Sosyal Medya
**8*

Dr Yalçınkaya:  Benim Balonlarım Var

29 Haziran 2020

“Öyle çok severdim ki balonları… Onları kırmızı, mavi sarı, beyaz renkleriyle dev akide şekerlerine benzetirdim. Baloncuyu da çok balonu olduğu için dünyanın en mutlu insanı sanırdım.”

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İZGÜ

 

“Zorla güzellik olur mu?” diye sorarak Aktif Rasyosunu mercek altına almış ve BDDK’nın düzenlemeyle bankaları kredi vermeye zorladığını belirtmiştim. Buradan devamla Covid-19 sonrası kredi dinamiklerini tamamen değiştiren adımlarını incelemeyi sürdürüyorum.

 

 

 

 

Hükümetin tutturduğu yolun nereye çıkacağını yazının sonuna bırakarak önce Türkiye için makul kredi büyüme oranının ne olması gerektiğine ilişkin TCMB uzmanlarının yapmış olduğu çalışmaya* bakmakta fayda var.

Türkiye için orta ve uzun vadede makul ve sağlıklı olarak değerlendirilebilecek kredi büyüme oranının yüzde 15 olduğunu ortaya koyuyor çalışma.

 

 

 

12 Haziran itibariyle kur etkisinden arındırılmış (KEA) kredi büyüme hızının yüzde 19,6’ya, arındırılmamış büyüme hızının ise yüzde 26,2’ye yükseldiğini görmekteyiz.

 

2013 yılında yapılan bir başka TCMB çalışması ise ekonomik büyüme ile kredi göstergeleri arasındaki ilişkiyi inceleyerek, Türkiye için kredi ivmesi ve iktisadi faaliyetteki gelişmeleri ilişkilendirmişti**.

 

BDDK verilerinden hareketle, kredilerin hangi tür harcamaları finanse ettiğini bilemiyor olsak da benzer metodolojiyi kullanarak GSYH ve kredi ivmesi arasındaki ilişkiyi hesapladığımızda kredi ivmesinin ve dolayısıyla toplam talebin hızlandığını söyleyebiliriz.

2019 yılında kredi büyüme hızının yılın son çeyreğine kadar zayıf seyretmesinin yarattığı olumlu baz etkisini de buna ilave etmek gerekiyor.

2009 yılındaki küresel finans krizinin ötesinde bir yükselişe işaret eden kredi ivmesinin, tüketim ve yatırım harcamalarının toplamı şeklinde tanımladığımız yurt içi talebin yüzde 10’lar civarında artacağını düşündürüyor. Analizi bu noktadan bir adım daha ileri götürdüğümüzde ise karşımıza şu sonuç çıkmakta:

GSYH içerisinde, yurt içi talebin 2019 yılındaki payının yüzde 83,5 olduğu dikkate alındığında büyümeye buradan kabaca 8 puan katkı geleceğini söyleyebiliriz.

Buraya kadar olan bölüm Türkiye’nin Covid-19 sürecini para politikası araçları ve bunun aktarım kanallarından olan krediler kullanılarak, toplam talebin (tüketim ve yatırım) belirlenmeye çalışıldığı, dolayısıyla iktisadi faaliyetin ve büyümenin ivmelenmesi üzerine kurgulandığı bir tablo ortaya koyuyor.

Pandeminin neden olduğu ekonomik tahribatın üstesinden gelmek için ülkeler maliye ve para politikalarını birlikte devreye alırken Türkiye’nin para politikasına bu kadar ağırlık vermesinin nedeni ise son 20 yılın en yüksek bütçe açığına doğru gidiyor olmasıdır.

 

 

 

***

 

 

Zıkkımın Kökü’nde Ahmet Efendi oğulları Sefa ile Muzo’ya şöyle bir hikâye anlatır:

 

 

 

“Bi mezerci varmış, bu mezerci ağustosun sıcağında bile kaputnan[1] mezer kazarmış. Adamın biri dayanamamış sormuş: Arkadaş, demiş, nedir bu hal, neden böyle bu yazın sıcağında kaputnan mezer kazarsın? Mezerci yanıt vermiş: Arkadaş, kazarım ki kazarım. Bunca senelik mezerciyim, her gelen ölünün sahibine sordum, neden öldü, soğuk algınlığından dediler. Ben de şimdi soğuk alıp ölmemek için yaz kış kaputnan gezer, çalışırım”

 

 

 

Yaz kış kaputnan gezen mezerci gibi hükümet yine aynı ezbere başvurarak tıpkı 2017 yılında olduğu gibi kredileri büyüterek günü kurtarmaya çalışıyor. Bu sefer sadece şirketler değil hanehalkının da düşük kredi faiziyle bu dolmuşa binmesi ve borçluluğun artması teşvik ediliyor.

 

 

Baloncuyu, çok balonu olduğu için dünyanın en mutlu insanı sanan hikayedeki Muzo gibi, kredi kullananlar şimdilik balondan çok mutlu. Kredi verenler ise alanların gelecekte nakit akışının düzeleceği varsayımına bel bağlamış vaziyette. Geçmiş deneyimler bunun sekteye uğradığı, geri ödemede zorlukların yaşanabileceği bir senaryoyu ihmal etmemek ve çok şişirilen bir balon oluşturulmasından kaçınmak gerektiğini söylüyor.

 

 

Hızlı kredi büyümesi, bankacılık sektörünün kırılganlığını artırırken, finansal istikrarı bozucu etkiye neden olmakta, bu da kriz olasılığını artırmaktadır. Türkiye hızla bu olasılığa doğru koşuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

(*) Kara H., Küçük H., Tiryaki T., Yüksel C. (Ocak 2013), Türkiye İçin Makul Kredi Büyüme Oranı Ne Olmalı?, TCMB Ekonomi Notları

(**) Kara H., Tiryaki T., (Mart 2013), Kredi ivmesi ve İktisadi Konjonktür, TCMB Ekonomi Notları

 

[1]Askerlerin giydiği kalın kumaştan yapılmış üstlük

 

 

 

 

Dr Ali Orhan Yalçınkaya’nın  blog sitesini ziyaret edin, linki aşağıda

https://www.birgunluk.net/post/benim-balonlar%C4%B1m-var

 

 

IMF: Türkiye’nin ‘rezerv’leri kırmızı bölgede…

 

Yöneticiler İçin Temel Kurumsal Finans – Doç. Dr. AYSEL GÜNDOĞDU – 4 Haftalık Online Ders Paketi  

 

FÖŞ:  Bu Kredi Furyası da Göz Yaşlarıyla Bitecek

 

IIF: Aşırı krediye dayalı büyüme lirada hasar yaratacak

 

 

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları