Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Standard Chartered: Şafaktan önceki en karanlık zaman; COVID-19’la savaş 2009’dan daha derin durgunluk yaratacak

Arjantin ve Türkiye dışsal olarak en fazla borca sahip ekonomiler olarak öne çıkmaktadır. Bu iki ekonomide % 90'ın üzerinde yabancı para cinsinden dış borç oranı ile dikkat çekmektedir.

Standard Chartered: Şafaktan önceki en karanlık zaman; COVID-19’la savaş 2009’dan daha derin durgunluk yaratacak

COVID-19 salgınının insani ve ekonomik maliyeti abartılamaz.

En kötü etkinin 1Y-2020’de hissedilmesini beklesek de bu sürenin ötesine geçebilir. 2020, 1929-31’deki Büyük Buhran’dan bu yana küresel ekonomi için en kötü barış zamanı performansını görebilir (tahminimiz şu an % -0.6). 1Y-2020’de ekonomik bir çöküş ve ardından ağrılı bir toparlanma bekliyoruz. Çin ekonomisine ilk çeyrekte ve dünyanın geri kalanında ikinci çeyrekte yoğunlaşan şokun, 2007-09 Küresel Finansal Kriz (KFK) döneminde tek bir çeyrekte olduğundan daha büyük olması bekleniyor.

Çin’in bu krizden ilk olarak çıkmasını bekliyoruz, ancak dünyanın geri kalanında devam eden durgunluk, toparlanmanın süresini uzatacaktır. Mevcut ekonomik zorlukların ölçeğini gösteren ABD’nin ilk işsizlik başvuruları, 28 Mart’ta sona eren haftada 6,65 milyona yükseldi, bu da çalışma çağındaki nüfusun %3,2’sine eşitti – Eylül 1982’de kayıtlara geçen % 0,5’lik rekorun altı katı. BU sıçrama önceki hafta ilk işsizlik başvurularının 3,28 milyon kişiye yükselmesinin üzerine geldi. Avrupa’da da göstergeler ekonomik aktivitede etkin bir düşüş olduğunu göstermekte. Güney Kore’de, sınırlama önlemleri nedeniyle yeni koronavirüs vakalarında yavaşlama belirtileri, Çin’e benzer bir örüntü izleyerek beklenti ve aktivite verilerinde bir toparlanma yaratabilir.

2Ç-2020, kitlesel kapanışların en yoğun olduğu dönem olması açısından küresel durgunluk için en dip nokta olacak. Tüm ekonomik sektörler dururken, sadece daha yavaş büyüme değil, büyük GSYİH kayıpları da gerçekleşecek. Bu arka plana karşı, politika tepkisi savaş zamanı dışında benzersiz ölçeklere ulaşmakta. En etkili teşvik önlemleri, özellikle dünya çapında çoğu insanı istihdam eden KOBİ’ler için, kitlesel işten çıkarma ve iflas sarmalından kaçınmayı amaçlayanlar elbette.

ABD’nin en büyük metropolitan bölgelerinin çoğunda ve Avrupa’nın en büyük ekonomilerinde kilitlenmeler veya “evde kalma” emirleri uygulanmakta. Ekonomik ve sağlık kaynaklarının daha sınırlı olabileceği gelişmekte olan pazarlarda, hükümetler ‘eğriyi düzleştirmek’ için benzer önlemler almakta. Güney Afrika ve Nijerya gibi ülkelerdeki duruşların virüsün yayılmasını yavaşlatacağını, bu sayede daha sonra gerekebilecek sert önlemleri engelleyeceğini varsayıyoruz, ancak bu hiçbir şekilde garanti edilmez. Mevcut tahminlerimiz, 4Ç-2020 döneminde koronavirüs salgınlarının yeniden canlandığını varsaymamakta.

Salgının yeniden alevlenmesi engellense ve tüm dünyada daha agresif politika destek tedbirleri uygulansa bile, 2020’de küresel ekonomi canlı hafızadaki en kötü yıllarından biri olmaya devam edecek.

Ekonomik şokun büyük ölçeği göz önüne alındığında, sunulan ekonomik uyaranın büyüklüğü şaşırtıcı değil. Bu tür önlemler olmasaydı, dünya ekonomisi büyük olasılıkla bir depresyona girecekti.

G3 bilançoları rekor bir hızla arttı

Dünya genelinde merkez bankaları tarafından açıklanan niceliksel genişleme önlemleri hem boyut hem de kapsam açısından etkileyici. Bu krizden önce, büyük merkez bankalarının liderleri, 2007-09 krizinden sonra on yıllık bir aşırı gevşek politikanın ardından büyümeyi teşvik etmek için para politikasında alan kalmadığı konusunda uyarmaktaydılar.

Politika yapıcılar şimdi bu soruna da bir çözüm buldu: hem ABD’de hem de Euro bölgesinde sınırsız miktarsal genişleme (QE) dahil olmak üzere güçlü mali ve parasal teşviklerin bir kombinasyonu. Mali paketler de hızla bir araya getirilmekte; bunun mali açıklarda büyük artışlara yol açması muhtemel. Bilinen gerçek, 2008-2009’da KFK’ye mali yanıt yetersizdi. Bu kez, politika yapıcılar eski Avrupa Merkez Bankası Valisi Mario Draghi’nin Avrupa borç krizi sırasında etkili bir şekilde kullandığı “ne olursa olsun” yaklaşımını izliyorlar. Birleşik G3 bilançosundaki (Fed, ECB ve BoJ) büyüme, 2008’den bu yana en büyük bilanço genişlemesini göstermekte.

Mali teşvik paketlerinin çoğu, faaliyet durduğunda KOBİ’ler üzerindeki baskıyı azaltmaya odaklanmış durumda. Bu destek, bulaşma riskleri bulunduğunda ekonominin toparlanabilmesi için çok önemli. KOBİ’ler çoğu ekonomide (hem gelişmiş hem de gelişmekte olan) istihdamın büyük bir kısmını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda üretimin önemli bir kısmını da oluştururlar. Fırtınayı beklemek için iyi konumlandırılmış büyük nakit fazlası şirketlerin aksine, KOBİ’ler, gelirler kuruduktan ve merkez bankalarından ve hükümetlerden mali destek almadıkça birkaç ay içinde iflas tehlikesiyle karşı karşıyadır. En başarılı maliye politikası yanıtlarının, çalışanların işlerinde (sübvansiyonlar aracılığıyla) kalmasına ve işverenleri (doğrudan hibeler veya uygun krediler aracılığıyla) desteklemelerine yardımcı olması gerekli.

Gelişen pazarlar – Ufukta iç sorunlar

Şimdiye kadar, pandemi gelişmiş ekonomileri daha hızlı etkilediğinden, gelişmekte olan pazarların çoğu (Çin hariç özellikle birkaç istisna dışında) öncelikle dışsal şoklarla karşılaştı.

Küresel riskten kaçınma beklendiği için GOÜ FX ve hisse senedi piyasaları büyük kayıplar gördü. Bununla birlikte, bu ülkeler artık bulaşma yayıldıkça kendi iç ekonomik krizleri için artan bir riskle karşı karşıya. Hindistan ve Nijerya da dahil olmak üzere bazı kalabalık GOÜ ülkeleri, virüsün yayılmasını önlemek için önemli adımlar atmaya başladı; bunların GSYİH büyümeleri üzerinde doğrudan bir etkisi olacak.

Umut, bu adımların ‘eğriyi düzleştirmeye’ yardımcı olacağı. Bununla birlikte, bazı gelişmekte olan ülkeler, büyük nüfus büyüklükleri ve yoğunlukları göz önüne alındığında yüksek risklerle karşı karşıya. Bazı durumlarda, nüfusun önemli bir kısmı tehlikeye atılmakta; örneğin Güney Afrika’daki yüksek orandaki HIV hastalığı.  Bu ülkelerin çoğunda sağlık hizmetleri iyileşmiş olsa da, büyük bir salgınla başa çıkmak eğrinin önemli ölçüde düzleştirilmesini gerektirecek.

GOÜ’de, örneğin Hindistan ve Güney Afrika’da güçlü para politikası tepkileri görmeye başlıyoruz. Bununla birlikte, mali alan daha kısıtlı ve birçok ülke ekonomilerini istikrara kavuşturmak için IMF veya Dünya Bankası’ndan çok taraflı desteğe ihtiyaç duyabilir. Yaklaşık 80 ülke, COVID-19 kaynaklı ekonomik kaybı dengelemek amacıyla finansal destek için IMF’ye yaklaştı.

COVID-19 salgını olmasa bile, GOÜ emtia üreticileri petrol fiyatları düşmeye devam ederken keskin yavaşlama riski altında. Küresel petrol talebinin Nisan ayında günde 18,4m varil(% 18,4) düşmesini bekliyoruz. Öngörülen envanter yapıları, Mayıs ayına kadar kullanılabilir depolama kapasitesini dolduracak. Pazarın dengelenmesinin tek yolu geniş çaplı üretim duruşları ve bu tercih de ancak 10 USD / varil seviyesinin altındaki fiziksel fiyatlarda gerçekçi olabilir.

Gerilmiş kaldıraç değerleri…

Geçtiğimiz on yıl, dünyanın çoğunda kalıcı olarak düşük fonlama maliyetleri ve kaldıraç risklerinde istikrarlı bir artış gördü. Küresel borç (finansal olmayan sektör), KFK dönemi dâhil olmak üzere küresel GSMH’nin yaklaşık %240’ına ulaşarak rekor kırdı. Küresel borç 2017’den bu yana GSYİH’nın 4,1 puanı kadar artarken, ABD bu artışın % 62’sini, Çin % 35,8’ini ve Japonya % 22,5’ini oluşturdu. Euro bölgesinin toplam borcu yıllık % 4,6 düştü.

Kaldıraç açıklarını değerlendirmek için üç temel metriğe odaklanıyoruz: borç düzeyi, borç birikiminin hızı ve borç-hizmet oranı. Arjantin dışında, kapsama alanımızdaki hiçbir ekonomi şu anda aşırı hızlı borç birikimi (nominal GSYİH büyümesine yayılmış olarak) konusunda bir uyarı sinyali vermemektedir. Ancak, derin bir durgunluk durumunda, geri ödeme yüküne ek olarak, düşük fonlama maliyetlerinin bile karşılanması zordur. Risk ceplerini tanımlamak için, yerel COVID-19 salgınları ile yüksek kaldıraçlı gelişmekte olan pazarlara bakıyoruz.

Çin’de toplam borç büyümesi ile nominal GSYİH büyümesi arasındaki fark, KFK’den bu yana ilk kez 5 puanın (beş yıllık ortalama) altına düştü. Bu, 9 puanlık farkla bir önceki zirveden önemli bir gerileme. Görüşümüze göre, 5 puanın üzerine çıkması borç sorunlarının geleceğine dair bir uyarı işaretidir. Çin’in hanehalkı borç / GSYH oranı ılımlı olmaya devam ederken, borç servisi ve borç / hanehalkı gelir oranları son birkaç yılda hızla artmış ve hane halklarının ekonomik gerilemeleri on yıl öncesine göre daha iyi tolere edebilmelerini sağlamıştır. Burada kritik olan, faiz oranlarının düşük kalması ve mevcut seviyelerden daha da düşebilecek olmasıdır.

ABD’de, 2017’den 3Ç1919’a kadar olan toplam borç artışının %4,47’sini devlet borcu, % 35,25’ini reel sektör ve %18,8’ini hanehalkı oluşturdu. Hükümet borcundaki artış, 2017 sonlarındaki büyük vergi indirimi nedeniyle 2018’de yoğunlaştı. ABD hükümet borcunun büyüklüğü, henüz açıklanmış olan büyük mali teşvik paketinin bir sonucu olarak daha da artacak. Ayrıca dikkat çeken nokta, ABD kurumsal borcunun 1990’ların başından bu yana ilk kez hanehalkı borcundan daha yüksek olması.

Kurumsal kaldıraç endişe konusu

Şirketler sektöründe en yüksek riskler Çin ve Hong Kong’da; Hong Kong’da ortaya çıkan şirket borcunun büyük bir kısmı Çin’de dağıtılıyor. Bununla birlikte, hem Çin hem de Hong Kong için kurumsal borç / GSYİH oranları 2017 seviyelerinden aşağıda. Borç artışının GSYİH büyümesine göre hızı da son iki yılda, ılımlı bir seyir izlemiştir.  Kırılganlıklara borç / özsermaye ve borç / FAVÖK oranlarına bakarak inceliyoruz. Borç / özsermaye perspektifinden bakıldığında, Rusya ve İspanya’nın en yüksek kaldıraçlı kurumsal sektörlere sahip olduklarını ve ortalama borç / özsermaye oranlarının %300’ün üzerinde olduğunu görüyoruz. Borç-FAVÖK açısından, Singapur, İspanya ve Tayvan’daki en kaldıraçlı şirketlerin 12 kat FAVÖK’ü aşan borçları var. Borç verme açısından bakıldığında, Türkiye’nin faiz karşılama oranı en zayıf orandır. Bununla birlikte, analizimiz sadece kaldıraçın gerilebileceği alanları vurgulamaktadır. Bu oranların endişe yaratıp yaratmadığını belirlemek için, bireysel şirketlerin finansal kaynaklarına derin bir dalış yapılması da gerekecektir.

Hanehalkı borcuna da dikkat

Avustralya, Kore, Malezya, Tayland ve Hong Kong’da hanehalkı borç / GSYİH oranları yükselmiştir. Oranlar 2017’den beri Avustralya, Malezya ve Tayland’da sabit kalırken, hane halkı kaldıraç oranı Kore ve Hong Kong’da artmıştır.

Küresel olarak düşük faiz oranları ve bazı ekonomilerdeki kredi moratoryumları, yakın vadede hanehalklarının rehabilite edilmesini sağlayabilir. Ancak, mevcut sağlık ve ekonomik kriz devam ettikçe, artan işsizlik daha olası hale gelmektedir; bu, kredi moratoryumlarının sona ermesi durumunda nihai kredi temerrütlerine yol açabilir.

Dış borç – Arjantin ve Türkiye

Arjantin ve Türkiye dışsal olarak en fazla borca sahip ekonomiler olarak öne çıkmaktadır. Bu iki ekonomide % 90’ın üzerinde yabancı para cinsinden dış borç oranı ile dikkat çekmektedir. Finansal olmayan sektör dış borçlarının döviz rezervlerine oranı 2017’den bu yana önemli ölçüde artmıştır. Her iki ekonomi de önemli ölçüde ikiz açıklar veriyor. Bu nedenle, dolar sıkışıklığı veya sıkı fonlama koşulları durumunda para birimlerinin en fazla baskı altında olması şaşırtıcı değildir. Yerel COVID-19 salgınları daha fazla aksamalar yaratacaksa, bu dış finansman üzerinde olumsuz bir baskı yaratabilir.

Tünelin ucundaki ışık: Hedefli uyaran önlemlerinin dalgaları

Bunlar eşi görülmemiş zamanlar. Küresel bir salgın, dünya çapında bir halk sağlığı ve ekonomik krizi tetikledi. Daha önceki krizlerin deneyimi hem kamu hem de özel sektöre yanıtlarında rehberlik etmeye yardımcı olmakta. Hayat kaybını sınırlamak için mümkün olan her şeyi yaptıktan sonra en hayati mesele, kriz sonrasında küresel bir ekonomik bunalımı önlemek. İşçilerin gelirlerini sabit tutan ve işverenlerinin ayakta durmasını sağlayan politika önlemleri hayati önem taşıyacak. Bu sefer KOBİ sektörü gerekli bir odak alanı olarak öne çıkıyor; çoğu insanın büyük şirketler yerine KOBİ’ler için çalıştığı göz önüne alındığında bu yapı kritik öneme sahip. Mali kısıtlamalarla karşı karşıya olan gelişmekte olan piyasalar için, IMF ve Dünya Bankası gibi çok uluslu kurumların rolü, giderek artan işten çıkarmalarda ve iflaslarda en kötü senaryonun önlenmesinde kritik olacak.

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler