Sosyal Medya

Ekonomi

Uğur Gürses: Konvertibilitesi yaralı Türk Liramız

Sonuç şu; Ankara’da TL’deki değer kaybının seçmenin gözünde kötü yönetim algısı yerine “yabancı güçler ekonomimize saldırıyor” hikayesine çevirmek için seçilen söylem ve buna dönük eylem, dünya piyasalarında mevcut mekanizmaların bozulmasına, TL’nin “işlem görmeyen para” olmaya doğru iten bir yol açtı.

Uğur Gürses: Konvertibilitesi yaralı Türk Liramız

“Milli paralarla ticaret” konulu hamasi konuşmalar yapacaksınız hem de Türk Lirası’nın konvertibilitesine hasar vereceksiniz olacak iş değil. Türkiye, son çeyrek yüzyılda “tırnaklarıyla kazıyarak” milli parasına elde ettiği konvertibilitesini son birkaç yılda hızla kaybediyor.

Türk Lirası’nın değer kaybını önlemek için Türk Lirası’nı yabancı kurum ve bankalara yasaklarken, yabancı merkez bankalarına “alın size TL, verin bize kendi bastığınız parayı” deniliyor. Şu hiç sorulmuyor; acaba paramı korumak için yasaklamaktan öte yapmam gerekenleri yaptım mı?

Parası rezerv para olan hiçbir merkez bankası TL alarak kendi parasını vermek istemiyor. Verenler de rezerv para değil zaten.

Yabancı merkez bankalarından swap imkânı peşinde koşan Ankara’nın derdi, “bilanço makyajı” ve kendilerinin çok sevdiği deyimle “algı yönetimi”.

Çin’den Yuan swap imkânı ile sağladınız ve bilanço kaydı olarak duran bu yuanları satıp uluslararası piyasada dolara çevirebiliyor musunuz? Muhtemelen hayır. Ya Katar Riyali’ni? Londra piyasasında bile 50 milyon riyali dolara çevirmek için karşı taraf bulmanız zor olabilir.

Yabancı kurum ve bankalara yasaklanan Türk Lirası, daha önce serbestçe ülkeye giren yatırımları da tedirgin ediyor. Tahvil ya da hisse senedi gibi mali yatırımlar üzerinde satış baskısı yaratıyor. Nitekim yıl başından bu yana çıkan portföy yatırımları 10 milyar doları buldu.

TL’nin değer kaybını TL’nin konvertibilitesini yaralayarak sağlayacağını düşünen Ankara’daki ekonomi yönetimi, Hazine’nin borçlanma kapasitesini de yaralıyor.

Mayıs başından itibaren yabancı kurum ve bankaların TL borçlanabilme kapasitesinin neredeyse sıfırlanması ile kimi yabancı kurumların TL takasında açığa düşmelerinin giderek arttığı anlaşılıyor.

Bildiğimiz, 7 Mayıs günü BDDK üç yabancı bankaya, (BNP Paribas SA, Citibank NA, UBS AG) Türkiye’deki bankalara karşı olan Türk Lirası yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmediği için bir ayağı TL olan döviz işlemi yasağı getirmiş, birkaç gün sonra da bu yasağı kaldırmıştı.

Aslında bu temerrüt durumunun koşullarını, bizatihi alınan kararlar getirmişti; TL borç verme yasağı ile.

Aradan bir hafta geçtikten sonra, 14 Mayıs günü Avrupa’nın iki büyük menkul değer saklama ve clearing kuruluşu Türk Lirası takas işlemlerini durdurdular. Euroclear ve Clearstream kuruluşları, ortak platformları olan Bridge üzerinden gerçekleştirilen TL cinsi ödeme karşılığı teslimat (Delivery Versus Payment) işlemlerini 18 Mayıs gününden geçerli olmak üzere durdurdular. Bu kurumlar, sadece ülke içi ve kendi sistemleri içindeki menkul değer teslimatlarını yapacaklarını da not düştüler.

Çok belli ki; bu kuruluşlar Mayıs başından itibaren TL ödemeli/tahsilatlı TL cinsi menkul değer teslimatlarında açığa düşen, yani TL ödemesini yapamayan taraflardan (yatırımcılar) dolayı temerrüt olgularıyla karşılaşmışlar.

Bu yüzden açıklamada, ülke içi ve kendi sistemleri içindeki menkul değer teslimatlarında limitli açık kredi (overdraft) imkanlarının da kaldırıldığı, nakit teminat bulundurulması gerekliliği de ayrıca hatırlatılmış.

Sonuç şu; Ankara’da TL’deki değer kaybının seçmenin gözünde kötü yönetim algısı yerine “yabancı güçler ekonomimize saldırıyor” hikayesine çevirmek için seçilen söylem ve buna dönük eylem, dünya piyasalarında mevcut mekanizmaların bozulmasına, TL’nin “işlem görmeyen para” olmaya doğru iten bir yol açtı.

Ankara’nın “Yel değirmeni savaşında” iş, giderek TL varlıklardan kaçışa, TL varlıkların takasının bile kısıtlı yapılmasına dayandı.

20 Mayıs günü BDDK, aldığı yeni bir kararla Euroclear ve Clearstream kuruluşlarını TL yasağından muaf tuttuğunu açıkladı. Açıklamada, yaptığı işin yanlış olduğunu kendisi bakın açıklamada nasıl yazıyor;

“Kurulca yapılan değerlendirme neticesinde, TL cinsinden tahvil ve kira sertifikası işlemlerinin takas operasyonlarının olumsuz etkilenmemesini ve TL cinsinden menkul kıymetlerin etkin ve verimli bir şekilde işlem görmesini teminen…Kurum tarafından Euroclear Bank ve Clearstream Banking isimli kuruluşların söz konusu sınırlamadan muaf tutulması uygun görülmüştür”.

Demek ki olumsuz sonuçlarını hesaplamamışlar.

Bana sorarsınız, BDDK hala yanlışının farkında değil; Euroclear ve Clearstream kendileri TL bulamadığı için değil, ödeme karşılığı menkul kıymet devralacak olanların yani menkul kıymet satın alan yatırımcıların TL bulamadığı için temerrüde düştüklerini anlamamışlar.

Bir başka gelişme de; kamuoyuna manipülatör gibi işaret edilen ama sonra işlem yasakları kaldırılan büyük bankaların TL işlemlere aracılık yapmayı bırakmaları. Kaybeden kim? Parasının tüm dünyada yayılmasını, itibar görmesini isteyen bizler.

18 Mayıs’taki Bloomberg haberinde; 7 Mayıs’ta BDDK tarafından yasaklanan ve sonra yasağı kaldırılan bankalardan BNP Paribas’nın, brokerlik hizmetleri çerçevesinde, TL piyasa operasyonlarını küçültme ve müşterilerine TL cinsi işlem önerisi yapmama kararı aldığı yer alıyordu.

2018’deki swap kısıtlamaları başlayana kadar, Londra piyasasında TL swap işlem hacmi aylık 500 milyar dolar seviyesinde iken, 2018 sonrasında 350-400 milyar dolara geriledi.

Yazının devamı burada.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler