Sosyal Medya

Güncel

Ali Ekber Yıldırım: İklim Değişikliği Gıdamızı Tehdit Ediyor

Son yıllarda en etkili kuraklığın yaşandığı 2007’de, Türkiye, tarımda yüzde 7 küçülme kaydetti. Birçok üründe olduğu gibi, yem üretimi azaldı. Fiyatlar yükseldi ve 1 milyondan fazla süt ineği kesildi. Sonrasında başlayan canlı hayvan ve et ithalatının olumsuz etkileri bugün hala devam ediyor....

Ali Ekber Yıldırım:  İklim Değişikliği Gıdamızı Tehdit Ediyor

Tarım, Kuraklık, Sel ve Felaketler

 

 

Tarım sektörü açısından değerlendirildiğinde, tarım hem küresel ısınmaya neden olan hem de bundan en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Büyük ölçüde iklime bağlı bir üretim alanı olan tarımda, değişen hava şartları, aşırı soğuk veya sıcaklar, yağış rejimindeki değişiklikler tarımsal üretimi derinden etkiliyor. Gıda güvencesi bu anlamda tehdit altında.

 

Türkiye açısından bakıldığında, tarımsal üretimin en az yüzde 80’ni yağışa bağlı olarak yapılıyor. Toplam 23 milyon hektar tarım alanlarının 17 milyon hektarında kuru tarım yapılıyor. Yağış olmadığı takdirde veya normalin altında yağış aldığında tarımsal üretim miktar, verim ve kalite açısından zarar görüyor.

 

Son yıllarda en etkili kuraklığın yaşandığı 2007’de, Türkiye, tarımda yüzde 7 küçülme kaydetti. Birçok üründe olduğu gibi, yem üretimi azaldı. Fiyatlar yükseldi ve 1 milyondan fazla süt ineği kesildi. Sonrasında başlayan canlı hayvan ve et ithalatının olumsuz etkileri bugün hala devam ediyor.

 

Türkiye, 2020 yılında da kurak bir dönem yaşıyor. Yağışların normal seviyeden ortalama yüzde 50 daha düşük olması nedeniyle toprak ve su kaynakları olumsuz etkileniyor.

 

Kuraklık sadece İstanbul, Ankara ve İzmir’in içme suyu sorunu olarak algılanmamalı. Bu yıl yaşanan kuraklığın ve iklim değişikliğine bağlı hava koşullarının etkisiyle birçok ürün olumsuz etkilendi.

 

Özellikle, bu yıl 15-25 Mayıs tarihlerinde Türkiye, dört mevsimi bir arada yaşadı. İklime bağlı olarak ani hava değişimi, aşırı uçlarda seyreden sıcak, soğuk, don, dolu ve sel felaketleri çok kısa sürede yaşamı ve tarımsal üretimi olumsuz etkiledi.

 

Felaketlerden 50’den fazla il etkilendi. Önce 40 dereceyi aşan aşırı sıcak, sonra -1 santigrat dereceye kadar düşen aşırı soğuk, dolu, don, fırtına bitkisel üretime büyük zarar verdi

Birçok bölgede kuraklık etkili oldu. Yağış olmaması nedeniyle ürünlerde verim kaybı, kalite sorunu ortaya çıktı. Sadece zeytinde verim kaybı yüzde 20’yi aştı. Zeytinde, fındıkta ve diğer bazı ürünlerde hasat yaklaşık 1 ay gecikti.

 

Zeytinde Son 11 Yılın En Düşük Üretimi

Bu yıl iklime bağlı hava değişiminden en çok etkilenen zeytinde son 11 yılın en düşük üretimi bekleniyor.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin 2020-2021 Rekolte Tahmin Raporuna göre, bu sezon dane zeytin üretimi 1 milyon 316 bin 850 ton olacak. Zeytinyağı üretiminin 172 bin 813 ton olacağı tahmin edildi. Bu zeytinyağında son 7 sezonun en düşük üretimi olacak.

 

 

Zeytin ağacı varlığı geçen yıla göre yüzde 4 artarak, 188 milyon 749 bin ağaca ulaştı. Ağaç sayısındaki artışa rağmen üretimin azalması dikkat çekiyor.

 

Türkiye, 2006-2007 sezonunda 129 milyon zeytin ağacı varlığı ile 1 milyon 766 bin ton zeytin üretimi sağlarken, bu sezon yaklaşık 189 milyon zeytin ağacı ile ancak 1 milyon 316 bin ton zeytin üretebiliyor.

 

İklim Algısı Değişiyor

 

İklim Haber ve Konda’nın ortaklaşa gerçekleştirdiği, “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2020” araştırması Türkiye’de de iklim değişikliği algısının değiştiğini gösteriyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 70’i iklim değişikliğinden endişeli olduğunu belirtiyor. Endişeli, çünkü kendi yaşamını da doğrudan etkileyecek noktaya gelindi. Araştırmaya katılanların yüzde 70’inden fazlası hidroelektrik santrallerinin doğaya ve köylüye zararı olduğunu ve kurulmaması gerektiğini belirtiyor. Yüzde 85’inin kesinlikle ormanların, ağaçların kesilmesine, yüzde 76’sının madenlerin ekonomiye kazandırılmasında çevre kirliliğinin göz ardı edilmesine karşı olması birdenbire oluşan bir tutum veya algı değil.

 

Geçmiş yıllardaki araştırma sonuçları da dikkate alındığında, koronavirüsle birlikte iklim değişikliğinin sadece çevre sorunu olmadığı, yaşamın her alanında etkili olduğu algısı da güçleniyor. Tarım konusu öne çıkıyor. Bu nedenle araştırmada en çok yatırım yapılması gereken alan olarak tarım ilk sırada yer alıyor.

 

Koronavirüs Sonrası Tarım ve Gıda

Dünyayı sarsan koronavirüs salgını, tarım ve gıda sektörünü de derinden etkiliyor. Üretimden tüketime, ürün deseninden, dış ticarete kadar yeni politikaların uygulanmasını zorunlu hale getiren salgın sonrası tarımda yeni bir düzen oluşacak. Bu konuda önemli adımlar atılıyor.

 

Tarımda kendine yeterlilik ön plana çıkarken, korumacı politikalar, kamu kaynaklı destekler daha etkin kullanılacak. Gıda milliyetçiliği hızla yükseliyor. Ülkeler önce kendi yurttaşlarının gıda ihtiyacını karşılamak için ihracatı kısıtlarken, ithalata yönelik engelleri kaldırıyor.

 

Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşlar korumacılığın ticarete olumsuz etkileyeceğini öne sürseler bile, devletler daha korumacı bir tarım politikası ile yerli üretimi destekleyecekler. Bunun ilk uygulamalarını koronavirüs salgınının ilk dalgasında, Mart-Nisan 2020 döneminde gördük. Amerika Birleşik Devletleri tarıma 19 milyar dolarlık ek paket açıkladı. Japonya 5 milyar dolarlık destek paketi uygulamaya koydu.

 

Alıntıdır, makalenin tamamını okumak için tıklayın

 

ÜLKE BORÇ DENİZİNDE YÜZÜYOR

 

 

FÖŞ:  Gıda Fiyatları Artık Daha Hızlı Yükselecek! Niye Biliyor musunuz?

 

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Bütçeden tarıma aslan payı’

 

İrfan Donat Anlatıyor; “Tarım ve hayvancılıkta kritik eşikteyiz”

 

 

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler