Sosyal Medya

Ekonomi

Ümit Akçay’ın gözünden: 128 milyar: İktidarın “Geleceğe Kaçış” Stratejilerinde Yeni Aşama

“İyi AKP” döneminin sihirli formülü, faizler düşerken TL’nin değersizleşmemesi, değerini korumasıydı. Ancak sermaye girişleri duraklayınca sihir bozuldu. 2013 sonrasında iktidarın ekonomiyi canlandırmak için yaptığı her faiz indirim girişimi TL’deki hızlı değersizleşme atakları ile sonuçlandı.

Ümit Akçay’ın gözünden: 128 milyar: İktidarın “Geleceğe Kaçış” Stratejilerinde Yeni Aşama

Yaklaşık bir yıl önce 1+1 Forum’daki son yazımın başlığı “Geleceğe Kaçış 2.0” idi. 30 Nisan 2020 tarihli yazıda, henüz iktidarın pandemi döneminde uyguladığı iktisat politikasının sonuçları belli değildi. Yazıda, iktidarın kredi genişlemesini kendisini korona sonrası döneme ulaştıracak bir köprü olarak gördüğüne ve risk aldığına işaret etmiştim.

İktidarın aldığı riskler Türkiye ekonomisini pandemi şartlarında büyüyen birkaç ekonomiden biri yapabildi. Ancak, bu büyümenin maliyeti işsizliğin, enflasyonun ve faizlerin Türkiye şartlarında dahi çok yüksek sayılabilecek seviyelere yükselmesi oldu. Üstelik, bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervleri de tüketilerek, ekonomide kalıcı hasarlar bırakıldı. Bu yazıda, geçtiğimiz bir yılda yaşadıklarımızı 2013 sonrası yapısal kriz konjonktürüne yerleştirerek ele alacağım.

2017’deki örtülü para politikası

Türkiye kapitalizminin en büyük krizlerinden birinin içinden geçiyoruz. Daha önceki yazılarımı takip eden okuyucu için tekrar olacak, ama kısaca arka planı belirtmek için 2013 sonrası dönemin devlet krizi ve birikim rejimi krizinin birleşmesiyle oluşan özgün bir yapısal kriz konjonktürü olduğunun altını çizerek başlayayım. Geçtiğimiz sekiz yılın muhasebesini farklı yönleriyle daha önce ele almıştım, ancak bu yazıdaki konumuza uygun olarak 2017 sonrası döneme odaklanacağım.

2017 yılı itibariyle, Türkiye’nin yakın dönem siyasi hayatında var olan hukuki durum – fiili durum gerilimi ekonomiye de yansıdı ve 2017’nin ocak ayında Türkiye’de para politikası örtülü alana geçti. TCMB’nin resmi politika faizine (Bir Haftalık Repo) bakan biri herhangi bir artış göremezken, ancak olağanüstü durumlarda kullanılan Geç Likidite Penceresi (GLP) kanalı fonlamanın temel aracı haline geldi ve fiili politika faizi Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (AOFM) oldu. Para politikasının örtülü alana geçmesi 2017’deki ilk “geleceğe kaçış” stratejisinin bir parçası olarak gündeme gelmişti ve bu stratejinin menzili 2017’deki referandumdu.

2019’a geldiğimizde, mart ayındaki yerel seçimler öncesinde, para politikası yeniden örtülü alana geçti. Ancak bu seferki araç faizler değil, rezervlerdi. Uzatmalı yerel seçimler sırasında TL’deki değersizleşmenin durdurulması için bir nevi kısa süreli sabit kur sistemi uygulandı. Ancak TL’nin değerinin korunması ya da TL’deki değersizleşmenin yavaşlatılması için rezervlerin kullanılması, 2020’de yoğunlaştı.

2020’deki büyümenin faturası

2020’deki örtülü para politikası uygulaması, 2017’dekine benzer bir şekilde “Geleceğe Kaçış 2.0” stratejisinin bir parçası olarak hayata geçti ve ancak 2017’den farklı olarak faiz değil, rezervler kullanıldı ve TL’nin dolar karşısındaki değeri uzun bir süre 6.80’e sabitlendi. Bu stratejinin temel amacı, faizlerin enflasyonun altına düşürülerek ekonomik daralmaya karşı tüketimin artmasıyla konjonktür karşıtı bir kredi politikasına girişmekti.

Ekonomi yönetiminden gelen son açıklamalarla ortaya çıkan mekanizmaya göre, TCMB ile Hazine arasında 2017 yılında yapılan bir protokol ile rezervler Hazine üzerinden kamu bankaları aracılığıyla kullanılmış.

Geçtiğimiz yıl nisan-kasım arasında hayata geçen bu stratejinin öngördüğü mekanizmaya göre, uygulamaya konulan kısmi sermaye kontrolleri sayesinde, satılan rezervler bankalar ile TCMB arasında yapılan takas anlaşmaları ile (Swap işlemleriyle) yeniden TCMB’ye dönecek ve böylelikle rezervdeki fiili azalış manşet rakamda görülmeyecekti. Tıpkı 2017’deki örtülü para politikası sırasında fiili faiz ile gerçek faiz arasındaki fark gibi, 2020’de de bu sefer fiili rezerv ile gerçek rezerv arasındaki fark oluştu.

Bu stratejinin işlemesinin tek yolu, TL’deki değersizleşme baskısının kısa süreli olmasıydı. Ancak, TL’deki değersizleşmesi eğiliminin 2013 sonrasındaki yapısal kriz konjonktürünün temel özelliği olduğunu biliyoruz, yani kısa dönemli bir gelişmeden bahsetmiyoruz.

2020’de, nisan-kasım arasındaki stratejinin işleyişini bozan üç gelişme yaşandı.

İlki, şaşırtıcı olmayan bir şekilde (!) rezervlerin tükenmesi, hatta eksiye geçmesiydi. İkincisi, faizlerin düşürülmesi sonucunda dağıtılan ucuz kredilerin dövize ya da altına yatırılması ile dolarizasyonun artmasıydı. Bu ise, sermaye çıkışlarına ek olarak, TL üzerindeki değersizleşme baskısını daha da güçlendirdi. Üçüncüsü, pandeminin kısa sürede sonlanmamasıydı ve iktidarın stratejisinin bozguna uğramasını beraberinde getirdi.

Sonuçta, rezervlerdeki tükenme hızlanınca ekonomi yönetimi TL’yi savunamaz hale geldi ve bu politikayı uygulayan ekip (Berat Albayrak ve Murat Uysal) görevden alındı.

Düşük faiz koalisyonu

TL’nin dolar karşısındaki değeri, ekonomik olduğu kadar siyasi bir barometre olarak işlev gördüğü için, TL’nin hızlı değersizleşmesi işlerin kötü gittiği kanısını güçlendiriyor. AKP’nin ilk dönemlerinde, hatta 2013’e kadar TL’nin değerinin neredeyse sabit kaldığını hatırlarsak, TL’deki hızlı değersizleşmenin kötü günlerin yaklaşmakta olduğunu işaret eden bir simge haline gelmesinin önemini daha iyi anlayabiliriz.

Peki, TL 2013’e kadar neden neredeyse sabit kalmıştı? Bunun temel nedeni, küresel ekonomik konjonktürdür. 2008’e kadar canlı sermaye girişleri 2010-2013 arasında da devam etti ve bu süreçte Türkiye ekonomisinin sermaye girişlerine bağımlılığı arttı. 2013’e kadarki dönemde TL’deki bu istikrar korunurken, üstüne üstlük ekonomi yönetimi faiz indirebildi.

“İyi AKP” döneminin sihirli formülü, faizler düşerken TL’nin değersizleşmemesi, değerini korumasıydı. Ancak sermaye girişleri duraklayınca sihir bozuldu. 2013 sonrasında iktidarın ekonomiyi canlandırmak için yaptığı her faiz indirim girişimi TL’deki hızlı değersizleşme atakları ile sonuçlandı.

2017, 2019 ve 2020’deki kendine özgü şartlar, TL’deki bu değersizleşmenin siyasi maliyetinin yüksek olduğu düşüncesini iktidar çevrelerinde pekiştirmiş olacak ki, bunun için çok büyük riskler alarak rezervleri kullanmayı tercih ettiler. Ancak, bu tercihin temelinde, TL’deki değersizleşmeyi önlemek için faiz artışı aracını kullanmamak yatıyor.

Faiz artışının kullanılmaması, sıklıkla anlaşılamayan ya da genellikle yanlış anlaşılan bir konu. Bunu, cumhurbaşkanının kendi geliştirdiği “faiz sebep, enflasyon netice” (FSEN) teorisine bağlayanlar olduğu gibi, siyasal İslâmcı vurguların ağır basmasıyla ya da faiz karşıtı söylemin yoğunlaşması neticesinde, faiz artırımı silahının kullanılamadığı ileri sürüldü. Oysa bu değindiğim unsurlar faizi düşürme baskısının nedenleri değil, olsa olsa bu politikayı uygulamak için kullanılan meşrulaştırıcı söylemler olabilir.

Yazının devamı burada.

BAKMADAN GEÇME

  • Halep’te çatışmalar yeniden alevlendi: Suriye ordusu ile SDG karşı karşıya

    Suriye’nin kuzeyindeki Halep kentinde Suriye hükümet güçleri ile Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yeni ve kanlı çatışmalar yaşandı. En az dört kişinin hayatını kaybettiği olaylarda taraflar birbirini sivilleri hedef almakla suçlarken, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunu öngören anlaşmanın akıbeti yeniden tartışmaya açıldı.

  • Türkiye–Venezuela hattı yeniden tartışma konusu: Destek iddiaları, altın ve ticaret bağlantıları

    Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD güçleri tarafından yakalanmasının ardından, Türkiye’nin Caracas yönetimiyle kurduğu yakın ilişkiler yeniden uluslararası gündeme taşındı. ABD’li siyasetçiler ve bazı analizler, Ankara’nın Maduro yönetimine diplomatik ve ekonomik destek sağladığını öne sürerken, Türk yetkililer ve iş dünyası temsilcileri yasa dışı faaliyet iddialarını kesin bir dille reddediyor.

  • Revolut Türkiye’ye giriş için FUPS’u satın almayı değerlendiriyor

    Avrupa’nın en büyük fintech şirketlerinden Revolut’un, Türkiye pazarına girmek için dijital banka FUPS’u satın almaya yönelik görüşmeler yürüttüğü iddia edildi. Taraflar henüz bağlayıcı bir anlaşmaya varmazken, olası bir satın almanın BDDK onayına tabi olacağı belirtiliyor.

  • Altında kâr satışı: Güçlenen dolar fiyatları geri çekti

    Altın fiyatları, son aylarda rekorlar kıran yükselişin ardından kâr satışları ve doların güçlenmesiyle geriledi. Kısa vadede dalgalanma artarken, küresel bankalar ve yatırım kuruluşları 2026’ya yönelik altın görünümünde iyimserliğini koruyor.

  • Altın ve Gümüşte Rekor Fiyatlar Mücevher Ticaretini Kilitledi

    Altın ve gümüş fiyatlarının tarihi zirveleri test ettiği bir dönemde, dünyanın 50 ayrı ülkesinden 550 mücevher firmasının temsilcileri Antalya’da buluştu. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) tarafından organize edilen Jewellery Antalya Alım Heyeti organizasyonuna Güney Amerika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Rusya’ya, Türk Cumhuriyetleri’nden Avrupa ülkelerine kadar geniş bir coğrafyadan toplam bin 350 satın almacı katılım sağladı.

  • Tahmin piyasaları Trump’ın yeni hamlelerini fiyatlıyor: Panama Kanalı ve Grönland öne çıktı

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunun ardından, tahmin piyasalarında ABD’nin yeni uluslararası hamlelerine ilişkin bahisler hızla arttı. Yatırımcılar, Trump yönetiminin Panama Kanalı’nı kontrol altına alması ya da Grönland üzerinde adım atması ihtimallerini daha yüksek olasılıkla fiyatlamaya başladı.

  • Euro Bölgesi’nde Enflasyon Yavaşlıyor

    Euro Bölgesi’nde enflasyonun Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) yüzde 2’lik hedefi doğrultusunda yavaşlaması, politika yapıcıların faiz oranlarını mevcut seviyelerde tutabileceği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Aralık ayında tüketici fiyatları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2 artarken, bu oran ekonomist beklentileriyle uyumlu gerçekleşti. Aylık enflasyon ise yüzde 0,2 oldu. Kasım ayında yıllık enflasyon yüzde 2,1 seviyesindeydi. Aynı dönemde çekirdek enflasyon yüzde 2,3’e gerilerken, hizmet fiyatlarındaki artış hızında da düşüş görüldü.

  • HSBC’den Gümüş İçin Yeni Tahmin: Fiyatlar Rekor Seviyelere mi Koşuyor?

    HSBC, gümüşe yönelik fiyat beklentilerini yukarı yönlü güncelledi. Banka, 2026 yılı için ons başına ortalama fiyat tahminini 44,50 dolardan 68,25 dolara yükseltirken, 2027 tahminini ise 40 dolardan 57 dolara çıkardı. Bu revizyonda, ABD dolarındaki zayıflama ile arz-talep dengesinde görülen sınırlı açıkların etkili olduğu belirtildi.

  • CFO’nun Yeni Rolü: Stratejik Lidere Dönüşüm ve Yapay Zeka Destekli Finans

    Volatil ekonomi ikliminde finans liderlerinin ajandası kökten değişiyor. Artık CFO’lardan beklenen yalnızca "geriye dönük finansal tabloları raporlamak" değil veriye dayalı öngörülerle şirketin geleceğine yön veren "stratejik bir iş ortağı" olmaktır.

  • B2B Pazarlamada Yapay Zekâ: “Daha Fazla İçerik” Değil, Daha İyi Pipeline Üreten Operasyon Sistemi

    B2B pazarlamada rekabet artık “kim daha çok içerik üretiyor?” yarışından çıktı; “kim satın alma niyetini daha erken görüyor, daha doğru besliyor ve satışla daha iyi orkestre ediyor?” oyununa dönüştü. Özellikle uzun satış döngülerinde, çok paydaşlı buying committee yapısında ve kararların büyük kısmının Dark Social (DM’ler, kapalı topluluklar, WhatsApp grupları, yüz yüze sohbetler) içinde şekillendiği bir dünyada, klasik pazarlama kasları tek başına yetmiyor.

  • ABD vize başvurularında yeni uygulama: Bazı ülkelere teminat zorunluluğu getirildi

    ABD Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde yayımlanan bilgilere göre, vize başvurularında yeni bir uygulama hayata geçiriliyor. Buna göre, belirlenen bazı…

  • Borsada Manipülasyon Yapanlara Şafak Baskını: 17 Kişi Yakalandı

    Sermaye piyasalarında şeffaflığı bozmaya yönelik girişimlere karşı mücadele sürüyor. SPK’nın suç duyurusu sonrası İstanbul merkezli başlatılan operasyonda, yatırımcıları sosyal medya…

  • Yurt Dışından Gelen İlaç ve Takviye Gıdaya Yeni Vergi Düzenlemesi

    Şahsi kullanım amacıyla yurt dışından posta veya hızlı kargo yoluyla getirilen ilaç ve takviye edici gıdalara yönelik gümrük rejimi sil…

Benzer Haberler