Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Keyifli bir tatil makalesi

20 Ağustos 2020

Bu insan-üst güçlere sahip, ama yine de fani vücudum ve nöron sayısı üç hanelere düşen beynim sonunda sigorta attırdı ve biraz tatil yapmaya karar verdim. FÖŞ için tatil nedir?

  • Bir büyük buzlu votka ardından serin sulara atlayıp 6 km yüzmek (şaka değil, balıkçı teknesi kurtardı),
  • Vakit bulup okuyamadıklarımı gözden geçirip, öğrenmek..
  • Rahmetli Sultanımız’ın dediği gibi: Mey, ney ve şey….
  • Bölgede tarihi eser varsa gezip, eski uygarlıklarla alay etmek.

 

Bu kez tatil biraz farklı olacak, çünkü evimdeyim. Bir de av tüfeği aldım, “dur” ihtarına uymayanın nazik yerine sıkıyorum 2 tane (Bakınız double-tap, Zombieland). 60 yaşındayım ve kendim tuvalete gitmeyi öğrendikten sonra ilk edindiğim alışkanlık ”kötü alışkanlık” oldu.  Covid-19 gibi hastalığı başkalarına bulaştırmayı çok severim. Lise ve üniversitede benimle yarenlik ettikleri için ebeveynleri tarafından okul değiştirmeye zorlanan çok ex-arkadaşım vardır.

Tek pişman olduğum alışkanlık da sigara. Ciğer kanseri çok acılı bir ölüm.  Eğer sigara müptelasıysanız ve benim gibi yaşınız 60’sa, Covid-19’den geberme ihtimaliniz normalin 7 katı. Bu yüzden gelecek sene yaz aylarına kadar çok zorunlu nedenler olmazsa (mahkemeye çağrılmak, yazdıklarım yüzünden tevkif edilmek, komşuların evimin önünde toplanıp Satanist ayinlere son vermemi istemesi gibi) evdeyim.   Corona salgını bildiğinizden kötü. Çok kötü. Bayağı kötü. Ne kadar kötü?  Resmi rakamların 10 misli olabilir. Rus aşısı gerçek olsa dahi, ancak gelecek yılın başında seri üretime geçilecek. Tıp uzmanları artık bir ortak fikre erişti. Bu müsibetle kesin başetmenin tek yolu, herkesi en az 6 hafta evine hapsetmek.

Ama, keyifli tatil makalesi Covid-19 felaketi üzerine değil. Tatilde Covid-19 sonrası yaşamımı tasarlayacağım, çünkü bildiğiniz her şey değişecek. Hepimizin atık sık sık pandemilerle sarsılan  ve homo sapiens’in evine kapanmayı rutin  davranış kalıbı  olarak kabul ettiği bir dünyaya hazır olmamız lazım.

Benim zaten insanlarla yüzyüze temasım az, ama çoğumuz insan teması olmayınca depresyona giriyoruz. Merak etmeyn, çare yakın:  Hologramlar ve sanal gerçeklik. Bir maske ya da giysi giyip, sevdiğinizin yanında olacaksınız. Beyniniz aslında 1000 km uzakta olduğunu farketmeyecek.

Evlerimizi uzun karantinalara hazır hale getireceğiz. Daha fazla yiyecek ve sağlık malzemesi dahil zaruri ihtiyaçları stoklayacağız, evde spor yapmayı öğreneceğiz. Öğrenciler açısından zor günler geliyor. Uzaktan eğitime alışın. Daha doğrusu Google ve YouTube gibi sosyal medya kanallarını eğitimde kullanmayı öğrenin. Yine kendimden bir örnek vereyim. Ben bir makale ya da rapor yazarken, araştırmayı artık Google yapıyor. YouTube’da okuyamadığım kitaplardan astrofizikte son gelişmelere kadar ilgimi çeken ne varsa öğreniyorum. Düşünün, ben 60 yaşındayım ve bir maus’la tanışmam 1993 yılıdır! Siz bu teknolojilerle doğdunuz , inanın, denediğinizde çok kolay olduğunu göreceksiniz.

Kariyer bakımından da şanslı görüyorum kendimi. Hayatımı kazandığım tüm uğraşılar uzaktan erişimle gerçekleşiyor. YouTube videosu çekiyorum, haber sitem var,  yerli ve yabancı müşterilerimle WebEx, Zoom, Skype yapıyorum.

Salgınlar benim açımdan psikolojik veya mesleki bir risk teşkil etmiyor.  Tabii, herkes aynı durumda değil, ama hepimiz biraz daha dijitalleşeceğiz. Her gün trafiğe katlanıp ofise gitmek 19cu Yüzyıl Sanayi Toplumu’ndan kalan pis bir alışkanlık. Ben evde ofistekine nazaran en az 5 misli daha verimli üretiyorum. Çünkü çalışma saatimi kendim seçiyorum, kafamı dağıtacak dış etkenleri istediğim gibi minimize ediyorum.

Peki, ofise gitmek zorunda olanlar ne yapacak?  Artık geceleri ve hafta sonu tatili geleneği bitecek. Meslekler ayrı zamanlarda çalışarak sosyal bulaşma riski minimize edilecek. Diyeceksiniz, salgın bitince bu sosyal kalıplar da tarihe karışır. Hayır karışmaz. Salgın bize aslında yanlış yaptığımız pek çok şeyi düzeltme şansı verdi. Herkesi aynı saatlerde çalıştırmak ve tatil yaptırmak çok aptalca bir fikir. Sera gazı emisyonu artışından, pik elektrik talebine, tatil mekanları ve restoranlarda saatlerce sıra bekleme gibi yan etkileri var.

Düşünün, gece 12’de çalışmaya başlayıp, saat 09:00’a paydos ediyorsunuz. Sonra sevdiğiniz mekanda kahve, çay ve kahvaltı, ardından eve gidip Netflix veya spor.

Salgının bir faydası daha oldu. Aşı çalışmaları “pozitif dışsallığı” yüksek yatırımlar. Yani, aşı ararken virüsler hakkında çok şey öğreniyoruz. Bir çok hastalıkta, mesela bazı kanser türlerinde virüslerin önemli etkisi var. Aşı yolunda keşfedilenler insanların daha sağlıklı yaşamasını temin edecek. En geç 5 yıl içinde Alzheimer’e etkin bir çare keşfedileceği inancımı yitirmedim.

Artık dükkan kavramı da yok olacak. E-ticaret korkunç bir kolaylık. Zevk için alışverişi bir kenara koyuyorum, ama saatlerce dükkan dolaşmaktansa, çayınız yudumlayarak arzu ettğiniz giysi, ve pop parçasını rahat koltuğunuzda Internet’te aramanın lüksüne alışacaksınız.

Doktor ziyaretleri de azalacak. Yakında akıllı telefonlarda basit diagnostik app’ler hazır olacak. Önce bu app’lar sizi muayene edecek. Eğer ciddi veya karmaşık bir tıbbi sorununuz varsa, o zaman doktora gideceksiniz.

Ama belki de en önemli değişim, hayata bakış tarzımızda olacak. Covid-19, Ebola, SARS,  Kırım-Kongo… bunların hepsi ya aşırı nüfus artışı ya da iklim değişikliğinden yararlanarak bize bulaşan hastalıklar. Artık daha yeşil bir dünyaya kavuşuruz belki. Nüfusa gelince, o sorun kendi kendini hallediyor. Kentli ve orta-yüksek refah düzeyinde aileler daha az çocuk yapıyor, şimdi isteseler de yapamayacaklar.

Ben salgın sonrası Yeni ve Cesur Dünya’ya hazırım, ya siz?

 

FÖŞ

 

FÖŞ yazdı: Sağlık krizi ekonomik bunalımı aratacak

 

İstanbulAnalytics Raporu:  TRUMP, TİCARET VE TÜRKİYE

 

Türkiye’nin Ekonomik Buhranını Aşmak İçin Çareler Nelerdir?

 

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları