Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Ekonomide toparlanma hemen dengeleri bozdu

6 Şubat 2020

Türkiye yalandan yalana atlayan ve asla yüzü kızarmayan bir hükümet tarafından yönetiliyor.  Daha doğrusu yönetilemiyor da artık, yargı, TSK, polis, bakanlıklar ayrı ayrı dükalıklar haline geldi ki, bu da kamu hizmetlerinin etkin sağlanmasını güçleştirerek vatandaşı kızdırıyor, daha da kötüsü ekonominin zaten büyümeyen verimliliğini iyice düşürüyor.

Geçen senenin moda yalanı “yeniden dengelenmeydi”. Yani enflasyon ve cari açık kontrol altına alınırken, büyümeden de birazcık fedakarlık yapılacaktı. Birazcık değil, tümden fedakarlık yaptık. 2019’u nerdeyse sıfır büyümeyle bitireceğiz. Eğer bu bedelin karşılığında enflasyon ve dış açık problemlerini kalıcı olarak çözseydik, ödeyelim, ebesini seveyim. Değer di.

Ama olmadı tabii. Her ay artan bütçe harcamaları ve hiç bir akıl ve sınır tanımayan gevşek para politikası ile pompalanan üretim ve kısmen de tüketim canlanınca, yeniden dengelenme yeni-yeniden dengelerin bozulmasına dönüştü.  Bu bozulan dengelere piyasaların tepki vermemesi için de hile ve desise yöntemi kullanılıyor. Yani, kamu bankalarımızda Milli Takım adı verilen trader ekibi canla başla çalışarak dövize müdahale ediyor. DİBS ihalelerinde bankaların başına silah dayanarak düşük faizden kağıt satılıyor. Tabii, bu arada TCMB’den sürekli yeni bahanelerle para tırtıklanarak borçlanılacak miktar da düşürülmeye çalışılıyor.

Başlayalım şimdi hikayemizi anlatmaya. Ocak ayında hem ISO- Markit PMI, hem de MÜSİAD himayesinde derlenen SAMEKS bileşik PMI 50’nin üzerindeydi, yani sanayi ve hizmetlerde üretim genişliyordu. Fakat bir detay, SAMEKS ISO PMI’a göre oldukça zayıf.  Manşet aydan aya gerilerken hizmetler sektöründe de daralma bölgesine yaklaştık. Geçelim bunu, maksat büyük manzarayı göstermek.

Tabii, üretim artınca ithalat da hemen patladı, milli ve yerli üretim filan laf salatası. Aralık-Ocak ayında takriben $9 milyar dış açık verdik.  Bu iki ayda ithalatın büyüme hızı ihracatın 2 katını aştı.  İhracatçıya kusur bulmam. Tüm dünyayı kendimize düşman bellemişiz, İran, Irak karmaşa içinde, AB 4Ç2019’da Ç/Ç sadece %0.1 büyüdü, bu kadarına bile helal olsun demek lazım. İthalatın artması da normal. Geçen sene tüm stoklarını tüketen üretici ve toptancı,  hem içerden, hem de dışardan ham madde ve yarı mamul alımı yaparak sipariş yetiştiriyor.

En büyük bozulma da enflasyonda. TUIK, her sene enflasyon sepetini yeniler. Bu normal, ama bu sene amaç milletimizin değişen tüketim alışkanlıklarını yansıtmaktan çok, enflasyonu minimize edecek  mal ve hizmetleri seçmekti. Size sitemizde yayınlanan Dr Ali Orhan Yalçınkaya’ın makalesinden bir alıntı yapayım:

“Enflasyon sepetindeki güncellemelerde en dikkat çeken hususlardan birinin, vatandasin sofrasındaki temel ihtiyaç maddeleri ile ilgili olduğu görülüyor. Örneğin 2019 yılında enflasyon sepetinde patatesin ağırlığı yüzde 10,90 iken 2020’de bu agirlik yüzde 5,0’e düserken, kuru soganin agirligi yüzde 5,21’den yüzde 4,41’e gerilemis vaziyette. Kiranin agirligi yüzde 77,0 iken 2020 yilinda bu oran yüzde 71,67’ye gerilemis bulunuyor.

Yoksulun sepetinde yer almayan birçok ürün madde sepeti içerisinde yer alirken agirliklarinin enflasyon hesabini etkilemesi ise bir diger kritik nokta. Örnegin güncel sepette dizel otomobilin agirligi yüzde 49,31. Bebek bezinin agirligi yüzde 2,05 iken mücevherin agirligi yüzde 7,62. Benzinli otomobil, yüzde 4,41 agirliga sahip kuru soganin tam 8,5 kati yüzde 37,88 agirliga sahip”.

Döviz kurunu kamu bankalarında Milli Takım’a emanet ettik, enflasyon sepetini de taktık kolumuza, ama yine de TÜFE’nin %12’yi aşmasını önleyemedik.  Daha da kötüsü “2019 yılını yüzde 7,36 düzeyinden kapatan yurt içi üretici fiyat endeksi (YI-ÜFE) yilin ilk ayinda yüzde 8,84’e yükseldi. Ocak’ta aylık bazda yüzde 1,84’lük artis ayni zamanda son 8 ayin en yüksek artisina da karsilik gelmekte”.  Doğaldır, sanayici ve toptancı dışardan mal aldıkça, geçen sene dolara karşı %11 değer yitiren TL’yi de maliyete yedirecek tabii ki.  Bu maliyetler de bir-iki ay içinde TÜFE’ye yansır. Hele iç talep çok canlı seyrederse, üretici ve perakendeci bir de kar marjını yükseltmek için zam yapar ki finansman giderlerini rahat ödesin, enflasyon iyice yükselir.

Ama merak etmeyin, bunlar olmaz. Çünkü inşaat sektörünü canlandırmak için denenen akla-hayale gelmeyecek her türlü hokkabazlığın yarattığı kısa bir alım dalgası ve ucuz tüketici kredisi alacak bir kaç milyon tuzu kuru hanehalkı dışında, tüketecek insan kalmadı bu ülkede. Gıda enflasyonu ve ısıtma giderlerinin ölçülenden çok daha yüksek olması, diğer mal ve hizmet tüketimi için para bırakmıyor. Ayrıca, sanayi üretim yapıyor da, o da bu oyunun yakında patlayacağını çözdüğü için istihdamı artırmıyor, yeni fabrika kurmuyor.

Bakalım TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi işsizlik için neler yazmış:

“10 Şubat’ta ilan edilecek Kasım-2019 dönemi işsizlik oranının 0.2 puan artarak yüzde 13.6’ya çıkacağını tahmin etti. SPM’nin tahminine göre Kasım-2019 döneminde tarım dışı işsizlik oranı da 0.1 puan artarak yüzde 15.8 olacak”.

Zaten SGK aylık bültenlerinde de sigortalı işçi sayısının azaldığını görüyoruz: “2019 Kasım sonu itibarıyla 2018 yılının aynı ayına kıyasla işçi sayısı 54 bin 883 kişi azalarak 14 milyon 393 bin 707’ye, esnaf sayısı 142 bin 829 kişi azalarak 2 milyon 736 bin 701’e düştü. Üstelik geçen yıl ekim ayına göre kasım ayında işçi sayısı 117 bin 904, esnaf sayısı 23 bin 820 kişi azaldı. Yine bu sonuçlara göre, önceki aylara kıyasla eylül ve ekim aylarındaki artıştan sonra işçi sayısı kasımda yeniden düşüşe geçti”.

Reel  harcanabilir gelir de artmıyor. MESS dışında, nerdeyse bütün sektörlerde patron resmi enflasyon ya da çok az üstünde zam yapıyor. Asgari ücret zammı ikiye bölündüğü için ilk altı ayda birikimli enflasyonun altında kaldı zaten. Özetle, para kazanan çoğalmıyor, çalışan da daha fazla para kazanmıyor.

Dolayısı ile uygulanan ekonomi politikası bir damla büyüme sağlamak için bütçe dengesini bozuyor, para politikasını aşırı gevşeterek halkı dövize kaçırıyor ve enflasyon-dış açık dengelerini de bozuyor.

Türkiye göya kabuk değiştirmişti, hain Üst Akıl’ın saldırıları başarıyla önlenmişti. Şimdi  yatırım, büyüme ve yüksek teknolojili üretim zamanıydı. Yalan….Yalanlarla bir yıl kaybettik. Bakalım yeni yalan ne olacak? Bence “Ehh, tüm dünyayla savaşa girdik, askeri harcamalar belimizi büktü, biraz daha dayanın” iyi bir aday.

 

Rekabetçi kuru bırak, rekabet eden işgücü yetiştir

Türkiye derin güven bunalımı yaşıyor

 

Websitemde yenilemeleri ziyaret etmenizi rica ederim.

 

http://atillayesilada.com/2020/02/06/2020ye-akildisi-beklentiler-bozulan-kamu-yonetimi-ile-girdik/

 

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları