Sosyal Medya

Güncel

Yine stokçuluk tartışması

Buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi birçok üründe yükselen fiyatlar stokçuluk tartışmasını bir kez daha alevlendirdi. Gıda ve yem sektörü ile…

Yine stokçuluk tartışması

Buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi birçok üründe yükselen fiyatlar stokçuluk tartışmasını bir kez daha alevlendirdi. Gıda ve yem sektörü ile ilgisi olmayan ve yatırım amaçlı olarak buğday, arpa, mısır, ayçiçeği alımı yapanların, aldıkları ürünleri lisanslı depolara koymaları bu sistemin de tartışılmasına neden oluyor.

Bazı sanayiciler lisanslı depoları “stokçuluk” yapmakla suçlarken, depoları kullanan ve sözleşme yaparak üreticilerin yararlanmasını sağlayan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yöneticileri, depo sahipleri, sanayici ve tüccarlar lisanslı depoculuğun tarım piyasasına önemli katkılar sağladığını, bu yılki fiyat artışlarının faturasının lisanslı depolara kesilemeyeceğini ifade ediyor.

Pandemi fiyatları ve stokçuluğu artırdı

Koronavirüsün etkisiyle özellikle hububat ürünlerine, yağlı tohumlara ve yem hammaddelerine talep arttı. Ülkeler ve yatırımcılar bazında stokçuluğun artması nedeniyle özellikle buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi birçok ürünün fiyatı yükseldi. Fiyattaki artış beklentisi ile geçmiş yıllara göre daha çok sayıda yatırımcı hububat ve yağlı tohum ürünlerine yatırım yaptı. Bu nedenle Türkiye’de de TMO’nun açıkladığı fiyatların ton başına ortalama 400-500 lira daha yüksek fiyatla ürün alımı yapıldı. Geçmiş yıllarda çiftçi ürününü tüccara götürüp satmaya çalışırken bu yıl, tüccar veya lisanslı depo işletmeleri tarlaya kadar giderek çiftçiden ürün aldı. Bu nedenle, geçmiş yıllarda ürün arzını yaymak için çiftçilerin ürünlerini lisanslı depoya koymaları önerilirken, bu yıl çiftçi ürünü depoya bile koymaya gerek duymadan sattı. Depoyu ise ürünü alan tüccar veya sanayiciler, yatırımcılar, kısmen de TMO kullanmış oldu.

Zahireciler lisanslı depo sahibi oldu

Tarım Ürünleri Lisanslı Depo ve Yetkili Sınıfl andırıcı Şirketleri Derneği (LİDAŞDER) Başkan Yardımcısı Hikmet Özkan, lisanslı depo yatırım maliyetinin çok yüksek olduğunu ve depo gelirlerinin sadece kira gelirinden oluştuğunu belirterek konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Türkiye’de 170’in üzerinde noktada toplam 6.6 milyon tonun üzerinde lisanslı depo kapasitesi var. Gelecek yıl bu 8.5 milyon tona çıkacak. Bu depoları kuranların çok büyük bölümü zaten bölgelerinde zahirecilik yapan, hububat, un, yem alım satımı yapan, çiftçilerin ihtiyacı olan gübre, tohum gibi girdileri temin edenler. Çiftçiler veya çiftçi kuruluşları lisanslı depo kurmadı. Kurulan bu depolara çiftçiler, TMO ve depo sahipleri, tüccarlar, sanayiciler ürünlerini koyuyor. Geçen sene TMO bu depolara daha çok ürün koydu. Bu sene daha az. Çünkü bu sene alımı da azdı. Çiftçiler de bu sene daha az ürün koyabildi. Çünkü fiyatlar artınca çiftçi tarlasında ürünü sattı. Depoya koymasına gerek kalmadı. Ama yine de ürününü bekletebilen büyük çiftçiler ürününü lisanslı depoya koydu. Yani 100 ton buğdayı varsa 10 tonunu satıp kalanını depoya koyan ve ihtiyaç duydukça satan çiftçiler de var. Sistem işliyor. Ama, lisanslı depo işletmek de kolay değil. Bugün 20-30 bin tonluk lisanslı bir deponun yıllık 800 bin lira işletme maliyeti var. Bunlara bakmadan lisanslı depoları stokçulukla itham etmek doğru değil. Tüccarlar suçlanıyor. Onlar da bu piyasanın aktörleri.”

Fatura lisanslı depolara kesilmemeli

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, artan hububat fiyatlarının faturasının ille bir yere kesilmek istendiğini ve bu konuda suçlanacak en son kurumların lisanslı depolar olduğunu söyledi. Lisanslı depoların uzun vadeli faydalarının kısa vadeli sorunlara kurban edilmemesi gerektiğini belirten Ulusoy: “Herkes yüksek fiyatların faturasını kesecek bir yer arıyor. Fakat, lisanslı depolar bu konuda akla gelebilecek en son kuruluşlardır. Arz eksikliği, dünyada bu ürünlere olan talep, pandemi süreci ve daha birçok nedenden dolayı fiyatlar yükseldi. Lisanslı depoların etrafında birçok tüccar gelen çiftçinin ürününü almak için adeta yarıştı. Bazıları tarlaya giderek ürünü orada aldı. Yani çiftçinin bile düşünmediği yüksek fiyattan alımlar yapıldı. TMO ekmeklik buğday alım fiyatını ton başına 1650 lira açıkladı. Orada tüccar bana ver 1850 lira vereyim diyor. Makarnalık buğdayda 1850 lira açıklandı, tüccar 1980 lira, 2 bin lira vererek alıyor. Çiftçi de sattı. Lisanslı depo olmayan yerlerde alıcılar tarlaya gitti oradan aldı. Ürünü alanlar depolara koydu. Bu durumda faturayı lisanslı depolara kesmek doğru değil. Türkiye’de 6.6 milyon tonun üzerinde lisanslı depo kapasitesi var. Bu kapasitenin 3.8 milyon tonu hububat için kullanıldı. Bu kadar ürünü “spekülatörlerin eline geçti” diye suçlamak doğru değil. Burada yapılması gereken bu işin borsasında piyasa derinliğini oluşturacak yapının kurulması. Alıcı ve satıcı sayısı bakımından sığ bir borsa olursa oluşan fiyatlar gerçekçi olmaz. Borsaya, piyasaya derinlik kazandırılmalı” bilgisini verdi.

Ders niteliğinde bir sezon yaşanıyor

Lisanslı depoculuk konusunda en çok çaba gösteren, Eski Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası AŞ. (TÜRİB) Danışmanı İsmail Kemaloğlu, bu yıl hububat piyasasında yaşananların lisanslı depoculuk açısından ders niteliğinde bir sezon olduğunu söyledi. Lisanslı depoların bu yıl çiftçiden çok, ağırlıklı olarak tüccar ve sanayiciler tarafından kullanıldığını belirten Kemaloğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Tahıl ticareti yapan, un, yem sanayicisi, tüccar, belli yerlerde kendi malına öncelik veriyor. Bu sezon yaşananlar herkes için ders niteliğinde. LİDAŞDER ve sektörün diğer paydaşlarına da söyledim. Bir toplantı ile bu sezon çok iyi analiz edilmeli. Sektörün açıkları, eksiklikleri masaya yatırılarak konuşulmalı. Bu lisanslı depolar kurulurken ana hedef, arzın yayılmasını sağlayarak çiftçinin ürününü depoya koyarak bekletmesi ve arzın iyi yönetilmesiydi. Bu yıl ana hedeften biraz uzaklaşıldığını görüyoruz. Bu gelecek açısından tehlikeli bir durum. Daha işin başında tespitleri yaparak tekrar doğru hedefe dönmemiz gerekir. Bugün 170’in üzerinde noktada depolar kuruldu. Toplamda 6.6 milyon ton, hatta 7 milyon tona yaklaşan kapasite var. Bunlar tüccara depo olsun diye kurulmadı. Çiftçilerin arzı ötelemesi için yapıldı. Bunun için çiftçilere önemli teşvikler konuldu. Ürününü lisanslı depoya koy git kredi kullan denildi. Çiftçiye kullandırılması gereken bu lisanslı depolar, amacından uzaklaşırsa bundan herkes zarar görür. Henüz çok endişe verici bir durum yok. Bir araya gelerek konular konuşulursa doğru rotaya dönülür. Diğer taraftan ürün ihtisas borsacılığı da benimseniyor. Üreticilerin belli bir bölümü Türkiye Ürün ihtisas Borsası (TÜRİB) fiyatını takip ederek elindeki ürünü satıp satmamaya karar veriyor. Ama bunun daha fazla anlatılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor.”

TMO’ya göre ürünün yüzde 20’si lisanslı depoda

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal, hububatta ürünün yüzde 20’sinin lisanslı depolarda olduğunu belirterek: Bu sene ekstrem bir yıl yaşanıyor. Pandemiden dolayı dünyada kuru gıdalara yoğun bir talep var. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da yüksek talep nedeniyle fiyatlar yükseldi. Üretimle ilgili bir sorun yok. Fakat pandeminin etkisi ile stok yapıldığı için fiyatlar yükseldi. Şimdi fiyatlarda gevşeme başladı” dedi.

Hububatta bir sıkıntı olmadığını belirten Güldal sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz ithalatla stoklarımızı güçlendirdik. Lisanslı depoları bizde Ofis olarak kullanıyoruz. Özellikle bekleteceğimiz ürünleri lisanslı depoya koyuyoruz. Depodaki ürünlerin yavaş yavaş çözüleceğini ve ocak-şubat aylarından sonra çözülmenin daha hızlı olacağını bekliyoruz. Yeni sezon öncesi depolar boşalacak ve yerine yeni ürün alınacak. Üreticide ürün pek kalmadı. Tahminimiz en fazla yüzde 5 ürün var. Depolar da boşalacak.”

 

Ali Ekber YILDIRIM haberi

Devamı  için: https://www.dunya.com/kose-yazisi/lisansli-depoda-stokculuk-tartismasi/600565

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler