Sosyal Medya

FÖŞ ekonominin en basit kuralını ifşa ediyor

3 Temmuz 2020

Türkiye bu sene büyüme kaydedecek mi?  Tevatür muhtelif.  IMF %5 daralma derken, ekonomistler arasında çok geniş yelpazeye yayılan tahminler var, ama büyüme bekleyeni görmedim. Sevgili Hükümetim ise bu öngörüleri elinin tersiyle bir kenara iterek:  “Babalar gibi büyürüz” diyor.

Doğal olarak Ekonominin Ulu Çınarı FÖŞ’ün böylesine önemli bir tartışmada sessiz kalması beklenemez. Cevabı ararken, FÖŞ yarım asırlık tecrübesini gözden geçirip, geçmişte bir nostalji turu atıyor. Özal’ın efsanevi TCMB Başkanı Rüştü Saraçoğlu aklına geliyor. Tüm umumi dinamik ekonomik denge kuralını tek cümlede anlatmıştı:  “Türkiye yabancı sermaye olmadan büyüyemez”.

O gün geçerli olan kural, bugün artık geçerli olmanın ötesinde aşılması imkansız bir engebe olarak ekonomik büyüme ve refahın önüne çıkıyor. FÖŞ, düz çizgide düşünemeyen bir evrensel deha. Aklına bu kez de eski arkadaşı Rahmetli John Maynard (Keynes) geliyor. O da Londra’da bir pubda genç delikanlıları keserken ”Oğlum demişti”, “Sıcak para biranın üstünde köpük gibidir”. “Bardağın üstünde soğuk bir köpük tabakası, biraya lezzet kapar. Ama bardağın yarısı köpük olursa, hava içersin, gaz yapar”.

Evet, işte Türkiye ekonomisinin geleceği bu bir kaç naçiz anektoda sığdırılabilir. Tasarruf etmeyen hanehalkı, alabildiğine açılan bütçe harcamaları ve Covid’den önce dahi kredi borçlarını ödemekte zorlanan bir özel sektörümüz var. Ekonomide hiç bir sektörün tasarruf yapmadığı, yapılanın da yandaşlara-kankalara pash-cash çekilerek har vurulup, harman savrulduğu  bu garip ülkenin şiddetle yabancı sermayeye ihtiyacı var. Sıcak, soğuk, ılık veya plazma halinde farketmez, Rahmetli Mevlana’nın dediği gibi “Gel, n’olursan ol, gel”.

Geliyor mu?  VW araba fabrikası kurmaktan vazgeçmiş. Şimdi aramızda kalsın, kuralların her gün değiştiği, hukukun siyasi otoritenin vesayeti altına alındığı bir ekonomide kurnaz Almanlar’ın yatırım yapacağına inanan var mıydı aranızda?  Belki SABAH, AKŞAM, ÖĞLE  veya İKİNDİARASI gibi güzide basın organlarında yazarsanız, inandınız, ya da inanmış gibi yaptınız. Ama bu ülkenin güncel gerçeği, yabancı sermaye girişi değil, varolanın  kaçmak için kapıya baktığı bir ortam olarak tezahür etmekte.

Bankalar ve finans-dışı özel sektör de artık kar etmesi yasaklandığı için FX kredilerini yenilemiyor. Mayıs itibarıyla bankaların dış kredi yeniden borçlanma oranı %75, özel sektörün %90. Dikkat ettiniz mi, net hata noksan da oldu yerle yeksan. Çünkü net hata noksan TCMB’nin takip etmekte zorlandığı, Türk patroniçelerin dışardan içeriye sermaye transferidir.  Patron yerine patroniçe kelimesi kullanmam lisanımızda cinsiyet ayrımcılığı protesto etmek içindir. Yoksa bu haltı yiyenlerin çoğunun patron olduğunu biliyorum. Şirket zararda, ama ilerde kar edeceğini düşünürsen, yurtdışında tuttuğun “kara gün akçasını” kredi olarak sermaye koyarsın şirketine. Ama hasta umutsuz vakaysa, kendi başının çaresine bakarsın, Worın Bafit’in dediği gibi “Ölü şirkete serum bağlanmaz”.

Ya sıcak para?  Tam uzun uzun “Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok” kıvamında bir monolog patlatmayı planlıyordum ki, SÖZCÜ’den Mehtap ÖZCAN ERTÜRK beni kurtardı:

“Haziran ayında gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) adeta para yağdı. Ancak Türkiye salgın nedeniyle piyasalara sağlanan yüksek likiditenin de etkisiyle mayıs ayına göre 8 kattan fazla artan bu sermaye ve portföy akışından pay alamadı.

Haziran ayında gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı 32.9 milyar dolar oldu. Türkiye ise portföy çıkışı trendini tersine çeviremedi. Türkiye’de hisse senetleri piyasasında 5-19 Haziran döneminde bir miktar toparlanma görülse de yabancı yatırımcılar 2 hafta sonra yeniden satışa geçti.

Yabancı yatırımcı 26 Haziran ile biten haftada 112 milyon dolarlık hisse senedi, 46.4 milyon dolarlık tahvil sattı. Böylece, haziranda yabancıların portföy hareketlerindeki kur etkisinden arındırılmış net değişim tutarı hisse senetlerinde 400 bin dolar, tahvillerde ise -561 milyon dolar olarak gerçekleşti”.

Son 12 ayda ise toplam $12 milyar sıcak para kaçtı Türkiye’den. Bir de SWAP pazarından gelen akımlar vardı, onları da yitirdik. Geçen gün yine bir kaç yabancı dostla sohbet ediyoruz, daha doğrusu yeni terimle Zoomluyoruz, bizim ekipten bir arkadaş lafın uzamasından sıkılıp  sordu ”Yakın zamanda Türkiye’ye yatırım yapmayı planlayan var mı aranızda?”  5 kafa eşzamanlı olarak yukarı kalktı. Hani derler ya “Cehennem donduğu zaman”.

TCMB rezervleri, net veya brüt farketmez, nerdeyse sıfırlanmış. Döviz kuru kamu bankaları satışıyla suni bir dengede, her an patlayabilir. Türkiye’de tüm menkul kıymetler çok ucuz  olsa da, emek bedava da olsa, fabrikalarının anahtarını bir öğle yemeği ve sıcak bir öpücüğe size teslim edecek patroniçeler  olsa da, kimse TL’nin en ufak bir yağmurda vahşi bir devaluasyon yiyeceğini bile bile bu ülkeye para sokmaz.

Diyeceğim o ki, değerli meslektaşlarım, ekonomik büyüme hesabı yaparken, finansal kesimin bilançosu ve akımları göz önüne alınmadan tahminde bulunmayın. Çünkü, tarhana olmazsa, çorba yapılamaz.

Toprak hasret yağmura, ekonomi mahkum yabancıya.  Ama hükümet için bunlar hiç önemli değil. Ayasofya ibadete açılacak, avukatlar pasta dilimi gibi bölünecek, sosyal medyanın inine girilecek. Ekonomiyi yarın hallederiz.

 

İstanbulAnalytics Temmuz öngörüleri:  Dönüm noktaları

 

FÖŞ anlattı:  Türkiye’de Para Kazanmak Yasaktır!

 

FÖŞ:  Temmuz: Ekonomilerde Umutların Tükendiği Ay

 

FÖŞ yazdı: “W” şeklinde çöküşe hazır mısınız?

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları