Sosyal Medya

Kaya Özyürek

Kaya Özyürek: Ekonomide Yapılmaması Gerekenler

Bu yazımı ekonomisi kur dinamiklerine bağlı olarak seyir izleyen gelişmekte olan ülkelerin kur politikası konusunda yapmamaları gereken hatalar üzerine ayırmak…

Kaya Özyürek: Ekonomide Yapılmaması Gerekenler

Bu yazımı ekonomisi kur dinamiklerine bağlı olarak seyir izleyen gelişmekte olan ülkelerin kur politikası konusunda yapmamaları gereken hatalar üzerine ayırmak istiyorum.

İçinden geçtiğimiz bu pandemi döneminde ekonomiler, önceki borç döngülerinde yaşanan toparlanmalarla karşılaştırıldığında çok hızlı bir toparlanma süreci geçirdiler. Bu toparlanmanın gerçekleşmesinde karantina dönemi sonrası insanların tüketime daha çok yönelmelerinin yanında para ve maliye politikaları da etkili oldu. İstihdam arttı, fiyatlar genel seviyesi ve varlık fiyatları ise düşük faiz ortamında kredi kanalıyla daha da yükseldi. Ancak, gerek gelir gerekse servet artışı kapsamında her kesim aynı toparlanmayı yaşayamadı. Özellikle küresel gıda ve enerji fiyatlarının yükselmesiyle dar-orta gelirli kesim reel alım gücünde son zamanlarda bir daralma görmekte. Gelişmekte olan ülkelerde ise gelişmiş ülkelerin uzun dönem faiz oranlarının toparlanmayla beraber yükselmesi sonucu döviz kurları üzerinde yukarı yönlü baskı oluştu. Bunun neticesinde de bu ülkelerde temel mal fiyatları daha da yükseldi ve ithal girdi kullanan sektörlerde girdi maliyetleri arttı.

İmkansız üçlü hipotezine göre döviz kuru, sermaye hareketleri ve para politikası aynı anda kontrol edilemez, bunlardan en az biri feragat edilmelidir. Döviz ihtiyacı olan, serbest sermaye hareketlerini benimsemiş gelişmekte olan bir ülkenin pandemi sürecinde düşük faiz politikasıyla, özellikle gelişmiş ülkelerin faiz arttırım döngüsüne girdiği bir ortamda, ekonomiyi canlandırmak istemesi, yüksek ihtimal kur üzerinde baskı oluşturacaktır. Şimdi kur üzerinde oluşan bu baskının yaratacağı ekonomik olumsuzluklara yönelik olası politika hatalarından bahsedelim:

1)Düşük faiz politikası yoluyla ihracatı uluslararası ticarette rekabetçi kılmak vasıtasıyla cari açığı ve dolayısıyla kuru dengelemeye çalışmak

Burada yapılan hata kurun denge bulduğu noktayı göz ardı etmek. Düşük faiz kanalıyla ihracat gelirinin yerel para birimindeki değer kaybı sonucu arttığını farzedersek kurun denge noktası politikanın uygulanmaya başlandığı noktadan daha yukarıda olacaktır. Bu nedenle kur artışının yaratacağı enflasyonist etkiler önlenememiş olacaktır. İhraç edilen mallarda ithal girdi kullanıldığını düşünürsek artan maliyetler sebebiyle ihracatta gerçekleşebilecek herhangi bir artış beklendiği kadar döviz girdisi sağlamayabilir ve enflasyon görünümü daha da bozulabilir. Döviz açık pozisyonları yüksek olan şirketlerde ise dövizin artışından kaynaklı bir zarar, üretimi tam tersine kısabilir ve istihdamda kayıplar yaşanabilir.

2)Düşük faiz politikası yoluyla dövizdeki baskının zamana yayılması ile birlikte kurda aşırı bir stresin önlenmesi

Sermaye çıkışlarına müsaade ederek bir noktadan sonra çıkacak sermayenin beklenmedik bir baskı yaratmaması aracılığıyla kuru stabil bir patikaya sokma düşüncesi hatalıdır. Devamlı olarak cari açığın verildiği ve ekonomik büyüme döneminde cari açığın arttığı bir ekonomide büyüme zamanında net döviz talebi devamlı olarak artar ve neticede kur yükselir. Sermaye akımlarının azalması, herhangi bir gelişme sonucu sermaye çıkışıyla birlikte yaşanabilecek sert kur ataklarını belki önleyebilir ama uzun vadede kur artışının önüne geçemez. Üstelik, sermaye akımlarının azalması takdirinde kurdaki dönemsel artış oranlarının daha yüksek olabilmesiyle brilikte enflasyon görünümündeki bozulmalar hız kazanabilir.

Aynı zamanda, kurda daha hızlı bir yükselişin istikrar kazanması, banka mevduatlarının dolarize olması ve reel sektörün oluşacak kur zararına karşın döviz açık pozisyonunu daha çabuk kapamak istemesi sonucu kurda beklenmedik bir baskı oluşması ihtimalini arttırabilir.

3) Düşük faiz yoluyla ekonominin canlandırılmaya çalışılması ve kur artışının yaratacağı olumsuz etkilerin bertaraf edileceği beklentisi

Bozulan enflasyon görünümü altında bir faiz indirimi sadece kısa vadeli faiz oranlarına yansır, orta-uzun vadeli piyasa faizleri ise yükselir. Bu yüzden faiz indirimiyle birlikte uzun vadeli kredi faizleri düşmekten ziyade artan faiz riski sebebiyle artabilir. Söz konusu durum elbette kısa vadeli faiz oranlarının fiyatlamada kullanıldığı rotatif ticari krediler için geçerli değil. Ancak ticari kredi talebi, artan maliyetler karşısında kredi faizleri düşse dahi artmaktan ziyade azalabilir ve ekonomik aktivite yavaşlayabilir. Aynı zamanda kredi faizlerindeki düşüşün ekonomik faaliyeti arttırdığı varsayılsa dahi bu büyüme, dar-orta gelirli ailelerin kur artışı sonucu artan masraflar karşısında reel alım gücündeki erimeyi engelleyemez.

Tüm bunlar göz önünce bulundurulduğunda, şu özeti çıkarabiliriz: artan riskler karşısında faiz oranlarının hızla düşürülmeye çalışılması, ekonomide tam tersi bir etkiyle sonuçlanabilir.

Kaya Özyürek

Twitter: @financeplumber

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler