Sosyal Medya

Genel

Dr Ozan Bingöl sordu:  TMSF’nin Kayyım Olduğu Şirketlerde Dev Bağışlar  Nereye Gidiyor?

TMSF çiftlik haline mi geldi?

Dr Ozan Bingöl sordu:  TMSF’nin Kayyım Olduğu Şirketlerde Dev Bağışlar  Nereye Gidiyor?

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) birinci ve asli göreve mevduatın sigortalanmasıdır. Ancak zaman içinde Fona, mevduat sigortacılığı görevi ile doğrudan ilgisi olmayan çeşitli görevler de yüklenmiştir. Bu görevlerden birisi de “Kayyımlık” görevidir.

 

TMSF bu kayyımlık göreve nedeniyle 2021 sonu itibariyle 83,6 milyar liralık aktif büyüklüğe sahip şirketleri yönetme yetkisine sahip büyük bir Holdinge dönüşmüştür. Bu hususu belirtmek için yazımıza “TMSF Holding A.Ş.” başlığı verilmiştir.

 

 

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

TMSF’nin Kayyım Olduğu Şirketlerde Bağış Sorunu…

Bu yazının kaleme alındığı tarihten sonraki bir tarihte Kamuoyu Aydınlatma Platformuna (KAP) düşen bir bildirim dikkatimizi çekti. Bildirim halka açık bir şirket olup TMSF tarafından kayyımlık ile idare edilen Koza Altın İşletmeleri A.Ş. ile ilgili idi ve özel durum açıklamasının konusu Koza Altın tarafından yapılacak bağış ve yardımlar hakkında idi.

 

Aşağıda yer verdiğim bilgilerden de görüldüğü üzere sadece 2022 yılı için “Halka Açık” bir şirketten aktif büyüklüğünün %4’ü gibi bir oranda bağış ve yardım yapılması yetkisi veriliyordu. Bu yetkinin kullanılması durumunda KOZA Altın Yönetim Kurulu bir yıl için 484.000.000 TL bağış yapabilecekti.

 

TMSF’nin kayyımlık ile yönettiği bir şirketteki bağışın büyüklüğünü şirket halka açık olduğu ve KAP’a bildirim yükümlülüğü olduğu için öğrenebildik. Rakam dudak uçuklatacak kadar büyük. Borsa’da bu şirkete yatırım yapmış küçük yatırımcının temettü hakkının bağış olarak dağıtılması apayrı bir sorundur. Ayrıca, aktif büyüklüğün %4’ü kadarlık bir bağış basiretli bir tüccarın yapacağı büyüklükte bir bağış mıdır? Bu bağışın kullanım kriterleri, kimlere, hangi sivil toplum kuruluşlarına veya kişilere dağıtıldığı da tam olarak şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?

 

Halka açık olmayan şirketlerden yapılan bağış tutarları ne kadardır? Kimlere, hangi kurum ve kuruluşlara yapılmıştır? Bağış yapılırken ve bağışla inşa edilen yapılarda kamu yararını gözetecek önlemler alınmış, denetim mekanizmaları oluşturulmuş mudur?

 

 

VE SORULARIMIZ…

TMSF’nin kayyım olduğu şirketlerle ilgili tartışmalar, bazı yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları son dönemde ciddi şekilde dillendirilmeye başlandı. Biz burada kişi veya kurumları doğrudan hedef almadan, cevaplanmasını kamuoyu adına da istediğimiz, bazı soruları dile getireceğiz. İşte sorular.

 

1- Darbe girişimi sonrası kayyım atanan şirket, kişi ve diğer işletmelerin kayyımlıkları 674 sayılı KHK ile ( KHK 6758 sayılı Kanun olarak kanunlaşmıştır.) TMSF’ye verilmiştir. TMSF 31.12.2021 itibariyle 83,6 milyar liralık büyüklüğe sahip bine yakın şirket/kişi için tam veya kısmi kayyımlık görevi yürütmektedir. 6758 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca bu şirketler ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilmiş midir?

 

2- Kayyım olarak tayin edilen kişiler, devam eden soruşturma nedeniyle bir şirketi yönettiklerini, şirketin sahibi olmadıklarını bilerek mi hareket ettiler? Kayyımın esas görevinin kendisine emanet edilen şirketin hak ve çıkarlarını korumak olduğu dikkate alınmış mıdır?

 

3- Kayyımlık ile yönetilen şirketlerin sahiplerinin soruşturma ve kovuşturma sonrası beraat etmesi durumunda kayyımların kötü yönetimi nedeniyle açacağı davalar nedeniyle Hazinenin uğrayacağı zararların yine vergilerimizden ödeneceği bilinmekte midir?

 

3- Kayyım atanacak kişiler için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak ve belli suçlardan mahkum olmamak şeklinde aranın şartlar dışında eğitim ve diğer niteliklerin mevzuatta düzenlenmemesi bu atamalarda keyfiliğin önünü açmamış mıdır?

 

4- İlgili şirketlere atanacak yönetim kurulu üyeleri ve üst yönetimin tayininin ve görevden alma yetkisinin siyasi bir figür olan, siyasi etki ve baskılara açık, siyasi saik ile hareket etmesi beklenen TMSF’nin sorumlu olduğu Bakana (ilk dönem Başbakan Yardımcısı Nurettin CANİKLİ’ye) bırakılması yönünde bir tercih neden yapılmıştır? Bu tercih doğru bir tercih idi ise, beş yıllık uygulama sonrası neden atama ve görevden alma yetkisi tekrar TMSF’ye verilmiştir? Yanlış bir tercih ise neden beş yılı aşkın süre bu yöntemde ısrarcı olunmuştur?

 

5- Siyasi bir figür olan Bakan tarafından kayyımlık ile yönetilen şirketlere kimler, hangi kriterlere göre atanmıştır? Bu atanan kişilerin Bakan ile akrabalık, danışmanlık, şoförlüğünü yapma, ticari hayatta iş ilişkisi içinde olma veya aynı partiden olma gibi objektif karar verme sürecini ve kayyımlık görevini etkileyecek nitelikleri bulunmakta mıdır?

 

6- Yedi yüzün üzerinde şirkete ortalama 5 yönetim kurulu üyesinden 3500 kişi, ayrıca şirket üst yöneticilerini atama konusunda Bakan bu yüksek fedakarlığı gösterecek zamanı nereden bulmuştur? Atanan bu kişilere yapılacak aylık ödemelerin, kişinin tecrübesi, bilgi birikimi, eğitim düzeyi ve pozisyonu ile şirketin özelliği dikkate alınarak Bakan tarafından belirleneceği dikkate alındığında, Bakan bu ince işleri hangi zaman diliminde gerçekleştirmiştir? Bu yüce fedakarlık örneğini ne uğrana yapmıştır?

 

7- Şirketlere atananların, gerek atamasının gerekse görevden alınma yetkisinin, siyasi bir kişilik olan Bakana verilmesi ve bu yetkinin kullanımında herhangi bir gerekçenin belirtilmesine de gerek bulunmaması, şirket yönetimlerinin tam anlamıyla Bakana itaat eden bir mekanizmaya dönüştürmesi anlamına gelmemekte midir?

 

8- Şirketlerde kayyımlardan kaynaklı ne tür yolsuzluk ve usulsüzlükler yaşanmıştır? Kayyımların iş ve işlemlerini, kayyımlık görevlerini usulüne uygun yerine getirip getirmediklerini denetlemeye yönelik bir mekanizma öngörülmüş müdür?

 

9- Şirketlerden kimlere, hangi vakıf ve derneklere, hangi belediyelere ne tür ayni ve/veya nakdi bağışlar yapılmıştır? Kayyım olarak belli bir süre şirket idaresi ile yetkilendirilen kişinin, şirketin maliki gibi bağış yapma yetkisi var mıdır? Yargılama sonunda beraat edip şirketinin başına geçen kişilerin bu paraları Devletten isteme hakları göz ardı mı edilmiştir?

 

10- Bu şirketlerin, bağımsız denetimleri, tam tasdik ve KDV iade hizmetleri belli görüş veya siyasi partiye yakın meslek mensuplarına paylaştırılmış mıdır?

 

11- Bu şirketlerce verilen reklam ve ilanların belli siyasi partiye yakın basın ve yaygın organlarına yönlendirilmesi yönünde bir politika izlenmiş midir?

 

12- Daha önce hiç reklam vermeyen ve reklam verme ihtiyacı olmayan şirketler, gereksiz yere reklam masrafı altına sokularak, belli medya organları özellikle desteklenmiş midir?

 

13- Bu şirketlerin mal tedarik işlemleri, kayyımlık sonrasında özellikle bazı şirketlerin yararına olacak şekilde değiştirilmiş, mal tedarikleri piyasa şartlarına aykırılık teşkil edecek şekilde belli bazı firmalara yönlendirilmiş midir? Bu firmaların, TMSF’den sorumlu ve tüm yönetim kurulu üyeleri ile üst yönetimi atama yetkisine sahip Bakana veya Bakanın üyesi olduğu siyasi partiye yakınlığı söz konusu mudur?

 

14- Şirketlerin ürettiği malların satışında, bayilik dağıtımında basiretli bir tüccar gibi davranılmayarak piyasa şartlarının dışında uygulamalar söz konusu olmuş mudur?

 

15- Şirketlerin gayrimenkulleri veya taşıtları satılmış ise bunların satışında piyasa koşullarının dışına çıkan, belli kişi veya firma lehine olacak türde uygulamalar söz konusu olmuş mudur?

 

16- Otuzbeşbinin üzerinde çalışanı olan bu şirketlere personel alımında, usulsüzlük, kayırmacılık, nepotizm, partizanlık yapılmış mıdır?

 

17- Yukarıdaki soruların özeti mahiyetinde soralım: TMSF’nin kayyım olarak görevlendirildiği şirketler bir tür ARPALIK olarak kullanılmış mıdır?

 

18- Kayyımlık ile yönetilen şirketler üzerinden bu denli yüksek bağış yapılmasının nedeni nedir? Bağışların yapılmasında hangi kriterler uygulanmaktadır? TMSF’nin kayyımlıkla yönettiği şirketler üzerinden yapılan milyarlık bağışlar kimlere, hangi kurum ve kuruluşlara hangi şekilde dağıtılmıştır? Halka açık şirketlerden yapılan bağışların büyüklüğü küçük yatırımcıyı mağdur etmemekte midir? TMSF’nin kayyımlıkla yönettiği halka açık olmayan şirketlerdeki bağışın boyutu nedir?

 

Yukarıdaki soruları sormak ve cevapları almak hakkımız. Çünkü, uzun vadede kayyımlık ile yönetilen şirketlerde yapılan her türlü usulsüzlük, yolsuzluk ve yanlış uygulamaların faturası bize çıkacak. Nasıl mı? Bu şirketlerin asıl sahipleri soruşturma sonunda suçlu bulunmaz ise, bütün bu yolsuz ve usulsüz uygulamadan dolayı Devlete karşı tazminat davaları açacaklar ve kazanacakları bu tazminatlar bizim vergilerimizden ödenecek. Yok, suçlu bulunurlarsa TCK hükümlerine göre müsadereye söz konusu olup Devlet uhdesine geçecek şirketlerin değeri usulsüzlük ve yolsuzluk nedeniyle daha düşük olacak. Aradaki fark kadar Devletin, dolayısıyla bizlerin kaybı söz konusu olacak.

 

Yukarıdaki soruları sorma ihtiyacı bile, bu ülkede kurum ve kuralların doğru işlemesine, yönetimde şeffaflığa, hesap verilebilirliğe, etkin denetime her zamankinden daha fazla açlık duyulduğunu göstermektedir. Çünkü, bizi yönetenler şeffaflık ile terbiye edilmediği sürece, bu soruların da, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin de sonu gelmeyecek. Yapanın yanına kâr kalacak.

 

Güncelleme: Yazıdaki mavi yazılan bölüm ve paragraflar 27.08.2022 tarihinde eklenmiştir.

 

 

 

Yazarın blog sitesinden alıntıdır. Detaylı incelemenin tamamını okumak için linki tıklayın

 

 

Kılıçdaroğlu: “Peker’in iddiaları yargıya taşınacak”

 

Nebati, ‘Endişe yok’ demişti… | İşte mektupla uyarılan Türk şirketler

 

Doç.Dr.Evren Bolgün | Absürdistan Piyasa Ortamından Anomali Manzaraları?

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

  • Recep Erçin: Değişken faizli mevduata ilgi yok

    Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası cinsinden tasarrufları özendirmek ve bankacılık sistemindeki aktif-pasif uyumsuzluğunu gidermek amacıyla değişken faizli mevduat ürünlerine yönelik…

  • İran Savaşı Piyasaları Sarsıyor: Asya Borsaları Düştü, Petrol 100 Doları Aştı

    Trump yatırımcıları savaşın biteceğine ikan edemdi. İran Hürmüz'ü kitledi. Panik satışlar yine başladı

  • Merkez Bankası’nın Zor Sınavı! Sanayi Toparlanamıyor! & Turizmde İptaller Başladı | Erdal Sağlam – Semih Sakallı video

    Bu hafta Gündemin Şifresi'nde Erdal Sağlam ve Semih Sakallı, tırmanan savaş geriliminin Türkiye ekonomisine, piyasalara ve siyasete olan etkilerini masaya yatırdı.

  • Çetin Ünsalan:  ‘Cambaza bak’ın adı faiz

    Bu ayki faiz kararı ne olur? Muhtemelen dünyadaki gelişmelere, enflasyonist baskılara baktığınızda faiz oranlarının sabit bırakıldığı bir fotoğraf karşımıza çıkacak.

  • İran’dan Uzun Savaş Tehdidi: Trump “Tahran Yenilgiye Yakın” Dedi

    Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar enerji piyasalarında büyük dalgalanma yaratırken petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel ekonomide yeni bir şok riskini gündeme getirdi.

  • Gazprom: TürkAkım Altyapısına Saldırılar Artıyor, Enerji Piyasasında Baskı Yükseliyor

    Enerji uzmanları ise BOTAŞ’ın artan maliyetler nedeniyle doğal gaz tarifesinde yeni bir artışa gidebileceğini belirtiyor.

  • İran’dan Tehdit: “Dünya 200 Dolarlık Petrol Fiyatına Hazır Olsun”

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan savaş küresel enerji piyasalarını sarsmaya devam ediyor. İran güçlerinin Körfez’de ticari gemilere…

  • Mehmet Öğütçü: Orta Doğu’daki Savaş Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiler?

    ürkiye için petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş cari açık, enflasyon ve finansal piyasalarda oynaklık riskini artırıyor. Bununla birlikte kriz, Türkiye’ye yatırım ve lojistik açısından yeni fırsatlar da yaratabilir.

  • Besler, inovasyon ve Ar-Ge stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 

    Besler’in 2025 yılında konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt kârı ise 8 milyar TL oldu...

  • ANALİZ:  ABD TÜFE Fed’e ne mesaj verdi?

    Her ay söylediğim gibi Trump ve ekibi bilerek ve isteyerek dünyayı ekonomik krize götürüyorlar. Görüşümü koruyor ve krizin 1-3 yıl içerisinde gerçekleşeceğini düşünüyorum.

  • Kron Teknoloji 2025’te Beklentilerin Üzerinde Büyüdü; Gelirler yüzre 31, Yinelenen Gelirler yüzde 43 Arttı!

    Küresel siber güvenlik pazarında 35 ülkede faaliyet gösteren yerli yazılım şirketi Kron Teknoloji, 2025 yılını tüm finansal hedeflerinin üzerinde kapattı...

  • DESA 2025 Yılında Karlılığını Güçlendirdi: Net Kâr %35 Artışla 581 Milyon TL’ye Ulaştı

    Üretim, perakende ve ihracat alanlarında yarım asrı aşan deneyimiyle Türkiye’nin önde gelen deri markalarından DESA, 2025 yılı finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı...

Benzer Haberler