Sosyal Medya
**8*

FÖŞ yazdı: Milli ve yerli Türkiye’de boğulmak

7 Mayıs 2020

Şu sokağa çıkma yasakları bir kalksın, kızışmış bir aygır gibi kendimi barlara, discolara, pavyonlara atıp 2 ay evde konserve kalmanın acısını çıkartacağım. Sosyal mesafeyi korumak için dalgıç elbisesi giyip çifte kaput takacağım, ve her gördüğüm homo sapiensle tavşan kitlenmesi yapacağım.  Arkasından bir Bodrum, bir Alaçatı, bir Belek, ordan da Rus “işinsanı” dostum Alexi Mezarchikov’un 100 metrelik yatıyla ver elini uzak diyarlar. Ulan, 135 bin vaka, 4 bin kişi vefat etmiş. Benim virüs kapıp ölme ihtimalim Milli Piyango’da büyük ikramiye kazanmaktan daha düşük, tabii kızlar yanlışlıkla topları ellerinden düşürmezse. Zaten şurada kaldı 40-50 sene ömrüm, alırım o riski ben.

Ya “Asemptomatiksem?” yani gizli süper-taşıyıcıysam?  Ohh ne güzel, hem sosyal temas hem nüfus temizliği. Bu evden çıkma yasakları sayesinde tabiat biraz nefes aldı, nehirler temizlendi, domuzcuklar yavrularına trafik eğitimi verdiler. Odin’in beni bir kaç insan denen süne zararlısını enfekte ettiğim için cezalandıracağını sanmıyorum.

Ayrıca Sevgili Hükümetim’in AVM’leri açma kararını sonuna kadar destekliyorum.  Bu ülkenin sorunu çok fazla “bizi kasmaz, bana koymaz” diyen  lakayt vatandaşı olması. Bırakın sürü  bağışıklığı kazansınlar, ya da lemming sürüsü gibi kayalardan atsınlar kendilerini. Sonunda hep Tabiat Ana kazanır.

BDDK’yı da üç manipülatör gavur bankasına işlem yasağı koyduğu için ellerinden şapur şupur  öperek (sonra dezenfektanla itinayla silmek kaydıyla) tebrik ediyorum. Yabancı basını okuyorum, bu 3 dev bankadan bir tane mangalda kül bırakmayan yiğit çıkıp da “Sen deli misin kardeşim, başımıza gelenin adı temerrüttür, cezası da para cezasıdır, bundan sonra ben nah senin bankalarının sendikasyonlarına katılırım!” dememiş.

Başlarına geleni hak ettiler. Geçen sene yerel seçimlerden önce BDDK bir gecede swap pazarını kitleyince, 5-10 fon yöneticisi görüş vermiş, “Bizden bir daha Euro-tahvil ihracı yapılırken talep beklemesinler” diye meydan okumuştu. İlk ihraçta yüzmilyonlarca dolar teklif attılar.

BDDK göya manipülasyona mai olmak için benim vatandaş olarak özgür ifade hakkımı buldozerle çiğnemiş, kalatalog suç yaratmış; bir de bankalarda döviz ve tahvil işlemi yapan herkese “istediğim anda seni işten atarım, ayağını denk al” demiş. Koskoca bankaların ne yönetiminden, ne de çalışanlarından tek bir ses çıkmamış. Helal sana BDDK, daha fazlasını yap. Çünkü belli ki o milyarlarca dolar sahibi bankerlerin bir lemming kadar sana karşı duracak “koşoneleri” yok.

Finans kanallarında boy gösterip, “Efendim, ülkemize karşı girişilen bu spekülatif ve manipülatif atakların sona erdirilmesi için bu yaptırımlar üzücü fakat şarttır. Aslında TL’in değer kaybetmesi için tek bir neden yoktur” diye ahkam kesenleri de sanal gözlerinden öpüyorum maskeli ve mübarek oruç değmemiş JD’lı ağzımla. Afferin, hep otoriden taraf olun, cukkayı kapın, bir yandaş gazetede köşe bulup yapışın, davet edildiğiniz seminerlerde ücreti üçe katlayın. Halk size ne verdi ki, onların gerçeği öğrenme hakkına hizmet edeceksiniz?

Bakın, BDDK bir höt dedi, dolar/TL anında 15 kuruş düştü. Devam edelim. Tamamen yerli ve milli olmak için gece yarısı bütün yabancı bankaların merkezlerini basarak bütün dosyalarına el koyalım. “Tedbiren” tüm üst düzey yöneticilerini gözaltına alıp iddianameyi hazırlarken bir kaç ay ağırdan  alalım.

Ulan, ahh, ben Kabine’de olacaktım ki, ne yapardım biliyor musunuz?  O S-400’lerin birini Amerikan elçiliğinin önüne diker, üstüne de “Kiss your ass good-bye Uncle Sam” yazardım. Ötekini de AB Temsilciliğinin karşısına, üstüne de “Europaer,  raus lan, Hunde” yazar, füzeleri de hep sıcak tutardım.

Bakın bunu eleştiriyorum işte, hükümet yerli ve milli olmak için yeterli çabayı göstermiyor. Yeni dünyada utangaç adımlara gerek yok. Bankada dövizi olan herkes savcılıklara çağrılıp “Nerden buldun, lan?” diye sorgulansın. Eğer AKP üyesi değilse, ya da hükümete yakın bir tarikatın mensubu olduğunu 3  ERKEK şahitle ispat edemezse, anında tüm malına el koyulsun ve kendisi de TMSF’ye devredilsin.

Bu sürekli Türkiye’yi karalayan “yabancı basın mensuplarını” niye topyekün sınırdışı etmiyoruz?  Bilmeyen var mı, bunlar resmen casus kardeşim. Hepsi FETÖ, MOSSAD,  Rockefeller Vakfı ve İngiltere Kraliçesi ile “iltisaklı”.

Ahh, ulan ben savcı olacaktım ki, bu içimize sızan melek yüzlü şeytanların çarşı-pazarda yakalayıp röportaj yaptığı tüm vatandaşları genel güvenlik taramasından geçirirdim.   Yok, açmışlar, yok yardım gitmemiş, yok hakları yenmiş, oyları sayılmamış. Klasik kripto-FETÖ-PKK-YPG-PYD-Soros ağızları bunlar.

Ey vatansever ve sosyal mesafe korur kardeşlerim. Türkiye’nin bekası tehdit altındadır. Covid-19 ABD’nin Çin’e sipariş ettiği Türk boylarını imha etmek için bir biyolojik silahtır. Şimdi derhal yerli ve milli olup içimizdeki İrlandalıları, İngilizleri,  Coni’leri, Rotşildleri temizlemezsek, Wuhan’da Covid-20XXX üzerine çalışıyorlar.  Artık iş “ya onlar ya biz” noktasına geldi. Bu aşamada kavgada nükleer bomba sayılmaz.

Yerli ve milli olacağız. Kendi terimiz  ve sefaletimizde boğulsak dahi, başka çaremiz kalmamıştır. Plajlarımız, barlarımız, diskolarımız, Mavi Yolculuklarımız, müzelerimiz işgal altındadır. Gençlerimize zorla ecnebi lisanları öğretilip YouTube ve Snapçat seyrettirilerek efeminize ve dejenere edilmektedirler. Kale ve tersanelerimiz çoktan bar ve disko yapılmış, onlar da– dedim ya- yabancılar tarafından işgal edilmişlerdir.

Nesye ki BDDK var, neyse ki, Yargı var, neyse ki SPK  var. Eğer onların kahramanca 7/24  vatan nöbeti olmasaydı şimdi beynelminel ve ulusüstü olabilirdik. GökTanrı korudu.

 

 

FÖŞ

 

Geldiğimiz nokta: Ya faiz artırımı, ya sermaye kontrolleri

 

FÖŞ yazdı: Ekonomik buhran siyasette depreme yol açacak

 

FÖŞ yazdı: Bir hükümetin halkını nasıl yalnız bıraktığının resmidir

 

Geçireceğimiz en zor Ramazan

 

 

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları