Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Bir hükümetin halkını nasıl yalnız bıraktığının resmidir

13 Nisan 2020

Benim neo-kripto-Erdoğanista oluşumun nedeni  siyasi bir duruş değişikliği değil, çok sevdiğim ve ebediyen sadık kalacağım partimin benim oturduğum yere komşu taşınmasıdır. Bir zamanlar sade ve ezilen insanın partisi olan AKP, artık mostralık elitlerin partisi olmuştur ki, Türkiye’de Pelit Pastanesi dışında benden daha elitini bulursanız, durmayın alın.

İkincisi, FÖŞ’ün sapkınlığa varan demokrasi sevgisi topluma malumdur. Koyun ve keçi vebasına karşı önlem sorulduğunda “Daha çok demokrasi” diye bağırdım bir çok TV programında. Başkanlık sistemi sayesinde  partim, partimiz, 21ci Yüzyılın tek yükselen partisi AKP, beynelminel demokrasi standartlarını aşarak, yenilerini dünya literatürüne yazdırdı. Mesela, Süleyman Soylu istifa ediyor, Sayın ve Çok Sevgili Başkanım kabul etmiyor. Etmez tabii, tam biz birbirimize yetecekken birimizin “Yeter artık” demesi  kabul edilebilir mi?  Gerçek demokrasilerde her bakan öyle kafasına göre zart-zurt istifa ederse devlet organlarının ahenk ve harmoni içinde çalışması nasıl temin edilecektir?

Ama Süleyman Soylu’nun geri çevrilen istifası bazı anayasal açmazların da cevaplanmasını gerekli kılmıştır. Mesela, şimdi Süleyman Kardeşim israr edip “Zorla mı ya, askerde miyiz? Çalışmıyorum işte!” derse ne olacak? Kendisi bir memurdur. Acaba işten atılabilir mi?  Bu durumda kıdem tazminatı hakkı doğabilir mi?  Artık çalışmadığını beyan ederek geçici işsizlik ödeneğinden yararlanabilir mi?

Geçici işsizlik ödeneği dedim de, aklıma hemen işsiz kalan emekçi kardeşlerimin derdine deva oluyor mu sorusu geldi?  Cevabı SABAH Gazetesi yazarı çok değerli meslektaşım Hazal Ateş’in  Sevgili Kardeşim ve idolüm Berat Albayrak’ın çabalarını övdüğü haber-övgü-mitolojik eser makalesinden alalım:

“Kısa çalışma ödeneğine bugüne kadar 200 binden fazla firmamız 2 milyondan fazla çalışanı için başvurdu. 700 bini onaylandı. Süreçlerimiz hızlanarak devam ediyor” dedi.”

Bu arada,  makalemde sık sık intihal edeceğim Hazal Ateş makalesinin linki de nah buradadır.

 

https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2020/04/13/destekler-milyonlara-dokunuyor

 

2 milyon başvuru, 700 bin “Evet”. Gerisi?  Ya hileli başvuru. Ya bürokrasiye takıldı, ya da her hangi bir ödenekten yararlanma koşuluna uymadığı için reddedildi! Hangi seçenek daha kötü bilmiyorum. Sizce, başvuruların %70’i  hileli olabilir mi?  Bürokrat çayını yudumlayıp keyfe keder dosya tetkik edecek diye 1.3 milyon işçinin hanesi açlığa terkedilebilir  mi?  Bu kişiler ödenekten yararlanma koşullarına uygun değilse, onları kim besleyecek?

Tasalanma, fakir ailelere maddi yardım var. O imkandan yararlanacaklar. Baklım, kaç kişi yararlanmış:    “4.4 milyon aileye biner liralık nakdi destek sağlandı”. Çok güzel. Ortalama aile 3.5 kişi, ayda TL318  filan düşüyor, güle güle harcasınlar. Aman bir kısmıyla da oto-BES’den yararlanmayı unutmasınlar.

Durun, durun ama destekler o kadar değil ki! Bir de kredi öteleme var:

“Kamu bankalarının hanehalkı geliri 5 bin TL olan vatandaşlara sağladığı ucuz krediyle ilgili rakamları da paylaşan Albayrak, “Bireysel Destek Paketi’ne bugüne kadar 4 milyon 200 binden fazla vatandaşımız başvuruda bulundu. Cuma günü itibari ile tahsisler başladı, 250 binden fazla vatandaşımıza 1.5 milyar lira tahsis gerçekleşti” diye konuştu.

Bu hızla gidersek, 3-4 haftada tüm talepleri cevaplandırırız. Ayrıca, “Kamu bankalarının, kurumsal ve ticari işletmelerin 20 milyar 585 milyon lira tutarındaki kredi borcunu ötelediğini söyleyen Albayrak, “795 bin vatandaşımızın konut, ihtiyaç, araç kredisi ve kredi kartları için olan toplam 40.6 milyar liralık borcu ötelendi” dedi.

Çok güzel, 3 ay sonra hala iş bulamayan vatandaş TL40.6 milyar kredi borcunu faiziyle ödemek zorunda kalacak. İşte sosyal devlet anlayışı budur, mağdurların kredi borcu affedilmez, ötelenir ki tam krizden nefes alınca başlarına bir kova kaynar su daha dökülsün.

Tamam anladık. Bu hükümet proleteryaya değil, sermayeye daha yakın. Özellikle küçük sermayeye. Yani KOBİ’lere. Bakalım onlara ne kadar destek sağlamış:

“KGF destekli İşe Devam finansmanımız için de 66 bin 171 firma başvuruda bulundu. 34 bin 858 firmamızın süreci sonuçlandı ve 29.5 milyar liralık bir finansman tahsis edildi”.

Yani, %55 civarında bir geri dönüş var. Geri kalan 21.500 esnaf ne halt edecek? Kolay, onların da kredi ödemelerini öteledik:

“375 bin esnafın 3.5 milyarlık kredi taksiti ertelendi. 230 bin esnafa 5.5 milyarlık kredi desteği sağlanırken, kamu bankaları işletmelerin 20.5 milyarlık kredi borcunu öteledi”.

Yahu, kadın dükkanını açıp siftah yapamıyor, sen öteliyorsun. 3 ya sonra daha yeni dükkanını açıp stok tutacak, eleman alacak, sabit giderlerini ödemeye başlayacak, sen  “kredini öde” diye yakasına yapışacaksın. Ya da yapışmayıp, kredileri bir 3-6 ay daha öteleyeceksin. Pek, 3-9 ay kredileri dönmeyen, faiz geliri de tahsil edemeyen bankaları kim kurtaracak?  Cevap yok, nazik bir tehdit var:

“Kamu bankaları vatandaşın yanında dururken, özel bankaların takındığı tavır bizleri üzmektedir. Onları da sürece davet ediyorum”. Sayın Albayrak “davet eder”. BDDK Başkanı durumdan vazife çıkarır ve der ki:

“Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben,”Bankalara iletmiş olduğumuz talimatların uygulamasını yakından izliyoruz. Bankaları sektör birliklerinin aldığı kararlara uymaya davet ediyorum” açıklamasını yaptı.

 

Akben açıklamasında, “Aynı dönemde özel bankalarımızın toplam kredi hacminin yaklaşık 5 milyar TL daraldığına şahit olduk. Bankacılık sektörümüz salgın sürecine gerek sermaye yapısı gerekse kaynak ve varlık kalitesi açısından güçlü bir şekilde girdi. Yurt içinde yapılacak swaplara yönelik herhangi bir kısıtlamamız söz konusu değildir Bankalarımızın yurt dışı yerleşiklerle yapacakları hiçbir işlem türüne ilişkin yasaklayıcı bir tavır almadık.” ifadesini kullandı (T24).

 

Aslında, Sayın Akben özel bankaların niye kredi vermediğini de anlatıyor, ama neyse. Lafın özü şu sen harca, ilerde çaresine bakarız.

İşte değerli dostlarım, yukarda yazdıklarım bir hükümetin halkını, şirketlerini, bankalarını nasıl kaderine terkettiğinin resmidir. Pazar günü Saray’da sosyal medyada sansürü nasıl daha ağırlaştırırız sorusuna cevap bulmak için zirve toplanmıştı. İnfaz yasasında muhalif gazetecilerin daha fazla kodeste yatması için yeni düzenlemeler yapılıyordu. Cumartesi günü İstanbul’un bazı semtleri ve Muğla’da Halk Ekmek’in bedava ekmek dağıtmasını polis engellemeye çalışıyordu.

Sayın Durmuş Yılmaz bu engelleme çabası  karşısında hayrete kapılıp şu tweeti atıyordu ki, benim ekleyeceğim bir şey yoktur Hakim Hanım:

“Nemrutluk mu desem, Firavunluk mu desem? Deniliyorki “Haşa, Rezzak olan  biziz, IBB veya başkaları kim oluyor, sizi ancak biz rızıklandırır biz doyururuz. Allah kullarını böyle kibir ve psikolojiden korusun”.  Amin!

 

FÖŞ yazdı: Türkiye IMF’ye gidecek mi?  IMF bize gelecek mi?

 

Akşener’den zorunlu karantina çağrısı

 

Sokağa çıkma yasağına muhalefetten sert tepkiler!

 

Çetin Ünsalan Yazdı: Boş tencere pay edilir mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları