Sosyal Medya

Güncel

Strateji & Co sordu:  Z Kuşağı ne istiyor?

Gençler, günümüzün rijit yapılarından ziyade, katı ideolojik çizgileri olmayan ve tüm sorunları aynı perspektiften ele almayan, esnek ve çevik biçimde siyaset yürüten partilere daha çok ilgi gösteriyor...

Strateji & Co sordu:  Z Kuşağı ne istiyor?

Z Kuşağı Apolitik mi?

 

Yakın zamanda yapılan birçok araştırma ve bunlar üzerine yapılan yorumlarda sık gözlenen temalardan biri de Z Kuşağı olarak tanımlanan insanların siyasete uzak ve oy kullanmayan kimseler olarak resmedilmesi. Fakat günümüzde, internetin de büyük katkısıyla, kitlelerin politikleşmesi geçmişe kıyasla kısa sayılabilecek sürelerde gerçekleşebiliyor.

 

Önceki kuşaklar tarafından benzer ithamların hedefi olan Y Kuşağı temsilcilerinin 2010 Balyoz Davası ve 2016 Darbe Girişimi arasındaki dönemde yaşananların sonucu olarak ne hızla politikleştiği ve bunda internetin oynadığı rol herkesin malumu. Üstelik, süregelen genç işsizlik sorunu ve Koronavirüs etkisiyle katmerlenen ekonomik zorlukların devam etmesi, gençlerdeki politik farkındalığın artmasına olanak sağlayabilecek iki önemli konu olarak öne çıkıyor. Kaldı ki, Z Kuşağı’nı peşinen apolitik olarak yaftalamadan önce siyasetle aralarına mesafe koymalarının nedenini mevcut siyasi ortamdaki kutuplaşma trendi ve gençlerin etkin rol alabilecekleri siyasi oluşumların azlığında da aramak gerekebilir.

 

Z Kuşağı Nasıl Bir Siyaset İstiyor?

 

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, Z kuşağının birçok siyasi konuda kendine has fikir ve tutumları olduğunu gösteriyor. Öncelikle, takip ettikleri jenerasyonlara kıyasla din, cinsel kimlik ve etnisite temelli konularda daha toleranslı ve ilericiler. Bu da geçmişte başarılı olmuş milliyetçilik ve dindarlık ekseninde yürütülen siyasetin gelecekte gençlerde beklenen karşılığı bulmasının zor olacağı sinyallerini veriyor.

 

İnternet odaklı, yüksek tempolu, toplumun tüm kesimleriyle -dijital de olsa- temas halinde bir yaşam süren Z kuşağının değer yargıları ve meselelere bakış açıları da sıkça değişikliğe uğruyor. Birkaç yıl içinde hatırı sayılır bir seçmen sayısına ulaşacağı bilinen bu grubun hayata bakışı böylesi etki ve değişimlere açıkken siyasi parti anlayışının da buna göre şekillenmesini beklemek gerek.  Gençler, günümüzün rijit yapılarından ziyade, katı ideolojik çizgileri olmayan ve tüm sorunları aynı perspektiften ele almayan, esnek ve çevik biçimde siyaset yürüten partilere daha çok ilgi gösteriyor.

 

Örneğin, Konda Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdür Bekir Ağırdır, kısa süre önce verdiği bir röportajda  Z kuşağına mensup gençlerin merkez partiler yerine siyasi spektrumun uçlarında yer alan partilere ilgi gösterdiğini ifade ediyor. Bunu, gençliğin doğasıyla örtüşecek şekilde aileye ve/veya yerleşmiş sisteme bir başkaldırı olarak tanımlayabileceğimiz gibi, gençlerin bu partileri üzerinde etki yaratabilecekleri daha esnek ve modüler yapılar olarak değerlendirdikleri şeklinde yorumlamak da mümkün.

 

Zira iktidardan görece uzak olan siyasi oluşumlar kararsız olan bu kitleyi yakalamak adına gençlik odaklı stratejiler yürütme konusunda daha elverişli konumda. Bu alanda yapılan araştırmaların da işaret ettiği gibi, gençler taban kaygısıyla siyaset yürüten, statükocu hantal oluşumlardan çok, kendilerini doğrudan ilgilendiren eğitim ve işsizlik gibi konulara, onları dinleyerek, somut çözümler getirmeye gayret eden çevik, anlayışlı ve toleranslı yapıları idealize eder durumda.

 

Konuşulmaya değer bir başka konu da gençlerin, fikirlerini çekinmeden dile getirebilmeleri. Kaleme almış olduğumuz “OK, Boomer” yazısında da belirttiğimiz gibi “bugünün kararları, gençlerin geleceğini etkiliyor. Gelecek, gençlerin istemediği bir yöne doğru gidiyor.” Var olan kurallardan ve statükodan memnun olmayan gençlerin bir kısmı her şeyi boş verip kendini oyunların ve sosyal medyanın derinliklerine gömerken bir diğer kısmı da geleceği şekillendirmek adına çabalıyorlar.

En popüler örnek olan Greta Thunberg, iklim değişikliğine karşı 15 yaşında başlattığı eylemlerini BM zirvelerinde devlet büyüklerine “Ne cüretle?” diye sorarak sürdürüyor. Bir demokrasi aktivisti olan Joshua Wong Chi-fung, 2014 Hong Kong Protestoları’ndan beri gerek sokaklarda gerekse de siyasette adını sıklıkla duyuruyor. Malala Yusufzay, insan hakları ve özellikle kadın eğitimi konusunda sesini yükseltmekten çekinmiyor; 15 yaşındayken bir Taliban üyesi tarafından vuruluyor, 17 yaşında Nobel Barış Ödülü sahibi oluyor.

 

Türkiye’de ise henüz kuvvetli bir genç aktivist/politikacı bulunmuyor

 

Bu durumun nedenleri tek bir paragrafla ve hatta belki tek bir yazıyla bile açıklanamayacak kadar karmaşık olabilir. Reelde, kendine yaşça yakın insanları siyaset dünyasında göremeyen Türkiye’nin Z Kuşağı, haliyle sorunlarının da bu mevcut durum içerisinde çözülebileceğinden kuşku duyuyor. Yukarıda vermiş olduğumuz sayıların ve oranların üstüne bir de partilerin “gençleri kazanmak” adına ürettiği sorun çözmekten ziyade popülist ve yüzeysel vaatler, gençlerin ilgilerini iyiden iyiye kaybetmelerine yol açıyor. Ülkenin önde gelen siyasi partilerinin gençlik kollarının sosyal medya hesapları, özgün fikirlerle gerçekten gençliğe yönelmektense genellikle devlet büyüklerinin konuşmalarından kesitler veya propaganda reklam filmlerini gençler arasında popüler olduğunu varsaydıkları müzik ve ünlülerle süsleyip paylaşmakla yetiniyor.

 

Yani?

 

Kesin başlangıç tarihi üzerinde net bir uzlaşı sağlanamamış olsa da  yazımızda 1996 yılında doğanlardan başlattığımız Z Kuşağı’nın hayata gittikçe daha fazla dahil olduğu artık yadsınamaz bir olgu. 2023 seçimlerinde yaklaşık 7 milyon yeni seçmene tekabül etmeleri öngörülüyor. Bu nedenle, siyasi partilerin gelecek stratejilerini oluştururken bu yeni nesli yalnızca tanımaları değil, anlamaları ve bu anlayış doğrultusunda yeni bir siyasi yaklaşım üretmeleri de hayati önem taşıyor. Öte yandan, siyasi oluşumların, henüz kararsız ve hatta siyasete mesafeli olduğu varsayılan bu kitlenin kendini gerçekleştirmesi yolundaki en büyük engeller olarak değerlendirilen eğitim ve işsizlik sorunlarını çözmeye yönelik akılcı ve uygulanabilir politikaları, katılımcı yöntemlerle geliştirmesi elzem görünüyor.

 

Türkiye’de yeni yeni konuşulmaya başlanan bu olgunun, şüphesiz daha iyi araştırılması ve çalışılması gerek. Ülke içindeki sert sosyoekonomik ayrımların, bu nesil içerisinde nasıl ciddi kişilik farklılıkları meydana getirdiği veya sıkça tekrarlanan “çevreye duyarlılığın” gençlerde ne denli etkili olduğu gibi önemli soruların da derinlemesine incelemeye değer olduğu açık.

 

Z Kuşağı, onu oluşturan bireyler de dahil olmak üzere, herkesin yaşayarak öğrendiği, her geçen gün yeni değer önermeleriyle kendini tanımlayan ve dolayısıyla hakkında kesin yargılara varmayı epey zorlaştıran bir dinamiğe sahip. Bu tahlili vakitlice ve ustaca yapabilen siyasi oluşumların bundan fayda sağlayacağı kesin görünürken, bu yolda ağır kalanların ise karşılığında bedel ödemek zorunda kalacaklarını ileri sürmek için kahin olmaya gerek yok.

 

 

Kaynak:  Z KUŞAĞI & SİYASET

 

İncelemenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

 

https://stratejico.com/z-kusagi-ve-siyaset?utm_source=Stratejico_21_02_2020&utm_campaign=5a3dee34a6-EMAIL_CAMPAIGN_2020_07_24_11_38&utm_medium=email&utm_term=0_f5895d3952-5a3dee34a6-375651337

 

MAK Danışmanlık/Kulat: “Z Kuşağı AKP’ye sorun çıkartacak”

 

FÖŞ yazdı: Boynuna ilmik geçen kim?  Sosyal medya?  AKP?

 

KONDA/ Bekir Ağırdır anlattı:  Aya Sofya niye ibadete açıldı?

 

YORUM: Geri kalmışlık nedir?

 

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler