Sosyal Medya

Ekonomi

#sabahbulteni – “Aşı” ve “normalleşme”…?

Sabah bültenini yetiştiremediğim için seans arası düşüncelerimi ve notlarımı paylaşmak istedim. Aşılarda ilerleme kaydedildiği bir gerçek. Bu gerçek hem küresel…

#sabahbulteni – “Aşı” ve “normalleşme”…?

Sabah bültenini yetiştiremediğim için seans arası düşüncelerimi ve notlarımı paylaşmak istedim. Aşılarda ilerleme kaydedildiği bir gerçek. Bu gerçek hem küresel ekonomi hem de küresel finansal sistem için rüzgârın tekrardan arkadan esmesine neden oluğunu görüyoruz. Finansal sistem geleceği önceden satın aldığı için ekonomilerdeki toparlanmayı, aşılardan gelen olumlu haberlerle, şimdiden fiyatlamalarına yansıtarak bir coşku içinde yükselişine devam ediyor. Aynı coşkunun sosyal hayata da yansıdığını sanırım hepimiz görüyoruz. Fakat, aşı her ne kadar bir gerçekse küresel vaka sayısının 60 milyonu geçmesi ve virüs nedeniyle 1 milyon 426 bin 843 kişinin hayatını kaybettiği de ayrı bir gerçek.

Kaydedilen rakamlara göre Avrupa’da her 17 saniyede bir kişi ABD’de ise her 40 saniyede 1 kişi hayatını kaybediyor. “Şükran günü” beklentisiyle kısıtlamaları gevşetme düşünceleri içerisinde olan İngiltere ve Fransa’ya rağmen Almanya aldığı tedbirleri uzatma kararı aldı. ABD’de ise bütün uyarılara rağmen Beyaz Saray’ın geleneksel şükran günü resepsiyonunu yapacağı bildirildi. Washington Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre ABD’de bir an önce tedbirler alınmazsa vaka sayısı ikiye katlanarak 20 milyonu bulabilir ve virüs kaynaklı ölümler 140 bin daha artabilir. Dün ABD’de yaşanan günlük can kaybı 2 bin 157’ye yükselmesi başlı başına durumun zaten ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.

Dün Türkiye’de açıklanan verilerde bir ilk gerçekleşti ve Sn. Koca “açık test politikasına” geçtiklerini söyleyerek artık “semptom göstermeyenleri” de vaka olarak saydıklarını belirtti. Sonuç olarak açılanan tabloda 28 bin 351 vaka rakamı yer aldı ve Türkiye günlük vaka sayısında ABD ile Hindistan’dan sonra Dünya’da üçüncü geldi. Eğer, Sn Koca’nın “normal vaka sayısı açıklanan rakamın 8 katı” dediği cümlesiyle hareket edersek durumun Türkiye için ne kadar kötü olduğunu anlayabiliriz. Ölüm oranlarında yaşanan hızlı artış ta durumun vahimliğini destekliyor. Türkiye’nin acilen daha sert önlemler alması artık bir gerçek. Burada değinmek istediğim asıl konu neden açıklanan rakamlarda politika değişikliği yapıldığıdır. Sn. Erdoğan’ın AB’ye yanaşma sinyali vermesiyle daha mı “şeffaf” olunmak istendi yoksa “nasıl olsa önlemler var artık daha düzgün rakamlar verelim” mi denildiği konusu tedirgin edici. Her iki koşulda da açıklanan verilere inanan insan sayısı, Sn. İmamoğlu’nun yaptığı açıklamalardan destek alarak, olukça az.

Sosyal hayat bir finansal sistem ya da ekonomik sistem değildir. Sosyal hayatta önceden fiyatlama yapamazsınız. Somut adımlar, somut sonuçlar ve somut deliller görmek istersiniz. Bundan ötürü aşı var diye “heyecana” kapılır önlemleri ve tedbirleri elden bırakmamakta fayda var.

Aşının dağıtım stratejisi, kim ne kadar alacak sorusu, taşınabilirlik problemi ve uzun vade de ne olur bilinmezliği devam ediyor. Kullanılmaya başladığında virüsün mutasyon geçirmesi devam ettiğinden dolayı gerçekte (denekler dışında) başarılı olup olmayacağı bence büyük bir soru işareti. Virüse karşı daha kullanışlı bir ilaç geliştirilmediği taktirde ön görülen “normalleşme” ihtimali de zorlaşıyor. Bunun gerçekleşmesini ben en erken 2022 – 2023 olarak düşünüyorum. Durumlar böyleyken küresel finansal sistemin her şey bitmiş gibi aşırı coşkulu fiyatlamalarına dikkat etmek gerekiyor. Daha yeni IBM 10 bin kişinin işine son vereceğini açıklarken Walt Disney 32 bin kişiyi işten çıkaracağını bildirdi. Hava yollarında ise tahmin edilen kayıp rekor seviyelerde ve her tahminde yukarı yönlü revize olmaya devam ediyor. Bunun yanında kapanan şirketlerin sayısını ve ABD’de işsizlik başvuranların artmaya devam ettiğini de belirtmek isterim.

Reel ekonomi de durumlar böyleyken küresel finansal sistem neden rekor kırmaya devam ediyor? S&P500 için hedef fiyatlar 4000$ ile 4300$ seviyelerine çekilmiş durumda ve şirketlerin karlılık oranlarında da artış bekleniyor. Bu durumu “aşılardan” gelen pozitif haberler destekleyebilir. Ben biraz daha “kuşkucu” yaklaşma taraftarıyım. FED bilançoyu rekor bir şekilde büyüterek ve faizleri de %0 seviyesine yakın küresel finansal sistemin çökmesine engel olurken zombi şirketlerin de çoğalmasına neden oldu. MarketWatch’ta yer alan makaleye göre ABD endekslerinin %98’ini kapsayan Russell 3000 endeksindeki şirketlerin %12’si zombi tanımına uyarken son 12 ayda bu oran %19’a yükselmiş. Biraz geçmişe dönersek, yatırımcıların yüksek getiri amaçlı hareketlerinin finans sisteminde çöküntüye neden olduğunu görebiliriz (teknoloji balonu, 2008 küresel kriz). Tahvil faizlerinin eksi olup her ihraçta daha da eksi getiriye düşmesinin nedenlerinden biri de budur. Yüksek getiri arayışı yatırımcıların daha da eksi faizler tahvil almalarına bile neden oluyorken neden zombi şirketlerin ayakta kalmasına neden olmasın. Ne de olsa uzun vade de düzelirler beklentisi var. Keynes’in de “uzun vade de hepimiz ölüyüz” cümlesini hatırlatmak isterim. CNN İş Dünyası Korku & Açgözlülük endeksinin “aşırı açgözlü” ve aşağıda bulunan “Buffet İndikatörüyle” ve “F/K” grafiğinin de “aşırı değerli” sinyallerini vermesi finansal sistemdeki risk fiyatlamasının ne kadar bozulduğunu gösteriyorlar.

Fiyatlamaların elde tutulacak tarafı da var. Biden’ın ABD Başkan’ı seçilmesi küresel siyasete rahat bir nefes aldıracağı için yatırımcılar Biden ve kabinesini sevdi. Asya fonlarının ABD’ye nazaran daha iyi performans göstermelerinin yanında Biden’ın dışında Asya’nın Avrupa ve ABD’ye göre virüsle daha iyi mücadele etmesi de var. Aşının iyimserliğiyle kıymetli madenlerde yaşanan gerileme de normal karşılanmalı. Fakat, mevcut “bol para” durumundan ötürü çok düşük seviyeleri beklemek kuyruk riski kadar ufak bir ihtimal. Aşıyla beraber altın yükselişini petrole bırakmış durumda. Toparlanma iyimserliği yükseldiği için petrol fiyatları son günlerde daha stabil hale geldiler. Fakat, bence asıl neden OPEC ve OPEC+ ülkelerinin arz kısıntısına gitmeleri ve bu politikayı koruyacak olmalarıdır.

FED’in 4-5 Kasım toplantı tutanaklarında da virüsün orta vade için risk unsuru olduğu açıkça vurgulanmış. Bir önceki paragraftaki gibi somut nedenler bulmadan “yukarı yönlü fiyatlama” heyecanına aşırı kapılmamanın en iyisi olduğuna inanıyorum. Emin ki risk alma seviyesi herkese göre farklıdır. Bu yazı bir yatırım tavsiyesi olmamakla beraber strateji güncellemesi hiç değildir. Sadece, yapılan “yukarı yönlü” senaryoların çoğunun “aşı çalıştığı” üzerine kurulduğunu bir kez daha belirtmek istedim.

 

Can Ilker 

Ekonomist 

Makro Araştırmacı / Stratejist

#sabahbulteni

© 2020 – Burada yayınlanan haberlerin telif hakları Can İlker’e aittir. İzin alınmadan kullanılamaz.

YASAL UYARI: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, kişisel görüşlere dayanmaktadır. Gerek site üzerindeki gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Can İlker hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Telif hakkı sahibi isimler altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen hak sahibine aittir.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler