Sosyal Medya

YORUM: TL’de zor kararların haftası

4 Nisan 2020

Gelişmekte Olan Ülkeler  (GOÜ, Piyasalar = GOP) FX’in bir kez daha dolara mağlup düştüğü haftada, TL en ağır darbe yiyenlerden biri oldu. Dolar/TL haftayı 6.73’te kapatırken, Rahip Brunson krizi günlerine döndü adeta.  Türkiye’de halen iç talebin çok zayıf olması ve petrol fiyatlarının bir yıl öncesine göre nerdeyse %50-60 iskontolu seyretmesi, devaluasyonun enflasyona sıçramasını geciktirir, fakat tamamen bertaraf etmez. Salgına zaten yüklü FX borçları ve düşük karlılık nedeniyle zayıf bir bilanço yapısıyla giren özel sektör ise, hem iç talep daralması, hem işçilerini koruma güdüsü, hem de değer yitiren TL’nin finansman giderleri üstünde yaratacağı baskıyı göğüslemekte güçlük çekecek. En nihayetinde ise, Bloomberg’e göre dolar ancak kamu bankalarının müdahalesi sonucu bu seviyede dizginlenebildi. Ama, cephane azalıyor.  Saray için karar verme günleri çok yakın, ya sermaye kontrollerine yumuşak geçiş yapılacak, ya da IMF ve/ya Dünya Bankası’ndan yardım istenecek.

 

Global konjünktür uzun zamandır bu denli aleyhimize işlememişti. Türkiye’nin dahil olduğu GOP’dan sermaye kaçışı durmak bilmiyor. Hafta boyunca küresel resesyonun 2020 yılını kapsayacağı ve yükün de GOÜ’in sırtına bineceği yönünde çoğalan görüşler de para kaçışını hızlandıracak.  Öngörülebilir vadede Türkiye’nin global rüzgarlardan destek alması zor.

Ekonomi ise sürekli döviz açığı veriyor. Mart’ta dış ticaret açığı $5 milyarı aşarken, turizm geliri sıfırlandığı için bir süre daha bu temponun sürmesi ve Türkiye’den döviz çıkması beklenebilir. Özel sektörde Ülker başarılı bir sendikasyonla $455 milyon borç aldı. Borç yenileme oranı %122. Fakat, bankalar genelde borç yenileme oranını %80 düzeyinde tutuyorlar. Yani, Türkiye önümüzdeki aylarda net dış borç ödeyecek.

Biz mevduat verilerini yorumlamakta güçlük çekiyoruz. TL mevduatta artış, döviz mevduatta ise azalış var. Fakat konuştuğumuz 2 güvenilir ekonomiste göre, mudiler döviz mevduatlarını yastık altına taşımaya başladı. Bunu ispat edemeyiz, fakat salgının uzun sürmesi ve ekonomide durgunluğun derinleşmesi halinde bankalardan döviz kaçışı senaryosu göz önüne alınmalı.

Perşembe gecesi Türk bankaları Londra’da TL borç vermeyi keserek aniden swap faizlerinin %69’lara kadar yükselmesine neden oldular. Fakat, bu hamle dahi Cuma günü doların hızını kesemedi. Bloomberg’e konuşan fon yöneticilerine göre, hafta içinde kamu bankaları da döviz satarak TL’yi desteklemeye çalışmışlar, fakat başarılı olamamışlar.

Cuma günü TCMB düzenlediği beş adet geleneksel ve iki adet miktar ihalesiyle son dönemin en yüklü tahvil geri alımını gerçekleştirdi.

İşlemler sonucu piyasaya Cua valörlü 10.5 Milyar TL, pazartesi ile 1.5 Milyar TL likidite verilmiş olacak (BloombergHT).  Bankalara likidite enjekte edillmesi doğru karar, fakat bu fonların da bir kısmı döviz pazarına kaçacak!

 

Sonuçta, TCMB’nin hem net hem de brüt rezervleri eriyor. Son veri haftasında TCMB’nin FX rezervleri $1 milyar daha azaldı, fakat altın rezervi $3 milyar artış kaydetti. Velakin, TCMB altını Londra veya New York’ta depolamadığı için, bu varlığın döviz borç almakta ya da teminat olarak kullanılması mümkün değil.

Özetle, döviz talebi sürecek ve bunu karşılayacak arz  kaynakları da gittikçe kuruyor.

TL’nin daha fazla değer kaybetmesi halen salgın yüzünden resesyon eşiğine gelen ekonomide hasarı katlayacak. İç talep çok zayıf, bu yüzden devaluasyondan enflasyona geçişkenlik düşük olur. Fakat, devaluasyon ters beklentiler yaratarak bazı mallarda ani zamlara veya bankalardan döviz kaçışına neden olabilir. Asıl sorun ise özel sektörün bilançoları. Hizmet talebi ölmüş durumda, ihracat ha keza. Özel sektör ciro üretmekte zorlanıyor.  KGF ve KOSGEB kredileri ile ayakta duruyor. Öte yanda işçi çıkartmamak için sürekli masraf yapıyor. Hükümet sokağa çıkma yasağı ilan etmediği için de işçilerin maaşlarını İşsizlik Sigorta Fonu üstlenmiyor. Yükselen döviz kurları  FX borçlu şirketlerin finansman giderlerini de artıyor. Bir çok şirketin mali yapısı bu yükle başa çıkamaz. Şirket batar, ya da bir şekilde borcu kamu finanse etmek zorunda kalır.

 

Saray’ın seçenekleri çok dar. Sokağa çıkma yasağı, piyasalarda iyimser bir tepki yaratabilir. IMF ve Dünya Bankası toplamda $1.160 milyar yardım fonu hazırladılar. Bu kurumlara başvurarak mali destek istemek, birden psikolojiyi değiştirerek ülkeye sıcak para akımını yeniden başlatabilir, dış kredilerin maliyetini ucuzlatır. Eğer bunlar yapılmayacaksa, hükümetin mülayim sermaye kontrolleri planladığı düşünülebilir. Bunlar haftalık döviz çekişlerine limit getirmek, ya da yurtdışına döviz göndereyi sınırlamak şeklinde olabilir.

 

 

Döviz mevduatın TL’ye çevrilmesi ya da dondurulması gibi tedbirleri kesinlikle düşünmüyoruz.

FÖŞ

 

Atilla Yeşilada – Dr. Artunç Kocabalkan: Salgında Ekonomik Hasar Derinleşiyor

Gelişmekte olan ülkeler 2008 krizinden daha büyük darbe yiyecek

 

YORUM:  Dövize müdahale kesmedi, swap hatları kapatıldı

 

Yabancılar 531 Milyon Dolarlık Menkul Kıymet Sattı

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları