Sosyal Medya

Ekonomi

Fatih Birol: “Türkiye, yenilenebilir enerjide 5 yılda yüzde 65’e yakın büyüyebilir”

Küresel gündeminin güncel konularına mercek tutan Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC), bu kez dünyanın zorlu sınavı…

Fatih Birol: “Türkiye, yenilenebilir enerjide 5 yılda yüzde 65’e yakın büyüyebilir”

Küresel gündeminin güncel konularına mercek tutan Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC), bu kez dünyanın zorlu sınavı enerji krizini ve yenilenebilir enerji konusunu; İstanbul’da düzenlediği “Dünya Enerji Krizi: Çözümler & Yenilenebilir Enerjinin Rolü” başlıklı bir konferansta ele aldı. Enerji krizinden çıkış yolları ve sürdürülebilir bir gelecek için yenilenebilir enerjinin öneminin konuşulduğu konferansta, IICEC tarafından hazırlanan ve sektörde bir ilk, aynı zamanda öncü çalışma olan ‘Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu’ lansman sunumu da yapıldı.

Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, IICEC’in ekosistem içerisinde çalışmalarını ve etki alanını büyütüyor olduğunu görmekten çok memnun olduğunu belirterek, “IICEC, bu perspektifte, Türkiye’de öncü bir model ve merkezdir. Bu yıl da Outlook serileri kapsamında, Türkiye’nin en önemli fırsat alanlarından olan yenilenebilir enerjiye odaklı, analitik bir perspektif sunan, sektörde bir ilk ve öncü çalışmasını, sektör paydaşları ile katılımcı bir anlayışla tamamladı. Bundan sonra da Türkiye enerji ve iklim politikalarının önünü açıcı, karar vericilere ve tüm paydaşlara yol gösterici çalışmalarına devam edecek” dedi.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol ise global enerji krizi nedeniyle 2023’un çok daha zor bir yıl olacağını ve 2022’yi aratabileceğini vurgulayarak, “2022 yılı birçok insan için özellikle de Ukrayna’da yaşayanlar için son derece acı oldu. İleride 2030’da bugüne baktığımız zaman 2022’yi sadece zor ve acı bir yıl olarak hatırlamayacağız, aynı zamanda temiz enerji teknolojilerinin tarihi bir ivme kazandığı bir yıl olarak hatırlayacağız” diye konuştu.

Türkiye’nin de bu süreçte yenilenebilir enerji ile ilgili çok büyük bir sıçrama yaptığına dikkat çeken Dr. Fatih Birol, “Türkiye’nin önümüzdeki 5 yılda da yenilenebilir enerjide yüzde 65’e yakın büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu, Avrupa’nın ilk 4’üne, dünyanın da ilk 10’u arasına girmek anlamına geliyor” diyerek, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin çok fazla olduğunu kaydetti.

Konferansta ‘Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu’nun lansman sunumunu yapan IICEC Direktörü Bora Şekip Güray da, raporda tüm paydaşlara 7 somut öneri sunduklarını ifade etti. Güray, “Çalışmamıza göre; 2050’ye kadar Türkiye elektrik üretiminde yenilenebilir enerji oransal katkısı iki kat, toplam enerji sisteminde ise yenilenebilir enerji katkısı dört katın üzerinde artış gösterebilir. Bir birim elektrik yatırım artışının, ithal fosil yakıt ve emisyon maliyetlerinde on birim tasarruf yaratacağını görüyoruz” şeklinde konuştu.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Dünyadaki enerji krizi ve buna yönelik çözümler ile Türkiye’de yenilenebilir enerjinin gelişimi, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından Sabancı Center’da düzenlenen ‘Dünya Enerji Krizi: Çözümler & Yenilenebilir Enerjinin Rolü’ başlıklı bir konferansta ele alındı.

IICEC’ten yenilenebilir enerji konusunda sektörde bir ilk ve öncü çalışma

Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın, online olarak yaptığı açılış konuşmasıyla başlayan konferansta Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol da ‘Kynote Konuşmacı’ olarak yer aldı. Konferans kapsamında, IICEC tarafından hazırlanan ve sektörde bir ilk, aynı zamanda öncü çalışma olan “Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu”un lansman sunumu da IICEC Direktörü Bora Şekip Güray tarafından yapıldı.

Konferansın ardında düzenlenen ve üst düzey panelde ise, iş insanları; dünyada yaşanan enerji krizini ve yenilenebilir enerji alanındaki son gelişmeleri sektör ve şirketler açısından değerlendirdi.

Güler Sabancı: “IICEC, yol gösterici çalışmalarına devam edecek”

Konuşmasında, Dr. Fatih Birol’dan enerji ve iklim alanında en son gelişmeleri ve ufuk açıcı perspektiflerini, IICEC ayrıcalığıyla dinlediklerini vurgulayan Güler Sabancı, şunları söyledi:

“ABD Başkanı Biden’dan Japonya Başbakanı Kişida’ya, Hindistan Başbakanı Modi’den Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a devlet liderleri Dr. Fatih Birol’a mevcut enerji ve iklim konularındaki değerlendirme ve tavsiyeleri için sürekli ve düzenli olarak danışıyorlar. Fatih Birol, liderliği ile Uluslararası Enerji Ajansı’nı küresel enerji ve iklim konularına liderlik eden bir organizasyon niteliğine ulaştırdı. Kendisinin, aynı zamanda IICEC Onursal Başkanı olarak burada bulunması bizler için ayrı bir mutluluk vesilesidir. IICEC’in vizyonuna ve gelişimine verdiği destekler için de kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

IICEC, benim ‘Başarı Üçgeni’ olarak, tanımladığım model içerisinde, paydaşları ortak akıl üretmek üzere buluşturmaya devam ediyor. Dünyada ortak akla çok ihtiyacımızın olduğu bir dönemdeyiz. IICEC’in ekosistem içerisinde çalışmalarını ve etki alanını büyütüyor olduğunu görmekten çok memnunum. IICEC, bu yıl da Outlook serileri kapsamında, Türkiye’nin en önemli fırsat alanlarından olan yenilenebilir enerjiye odaklandı. Analitik bir perspektif sunan, sektörde bir ilk ve öncü çalışmasını, sektör paydaşları ile katılımcı bir anlayışla tamamladı. Bu çalışmaya katılan, emek veren, sektörün tüm oyuncularına, bu konuda katkısı olan üniversiteye, katılımcılarımıza ve çok emeği geçen IICEC ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Çok güzel bir katalog ve kitap olmuş. Bundan sonra da IICEC yine Türkiye enerji ve iklim politikalarının önünü açıcı, karar vericilere ve tüm paydaşlara yol gösterici çalışmalarına devam edecek.

Sabancı Üniversitesi olarak, bilime dayalı yaklaşımlar ve iş dünyasının iş birliklerinden değer yaratılmasına, çok önem veriyoruz. IICEC bu perspektifte, Türkiye’de öncü bir model ve merkezdir.”

“2023 yılında, 2022 yılını bile arayabiliriz”

Dr. Fatih Birol ise, dünyanın içinde bulunduğu enerji krizine bakmak için öncelikle 24 Şubat günü, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği güne bakmak gerektiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

“1970’li yıllarda petrol krizleri oldu ama bugün çok daha farklı bir enerji kriziyle karşı karşıyayız. Rusya, 24 Şubat itibarıyla dünyanın bir numaralı enerji ihracatçısı idi. Bu ülkenin Ukrayna’yı işgali ve sonrasında buna karşı atılan adımlar 1. Global Enerji Krizine neden oldu. Şu anda petrol, doğalgaz elektrik fiyatları hemen hemen dünyanın her yerinde almış başını gidiyor. Dünyanın birçok ülkesinin hatta tamamına yakınında enflasyon oranları 40 yıldır görmediğimiz seviyelere ulaşmış durumda. Dünyadaki birçok ülke ki, buna AB’de dahil resesyona girme tehlikesiyle karşı karşıya. Arkadaşlarımız, ‘2022 yılı kötü bir yıl oldu, Allah’tan geride bırakıyoruz’ diyor. Gerçekten doğru, ama bence popülist bir yaklaşım çünkü; 2023 çok daha zor bir yıl olacak. Yani 2022’yi arama durumumuz bile olabilir. İki tane soru var. Birincisi; ‘ülkeleri kriz nasıl etkiliyor ve nasıl etkileyecek?’ Bunun için üç bölgeye bakmak gerekiyor; gelişmekte olan ülkeler, Avrupa ve Rusya.

“Global enerji krizi; gelişmekte olan ülkeleri, Avrupa’yı ve Rusya etkileyecek”

Gelişmekte olan ülkeler; önümüzdeki yıllarda mevcut global enerji krizinin 1 numaralı kurbanı bu ülkelerin ekonomisi olacak. İkincisi Avrupa.  Bu kriz bittiği zaman Avrupa’nın özellikle de kıtanın motor gücü olan büyük ülkelerin oturup enerji ile ilgili bir özeleştiri yapmaları gerekecek; ‘Biz niye on yıllar boyunca enerjimizin büyük bir kısmını tek bir ülkeye bağladık’ diye. Biz, Avrupa’da beş yılda bir enerji incelemesi yapıyor, rapor hazırlıyoruz. Son yaptığımız tavsiyelerden bir tanesi; enerji ithalatınızı çeşitlendirin ve tek bir ülkeye bağlanmayın idi. Şimdi Avrupa bunun cezasını çekiyor. Şu an itibarıyla Avrupa bu kışı geçirecek gibi gözüküyor ama bence esas sorun 2023-2024 kışı olacak. Üçüncüsü de Rusya. Rusya, dünya enerji sisteminin köşe taşlarından bir tanesiydi. Rusya ekonomisinde enerji ihracatından elde edilen gelirler son derece önemli. 24 Şubat itibarıyla Rusya’nın toplam petrol ihracatının yüzde 55’i, yine toplam doğalgaz ihracatının yüzde 65’i Avrupa’ya gidiyordu. Avrupa, parasını zamanında ödeye, son derece iyi bir müşteriydi. Rusya en büyük müşterisini günden güne kaybetti. Rusya’nın Avrupa’yı ikame edecek yeni pazarlar bulması çok zor. Orada ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacak ve önemli gelir kaybına neden olacak. Enerji konusunda 24 Şubat’ta çok önemli bir rol oynayan Rusya’nın dünya ölçeğinde rolünün değişeceğini ve daha değişik bir rol olacağını söylemek mümkün. Dolayısıyla global enerji krizi her üç bölge için de iyi şeyler getirmiyor diyeiliriz.

“Yenilenebilir enerjide bugün dünyada muazzam bir gelişme var”

İkinci soru da ‘Bu kriz, temiz enerjiye geçişi hızlandıracak mı yoksa yavaşlayacak mı?’ Tespitlerimiz; bu mevcut global enerji krizinin temiz ve güvenli enerji teknolojilerine geçişi hızlandıracağı şeklinde. Bunun için de birkaç tane gerekçeye bakabiliriz. İlki; birçok ülke acil programlar finansal ve yasal programlar çıkartıp, temiz ve güvenli enerji teknolojilerini kendi ülkelerinde hızlandırdılar. Yenilenebilir enerjide bugün dünyada muazzam bir gelişme var. Önümüzdeki beş yıl içerisinde dünyadaki yenilenebilir enerji kapasitesi 2400 Gigavat artacak.  Bu dünyanın son 20 yılda yaptığı artışa bedel bir orandır. Özellikle bütün dünyada güneş ve rüzgar olmak üzere hızlı bir artış görüyoruz. Yine enerji verimliliğinde de çok önemli bir artış var. Bu yıl, enerji verimliliğindeki artış, ortalama yıllardaki artışın iki misli kadar oldu. Bunun da nedeni yine hükümetlerin hem teşvik getirmeleri hem de bu alanda attıkları adımlar. Üçüncüsü; elektrikli arabalar. 2019 yılında dünyada satılan her 100 arabanın 4’ü elektrikliyken, bugün dünyada satılan her 100 arabanın yaklaşık 15’i elektrikli. Tahminlerimize göre, 2030 yılında dünyanın en büyük üç pazarı Amerika, Çin ve Avrupa’da satılacak her iki arabanın bir tanesi elektrikli olacak.

“2022 temiz enerji teknolojilerinin tarihi bir ivme kazandığı bir yıl olacak”

Bir başka gösterge de temiz enerjideki hızlanmadır. Yine aynı şekilde şu anda dünyada nükleere ciddi ve çok hızlı bir geri dönüş var. Yani; global enerji krizinden hükümetlerin verdiği tepki, bizim tahminimize göre temiz ve güvenilir enerji teknolojisine geçişi hızlandıracaktır. Bunun üç nedeni var; birincisi enerji güvenliği, ikincisi sanayi politikaları üçüncüsü de iklim değişikliğiyle ilgili gelişmelerdir.

2022 yılı birçok insan için özellikle de Ukrayna’da yaşayanlar için son derece acı oldu. İleride 2030’da bugüne baktığımız zaman 2022’yi sadece zor ve acı bir yıl olarak hatırlamayacağız, aynı zamanda temiz enerji teknolojilerinin tarihi bir ivme kazandığı bir yıl olarak hatırlayacağız.

“Türkiye’deki yenilenebilir enerjinin 5 yılda yüzde 65’e yakın büyüyeceğini düşünüyoruz”

Dr. Fatih Birol, bir soru üzerine de Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında çok büyük bir sıçrama yaptığını belirterek, “Biz IEA olarak, Türkiye’deki yenilenebilir enerjinin önümüzdeki 5 yılda üçte iki oranında, yani yüzde 65’e yakın büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu büyüme anlamında; Avrupa’nın ilk 4’üne, dünyanın da ilk 10’u arasına girmek anlamına geliyor. Potansiyelimiz çok fazla. Güneş, rüzgar, jeotermal, hidroelektrik… Türkiye’de umarım bu krizden bu şekilde, yenilenebilir enerjisini daha da artırarak çıkabilir” şeklinde yanıtladı.

“Türkiye yenilenebilir enerjide bir birim yatırımdan on birim ekonomik katkı sağlayabilir”

Konferansta IICEC tarafından hazırlanan ve sektörde bir ilk olan “Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu”nun lansman sunumu ise, IICEC Direktörü Bora Şekip Güray tarafından yapıldı. Hazırladıkları çalışmada, tüm paydaşlara yenilenebilir enerjide daha güçlü 7 somut öneri sunduklarının altını çizen Bora Şekip Güray, şöyle devam etti:

“IICEC, ‘Türkiye Yenilenebilir Enerji Görünümü’ çalışmasına göre, 2050 yılına kadar, Türkiye elektrik üretiminde yenilenebilir enerji oransal katkısıiki kat, toplam enerji sisteminde ise yenilenebilir enerji katkısı dört katın üzerinde artış gösterebiliyor. 2050 yılında Yüksek Senaryo’da elektrik üretiminin %90’a yakını yenilenebilir enerjiden karşılanabiliyor. En hızlı büyüme güneş ve rüzgarda gerçekleşirken, bu iki kaynağın elektrik üretimine katkısı oransal olarak dört kat artışla 2050 yılında üçte ikiye ulaşıyor. IICEC analizlerinde, fosil yakıt ağırlığı büyük oranda azalırken, bu gelişim Türkiye enerji ekonomisine ve çevresel performansına kritik kazanımlar sunuyor.

Özellikle yenilenebilir enerji odaklı ve verimli bir elektrik sistemi için yapılacak yatımlar, Türkiye’nin fosil yakıt ithalatını ve emisyon envanterini büyük oranda azaltacaktır. Bu da daha güvenli ve temiz enerji geleceğinin en önemli destekçisi olacaktır. Bir birim elektrik yatırım artışı ithal fosil yakıt ve emisyon maliyetlerinde on birim tasarruf yaratacaktır. Yenilenebilir enerjide verimli ve güçlü büyümeyi desteklemek üzere; piyasa gelişiminde, yatırım ortamında, finansmanda, şebekelerde, teknolojik gelişimde ve stratejik hedeflerde gelişim kritik olacaktır”.

IICEC, ‘Türkiye Yenilenebilir Enerji Görünümü’; Türkiye’nin yenilenebilir enerjide ve ilgili teknolojilerde, enerji güvenliği, temiz enerji dönüşümü, rekabetçi ve teknoloji-odaklı sanayi gelişimi için çok boyutlu fırsatlar sunan, yüksek büyüme potansiyelinin değerlendirilmesi için insan kaynağı gelişimi odağı da dahil tüm paydaşlara 7 somut öneri sunuyor: 

1. 2050 yılında 250 GW’nin üzerinde toplam yenilenebilir enerji kurulu gücü ile yüzde 85’in üzerinde yenilenebilir elektrik üretim payına, nihai enerji talebinde yüzde 50 toplam yenilenebilir payına ulaşılmasını ve buna yönelik yol haritalarının kaynakları, teknolojiler ve sektörler bazında belirlenmesi.

2. Verimli, derinlikli, maliyetleri yansıtan, öngörülebilir bir elektrik piyasası işleyişi için sürdürülebilir yatırım ve finansman modellerinin geliştirilmesi, böylelikle proje stoğunda güçlü büyümenin sağlanması.

3. Elektrik sisteminin omurgasını oluşturan şebekelerin kapasitesinin ve esnekliğinin, uzun vadeli dinamik planlama ile desteklenen teknoloji odaklı yatırımlar ile güçlendirilmesi.

4. Rüzgar ve güneş teknolojisinde gelişimin, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliğini, Türkiye’nin bölgesel temiz enerji teknolojileri üretim üssü olmasını destekleyecek şekilde sürdürülmesi; enerji depolama ve yeşil hidrojen üretimi teknolojilerinde gelişmelerin hayata geçirilmesi.

5. Binalarda, sanayide, ulaşımda ve diğer enerji tüketicisi sektörlerde temiz elektrifikasyona ek olarak, doğrudan yenilenebilir enerji katkısının da en az üç kat artırılmasını temin ederek, enerji güvenliği ve temiz enerji dönüşümünün desteklenmesi.

6. Değer zincirinde enerji verimliliği potansiyelinden ve dijitalleşme çözümlerinden faydalanarak, yenilenebilir enerji ekosistemlerindeki büyümenin yüksek katma değerli fırsatlara dönüştürülmesi.

7. Yenilenebilir enerjide güçlü ve sürdürülebilir büyümeyi ve rekabetçiliği destekleyecek, nitelikli insan kaynağının ve girişimcilik ekosistemlerinin geliştirilmesi.

PANEL

Enerji krizi ve yenilenebilir enerjinin önemi sektör ve şirketler açısından değerlendirildi

Konferansta Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde ise dünyada yaşanan enerji krizi ve yenilenebilir enerji alanındaki son gelişmeler değerlendirildi. Panelde Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak, Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, ING Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Semra Kuran ve Sanko Enerji Grubu CEO’su Hakan Yıldırım konuşmacı olarak yer aldı.

“Krizler fırsatları da beraberinde getiriyor”

Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler:

“IICEC raporu, analitik bir perspektifle hazırlandı. Günümüzde bir yandan enerji dönüşümü gündemi hızla ilerlerken, diğer yandan Rusya- Ukrayna Savaşı, Avrupa’daki enerji güvenliği tartışmaları ve enerjide rekor fiyatlar yaşanıyor. Krizler, aynı zamanda fırsatları da beraberinde getiriyor. Hatta dünya savaşlarında, dünyanın en büyük inovasyonları, yenilikleri ortaya çıkıyor. Rusya- Ukrayna Savaşı’nın oluşturduğu ortam da temiz ve güvenilir enerji alanındaki gelişime çok önemli katkılar yaptı. Temiz ve güvenilir enerji teknolojilerinin ekonomisinin de rekabetle oluşacak fayda ile makul seviyelere gelebileceğini ümit ediyorum.”

“Türk yatırımcılar, enerji için son derece pozitif ve istekli”

Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak:

“Enerjide yaşanan krizin önüne geçmek için değişim ve dönüşümün bir günde olamayacağı aşikar. Yenilenebilir enerji tesislerinin kurulması, batarya ve depolama sistemleri için gerekli olan sürdürülebilir madenciliğin yapılabilmesi ve tesislerin kurulması için uzun zamana ihtiyaç var. Enerji alanında Türk yatırımcısına baktığımızda, yatırımcı son derece pozitif ve istekli. Ancak görüyoruz ki Avrupa’da yatırım yapmak Ortadoğu ile karşılaştırıldığında daha maliyetli ve rekabet daha zor. Biz de Avrupa’daki şarj istasyonu yatırımlarımızda bunu görüyoruz. Türk yatırımcıların ülkemizdeki yatırımların yanı sıra yenilenebilir enerji alanındaki fırsatlar ve teşvikler nedeni ile rotasını Ortadoğu, Hindistan ve Amerika’ya çevirmesi gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde keşfi yapılan Karadeniz gazına da çok önem veriyorum. Bahsedilen seviyelere ulaştığında Türkiye’nin her anlamda avantaj yakalayacağını düşünüyorum.”

“Yeni bir enerji ekonomisinin doğuşuna tanıklık ediyoruz”

Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı:

“Bugün iklim krizi ve enerji krizinin ortasında büyük bir enerji dönüşümüne, yeni bir enerji ekonomisinin doğuşuna tanıklık ediyoruz. Geçmişte biyoyakıtlardan, kömüre oradan petrole doğru, yakıtların kullanımının birbirine eklenmesiyle enerji dönüşümü döngüleri büyük çalkantıları ile birlikte yaşandı. İklim krizi ise, tüm dünyayı bazı kaynakları denklemden çıkarması gereken bir sürece soktu. İklim ve enerji krizleri birbirine bağlı ve biz de ikisine hızlıca cevap vermek zorundayız. Bugün verilecek doğru yatırım kararları; temiz ve güvenli, maliyeti tüketiciler tarafından karşılanabilir bir enerji geleceği için tarihi dönüm noktası niteliğinde. Bu dönüm noktasında da enerji krizinin ortasında alınan kararların temiz enerji dönüşümü çok büyük ölçüde hızlandırdığını görüyoruz.

Enerji arz güvenliği, enerjinin uygun maliyetle tedarik edilmesi ve 2053 net sıfır hedefi çerçevesinde ülkemizin enerji politikası; yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği potansiyellerinden azami faydalanmayı hedefliyor. 2053 net sıfır hedefi, Yeşil Mutabakat çerçevesinde Sınırda Karbon Düzenlemesi ülkemizin temiz enerjiye dönüşümünü hızlandıracak önemli unsurlar. Yenilenebilir enerji potansiyeli açısından şanslıyız, ancak halihazırda bu potansiyelin çok küçük bir kısmından faydalanıyoruz. Bu potansiyeli hayata geçirmede kanun koyucuyu, finans kuruluşlarını ve yatırımcıları ortak faydada buluşturacak öngörülebilir, sürdürülebilir yatırım ve finans mekanizmaları hayati rol oynayacak.”

“TOGG’un elektrikli araçları için 400 Shell istasyonu belirlendi”

Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem:

“Öngörülebilir ve vereimli enerji piyasası gelişimini kritik buluyorum. 2022’de savaş ve yaşanan insanlık dramı, enerji güvenliği riskleri, iklim değişikliği endişeleri, hızla yükselen enerji fiyatları, küresel enflasyon ve resesyon beklentisi gündemdeydi. Bu şartlar altında enerji dönüşümü devam edecek, hatta yenilenebilir ile sıfır ve düşük karbonlu enerji yatırımları hızlanarak artacak. Dünyada enerji sistemleri değişirken, Shell de öncü bir rol oynuyor.  Shell olarak, hedefimiz 2050’ye kadar net sıfır emisyonlu bir enerji işletmesi olmak. Bugün dünyanın en büyük biyoyakıt üreticilerinden biriyiz ve hidrojen üretimi için küresel elektrolizör kapasitesinin %10’una sahibiz.  2030’a kadar yılda yaklaşık 560 Teravat saat elektrik satmayı hedefliyoruz. 2020’de yaklaşık 60.000 bin olan elektrikli araç şarj ağımızı, 2021’in sonunda yaklaşık 90.000’e çıkardık. 2025’e kadar 500.000’in üzerine ve 2030’a kadar 2,5 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.

Shell Türkiye olarak, bir yandan kendi faaliyetlerimizde verimlilik, tasarruf, yenilenebilir enerji kullanımı ve güneş paneli yatırımları ile karbon ayak izimizi azaltmaya çalışırken, diğer yandan da sıfır veya düşük karbon yoğunluğuna sahip ürünleri müşterilerimizin kullanımına sunmayı amaçlıyoruz. Shell & Turcas olarak, elektrikli araç kullanıcılarına kesintisiz bir deneyim yaşatmak için Türkiye’nin elektrikli otomobili TOGG’un, elektrikli araç şarj çözümleri sunan Trugo şirketi ile iş birliğine imza attık.   Trugo ve Shell & Turcas olarak, 81 ilde 180 kWs üzeri şarj cihazları ile tüm elektrikli araç kullanıcılarına hizmet vermek için birlikte çalışacağız. Bunun için de öncelikle 400 Shell istasyonu belirlendi.

“Yenilikçi çözümlerle 2050 yılı net sıfır hedeflerimize ilerliyoruz”

ING Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Semra Kuran:

“Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel sorunların çözümünde enerji kritik bir role sahip. Net sıfır bir dünya için yapılan yatırımların yüzde 50’den fazla artması beklenen bu dönemde yenilenebilir enerji yatırımları en büyük payı alacak. Bu doğrultuda finans kurumlarının, bu yatırımların sürdürülebilirlik odağında gerçekleşmesini sağlamak üzere yeşil finansman araçları geliştirmeleri, müşterilerine danışmanlık sunmaları ve gerekli çerçeveleri ve standartları oluşturmaları stratejik bir önem taşıyor. 1990’lardan bu yana sürdürülebilirlik hareketine öncülük eden bir kurum olan ING olarak, bu alanda yenilikçi çözümlerle 2050 yılı net sıfır hedeflerimize doğru ilerliyoruz. Bir yandan kendi operasyonlarımızdan kaynaklı etkileri minimize ederken, bir yandan da müşterilerimiz ve iş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarında rol oynayan ürün, hizmet, çözüm ve standartlar geliştiriyoruz. Aynı zamanda içinde bulunduğumuz toplumların bu alanda farkındalık kazanmalarına önem veriyoruz. Bu kapsamda ulusal ve uluslararası platformlarla yaptığımız iş birlikleri ve üyeliklerle çalışmalarımıza güç katıyoruz. Bunun bir yansıması olarak, IICEC ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin hem kendi iklim eylemi çalışmalarımızı güçlendirmesi hem de toplumsal, ekonomik ve çevresel dönüşüme hizmet etmesi nedeniyle çok kıymetli buluyoruz.”

“Türkiye son 15 yılda rüzgar ve güneş başta olmak üzere ciddi atılımlar yaptı”

Sanko Enerji Grubu CEO’su Hakan Yıldırım:

“Türkiye olarak, yenilenebilir enerji teknolojilerinde nasıl bir yol haritası izlememiz gerektiğine odaklanmamız gerekiyor. Bugün ülkemizde enerji sektörünü hem heyecanlandıran hem de düşündüren çok önemli konular var. Sektörün en büyük kaygısı şüphesiz belirsizliktir. Buna karşın heyecanlandıran konular da yok değil. Heyecanlandıran konuların başında ise, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası, yenilenebilir enerjinin stratejik öneminin bir daha asla unutulamayacak şekilde anlaşılması geliyor. Dolayısıyla teknolojinin verimliliğinin arttığı, maliyetinin düştüğü süreçleri yaşayacağımız bir gerçek. Başta güneş enerjisi olmak üzere elektrikli depolama ve hidrojen alanlarında yaşanacak gelişmeler, sektör genelinde büyük heyecan uyandırıyor.

Türkiye özellikle son 15 senede rüzgar ve güneş alanları başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında ciddi atılımlar yaptı. Bugün artık rüzgar alanında türbinlerin yüzde 55-60’ı yerli olarak imal edilebiliyor. Güneşte hammaddeden yani polisilikondan itibaren üretim kabiliyeti mevcut. Yine bataryada modül imalatı var, şimdi ise hücre imalatını gerçekleştirecek firmalar yatırımlarına başlamış durumda. Bu imalat gücünü desteklemek lazım. Yerel talep yaratmalıyız. Sektörün önünü adını açabilecek adımlara ihtiyaç var. Şirketler yerel pazardan kazandıkları ile yeni geliştirmeler yapacaklar, imalatlarını ucuzlatacaklar ve küresel pazarlarda rekabetçi olabilecekler.”

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • ING’den Türkiye Analizi: Dış Ticaret Açığındaki Artış Cari Dengeyi Zorlayabilir

    ING Global’e göre jeopolitik risklerdeki artış ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratabilir. Banka, dış ticaret açığındaki büyüme, turizm gelirlerinde yaşanabilecek olası kayıp ve artan altın ithalatının cari açık görünümünü olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

  • Yabancı Yatırımcılar Hissede Net Satışa Geçti

    Yabancı yatırımcılar, 6 Mart ile biten haftada hisse senedinde 755,6 milyon dolar ve tahvilde 1,72 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Böylece, 13 haftadır süren kesintisiz hisse alımının ardından yabancı yatırımcılar bu hafta hisse tarafında net satışa geçmiş oldu.

  • TCMB Toplam Rezervleri Mart Başında Sert Düştü: 197,5 Milyar Dolara Geriledi

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 6 Mart haftasında 12,8 milyar dolarlık düşüşle 197,5 milyar dolara geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri 6 Mart itibarıyla 10,7 milyar dolar azalarak 62,8 milyar dolara indi. Önceki hafta, 27 Şubat’ta bu rakam 73,4 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Visa’dan Çarpıcı Araştırma: Türkiye’de Banka Şubesi Bağımlılığı Azalıyor

    Visa’nın 2026 Finansal Hizmetler Araştırması, Türkiye’nin Avrupa’nın en hızlı dijitalleşen ödeme ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırma, fiziksel banka şubelerine olan ihtiyacın azalırken, temassız ve karekodlu ödemelerin günlük hayatın vazgeçilmez parçaları hâline geldiğini gösterdi.

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Benzer Haberler