölçekte sert cevabı ile ortaya çıkan savaş, Gazze ile sınırlı kalacak. Halbuki Hamas-İsrail savaşının nereye evrileceği henüz net değil.

Değerli Sezin Öney’in yorumuna göre dün gece “ABD Başkanı Biden ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan’ın konuşmalarında Hamas ile İŞİD paralelliği kurması, bundan sonra Hamas’a destek verenlerin bir dönem IŞİD’in destekleyenlerle eş tutulacağının işareti.”

O zaman Hamas’a destek verenler kim? Bu sorunun cevabını Filistin Davası’na destek veren ve Türkiye’nin de dahil olduğu geniş bir Müslüman coğrafyada bulmak mümkün. Soruyu başka şekilde sormak gerekli o zaman: Hamas’ın saldırıları en çok hangi ülkenin çıkarları doğrultusunda şekilleniyor? Hamas saldırısında ana aktör arayışında akla ilk gelen tabi ki İran.

İran ve Lübnan: İsrail-ABD hedefi olacak mı?

İran’ın dini lideri Hamaney, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada, Tahran’ın İslamcı militan Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırının arkasında olmadığını açıkladı. Kafasında Filistin’e özel poşuyla ekran karşısına çıkan Hamaney, aynı zamanda, “Siyonist rejime saldırıyı planlayanların ellerinden öpüyoruz” da dedi.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Sullivan’ın sözlerine göre 15 ABD’linin ölümüne neden olan 20’sinin de esir alan Hamas’ın saldırılarının arkasında İran’ın olduğuna dair henüz somut kanıt yok.  Fakat Biden’ın da Sullivan’ın da dün geceki açıklamalında İsrail’e herhangi bir itidal çağrısı yok. Aksine, açık seçik ve kişisel meseleleri olarak bizzat fiziksel çatışma alanında olmasalar da İsrail’in yanında savaşta olduklarını ilan etmekteler.

Açıklamaların ardından, Suriye’den Hizbullah ve İranlı milisler de havan toplarıyla Golan’daki İsrail askeri hedeflerini bombalamaya başladı. Hamas’ın İsrail’e cumartesi sabahı saldırısı sonrası, Lübnan Hizbullah’ı Hamas’a destek açıklamıştı. İsrail’e karşı silahlı mücadele yürüten Filistinli hareketler Lübnan’ın güneyinde konumlanmış durumda ve İsrail’e karşı devreye girebileceği konusunda endişeler var.

İsrail’in cepheyi Lübnan ve İran’a doğru ABD desteği ile genişletmesi olasılığı da işte yazının başlığındaki paradigma değişikliğinin kendisi oluyor.

Türkiye bu yangının neresinde?

Ne İsrail ne ABD açısından kapalı kutu İran’ı Gazze gibi hedefe koymak kolay bir tercih değil elbette. Fakat Hamas-İsrail savaşında cephenin genişlemesi de uzak bir olasılık değil. Cephe İran’a kadar genişlerse Ortadoğu’daki kadim ateş çemberinin alevi harlanacak. Körfez Savaşı niteliğinde algılanacak bu olasılığın gerçekleşmesi ise Türkiye ekonomisine başa çıkamayacağı ölçekte bir darbe vuracak.

Ortadoğu’da İran’ı hedef alacak ABD-İsrail savaşı Türkiye’nin aynı ABD’nin Irak işgali sürecinde olduğu gibi yabancı yatırımcılar açısından Türkiye riskinin Ortadoğu riski ile eşitlenmesine neden olacak.

Şimşek-Erkan ekibinin yabancı sermaye çekme çabaları: Böylesi bir risk artışı Türkiye ekonomisinin tarihindeki en kırılgan ekonomik dönemlerinden birine denk geldi.

  • Türkiye’de enflasyon 2024 ortasında %80-85 seviyelerinde zirve yapma yolunda,
  • TCMB politika faizi %30 seviyesinde, faiz artışlarının devamı beklense de %40 zirvesinden bahsediliyor,
  • Bakan Şimşek’in son yabancı yatırımcı turundan anlaşılan sıcak paranın pozitif reel faiz görülmeden, TL’nin değer kaybı öngörülebilir olmadan ve mevcut ekonomi politikalarının Erdoğan’ın müdahalesine kurban gitmeyeceği netleşmeden Türkiye’ye girmekte isteksiz olması. İlgi olsa dahi,
  • TCMB swap hariç net rezervleri halen eksi 65 milyar dolarda,
  • Cari cari açığın GSMH’ye oranı 2022 sonundaki %5,2’den 2023 sonunda %4,5 civarına ancak iyileşecek, dış borç ödemeleri 12 aylık dönemde 200 milyar doların üzerinde,
  • Deprem bölgesinin yeniden inşası için 100-150 milyar dolarlık finansmanına ihtiyacı var,
  • KKM gibi dolara endeksli TL mevduatın seviyesi 100 milyar doların hala üzerinde ve TL’de bir değer kaynına karşı yüksek maliyet üretebilme potansiyeli taşıyor,
  • Sabit gelirli/ücretli/emekli yüksek yaşam maliyeti nedeniyle darboğazda.

Tüm bu ekonomik gerçekler yabancı sermayeyi Türkiye’yi kenardan ilgiyle izlemeden öteye motive edemedi. Seçimden bu yana giren yabancı sermaye 3 milyar doların altında. Hamas-İsrail savaşı, Orta Doğu’da yükselen gerilim ve devam edeceği anlaşılan belirsizlikler yabancı yatırımcının önemli bir kısmının Türkiye’yi aynı risk potası içinde değerlendirmesiyle sonuçlanacaktır.

Savaşın genişlemesi halinin fiyatlanmasıyla yabancı yatırımcının Türkiye’yi Orta Doğu risk primi ile eşitlemesi Erdoğan hükümetini ekonomik açıdan kış aylarından da öteye çok zorlayacak, mevcut kırılganlıklar üzerine eklenen risklerle belki de kırılma anını tetikleyecek önemli paradigma değişiklikleri. 

Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir deprem potansiyeli. İsrail’in kadim destekçisi ABD’den Netahyahu hükümetine destek konusunda açık çek gecikmeksizin geldi. Washington İsrail yakınlarına savaş gemileri ve bir uçak gemisi yolladı bile. Erdoğan’ın barış için “1967 sınırlarına dayanan Kudüs başkentli bir Filistin devletinin kurulması önerisi” yanında arabuluculuk teklifi dengeli olarak değerlendirildi. Ardından dün bir anda ABD-İsrail’e karşı sert eleştirilerde bulundu. ABD yönetiminin İsrail’e destek için bölgeye yolladığı donanma gücünü kastederek “Amerika’nın uçak gemisinin İsrail’de ne işi var? Ne yapmaya geliyor? Ve buraya gelen uçak gemisinin etrafında bütün botlarıyla, uçak gemisindeki uçaklarıyla ne yapacak?” dedi.

Erdoğan’ın Hamas ile ilişkisi, ilerleyen dönemlerde Netanyahu hükümetine karşı alabileceği olası karşı tutum İsrail’le ilişkilerde son dönemde temiz sayfa açan Erdoğan açısından Türkiye-ABD ilişkilerinde zorlu bir dönemece daha işaret ediyor. Rusya ile ilişkileri, Ukrayna işgali ardından ekonomik ambargoya rağmen Rusya ile gelişen ticaret, NATO genişleme sürecinde Erdoğan’ın tutumu, Washington’ın Suriye’deki YPG/PYD’ye desteği ve şimdi Hamas- İsrail savaşı… Erdoğan’ın F-16 alma, ABD ile ilişkileri normalleştirme ve yabancı sermaye çekme çabalarını sil baştan seviyeye indirmesine yol açacak potansiyelde.

Türkiye-İsrail yeniden diplomatik ilişkilerde olası aksama: Mavi Marmara krizi ardından Türkiye’nin İsrail ile yeniden diplomatik ilişki kurmasının ana motivasyonu Doğu Akdeniz enerji çalışmalarında dışarıda kalması ve AB tarafından yaptırım uygulanmasıydı.  Yıllar sonra atanan İsrail büyükelçisi Hamas saldırısı sonrasında Erdoğan’dan gelen arabuluculuk teklifine olumlu yanıt vermezken  Mısır’dan bu konuda yardım talebinde bulunması çok dikkat çekti. Büyükelçi’nin Türkiye’deki Hamas temsilcilerinin ofis ölçeğinde varlığını da hatırlatması önümüzdeki dönemde İsrail’in Ankara’yı da açıkça bir seçim yapmaya davet etmek anlamında önemli. Ankara Hamas’ı, ABD ve AB’nin aksine terör örgütü olarak tanımlamıyor. Erdoğan daha geçen Temmuz’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ile görüşmüştü.

Erdoğan eğer İsrail devleti ile diplomatik ilişkileri genişleterek devam ettirmek, ABD ile soğuk ilerlettiği diplomatik temaslarını sıcaklaştırmak niyetindeyse radikal Hamas ile ilişiklerinden feragat etmek zorunda.

Seçim öncesi dönemde “nas politikalarıyla” Türkiye ekonomisini masaya sürerek oynadığı kumarın yarattığı ağır hasarlı zemin olmasaydı, dış politika duruşunu belki kendi meşrebine göre kurgulama özgürlüğü olabilirdi. Yabancı sermaye çekme aciliyetinin nasıl elini kolunu bağladığını NATO genişlemesine ısrarından çark etme, faiz artışlarını destekler konuma gelme hızıyla izleme imkânı çoktan bulduk.

Şimdi İsrail-Hamas savaşının İran’a genişlemesi olasılığı gerçekleşirse, seçimi kazanmak uğruna yarattığı ve seçim sonrasına ötelediği ekonomik enkazın bedelini ödeme zamanının gelişiyle de yüzleşecek Cumhurbaşkanı.  

Güldem Atabay/ PolitikYol

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • ING’den Türkiye Analizi: Dış Ticaret Açığındaki Artış Cari Dengeyi Zorlayabilir

    ING Global’e göre jeopolitik risklerdeki artış ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratabilir. Banka, dış ticaret açığındaki büyüme, turizm gelirlerinde yaşanabilecek olası kayıp ve artan altın ithalatının cari açık görünümünü olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

  • Yabancı Yatırımcılar Hissede Net Satışa Geçti

    Yabancı yatırımcılar, 6 Mart ile biten haftada hisse senedinde 755,6 milyon dolar ve tahvilde 1,72 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Böylece, 13 haftadır süren kesintisiz hisse alımının ardından yabancı yatırımcılar bu hafta hisse tarafında net satışa geçmiş oldu.

  • TCMB Toplam Rezervleri Mart Başında Sert Düştü: 197,5 Milyar Dolara Geriledi

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 6 Mart haftasında 12,8 milyar dolarlık düşüşle 197,5 milyar dolara geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri 6 Mart itibarıyla 10,7 milyar dolar azalarak 62,8 milyar dolara indi. Önceki hafta, 27 Şubat’ta bu rakam 73,4 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Visa’dan Çarpıcı Araştırma: Türkiye’de Banka Şubesi Bağımlılığı Azalıyor

    Visa’nın 2026 Finansal Hizmetler Araştırması, Türkiye’nin Avrupa’nın en hızlı dijitalleşen ödeme ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırma, fiziksel banka şubelerine olan ihtiyacın azalırken, temassız ve karekodlu ödemelerin günlük hayatın vazgeçilmez parçaları hâline geldiğini gösterdi.

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Benzer Haberler