Sosyal Medya

Bankacılık Sanal da Kar gerçek mi?

9 Aralık 2020

Son  on yılda bankaların ana reklam konusu “sanal ürünler” üzerinden oldu. Müşteri datalarını çaldırmaları, bilgileri taşeron firmalara elleri ile vermeleri, POS ve Kredi Kartı aracılığı ile dolandırılmaları bile Sanal ortam söylemlerini,  Dijitalleşme vurgusunu durdurmadı. Eski tecrübeli kadrolarını “maliyeti yüksek” diye bozuk para gibi harcama gerekçelerindeki ( kapı arkasındaki) söylem buydu. Pandemi sürecinde bile reklamlara dikkat edin hepsi Dijitalleşme üzerine. Personel çıkarma yasağı kalksın abartısız 10 bin bankacı işsiz kalacak.

Başta Körfez sermayeli büyük banka personeli İKALE yöntemi ile “biz çıkarmadık kendisi istifa etti” desinler diye istifayı nasıl cazip hale getirelim diye büyük çaba içindeler. Şark kurnazlığı lafı rafa kalktı. Bazıları mahkemede kazanacakları tazminatı peşin veriyor, bazıları ek bir yıl sigorta vaat ediyor. Üst yönetim ödemeleri havalarda uçuşurken, bazı bankaların Net Kardan daha fazla üst yöneticilerine ödeme yaparken, tasarruf denince ilk akıllarına gelen şube kapama ve personel çıkarma oluyor.

 

Sendikasyon Kredilerinde “Gerçekler” ile yüzleşmeye var mısınız?   

 

Sermeye yeterlilik rasyosu, Aktif Karlılık, Özkaynak karlılığı kağıt üzerinde hepsi yerli yerinde. Olması gerekenin üzerinde. Ya gerçekler? Son yıllarda Sendikasyon kredilerde bir noktaya dikkat ediyor musunuz? Çok değil 4-5 yıl önce bankalar açıklama yapılıyordu. “Bir saat dolmadan 1 milyar USD Sendikasyon kredisi bulduk” diye. Ya 2018-20 döneminde? Bankaların Sendikasyon Kredi açıklamasına dikkat edin! Borç bulsunlar diye 5-10 bankaya yetki veriyorlar. O bankalar 20-30 ülke dolaşıyor, 30-40 yatırımcıdan zor parayı denkleştiriyor. O da eski vadesi gelmiş Sendikasyon Kredileri. Düşünün önceden 2-3 arkadaşınızdan borç alıp ay sonunu getiren memur şimdi aynı parayı 30-40 arkadaşında zar zor denkleştiriyor. Üstelik para bulduğuna seviniyor. Bunu bile reklam haline getirip övünüyorlar ya “helal olsun” ne diyeyim şapka çıkarılır.

 

Gelelim zurnanız zırt dediği yere : NET KARLILIK !

 

Bankalar, 2020 yılının Ekim sonunda yani 2020 / 10 ayda 2019 Net Karlılığını yakaladı. Ne güzel. Üstelik 2019 sonunda 150,7 milyar TL olan Takipteki alacaklar sadece 1,1 milyar TL arttı. 2020’de 10 ayda 50 milyar TL kar 7,82 TL/USD’den 6,4 milyar USD yani. Göze ve kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Peki ya gerçekler! Bir defa Kredi Takip hacim ve oranları gerçekçi değil. Gerçekçi olmaması yapay olarak bastırılmasından kaynaklı. TBB – Türkiye Bankalar Birliği, 2019 Ekim – 2020 Ekim arası bir yılda 19,8 milyar TL‘lık kredinin bankalarca yapılandırıldığını açıkladı. Yapılandırma olmasa takip tutarı 170 milyar TL‘yi aşacağının itirafıdır da bu aynı zamanda. 2019 yılında 8 milyar TL‘lık Takipteki Alacaklarını ortalama % 4,7 değerine Varlık Şirketlerine sattılar. Buradaki etik olmayan ilişkileri konuyu dağıtmamak için başka yazıya bırakalım.

 

Takip süreleri Pandemi süreç gerekçe gösterilerek 90 günden 180 güne çıkarıldı. Kısaca, Kredi alan firma 6 ay hiç ödeme yapmaz ise veya yapılandırma olmaz ise ancak o zaman kredi takibe gidecek. Dünyada başka örneği yok ama; örneğin KGF ödeme yapmak için bankaların müşterisinden “yapılandırma istemiyorum” diye yazı alınırsa takibe atabildiler ve KGF’den paralarını alabildiler. Yani yeter ki müşteri “kredim takibe gitmesin” desin. Ne kadar Zombi Firma biriktiğini bilen yok. Şimdi anladınız mı son bir yılda nasıl olup da Takip tutarı sadece 1,1 milyar TL artışta kaldığını.

 

 

Son on yılda Net Karlılık ve Takipler ne oldu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son on yılda Bankaların Toplam Net karlılığı 379,8 milyar TL. Buna karşılık 151,8 milyar TL Krediyi takibe atmışlar. Üstelik bu 151,8 milyar TL takip sürecinde tahsilatlar düşüldükten sonra kalan takip bakiyeleri. Yakın ve Ön İzlemede takip ettikleri yapılandırdıkları kredi ise TCMB Raporlarına göre 360 milyar TL düzeyinde. Oranlanır ise on yıldaki net karın (379,8 milyar TL) %40‘ına denk gelen kısım (151,8 milyar TL) Takibe gitmiş durumda. Hadi pozitif düşünelim KARDAN ZARAR ETTİLER diyelim. Ya yüzdürülen Zombi Firmaları ne yapacağız?

360 milyar TL, on yıllık net karlılığın %95‘ine denk geliyor. 360 milyar TL’lık Öz izlemede, yakın izlemede takip edilen bir kısmı ödemesiz dönemler konulara yapılandırılıp yüzdürülen krediler(zombi firmalar) sözde günük, haftalık, aylık faiz geliri yaratıyor.

Ortada faiz tahsilatı yok ama bilançoda bu firmalardan elde edilen faiz geliri de yazıyor. Çünkü, zombi firmalar ödeme yapmıyor ama faiz ödüyormuş gibi bilançoda faiz geliri dolayısı ile bankaya karlılık yaratıyor. Sanal ortamda yüzdürülen 360 milyon TL’lık sorunlu kredinin faiz gelirini siz hesaplayın. Yıllık gelir buhar oluyor. Bilmem anlatabildim mi. Banka üst yönetimlerine verilen primlere niçin itiraz ettiğimi anlamışsınız artık. Ortada banka üst yönetimleri primlere boğacak başarı hikayesi yok aslında.

Eskilerin dediği gibi on yılda gelinen nokta EL ELDE BAŞ BAŞTA.  Laf aramızda bu deyimleri Yabancı Yatırımcılar anlamasın diye kasıtlı kullanıyorum. Tabi Takipler (151 milyar TL)  ile yüzdürülen (360 milyar TL) Toplam Sorunlu Krediler olan 360 milyar TL’yi Net Kar ile kıyaslayıp morali bozmayayım o zaman iş DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN‘e dönüyor. Toplu sorunlu kredilere girmeyelim, çünkü takip kredilerin üzerine yüzdürülen kredileri koyunca 510 milyar TL yapıyor. Bu arada sektörün şu an Toplam Nakdi kredisi 3,6 Trilyon TL.

 

Gözde sorun yok gözlük yanlış

 

Acı ama, Net Tablo bu. Bu bilgiler gizli değil. Herkesin bildiği bilgiler. Bunu normal vatandaş olarak ben görüyorum da Yabancı Yatırımcı görmüyor mu sanıyorsunuz. Bankalar bilmiyor mu sanıyorsunuz. Rating firmaları farkında değil mi? Aslında gözler görüyor da gören göze şişe dibi gibi camı olan gözlükleri takarsanız göremezsiniz. Görebilmeniz için tavsiyem önce gören gözü görünmez yapan gözlükleri çıkarıp atın. Yoksa kendiniz kandırıp durursunuz. Çözüm yerine çözümsüzlük girdabı içinde kıvranıp durursunuz. Yazıyı uzatmamak ve moralleri daha da bozmamak için bu rakamları USD’ye çevirip ya da Enflasyondan arındırıp hesaplamaya kalkmayalım, işte o zaman ortada ne Sermaye Yeterliliğiniz kalır, ne Aktif Karlılığınız ne de Özkaynak karlılığınız.

Bırakın aldığınız primleri CEO’su değişmeyen banka kalmaz. Bazı bankalarda ne işe yaradığı belli olmayan yirmiden fazla GMY var mesela. Bu yazıyı banka Sermayedarlarının okumasını çok isterim. Ortada yanlış kurgulanan, yanlış giden bir hikaye var. Kafayı kuma gömenlere kolay gelsin.

 

Baştaki soruya dönelim Vaziyet-ı Umumiye bu durumdayken, şimdi anladınız mı bankalar niçin 2-3 bankadan değil de 30-40 bankadan zor para denkleştirdiklerini. Kapı kapı borç para arıyorlar haberleri yok. Banka özeline girip de CEO’ların uykusunu kaçırmayayım, onu da banka sermayedarları yapsın. Hazır normalleşme sürecine girmişken, gereksiz olan gözlükleri atıp sağlıklı gözler ile sektöre bakmanın zamanı gelmedi mi? Yoksa bu hikayenin sonu iyi bitmez.

 

Erol TAŞDELEN -Ekonomist, www.bankavitrini.com  yazarı

 

Erol Taşdelen: Banka Kredilerin % 14,3’ü sorunlu halde

 

Kredi Garanti Fonu’ndan KOBİ’lere destek…

 

FÖŞ yazdı: Naci Abi, batık kredileri şimdi mi konuşalım, IMF gelince mi?

 

Türkiye’nin 3 Büyük Finansal Sorununu Çözmek Zorundayız

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları