Sosyal Medya

Güncel

Bekir Ağırdır ve Prof Sencer Ayata AKP’nin durumunu değerlendirdi: Çözülme var, alternatif yok

Her yayında şu cümleleri peş peşe kuruyorum: Doğrudan AK Parti'ye oy vereceğini söyleyen insanlar azalıyor. Bu insanlar muhalefete doğru geçmiyor, gri alan çoğalıyor....

Bekir Ağırdır ve Prof Sencer Ayata AKP’nin durumunu değerlendirdi:  Çözülme var, alternatif yok

T24 yazarı ve sunucu Murat Sabuncuoğlu KONDA CEO Bekir  Ağırdır ve Prof Sencer Ayata ile AKP’nin son hamlelerini ve sandıkta durumunu masaya yatırdı. İki düşünürün de ortaklaştığı konu, AKP’nin medya mesajı ve stratejik hamlelerinin toplumda karşılık bulamadığı.  AKP tabanında çözülme sürüyür. Fakat, toplum kendine yeni bir adres belirlemedi.  Haberin dibine sunduğumuz 2 anket tablosu da AKP+MHP oyları düşerken, kararsızların %16.5’a vardığını doğruluyor.

 

Prof Ayata:  Huzursuz muhafazakârların AKP ile bağı gevşedi; ‘diriliş’ söyleminin karşısına ‘çöküş’ söylemi çıkacak

Toplumun önemli bir bölümünün geçim sıkıntısı içinde olduğunu ifade eden Ayata, “Yaklaşık 3 kişiden 1’i bu yoksulluk veya kırılganlık seviyesine inmiş durumda. Çok büyük bir sayı. Hatta öyle bir kesim var ki, araştırmalar gıdadan kesildiğini gösteriyor. Bir başka altı çizilmesi gereken ise, zaten gelir dağılımı bozuk olan Türkiye’de bu büsbütün bozuldu. Böyle bir tabloda Sayın Cumhurbaşkanı’nın demeci gündem oldu. Yoksullara açıkça sabredin derken, zenginlere şımarmayın dedi” diye konuştu.

 

Sosyal sınıflar ve ‘sabır’

Ayata konuyu ‘sosyal sınıflar’ açısından da değerlendirdi. Ayata, “İhalelerle, vergi aflarıyla bildiğimiz ‘İktidar burjuvazisi’ne yönelik bir özveri mesajı yok. Bu ne demek? Toplum şimdi bir özveri dönemine giriyor, ama ben o kesime yönelik bir özveri mesajı vermiyorum ama yoksullara veriyorum. Bu sınıfsal boyutun altını çizmemiz lazım. Bir de siyasi iktidarda en çok milliyetçilik mesajı görüyoruz. Bunu düşünürken aklıma en çok Churchill geldi. Tarihi mesajında ‘Ben size kan, cefa, ter, gözyaşı vaat ediyorum’ dedi. Tüm milletten özveri bekliyorum demekti. Şimdi dikkatimi çeken bu kadar millilik vurgusu yapılırken, toplumun bir kesiminin omzuna özveri yıkılıyor. Burada millilik açısından bir sorun görüyorum” dedi.

 

“Dinin dünyevileştiği bir yerde ‘sabır’ söylemi toplumda karşılık bulmaz”

 

Ayata, Türkiye’de siyasi iktidarın ‘dünyevileştiğini’, “Bir başka önemli konuya da değinmek istiyorum. Önümüzdeki dönemde çok yüksek taleplerde bulunmayın deniyor. Bu tür bir söylem geleneksel toplumlarda vardır. Yoksulluk yüceltilir. Bu mesaj ortaçağda tutar çünkü kurumları vardır. Türkiye’de bu iktidar kendi içinden eleştirilecek düzeyde dünyevileşti. Çoğu da iktidarı manevi çöküntü diye eleştiriyor. Hal böyleyken siz vatandaşa sabret diyorsunuz. Dinin bu ölçüde dünyevileştiği bir yerde böylesi bir sabır söylemi toplumda karşılık bulmaz. Siyasi iktidarın bundan kazanacağı olacağını zannetmiyorum” sözleriyle ifade etti.

 

“Başkanlık sisteminin kendisi meşruiyet bunalımının bir parçası”

“İktidarın göreli bir oy kaybı var. İktidarın sadece oy kaybı değil, ona bağlı olarak bir meşruiyet kaybı var. Bu çöküş söyleminde dile getirilen konularla da doğru orantılı. Türkiye bir meşruiyet bunalımına girdi. Başkanlık sisteminin kendisi de bu bunalımın önemli bir parçası haline geldi. Bu parti içerisinde de konuşuluyor deniyor. Rızanın düştüğünü gören iktidar, milliyetçilik ve otoriterleşme yoluna gidiyor. Milliyetçilik sadece Türkiye’de yükselmiyor, bu küresel bir olgu. Ama tuhaf bir şekilde din de zayıflıyor. Ama bizde olduğu gibi çoğu yerde de bu milliyetçilik din unsurunu içine alıyor. Önceden sıfır sorun derken bugün Türkiye hemen hemen yedi cephede birden farklı çatışma kompleksleri var.”

 

 

Bekir Ağırdır:  “Soyut anlatımlar, gerçek hayatın karşısında eriyor”

Siyasi iktidarın eylem ve politikalarının ardında, ‘Siyasi iktidar hukuk ve yargıyı istediği gibi yönlendirebilir’ düşüncesinin pekiştirilmesi olabileceğini ifade eden Ağırdır, “İhalelere bakalım, hemen her türlü ihaleyi aynı 5 şirket alıyor. Tarikatlar devlette yeniden örgütleniyor meselesine bakalım… Şunu demeye çalışıyorum, hükümet bunları dolaylı olarak bir yasal boşluğu kullanarak yapıyor değil. Bilerek, isteyerek bunu yapıyor.

Burada sakınma, kendini gizleme kaygısı yok. Tüm bunların sakınmadan göz önünde yapılmasıyla belki de iki konu hedefleniyor. Bir, toplumsal rıza yaratılıyor, kabul oluşuyor. “Siyasi iktidar hukuk ve yargıyı istediği gibi yönlendirebilir” düşüncesinin normalleşmesi. İkinci önemli mesele de her özgürlük talebinin ve devleti eleştiren düşüncenin, “kaos nedeni” olarak yorumlayan bir zihniyetin de normalleşmesi hedefleniyor” dedi.

 

“Soyut anlatımlar, gerçek hayatın karşısında eriyor”

 

Ağırdır, iktidarın tüm bunları toplumsal rıza üretmeyi hedefleyerek yaptığını, ancak bunların işe yaramadığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sonuç böyle çalışmıyor çünkü bir kere gerçek hayat var. Reel hayatın ürettiği bir de üstüne pandeminin ürettiği sağlık riski var. Bir yandan da ekonomik buhranın ürettiği riskler var. Dolayısıyla o soyut anlatımlar, bu gerçeğin karşısında eriyor bir kere. İktidar bunun başarılı olacağına inanmış görünüyor ancak gerçek hayatta böyle çalışmıyor. O nedenle Ayasofya, Doğu Akdeniz, ‘Türkiye güçleniyor’ duygusunu beslemiyor.”

 

“AK Parti’deki çözülme büyük ama…”

“Her yayında şu cümleleri peş peşe kuruyorum: Doğrudan AK Parti’ye oy vereceğini söyleyen insanlar azalıyor. Bu insanlar muhalefete doğru geçmiyor, gri alan çoğalıyor. Gri alanı dağıttığımız zaman hala ülkenin birinci partisi AK Parti’dir. CHP’nin oyu da artmıyor. Kritik değişiklik yapacak şey, yaklaşık 48-52 ve 47-53 iktidar lehine olan dengenin iktidar aleyhine doğru bozulmuş olmasıdır. AK Parti’den çözülen insanlar henüz kendilerine bir parti bulabilmiş değil. Sağlıksız olan da budur zaten. Toplumun önemli bir kesiminin, bizim tespitimizle 3’te 1’den fazla seçmenin siyaset marifetiyle bu sorunları çözebileceğine inancının azalıyor olmasıdır. Evet AK Parti’deki çözülme büyük ama hala AK Parti birinci parti, arkasından gelen parti neredeyse AK Parti’nin yarısında. AK Parti’deki kendi başına bir düşüş, muhalefete iktidar getirmeyebilir.”

 

Anketlerde son durum nedir?

Temmuz’dan günümüze kadar yayınlanan anketlerin parti bazında ortalaması aşağıdadır. İlk tabloda kararsızlar ve cevap vermeyenler partilerin ham oy oranına göre dağıtılmıştır. Bu tabloya göre AKP+MHP bloğu %50’nin  çok az üstünde oy alıyor.

 

 

 

 

 

 

İkinic tablo ise kararsızların arttığını, AKP+MHP’nin toplam oyunun ise %40’ın altına düştüğünü gösteriyor.  İki düşünürün tespit ettiği “gri alanda” kümelenenler toplam seçmenin %16.5’nu oluşturarak gelecek seçim sonucunu belirleyecek kitle olarak ortaya çıkıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

ParaAnaliz Online Seminerler eğitmen kadrosu ve içerik bilgileri linkte

 

MetroPoll: İktidar da oy kaybediyor muhalefet de!

 

DEVA Partisi/Çanakcı: “TÜİK yüzde 13,4 dese de, gerçek işsizlik yüzde 31’dir”

 

AKP her ankette biraz daha geriliyor…

 

 

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler