Sosyal Medya

Ekonomi

Son anket: Erdoğan seçmenini ikna edemiyor

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından, Türkiye Siyaset Panelistleriyle 27 ilde 3605 görüşme yapılarak gerçekleştirilen araştırma, bir haftadır açıklanan anketleri doğrulayan…

Son anket: Erdoğan seçmenini ikna edemiyor

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından, Türkiye Siyaset Panelistleriyle 27 ilde 3605 görüşme yapılarak gerçekleştirilen araştırma, bir haftadır açıklanan anketleri doğrulayan ortak noktalar olmakla birlikte yeni ve ilginç bilgileri de ortaya koyuyor.

Yurttaşın darbe olasılığına bakışı, 128 Milyar TL’nin siyasete yansıması, yoksullaşma ve elbette Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusu ana gündem maddelerini oluşturuyor.

Yöneylem Sosyal Araştırma Merkezi Araştırmalardan Sorumlu Genel Koordinatörü, siyaset bilimci Doç. Dr. Derya Kömürcü’yle ilk kez Cumhuriyet aracılığıyla açıkladıkları araştırmanın sonuçlarını değerlendirdik.

ARTIK GÜNDEM BELİRLEYEMİYOR

– Türkiye’nin en acil çözülmesi gereken meselesi ekonomi. Yoksullaşma oyların düşmesinde ne kadar etkili oldu?

Evet, Türkiye’nin en acil çözülmesi gereken meselesi, seçmen tarafından farklı biçimlerde dile getiriliyor olsa da “ekonomi.” Ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, enflasyon ya da işsizlik gibi başlıklarla dile getirilen tüm şikayetler bir arada ele alındığında, ekonomiyle ilgili sorunlar, vatandaşlar tarafından yüzde 80’in üzerinde bir oranda en önemli sorun olarak değerlendiriliyor. Doğal olarak tüm bu sorunlar, bizzat yaşayarak da gördüğümüz üzere, “derin bir yoksullaşma”yı beraberinde getiriyor. Bugün Türkiye’deki hanelerin yarısı, geçtiğimiz ay içinde karşılayamadığı bir temel ihtiyacı ya da ödeyemediği bir faturası olduğunu dile getiriyor. Yine TÜİK tarafından yüzde kaç olarak açıklanırsa açıklansın, işsiz sayısının 12 milyonun üzerinde olduğu, yaptığımız araştırmalarda ortaya çıkıyor. Her dört kişiden üçü Türkiye ekonomisinin son bir yılda daha kötüye gittiğini söylüyor. Gelecek yılın daha kötü olacağını düşünenler, yüzde 50’nin üzerinde. Böyle bir tablonun, oy tercihlerine yansımaması düşünülebilir mi? Peki “Yeterli seviyede mi?” derseniz, kesinlikle “hayır”. Ama o noktada da Türkiye siyasetinin özgünlükleri devreye giriyor. Türkiye’nin aşırı ve bilinçli bir biçimde kutuplaştırılarak konsolide edilmiş seçmen tabanlarındaki oynaklık, beklenenden çok daha yavaş gerçekleşiyor. Bunda konsolidasyondan kaynaklı çözülememe durumu kadar, kopmaya hazır seçmeni, kendisine çekecek bir muhalif çekim merkezinin oluşamamış olması da önemli bir rol oynuyor.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ’IN OYUNU HANGİ GRUPLAR ARTIRIYOR?

– Bu pazar seçim olsa Erdoğan’ın karşısında kimin şansı daha fazla?

Erdoğan’ın oyu, karşısında kim olduğundan bağımsız bir biçimde yüzde 37-38 aralığında seyrediyor. Buna karşılık “Erdoğan’a asla oy vermem” diyenler her ay biraz daha artıyor. Araştırmamıza göre bu oran, yüzde 48’e çıkmış durumda. Öte yandan muhalefetin Erdoğan karşısında kesinleşmiş bir adayı olmadığı için, sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek amacıyla seçmenlere “Bu Pazar cumhurbaşkanlığı seçiminin 2. turu yapılsa, şu iki adaydan hangisine oy verirsiniz?” şeklinde bir soru yöneltmeyi tercih ediyoruz. Bugüne kadar Erdoğan karşısında 2. tur adayı olarak sorduğumuz farklı isimler arasında, düzenli olarak iki isim, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’ı geçmeyi başarıyor. İmamoğlu’nun avantajı, net bir biçimde gençlerden, kadınlardan ve Kürtlerden daha fazla oy almayı başarıyor olması; dezavantajı ise milliyetçi-muhafazakâr seçmen kitlesinden sınırlı sayıda seçmeni kendisine çekebilmesi. Buna karşılık Yavaş, milliyetçiler ve muhafazakârlardan aldığı destekle kendi oyunu artırırken; Erdoğan’ın oy oranını da aşağı çekmeyi başarıyor. Bana öyle geliyor ki, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu, muhalefet açısından ikinci turundan çok daha kritik. Bu yüzden ilk tur için, doğru bir stratejinin geliştirilmesi, son derece önemli.

KUTUPLAŞTIRICI VE ÇATIŞMACI DİL

– Bu hafta sizinle birlikte üç kamuoyu araştırması da AKP’nin oyunu yüzde 27 bandında veriyor. Oyunu kime kaptırıyor AKP?

Seçmenlerin oy tercihlerinde bir değişim yaşanmakta olduğu bir gerçek. Ama bu adeta çıplak gözle görülemeyen, belirli bir zaman dilimi içinde sürekli gözlemlediğinizde, toplamda fark yaratan bir değişim. O yüzden AKP’den radikal kopuşlar halinde, belirli bir partiye yönelen seçmen kümelerinden bahsetmek mümkün değil. Yine de bu değişimi analiz etmemiz mümkün. Birincisi, Türkiye demografik olarak değişiyor. Genç nüfus o kadar güçlü bir biçimde seçmen havuzuna dahil oluyor ki, AKP hiç oy kaybetmese bile toplam seçmen içindeki oy oranı düşüyor. Çünkü önümüzdeki seçimde ilk kez oy kullanacak genç seçmenler arasında AKP’nin oyu ülke ortalamasının altında. İkincisi, AKP’ye oy vermiş olanların 24 Haziran 2018’den bugüne değişen tercihlerini incelediğimizde CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, HDP gibi partilere kısmi geçişler görüyor, ancak kararsızlar ve oy kullanmayacağını ifade edenler arasında da azımsanmayacak oranda AKP’li olduğunu tespit ediyoruz. Örneğin son araştırmamızın bulgularına göre “kararsızım” diyen her beş kişiden biri 24 Haziran’da AKP’ye oy vermiş. Türkiye siyasetine hâkim olan kutuplaştırıcı ve çatışmacı dil, bazı seçmenlerin tercihlerini açıklamasını engellediği için araştırmalarda kararsız ve oy kullanmayacak seçmen oranı, gerçekte olduğundan yüksek çıkıyor. Genel anlamda muhalefet partilerine oy vermeyi düşünenlerin, kendilerini daha fazla kararsız ve oy kullanmayacaklar içinde gizlemeye çalıştıkları da görülüyor. Dolayısıyla kararsızlar içinden, iktidardan çok muhalefete oy çıkacağını varsaymak gerekir.

TÜRKİYE İYİ YÖNETİLMİYOR

– Sadece AKP-MHP ittifakının değil, Erdoğan’ın da oy oranı düşüyor. Şubat’a göre de ciddi fark var. Bu kadar kısa sürede aranın açılmasının nedeni?

Aslında Türkiye siyasetinde bir süredir ilginç bir dinamik işliyor. Bu ülkede siyasal alan zaten hiç de geniş değildi, ama “Türk tipi başkanlık sistemi”ne geçildiğinden beri TBMM gibi, partiler de giderek önemini yitirmeye, liderler ön plana çıkmaya başladı. Öyle ki seçmenlere parti tercihini sorduğunuzda, yüzde 20’ye yaklaşan kararsız seçmen oranı, söz konusu cumhurbaşkanı tercihi olduğunda, yüzde 8’in altına düşüyor. Dolayısıyla insanların gözü kulağı liderlerde. Erdoğan’ın siyaset tarzı da bunu güçlendirecek nitelikte. İşler iyi giderken, bu, kendisi açısından doğru da bir strateji. Ancak rüzgâr ters döndüğünde de ne kadar güçlü olursanız olun, sorumluluktan kaçmanızı güçleştiren bir durum söz konusu. Bu açıdan bakarsanız, son üç ayda Koronavirüs salgınının yönetiminden, aşı tedariki ve aşılama konusuna, “lebalep” dolu kongrelerden Merkez Bankası döviz rezervinin buharlaşmasına kadar pek çok konu, temelde yatan ve hiç hafiflemeyen ekonomik krizin de çarpan etkisiyle, AKP kadar Erdoğan’ın da oy desteğini etkiliyor.

AKP’LİLERE GÖRE DARBE TEHLİKESİ YOK

– İktidar her fırsatta darbe konusunu gündeme taşıyor. Neredeyse 27 Mayıs’ı tartışamaz hale geldik. Ancak sizin araştırmanızda AKP’liler bile Türkiye’de bir daha darbe tehlikesi olduğunu düşünmüyor. Sürekli aynı tartışma etrafında dönmek AKP oylarını sanıldığı gibi konsolide etmiyor anlamına gelir mi bu?

Doğrusu bu bir strateji ve bu stratejinin işe yaradığı zamanlar yok mu? Var. Ama geldiğimiz nokta itibarıyla Erdoğan ve AKP’nin, emekli amirallerin yazdığı bir bildiri ya da bir muhalefet milletvekilinin sarf ettiği bir cümleyle, darbe tehdidini vatandaşların gündemi haline getirebilme kabiliyetini yitirdiğini görüyoruz. Çünkü darbe konusu da diğer pek çok konu gibi anlamlı bir ideolojik söylem içinde, başka unsurlarla eklemlendiğinde toplumda bir karşılık buluyor. Oysa bizim, AKP’de her gün biraz daha fazla gördüğümüz şey, ideolojisini, parti kimliğini ve kadrolarını yitiren, tek adamın arkasına dizilen bir siyasetçiler grubu. Tabii ki Erdoğan’ın kendi etrafında konsolide etmeyi başardığı ve “Benden sonrası tufan” söylemine inandırdığı bir seçmen kitlesi var. Türkiye Siyaset Paneli, Mart ayı araştırmamızda özel olarak partilerin çekirdek ve sadık seçmenlerini incelediğimizde gördük ki, AKP’nin yüzde 15 civarında “asla vazgeçmem” diyen çekirdek ve “Asla vazgeçmem” demese de pratikte vazgeçmeyen yüzde 9 civarında sadık seçmeni var. Aslında bence tüm araştırmalar AKP’nin her ay biraz daha kendi çekirdek ve sadık seçmenine doğru çekildiğini gösteriyor. Bu yüzden kopuşlar yavaş ama bir süreklilik arz ediyor.

Cumhuriyet Gazetesi

BAKMADAN GEÇME

  • TÜİK Aralık Ayı Enflasyon Verilerini Açıkladı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayına ait tüketici ve üretici fiyat endeksi verilerini kamuoyuyla paylaştı. Buna göre, Aralık ayında yıllık enflasyon yüzde 30,89 seviyesinde gerçekleşti.

  • Danimarka’dan Trump’a sert mesaj: “Grönland’a el koyma tehditlerine son verin”

    Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. Venezuela’ya yönelik ABD askeri müdahalesinin ardından NATO müttefikleri arasında tansiyon yükselirken, Kopenhag yönetimi Washington’a “tarihi bir müttefike yönelik tehditlere son verin” çağrısı yaptı

  • Asya piyasaları 2026’ya yükselişle başladı: Savunma hisseleri öne çıktı, Maduro operasyonu petrolü baskıladı

    Asya-Pasifik piyasaları 2026’nın ilk tam işlem haftasına güçlü bir başlangıç yaptı. ABD’nin hafta sonu düzenlediği askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanarak New York’a götürüldüğünün açıklanması, küresel risk algısını ve emtia fiyatlarını şekillendirdi. Savunma hisseleri Asya’da sert yükselirken, petrol fiyatları Venezuela’daki rejim değişikliğinin kısa ve uzun vadeli etkilerinin tartılmasıyla geriledi.

  • Çetin Ünsalan: 2026 yılı, krediler ve gerçekler

    Hatta insanlar önce neden finansa ulaşmak istediklerini sorgulamak zorundalar. Çünkü kasada Karun Hazinesi var ve pay almak istiyormuş gibi davranmaktan vazgeçmek gerekiyor. Günün sonunda maliyeti olan, borç olarak toplanın bir paranın, kaynak olarak size verilip verilmemesinden bahsediyoruz

  • Venezuela Etkisi Kripto Piyasalarında Hissedildi: Bitcoinlerde Son Durum Ne?

    Venezuela’da son dönemde hız kazanan siyasi ve jeopolitik gelişmeler, kripto para piyasalarında hareketliliğe yol açtı. Küresel piyasalarda risk alma iştahının artmasıyla birlikte kripto varlıklarda yükseliş dikkat çekti. Bitcoin 91 bin dolar seviyesini aşarken, birçok altcoin haftalık bazda yüzde 10’a varan kazançlar elde etti.

  • Ekonomik Kriz Türkiye’nin Dev Holdinginin Sonunu Getirdi: Onlar da Konkordato İlan Ettiler

    İzmir ve Aydın merkezli faaliyet yürüten, milyarlarca liralık büyüklüğe sahip Atay Holding’de önemli bir gelişme yaşandı. Maden, tarım, gıda, inşaat, akaryakıt ve sigortacılık başta olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren holdingin bazı iştirakleri konkordato talebinde bulundu. Mahkeme, ilgili şirketler hakkında 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verdi.

  • Fonlarda Şaşırtan Hafta: Yatırımcısına En Çok Kazandıran Fon Hangisi Oldu?

    Bu hafta yatırım fonları ortalama yüzde 0,11, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fonları ise yüzde 0,62 oranında değer kazandı. Yatırım fonları arasında en yüksek getiriyi, yüzde 97,91’lik artışla Ziraat Portföy ÖPY Birinci Serbest (TL) Özel Fon sağladı. Buna karşılık, Pusula Portföy Üçüncü Hisse Senedi Serbest Fon (Hisse Senedi Yoğun Fon) yüzde 28,83’lük düşüşle haftanın en fazla kaybettiren yatırım fonu oldu.

  • Venezuela ve ABD Arasındaki Krize Petrol Piyasasının Tepkisi Ne Olacak?

    Dünyanın önde gelen petrol üreticileri arasında yer alan Venezuela’da yaşanan son gelişmelerin küresel enerji piyasalarına olası etkileri yakından izleniyor. ABD’nin düzenlediği hava operasyonlarının ardından Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanması, jeopolitik açıdan önemli bir kırılma olarak değerlendirilse de, ilk göstergeler petrol piyasalarının bu duruma büyük ölçüde hazırlıklı olduğunu ortaya koyuyor.

  • Konut İlanlarında Yeni Dönem: 1 Şubat’tan Sonra Herkes İlan Veremeyecek

    Araç satışlarında uygulamaya alınan elektronik ilan doğrulama sistemi, artık satılık konut ilanları için de zorunlu olacak. Yeni düzenleme 1 Şubat itibarıyla yürürlüğe girecek.

  • Küresel Piyasada Kakao Şoku: Kakao Fiyatlarında Tüm Zamanların En Hızlı Gerilemesi

    Batı Afrika’daki kuraklık endişelerinin azalması ve rekoltedeki artış, kakao fiyatlarında sert bir düşüşe yol açtı. Kakaonun ton fiyatı, geçen yıl uluslararası piyasalarda yüzde 48,1 gerileyerek tüm zamanların en hızlı yıllık düşüşünü kaydetti. Küresel ölçekte yaşanan kuraklık, üretim sorunları ve jeopolitik gelişmeler tarım emtialarında fiyat dalgalanmalarına neden olurken, kakao en sert hareketlerin görüldüğü ürünler arasında yer aldı.

  • ABD Başkanı Donald Trump: Venezuela’yı Biz Yöneteceğiz

    ABD’nin Venezuela’da geniş kapsamlı bir operasyon düzenlemesi ve bu süreçte Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşinin gözaltına alınmasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump ilk açıklamasını yaptı. Trump, geçiş süreci boyunca Venezuela’nın ABD yönetiminde olacağını ifade etti. Venezuela halkını özgürleştireceklerini ve ülkeyi refaha kavuşturacaklarını söyleyen Trump, ABD’li büyük petrol şirketlerinin de Venezuela’da faaliyete başlayacağını duyurdu.

  • Sigaraya Yeni Zam Kapıda: 5 Ocak’ta Yürürlüğe Giriyor

    Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği Başkanı Erol Dündar, bir sigara grubuna fiyat artışı yapıldığını açıkladı. Dündar, 5 TL’lik zammın satış noktalarına yansımaya başladığını belirtti. Yapılan duyuruya göre, 5 Ocak Pazartesi gününden itibaren sigara fiyatlarında 5 TL’lik artış uygulanacak.

  • Güneşsiz Ülkelerde Güneş Devrimi: Avrupa Enerji Haritasını Nasıl Değiştiriyor?

    Güneş enerjisi denince akla genellikle bol güneş alan güney ülkeleri ya da dev üretim kapasitesiyle öne çıkan Asya ülkeleri gelir.…

Benzer Haberler