Sosyal Medya

Ekonomi

Zülfikar Doğan: Faizi artırdı, sigara vergisini indirdi ama yine kimse Başkan Erdoğan’a güvenmiyor

Bu faiz artışıyla da MB’nin ve Erdoğan’ın beklentisi döviz mevduatlarının çözülmesi, gerek bankadaki gerekse yastık altındaki dövizlerin TL’ye dönüşmesi.....

Zülfikar Doğan:  Faizi artırdı, sigara vergisini indirdi ama yine kimse  Başkan Erdoğan’a güvenmiyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘faiz sebep, enflasyon neticedir, faizi tek haneye indireceğiz’ tezine rağmen Kasım ayında göreve getirdiği Merkez Bankası (MB) Başkanı Naci Ağbal, iki ayda ikinci faiz artışına imza attı. Aslında DEVA Partisi Genel Başkanı ve Erdoğan kabinelerinde en uzun süre ekonomiden sorumlu bakanlık görevini yürüten Ali Babacan’ın dediği gibi faizi artıran Erdoğan. Onun icazeti olmadan Ağbal’ın iki ayda 675 baz puan (6,75) faiz artışına gidip MB politika faizini yüzde 10,25’ten, yüzde 17’ye yükseltmesi olanaksızdı.

 

Daha önce birisini faizi indirmedi diye, diğerini de faiz indirdi diye iki MB Başkanını görevden alan Erdoğan üç yıllık başkanlık-tek adam sisteminde damadı Berat Albayrak’a emanet ettiği ekonominin getirildiği noktada çaresizlikten kendi tezlerini inkâr ve iptal noktasına geldi. Faiz artışını sineye çekerek sessiz kalmaya mecbur olan Erdoğan, 25 Aralık’ta yayınladığı karar ile de yıllardır aleyhte kampanya yürüttüğü sigara ve tütün mamullerinin vergisini düşürdü.

 

Sigara içen birisini gördüğünde ağzından sigarayı, cebinden sigara paketini alarak bırakma sözü verdiren Erdoğan, her altı ayda bir yapılan değişiklikle sigara ve alkolden alınan maktu vergileri de alabildiğine yükseltme yoluna gitti. Hazırlanan bütçelerde dolaylı vergilerden elde edilen gelir kalemlerinde en yüksek tutarlardan birisi sigara ve alkollü içkiden alınan KDV ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) idi.

 

Ancak Erdoğan’ın ‘Faiz sebep, enflasyon netice’ tezine rağmen, önceki MB Başkanı Murat Uysal döneminde politika faizi yüzde 8’e kadar düşürüldüğü halde enflasyon artmaya, çift hanelerde gezinmeye devam etti. Bunda da en önemli etkenlerden birisi Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon sepetinde önemli ağırlığı olan tütün mamulleri ve alkollü içkiler kaleminde, Erdoğan’ın her altı ayda bir artırdığı maktu vergiler ve ÖTV oranlarının fiyatlara yüksek tutarlı zam olarak yansıtılması ve bunun da enflasyonu yukarı çekmesi idi.

 

Erdoğan’ın sigara ve alkol karşıtı tutumuyla Türkiye, Avrupa’da ve dünyada sigara ve alkollü içki fiyatları ve alınan vergilerin yüksekliği açısından ilk sıralarda yer alıyor. Bunun yanı sıra sigara yasakları, ağır para cezaları ile birlikte sigara ve içki satışları saat 22.00’den itibaren yasaklandı. Korona salgınında ise sigara ve içki satış yasağı saat 20.00’a çekilirken, Cuma’dan Pazartesi’ye kadar uygulanan hafta sonu sokağa çıkma yasağında ise açık olan marketlerde ve büfelerde sigara-alkollü içki satışı tamamıyla yasaklandı.

 

Ancak ekonomik krizin derinleşmesi, enflasyonun durdurulamaması, sıkıntının had safhaya ulaşmasıyla, gıda ve akaryakıt (enerji-ulaşım) ile birlikte Erdoğan, enflasyonu tetikleyen önemli kalemlerden birisi olan tütün ve alkollü içkiden alınan maktu vergiler ile ÖTV’de yıllardır ilk kez geri adım atmak zorunda kaldı.

 

Erdoğan, yayınladığı yeni kararla her altı ayda bir yaptığı düzenlemede üretici enflasyonu (ÜFE) oranında artırdığı maktu vergiyi değiştirmeksizin aynı düzeyde tuttu. Ayrıca sigaradan alınan ÖTV’yi de 25 Aralık düzenlemesiyle aşağı çekti. Buna göre, 2021 yılı Ocak-Haziran döneminde sigaradan alınan maktu vergi halen uygulanan 2020 tutarında kaldı, artırılmadı. Sigara satış fiyatının neredeyse üçte ikisini aşan ÖTV ise 4 puan düşürülerek yüzde 67’den 63’e indirildi. Böylece yılbaşında sigaraya zam olasılığı ortadan kalkarken, dileyen sigara üreticileri ve markalar ÖTV indirimi kadar fiyat indirimine bile gidebilir.

 

Erdoğan’ın ekonomide yeni dönem olarak adlandırdığı bu dönemde sigarayı dahi ucuzlatacak yönde kararlar alması bir anlamda çaresizliğin dayattığı bir değişim. Aynı şekilde MB-PPK’nın

24 Aralık’ta gerçekleştirdiği 2020 yılının son faiz toplantısında beklentilerin de üzerinde bir hamleyle politika faizini 200 baz puan (2 puan) daha artırarak yüzde 17’ye yükseltmesine sessiz kalıp onay vermesi de bu çaresizliğin ve fazla manevra alanı kalmamasının bir başka değişim işareti.

 

Kasım’daki faiz artışı sonrasında mevduat faizleri yüzde 16-18, kredi faizleri de yüzde 17-22 arasına yükselmişti. Şimdi gerek mevduata verilen gerekse kredi için talep edilen faizlerin yeniden artması söz konusu.

 

Faiz artışları nedeniyle son iki ayda kredi talebi hemen hemen sıfırlanmış durumda. Buna karşılık TL mevduatta da artış gözlenmiyor. Aksine yine dövize ilgi artan şekilde devam ediyor. Bu da faiz artışının mevduat sahiplerine vadettiği getiriye karşılık güven sorununun ön planda olmaya devam ettiğini hâlâ TL’ye ve iktidarın ekonomi politikalarına güven zemininin oluşmadığını gösteriyor. Nitekim TÜİK’in açıkladığı Aralık ayı Tüketici Güven Endeksi (TÜGE) verileri de ekonomik güvenin ekside olduğunu, gelecek 12 aya yönelik beklentilerde umutsuzluğun, karamsarlığın, güvensizliğin yükseldiğini ortaya koyuyor.

 

MB Başkanı Naci Ağbal 2021 Para ve Kur Politikasını açıklarken, parasal sıkılaştırmaya devam edeceklerini ve ters dolarizasyon beklentisinde olduklarını ifade ederek, faiz artışını sürdüreceklerinin sinyalini vermişti. Bu faiz artışıyla da MB’nin ve Erdoğan’ın beklentisi döviz mevduatlarının çözülmesi, gerek bankadaki gerekse yastık altındaki dövizlerin TL’ye dönüşmesi.

 

Ancak bu beklentinin bir süre daha gerçekleşmesinin çok zor olduğunu bugünden söylemek olanaklı. Öncelikli neden, endekslere de somut biçimde yansıdığı gibi iktidara ve söylemlerine olan, güvensizlik. Ayrıca hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı alanında gündeme getirilen reform seferberliği konusunda ise iktidarın söylediklerinin tam aksi bir tutum içinde olması bu güvensizliği daha da derinleştiriyor..

 

 

Bu faiz artışının da tersine dolarizasyon ve TL’ye güven konusunda iktidarın umduğu sonuçları verme ihtimali düşük. Hatta faiz artışı sonrasında döviz kurlarında yaşanan gerilemeyle tam tersine ‘düşük kurdan daha çok döviz alma’ eğilimi ve dövize talep artabilir. MB haftalık para-banka istatistikleri de bunu doğrulayan veriler içeriyor.

 

MB’nin art arda yaptığı yüklü faiz artışları karşısında Cumhurbaşkanının ve ekonomi yönetiminin, AK Parti sözcülerinin sessizliği, tepkisizliği dikkat çekiyor.

 

Oysa daha Kasım başında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etmeden, MB Başkanı Murat Uysal görevden alınmadan önce Erdoğan ve ekonomi yönetimi tam tersi politikaları savunuyordu. Faizin tek haneye ineceği, döviz kurlarını ‘dış güçlerin yükselttiği’ söylemleri dile getiriliyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ‘Ekonominin şaha kalktığını’ söylüyordu. Kasım ayındaki faiz artışından sonra ise bu kez Erdoğan ‘Acı ilaç içmek zorunda kalabiliriz’ derken, ‘2023’e kadar sabır’ istedi.

 

Gelinen aşamada, değil tek hane, çift haneli faiz ve enflasyonda yukarı gidişin devam edeceği anlaşılıyor.

 

Buna rağmen ‘tersine dolarizasyon’ eğilimi henüz ufukta görünmüyor. Aksine Türk vatandaşları döviz almaya devam ediyor. MB’nin faiz artışlarıyla döviz kurlarında yaşanabilecek gerilemeler sonrası, hem vatandaşın döviz alma eğilimi hızlanabilir hem de MB bunu fırsat görüp, yeniden döviz alım ihalelerini başlatarak düşük kurdan rezerv toplamaya yönelebilir.

 

Ahval Türkçe’den alıntıdır, makalenin tamamına link burada

 

FÖŞ yazdı: Türkiye 2021: Erken seçim yılı olacak

 

 

Yenileme: Sigarada ÖTV düşürüldü, enflasyon etkisi olumlu

 

MAK Danışmanlık Anketi: AKP + MHP yüzde 45.8

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler