Sosyal Medya

Reel sektör

Zombi şirketlerin teşhis  ve tedavisi

Yani krediyi kredi ile kapatmaktan başka çareleri olmayan, daima ödeme sıkıntısı içinde olan, yalan ve yanıltmanın şirket politikası olduğu, net defter değeri ne olursa olsun gerçek tasfiye değeri negatife dönmüş şirketlerdir bize özgü Zombilerimiz

Zombi şirketlerin teşhis  ve tedavisi

ZOMBİ ŞİRKET NEDİR?

 

Zombi bir Haiti fenomenidir. Nispeten ilkel toplulukların inanışlarında var olan korku motivasyonu örneğidir. Güya ölü mezarından çıkar ve yeryüzünde kaldığı yerden devam eder. Artık ölümsüzdür, çünkü ölüdür ve ancak canlıları öldürerek aktivitelerini sürdürebilir.

 

“Zombie company” terimi son birkaç yıldır basında yer almaktadır. Genellikle “Bir zombi şirketi ne ölü ne de diri olan bir şirkettir.” şeklinde tarif edilmektedir. ABD’de 150,000, Çin’de 12,000 civarı zombi şirket olduğu söylenmektedir. İngilizler ise zombilerin ülke ekonomisi zayıflattığını ve bunlardan kurtulmanın çaresinin yüksek faiz olduğunu iddia etmektedir. Batılı ekonomistler gereğinden fazla şirket olduğu, fazlalıkların (zombiler) ortadan kalkması sonucunda pazardaki boşluğu sağlıklı şirketlerin dolduracağını ve bu durumda önemli bir istihdam azalması olmayacağını söylemektedir.

 

Bize has Zombi tarifi nasıl olur?

“Makul bir süre içinde taze bir finansal kaynak temin etmeksizin tüm mali taahhütlerini yerine getirebilme gücünü kaybetmiş işletmeler” Zombidir. Yani krediyi kredi ile kapatmaktan başka çareleri olmayan, daima ödeme sıkıntısı içinde olan, yalan ve yanıltmanın şirket politikası olduğu, net defter değeri ne olursa olsun gerçek tasfiye değeri negatife dönmüş şirketlerdir bize özgü Zombilerimiz.

Bunların bir kısmı zaten mezarın içinde doğmuşlardır, diğerleri öldükleri halde ölü sahipleri tarafından mezara konulmaktansa yeryüzündeki sağlıklı şirketleri “yiyerek” bunların üzerlerindeki parazit misali hak etmedikleri hayat standartlarını bu sayede sağlamaktadırlar. Ve ne yazık ki sadece ülkemize has sosyo – kültürel, dolayısıyla hukuksal yapı bu tür çarpıklara müsaade etmekte, göz yummakta ve cezalandırmamaktadır.

 

Mezarında Doğanlar:

Her teşebbüsün ve yatırımın iyi planlandığı, sermayedarların bu tür işe yatkın ve uygun olduğu ve iyi niyetli olduğu kabul edilir. Bazen bu şartlardan biri veya birkaçı en baştan yoktur.

  1. Kişi yada girişimci grup başka iş, şart ve zamanda başarılı olmuştur. Buradan da bize ekmek çıkar mı sorusunun cevabını yeni iş sahalarında arıyorlardır.
  2. Siyasi veya akraba – tanışlık sebebiyle destekçisi ve müşterisinin hazır olduğunu düşünenler, bu imkanlarına güvenerek iş kurabilirler.
  3. İnsani sermaye vardır ama gerektiği kadar maddi sermaye yoktur.
  4. Para vardır, ama doğru yöneticisi ve hatta yatırımcısı yoktur.
  5. Birkaç kez iş batırmıştır, bize özgü affedicilik fıtratı sayesinde yine piyasadadır. Ve yine batıracaktır, hem işi, hem de ona yeniden güvenenleri.
  6. Çalışmayı tercih ettiği ekip ya çoğunluk tarafından şüpheyle bakılan bilinen şahıslardır veyahut asgari ücretten bir tık yukarıda çalışan müdürlerden teşekküldür.
  7. Henüz bir iş başarısı yokken borç – kira- tanıdık imkanlarıyla kullanılan süper lüks ev – araba – ofis – yaşam tarzı şatafatı ilk günden sırıtmaktadır.

 

Sonradan Zombi olanlar:

  1. Baştan beri doğru dürüst muhasebe sistemi kuramayanlar ve artık mevcut kurumsal yapı içinde revizyon şansını kaybetmiş olanlar.
  2. Yukarıdaki durumun sonucu olarak finansal durum raporları ve finans yönetimleri açısından ipin ucu çoktan kaçmış olanlar.
  3. Tek alıcısı kamu olan taahhüt işiyle iştigal eden şirketler. Ne kadar büyürlerse çoğumuzun görebileceği vadede günün birinde Zombileşerek kendileriyle birlikte birçok paydaşını kendine benzetecek olanlar.
  4. Birkaç dönemdir kredi anaparalarını kapatmak bir yana faizlerini ödemekte zorlanan, eşit taksitli ödemeler için ise yapılandırma isteyen işletmeler.
  5. Yaralılar. İlişkili şirketlerden biri veya birkaçının başına iş gelmiş ve bu nedenle negatif sermayeli hale dönmüştür. Böyle durumlarda sermaye şirketi – farklı tüzel kişilik koruması çalışmaz ve akıbet “mafya ya da tefecilerin” elinde oluşur.
  6. İç kanaması olanlar. Ortaklardan bir yada birkaçı şirketten veya diğer ortak(lar)dan memnun değildir ve yolunu –kendine göre- haklarını alarak ayırmak istemektedir. Bu işletmelerden kimseye “yar” olmaz.
  7. Henüz semptom yoktur ama sorun büyük olabilir. Bu riski görebilmenin çaresi, şirketle yakın olup bol bol dedikodu dinlemektir. Bu kapsamdaki en önemli tehlike, başlamış veya olası bir hukuki süreçtir. Burada şirketin haklı olup olmadığı çok önemli değildir. Bu konuda raporlama standartlarından dipnotlar kısmına pek güvenmemek gerekir, çünkü süreci muhasebeci ve denetçi söylenmedikçe bilemezler.
  8. İşletmenin ortaklarının ve ailesinin görünen hayat standartlarının maliyeti şirket cirosunun onda birine tekabül ediyorsa, muhtemelen canlı ömrü gün be gün kısalmaktadır. Hele tüm aile gelin – damat-baldız –torun şirkette istihdam ediliyorsa bu duruma çarpan etkisi yapacaktır.
  9. 2. veya 3. kuşakların yönetime dahil olduktan sonra kurucu neslin gayrimenkulleri ve menkulleri elden çıkarılmaya başlandıysa, ya frene basıldığında ya da mal – mülk bittiğinde aile şirketinin ömrü de bitmiş olacaktır.

 

İki Hikaye:

İstanbul’da büyük depo ve ofis katları olan, uluslar arası meşhur bir gıda firmasının Türkiye dağıtım işini onlarca ana bayisi vasıtasıyla yapan, patronunun bürokrasiyle arasının iyi olduğu bilinen şirket, bayileri tarafından bir cumartesi günü bomboş olarak bulununca, planlı bir kaçışın arkasında yüzlerce kurban bırakarak gerçekleştiği anlaşılabildi. Civardaki 21 banka şubesinin tümü bu şirkete ”kredi line’nı” açmak için yarışırken en çok güvendikleri teminata verilen bayi – müşteri çekleriydi.

Gelecek yılın alışları için bol keseden kestikleri avans çeklerini hiçbir müşterinin ödeme imkanı yoktu; çünkü henüz kaybolan şirketten bir kuruşluk mal almamışlardı. Avans çeklerini bankalarda nakde çeviren patron, diğer kredi imkanlarını da kullanmak suretiyle 10 milyonlarca dolarlık takıntıyla yurt dışına gitmişti. Bu vakada onlarca bayi batmış, bir o kadar banka ve finans kurumu yöneticinin kariyeri tahribata uğramıştı. Hikayenin, büyük kayıp şirketin ölümünün aslında büyük bir marketler zincirine kaptırdığı on milyonlarca değerindeki malın parasının tahsil imkanın kaybolmasıyla başladığı kaçıştan sonra geliştiği anlaşıldı. Aslında daha ilginç kısım, bu organize dolandırıcılık hikayesinden 1.5 yıl sonra patronun ülkesine dönerek “eşinin üzerine” kurduğu başka bir şirketle kaldığı yerden “ticaretine” devam etmesi, en tuhafı da aynı itibarı görmesidir.

 

Öz kaynak toplamı ummadıkları bir aracılık işinden gelen nakitle on milyonlarca dolara çıkan likide boğulmuş bir inşaat şirketi iştiraklerinden birindeki ortağın nakit bolluğundan istifade etmek için fiktif borç üreterek bunu ana şirkete ödetmesi ve ardından ortaklardan birinin şahsi müsrifliği sebebiyle bu ortaktan alacaklıların icra takibi sonucunda müsrif ortağın hissesine tedbir konulur. Aslında çok fazla olmayan şahsi borçları ödemek yerine şirketin içi, yasa ve kurallara aykırı şekilde hızla boşaltılır ve kısa sürede öz kaynaklar negatife döndürülür. Gaye hasıl olmuştur, işçiler dahil kimse alacağını tahsil edememektedir, sonradan oyuna dahil edilen bankalar aldıkları ipoteğe güvenmektedir. Aslında en ilginci, on milyonlarca serveti olan 40 yıllık bir şirketin mal varlığı diğer ortağının üzerine geçirilerek şirketin tasfiye noktasına getirilmesinin makul bir izahı ve “hiçbir yaptırımının olmamasıdır.”

 

 

Tuhaf Günlerden Geçiyoruz

 

Harcama ve borçlanmanın “yükselen değer” hâline gelmesi sonucu, çıkarların uzlaştırılması ve rekabetin ön planda olduğu iktisadi değerlerin yerine her zaman satın almayı ve yaşamı borçla çevirmeyi öğütleyen bir anlayış oluştu. İyi kötü dönen bu çark krizlerle duraklasa da her seferinde kendisini toplamayı başardı. Bu kuramda işin içine sosyoloji, tarih ve felsefe de giriyor. Krizler, sistemin borçları kolektifleştirmesinin önündeki engelleri kısmen kaldırınca tüketici ve müşteri olarak nitelenen hane halkı, yeni krizlerin nesnesi haline dönüştü.

 

Bize Yansıması

 

Ülkemize has geçici bir durum aslında hem riskleri artırıyor, hem de umut veriyor. Beş yıl önce en başarılı ve güvenilir şirketler başında gelen onlarca dev şirketimiz artık ya yok, ya da sahipleri doğal olmayan yollardan değişti. Kimse onların rasyolarına, nakit akışına falan bakmadı, çünkü kalecilerin yanlış ayakla yakalanması gibi yanlış tarafta yakalandılar ve golü yediler. Kimse hukuk, kanun, vicdan diyemedi. Belki de vaktiyle haksız rekabet şartlarında haksızca elde ettikleri başarı ve itibarları haksızca geri alındı. Beş yıl önce bilmiyorduk bu şirketlerimizin bir tür “gizli – kripto Zombi “ olduklarını. Beş yıl sonra geriye bakıp “bunlar da mı Zombi imiş” deyip demeyeceğimizi bilmediğimiz gibi.

 

Son dönemde pazarlama gurularının sık kullandığı deyim çok etkileyici ve yol gösterici: “Kültür, stratejiyi kahvaltı niyetine yer”.

 

Şerif Elender, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler