Sosyal Medya

Çetin Ünsalan: Hafıza-ı beşer

24 Ocak 2021

Farkındayım, dijitalleşmenin, yapay zekânın konuşulduğu bir süreçte ‘hafıza-ı beşer’den, yani insan hafızasından bahsetmek çok mantıklı olmuyor. Ama ne yazık ki yaptığınız iş gazetecilikse, yapay zekâ ya da dijital bilgi de bu noktada işinize yaramıyor.

Analitik bir düşünce gücü için, bazı şeyleri aklınızda tutarak kaleme dökmeniz gerekir. Elbette bu çok risklidir. Çünkü ne demiş Tanzimat dönemi şairlerinden Muallim Naci? “Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür.”

Yani insan hafızasının eksikliği unutmasıdır. Sanıyorum Türkiye’de siyaset de en çok buna güveniyor. Zira dün söylenen bir şeyin, yarın tam tersini söylemek, hatta bunu emin bir biçimde dile getirdiğinizde de milyonları inandırmak ne yazık ki ülkemizde mümkün oluyor.

Peki nereden çıktı bu mesele? Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu heyetiyle bir araya geldi. Esasen kamuoyunda bu toplantının farkındalığı yüksek.

Çünkü icranın başı, pandemi koşullarında kapanan işyerlerine yönelik söylemi, gerçekçi bulmadığına dair bir açıklama yaptı. Belli ki o toplantıya gelenler durumu aktarmış. Cumhurbaşkanı da konuşmasında bunun doğru olmadığını ifade etti ve “Bazı dostlar, bugün de geldi yanıma, diyorlar ki dükkânlar kapanıyor, şirketler kapanıyor. İşte, açıklıyorum rakamı. Kapanan falan yok. Bunlar öyle sıradan şirketler falan da değil, bunlar güçlü şirketler, ihracat yapıyorlar. Her şey ortada. Ama birileri de buralardan nemalanmak istiyorlar” dedi.

Öncelikle şunun altını çizeyim ki ciddi bir bilgi atlaması var. Zira sokağın ekonomisi gerçekten ayakta duramıyor. Tersi bilgiyi kim aktarıyorsa, icranın başı olarak bunu sorgulaması gereken kişi Cumhurbaşkanı’nın kendisi. Sonra İyi Parti bu söyleme esnaf ziyaretleriyle yanıt verdi. Bundan sonrası işin siyaseti, kendi aralarındaki iş.

Biz tekrar sokağın gerçeğine dönersek şunu çok net ortaya koymak durumundayız ki, durum hiç hoş değil. Öte yandan Cumhurbaşkanı’nın şu söylemine katılıyorum. Gerçekten sanayici büyük mücadele verdi ve pandemi koşullarında küçümsenmeyecek bir ihracat başarısına imza attı. Bence bunun kıymetini bilmemiz gerekiyor.

Kıymetini bilelim ki, o sese daha çok kulak verelim ve ihtiyaçlarını gidererek ayakta kalacak bir reel sektörü temin edelim. Bu sadece ihracat yapan şirketler için önemli değil. Orada çalışandan, o firmaya tedarik yapana kadar herkes için kritik.

Fakat yolu doğru yürüyeceksek, birbirimizi de yanıltmamamız lazım. Kapanan vardı yoktu o meseleyi tartışmaya bile gerek yok. Gizli iflas artık bir gerçek halinde önümüzde duruyor. Ama illa da resmi rakam isteniyorsa TOBB’un verileri yeni açıklandı.

Aralık 2020’de bir önceki yılın aynı ayına göre kapanan şirket sayısındaki artış oranı yüzde 221, kooperatifte yüzde 533 ve gerçek kişi ticari işletmede yüzde 242. Neyse ki yılın geneline baktığımızda artımız halen daha fazla.

Yani ortadaki sorun tartışmaya açık değil, yaşanan tüm çıplaklığıyla hissediliyor. Ama bu konuşmada başka bir detay gözlerden kaçtı. Cumhurbaşkanı ihracatımızı örnek gösterdi ve orta vadeli programdaki hedeften 5 milyar dolar üste çıkılarak 169,5 milyar dolar ile yılı kapattığımızı belirtti.

Yine altını çiziyorum bu dönemde bu rakam başarıdır. Şimdiki sözlerimden kimsenin emeğini küçültme anlamı çıkmasın. Bu açıklamada önce orta vadeli program ifadesi dikkatimi çekti. Çünkü Bakan Albayrak döneminde büyük umutlarla, zaten hiç tutmayan tüm OVP hedefleri çöpe atılarak beyaz bir sayfa açılıp adına da Yeni Ekonomi Programı denilmişti. Peki orada hedef neydi?

‘Dengeleme, disiplin, değişim’ sloganıyla YEP diye açıklanan 2019 – 2021 dönemini kapsayan Hazine ve Maliye Bakanlığı dokümanındaki 2020 yılı sonu ihracat hedefi 191 milyar dolar. Medyaya yansıyan biçimine göz attığımızda da 7 Ocak 2020 tarihli Anadolu Ajansı kaynaklı haberlerle 190 milyar dolar olarak tarihe not düşüldüğünü görüyoruz.

Diyelim ki Bakan Albayrak’ı icra makamı tamamen sildi ve onun hedeflerini de çöpe attı. Ekim 2017’deki Kalkınma Bakanlığı’nca kamuoyuna sunulan 2018 – 2020 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a bakalım. Orada da 2020 yıl sonundaki ihracat öngörüsü 195 milyar dolar. Kaderin cilvesine bakın ki, o dönemki Kalkınma Bakanı ise, şimdiki Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan.

Yani ortada bahsi geçen bir hedef yok. Belki bütçe açığı tahmini ile resmi bütçe arasındaki fark gibidir. Aralarında konuştularsa bilemiyoruz. Şunu kabul ediyorum ki üreten için de satan adına da zor bir dönem. 169,5 milyar dolar da küçümsenecek bir rakam değil.

Ama bunu anlatırken orta vadeli programın 5 milyar dolar da üzerine çıktık derseniz sıkıntı başlar. Sonra araştırırken gördüm ki Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan da 5 Ocak 2021 tarihli basına yansıyan açıklamalarında bu rakamları vermiş. Ne kriter alınmış? Sonbaharda açıklanan orta vadeli program.

Fakat bu olmaz. Hedef revizyonu iyidir; yolu açar da bunu başarı diye anlatamazsınız. O zaman o iş Merkez Bankası’nın anketlerine döner. Deyin ki ‘zor bir yılı kapattık’ mesele bitsin.

Gece yatarken, ‘sabah kalkabilirsem kahvaltı yapacağım’ deyip, sabah kahvaltısında bunu başarı diye anlatamazsınız. İşte bunu bir kez yapmaya başladığınız zaman ne kapanan dükkanları görürsünüz, ne de gerçeklerin farkına varabilirsiniz. O zaman da insanların yaşadığı gerçekleri abartılı bulmanız da normal hale gelir.

cetinunsalan@yahoo.com

 

@cetinunsalantv

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları