Sosyal Medya

Döviz

Güldem Atabay: Euro/TL konuşmanın zamanı geldi

Türk Lirası son bir buçuk aydır yeniden değer kaybetme sürecinde ve son iki haftadır bu dinamik güç kazanmış görünüyor.  Temel…

Güldem Atabay: Euro/TL konuşmanın zamanı geldi

Türk Lirası son bir buçuk aydır yeniden değer kaybetme sürecinde ve son iki haftadır bu dinamik güç kazanmış görünüyor.  Temel nedeni AKP hükümetinin para ve maliye politikalarına bağlı olarak yükselen enflasyon, dış borç ödemeleri ve artan cari açığın döviz bulma baskısı yarattığı ortamda merkez bankasının döviz rezervlerinin geri dönülmez noktaya kadar satmış ve satmakta oluşu.  Ve tabi her alanda yönetim krizi içinde olan Türkiye’ye yabancı yatırımcının artık uğramayışı.

Süper bono haberleri ile TL de kısa bir değerlenmenin ardından Kabine toplantısı sonrası konu tahvil yerine uzaya bağlanınca izlediğimiz seyrine döndü yeniden hafta başında. Süper bononun sızan haberlere rağmen açıklanmaması olumlu bir haber Hazine’nin üzerinde oluşturacağı yükler açısından. Ancak tamamen iptal edilmiş olması yerine uygun zamanın kollanmakta oluşu daha büyük olasılık.

Fakat tabi içeride ekonomi yönetiminde yapılan büyük hataları çırılçıplak ortaya seren dış ekonomik gelişmeler açısından hiçbir değişiklik yok.

ABD merkez bankası Fed tarafında belirsizlik neredeyse kalmadı artık; en azından 2022 sonuna kadar. Yüzde 2 enflasyon hedefine karşın yüze 8,3’te olan ABD enflasyonunu hızla düşürmek için agresif faiz artışları ve önden yüklemeli bilanço daraltma adımlarıyla banka yola yola devam edecek. Bu da varlık balonların hava kaçırmasına, Dolar Endeksinin güçlü seyrinin devamına yol açacak. Ne zaman ABD ekonomisinde 2023 ortalarından itibaren durgunluk alametleri ortaya çıkmaya başlayacak ve enflasyonda anlamlı bir gerileme elde edilecek; Fed de o zaman parasal sıkılaştırma temposunu düşürmeye başlayacak.  Muhtemelen bu durum 2023 ortalarında gerçekleşecek.  Bir yol kazası olmazsa, 2024’te Fed yapacağını yapmış, kenardan gelişmeleri izliyor olacak.

Burada tek sürpriz enflasyonda daha yapışkan bir sürece 50 baz puanın üzerinde faiz artışların eşlik etmesinin gerekeceği senaryo ki şimdilik bu durum genel beklentinin çok dışında.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafında ise uzun zamandır devam eden belirsizlik, daha yeni yeni yerini planlara ait piyasaya daha net verilen mesajlarına bıraktı. Bu da hemen kendini 1,04’ün altına inen Euro/dolar paritesinin 1,07’ye yükselmesiyle belli etti. Aynı gelişmenin yansıması olarak da biz Euro/TL’nin 17,00’nin üzerine geçerek 17,35’lere kadar ulaştığını izledik. Neredeyse eş zamanlı olarak Dolar Endeksi de 105 sınırından 101 seviyelerine geriledi.

O zaman ECB’nin planlarına biraz daha yakından bakmakta fayda var.

Son dönem ECB üyelerinden gelen açıklamalar ve genelde Bloomberg’de çıkan yorumlara göre şimdiye dek son 40 yılın zirvesine ulaşan enflasyonla mücadelede Fed’in gerisinde kalmayı tercih eden banka artık kamuoyuna planlarının değiştiği konusunda çok daha açık mesajlar vermeye başladı.

Mayıs başlarında ilk kez temmuzda ilk faiz artışı yapabileceği açıklamalarını yapmaktan, ilk faiz artışının 50 baz puan olacağı ve sene sonunda da mevcuttaki negatif faiz seviyesinin pozitif alana çekilmiş olacağını açıklamaya kadar vardırdı planlarını.

Tam pandemi çıkışına denk gelen yüksek enflasyon Ukrayna işgali ile birlikte durgunluk yaratabilir endişeleri ECB’nin planlarını domine ederken, gelen ekonomik veriler en azından 2022 için durgunluk tehdidinin gerçekleşmediğini yansıtmakta.  Salı günü açıklanan Euro Bölgesi PMI verileri Almanya’da ekonomik aktivitenin güçlü devam ettiğini, Fransa’da ise ancak marjinal ölçüde yavaşladığını yansıtıyor.  Çok yüksek enflasyona gecikilmeden ve enflasyon iyice kök salmadan merkez bankasının müdahalesi için uygun bir ortam tabi bu. Avrupa ekonomisinin büyümesinde zirve Temmuz-Ağustos aylarında görülecek büyük olasılıkla ve 2022 sonlarında ekonomilerde yavaşlama başlayarak 2023 ortalarında iyice hissedilir hale gelecek.  ECB’nin amacı da bu sürece enflasyonda düşüş yaratarak dahil olmak.

Geriye belirsizlik olarak kalan da temmuzda faiz artışlarının başlamasına bilanço küçültme adımlarının eşlik edip etmeyeceği. Tartışmanın netleşeceği zemin ise 9 Haziran ECB toplantısı olarak beklenmekte.

Banka Başkanı Lagarde’a göre enflasyon henüz arz kaynaklı şoklar nedeniyle yükselmekte ve talep etkisi sınırlı.  Bu nedenle faiz artışına onay verse de 50 baz puanın savunucuları arasında değil. Fakat şimdiye dek gelen veriler çekirdek enflasyondaki yükselişin devamına işaret ederek Lagarde’ı azınlıkta bırakacak güçte.

ECB son 10 yıldır faiz artışına gitmedi ve mevcut durumda hem İngiltere merkez bankası BoE hem de Fed’in oldukça gerisinde.  Bu da euro üzerinde değer kaybı yönünde baskı yaratmakta. Değer kaybı enflasyonu güçlendirme potansiyeli anlamına gelirken, paritelerde aşırı savrulmalara yol açıyor.

ECB’nin “nötr faiz” oranı olarak gördüğü seviye, yani ekonomiye ne destek ne köstek olan seviye tanımı %1-2 arasında. Banka büyük olasılıkla bu seviyeye 2023 ortalarında ıulaşmı olacak üyelerden gelen açıklamalara göre. Önümüzdeki sene ortalarında bu seviyenin ötesine geçmenin gerekliliğini ise euro bölgesi için yüzde 7’nin üzerinde seyreden enflasyonun hedef yüzde 2’ye ne kadar yaklaştığı belirleyecek.

Euro Bölgesi Enflasyon

Şu durumda euro/dolar paritesinin 107,0 civarından yeniden 1,10-1,15’lere yönelmesi mümkün mü? Yoksa Dolar Endeksi gücünü yeniden korumaya mı başlayacak?

Türkiye açısından hem ana ihracat pazarının euro bölgesi olması bu sorunun cevabını önemli kılıyor.

Enflasyon ve faiz seviyelerinde Fed ve ECB’nin karşılaştırmalı performansı yanında büyüme performansı da belirleyici olacak bu durumda.

ABD ekonomisi adına nötr faiz seviyesi %3-3,5 ile ECB’nin %1-2 aralığının üzerinde. Bunlar tabi tahmini kaba veriler.  Fakat daha net olan iki bölge arasındaki ekonomik büyüme dinamikleri. Burada durum ABD ekonomisi lehine. Fakat ABD tarafında da iyice tabana yayılan enflasyonu dizginlemek için Fed’in nötr seviyenin üzerine çıkma ve ekonomik büyümeyi daha hızlı yavaşlatma olasılığı daha yüksek.

Bu beklentiler çerçevesinde Dolar Endeksi’nin gerilediği 101,0 civarından yeniden 105,0 seviyesine yönelmesi gerek.  Fakat orası bu senenin zirvesi olarak görünüyor ve üstü artık çok beklenmemeli. Euro/dolar paritesi için de makul seviye 1,05-1,08 aralığı; ötesi görünmüyor en azından 2022 sonuna kadar.  2023 beklentileri için sene sonuna doğru yeniden değerlendirmek gerekli keza 2022 sonunda her iki ekonomide de enflasyonla mücadele için atılan adımların ne ölçüde etkili olacağı 2023 senaryolarını belirleyecek.

Türkiye ekonomisi açısından 2022’de yavaşlama işaretleri gösteren ihracat artışının 2023’de iyice elle tutulur bir yavaşlamaya dönüşeceğini anlamak önemli. Bunun dış ticaret açığındaki artış kaynaklı TL üzerindeki baskıları hafifletmesi beklenebilir.  Ancak Türkiye ekonomisine özel hastalıklı para politikası ve artmaya devam edeceği anlaşılan enflasyon TL üzerinde dinamikleri daha fazla etkiliyor.  TL’de değer kaybının beklendiği 2022 ikinci yarıda mevcut Fed-ECB ve euro/dolar dinamikleri içinde her iki para biriminin de TL karşında değer kazancının farklı tempolarda olması için bir neden görünmüyor diğer yandan.  Son iki haftada Euro’da izlediğimiz rallinin devamı beklenmediği için temel neden olarak.

Ama netleştirmekte fayda var. TL açısından 2022 kalan aylarda yön daha diplere doğru her iki para birimine karşı da.  Sonbahar ayları bu eğilimin daha yoğun hissedildiği bir dönem olmaya da aday.

GA.

BAKMADAN GEÇME

  • Bitcoin için 2026 Tahminleri Uçurum Gibi: 75 Bin Dolardan 225 Bin Dolara Kadar Geniş Bir Bant

    2025 yılında tarihi zirveyi test ettikten sonra sert bir düzeltme yaşayan Bitcoin için 2026’ya yönelik tahminler son derece geniş bir bantta şekilleniyor. CNBC’nin sektör profesyonelleriyle yaptığı derlemeye göre öngörüler 75 bin dolar ile 225 bin dolar arasında değişiyor. Ortak nokta ise yüksek volatilitenin kalıcı olacağı beklentisi.

  • İran Fay Hattı: 2026’da Türkiye’yi Bekleyen Riskler ve Fırsatlar

    2026 yılının başında İran, 1979 Devrimi’nden bu yana en derin iç krizlerinden birini yaşıyor. Tahran’da hayat pahalılığı ve döviz kriziyle başlayan gösteriler, bugün rejim karşıtı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüş durumda. 534 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye için bu durum sadece komşuda çıkan bir yangın değil; göç, enerji ve jeopolitik dengeler açısından bir "sıçrama" (spillover) riskidir.

  • BDDK Raporu: Bireysel Kredi Büyümesi Ticari Kredileri Solladı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, kredi piyasasında tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkının giderek açıldığını gösteriyor. Tüketici kredileri, 2 Ocak haftası itibarıyla art arda dördüncü haftasında da yükselişini sürdürerek yıllıklandırılmış bazda yüzde 62,5 seviyesine ulaştı.

  • Marc Champion: ABD’nin Venezuela Modeli İran’da İşe Yaramaz

    ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği sürpriz operasyon ve Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılması, Washington’un benzer bir stratejiyi İran için de devreye sokup sokamayacağı tartışmasını alevlendirdi. Ancak Bloomberg yazarı Marc Champion’a göre, İran’ın iç dengeleri, bölgesel konumu ve rejimin yapısı Venezuela’dan çok daha karmaşık. Dahası, dış askeri müdahaleler Tahran’da rejimi zayıflatmak yerine milliyetçi refleksleri güçlendirebilir ve daha istikrarsız sonuçlar doğurabilir.

  • TCMB Rezervlerinde Düşüş: Toplam Rezervler 189,1 Milyar Dolara Geriledi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam brüt rezervleri gerileme kaydetti. 2 Ocak 2026 ile sona eren haftada TCMB’nin toplam rezervleri, önceki haftaya göre 4,8 milyar dolar azalarak 189,1 milyar dolara düştü. Bir önceki hafta rezervler 193,9 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Jeopolitik Riskler GOÜ Varlıklarını Baskılıyor

    Gelişmekte olan ülke hisse senetleri ve para birimleri, artan jeopolitik risklerin etkisiyle düşüşünü sürdürdü. MSCI gelişmekte olan piyasalar hisse endeksi yüzde 0,8 gerileyerek Aralık ortasından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Döviz tarafında ise Tayland, Güney Kore ve Güney Afrika para birimleri kayıplara öncülük etti.

  • Güldem Atabay: Küresel ekonomi şoklara dirençli çıktı, bizde de enflasyon

    Dünya ekonomisi jeopolitik şoklara beklenenden daha güçlü dayanıklılık sergilerken, bizde TCMB yapışkan enflasyona rağmen faiz indiriminin yolunu arıyor

  • Hazine’den 3,5 Milyar Dolarlık Dış Borçlanma

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, 7 Ocak’ta gerçekleştirdiği dolar cinsinden çift dilimli tahvil ihracıyla uluslararası piyasalardan 3,5 milyar dolar kaynak sağladı.…

  • TÜİK, Aralık Ayında En Çok Kazandıran Yatırım Araçlarını Açıkladı

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, aylık bazda en yüksek reel getiri Devlet İç Borçlanma Senetleri’nde (DİBS) görüldü. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) dikkate alındığında DİBS’in reel getirisi yüzde 4,13 olurken, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile hesaplandığında bu oran yüzde 3,98 olarak gerçekleşti.

  • İSO: İhracat Pazarları İklim Endeksi Aralık’ta Geriledi

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Aralık 2025’te bir önceki aya göre düşüş göstererek 51,6 seviyesine geriledi. Kasım ayında 52,4 olan endeks, böylece son beş ayın en düşük değerini aldı. Endeksin 50 eşik değerinin üzerinde kalması, ihracat pazarlarında talep koşullarının zayıf da olsa iyileşmeye devam ettiğine işaret ederken, mevcut toparlanma eğilimi Aralık ayı itibarıyla ikinci yılını tamamlamış oldu.

  • Hükümet Harekete Geçti: Emekliye Asgari Ücret Oranında Zam Yapılacak mı?

    Milyonlarca emekli, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken yapılacak maaş artışına odaklanmış durumda. Enflasyon farkının yetersiz kalması nedeniyle, iktidarın emekli maaşlarına asgari ücret artışı oranında zam yapmayı değerlendirdiği ifade ediliyor.

  • Demirören Grubu’nda İflas Kararı: Demirören’in Veliahtıydı, O da İflas Etti

    Karşılıksız çek kullandığı iddiasıyla tutuklandıktan sonra serbest bırakılan Demirören Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fikret Tayfun Demirören’in iflasına karar verildi.

  • Küresel Piyasalarda İvme Kaybı: Rekorların Ardından Kâr Satışları, Jeopolitik Riskler Yeniden Gündemde

    Küresel piyasalarda yılın başından bu yana risk iştahını destekleyen iyimser hava, hafta ortasında yerini temkinli bir duruşa bıraktı. ABD borsalarında endeksler gün içinde yeni zirveler test etse de, özellikle yılın başında güçlü performans gösteren sektörlerde gelen kâr satışlarıyla birlikte kapanışlar karışık gerçekleşti.

Benzer Haberler