Sosyal Medya

Ekonomi

Mehmet Ali Verçin: Ekonominin gidişatı hakkında ilk senaryo; ‘Tıkanma’

“Tıkanma” senaryosu diye adlandırdığımız birinci senaryo, en geç 2021 sonunda, döviz rezervlerinin 40 milyar doların altına düşebileceği ve Türkiye’nin dış borç ödemelerini yapamayabileceği ihtimaline dayanıyor.

Mehmet Ali Verçin: Ekonominin gidişatı hakkında ilk senaryo; ‘Tıkanma’

Azalan uluslararası döviz rezervleri, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu olmasına rağmen gerekli ve yeterli tedbirlerin alınmaması, ekonominin geleceği hakkında tehlike çanlarının çalmasına yol açıyor.

Geçen yazımızda Türkiye ekonomisinin alınacak veya alınmayacak tedbirlere göre, maruz kalacağı muhtemel üç değişik senaryodan bahsetmiştik.

“Tıkanma” senaryosu diye adlandırdığımız birinci senaryo, en geç 2021 sonunda, döviz rezervlerinin 40 milyar doların altına düşebileceği ve Türkiye’nin dış borç ödemelerini yapamayabileceği ihtimaline dayanıyor.

Bu senaryonun verilerini ve süreçlerini ihtimamla incelediğimizde her türlü “kötü” sonucun ihtimal dâhilinde olduğu görülmektedir.

Önceki yazıda bahsettiğimiz mevcut 85,5 milyar doların, 7’si nakit, 11’i yurtdışı banka hesaplarından olmak üzere 18 milyar doları bankalardadır.

Herhangi bir sıkıntı halinde bankalardaki bu 7 milyar dolar ve TCMB’deki 2,5 milyar dolar nakit, hızla, bankaların kiralık kasalarına veya evdeki kasalara aktarılacaktır.

Türk bankaları, günlük ortalama 8 milyar dolarlık uluslararası ödeme, tahsilat ve döviz alım satım işlemi yapmaktadır. Bu işlemler için bankaların yurtdışındaki hesaplarında en az on milyar dolar tutmaları şart ve zorunlu.

Yani bankalardaki dövizden dış borç ödemelerine pay ayrılamaz.

Geriye kalan 65 milyar, adeta, gün be gün erimeye terk edilmiş.

DÖVİZLER NASIL ERİR

1) Yeni ekonomik program, YEP, 2021 yılı için cari açık oranını %1,9 öngörülmüş. Kabul edip 15 aya uyarladığımızda 17 milyar dolar cari açık oluşuyor.

2) Bu yılın ilk dokuz ayında yabancılar ellerindeki hisse ve hazine tahvillerini satarak Türkiye’den 13 milyar dolar çıkardılar. Önümüzdeki 15 ayda en az 5 milyar dolar daha çıkarmaları sürpriz olmaz.

3) Türkiye’de doğrudan yatırım yapmış veya ev ve işyeri almış kişiler, bu varlıklarını, satarak çıkabilirler. Bu işlemler de 2 milyar dolara ulaşabilir.

4) Gelecekte yapılacak ithalatın finansmanında sıkıntı çıkma ihtimali, şirketleri, erkenden yurt dışına para çıkarmaya sevk edebilir. Bu rakam 10 milyar dolara kadar çıkabilir.

5) Türkiye’nin dış borcunun 420 milyar dolar olduğunu belirtmiştik. Her borcun bir faizi olur ve bu faizler ya ödenir ya da borçlara eklenir.

Bu borçlar için ödenecek yıllık faiz oranını % 5 olarak varsaydığımızda tahakkuk edecek yıllık faiz tutarı 21 milyar dolar olur.

Bu faiz tutarının 11 milyar dolarını borçlara ekleneceğini ve sadece 10 milyar doların ödeneceğini varsayalım.

6) En önemlisi kısa vadeli borçların çevrilebilirliği. TCMB kaynaklarına göre, Temmuz 2020 itibarıyla vadesine bir yıl kalmış dış borçlar toplamı 176 milyar dolardır. 2021’in sonuna kadar da 200 milyar dolar varsayalım.

Türkiye ekonomisinin kötüye gittiğini düşünen bazı alacaklarının, paralarının, tamamını veya bir kısmını tahsil etmek isteyecektir. Kredi verebilecek kurumlar da ihtiyaç kadar kredi vermeyebilir.

Sıkıntıya düşme ihtimali olan bir borçluya alacaklıların müsamaha göstermesini beklemek, temelsiz bir iyimserliktir.

Soru: Bu 200 milyar dolarlık kısa vadeli borcun % kaçını tekrar döndürebiliriz?

Cevap: Mevcut şartlar devam ederse %80’ini döndürmek bile başarı sayılır; fakat biz, iyimser davranıp %90 diyelim. Yani mevcut rezervlerimiz 20 milyar dolar azalacaktır.

Son Toplam: Yukarıda kötümser olmayan varsayımlar altında, bu altı maddede, uluslararası döviz rezervleri kaybının toplamı tam 64 (altmış dört) milyar dolara ulaşıyor.

TIKANMA

Geriye basit bir soru kaldı: Türkiye ekonomisi 64 milyar doları ödeyemez, peki 30 milyar dolar rezerv azalışına tahammül edebilir mi?

Cevap: Kesinlikle hayır.

“Bir borçlunun borcunu ödeyip ödeyemeyeceğini sorgulamak” galiba, benim, bankacılıktan gelme “mesleki refleks”im. Bu yazıya başlarken kötü bir sonuçla karşılaşacağımı tahmin ediyordum fakat “Tıkanma” olacak kadarına değil.

Sonuçta “kötü bir akıbet” ihtimalinin tellalı durumuna geldik.

“2. Sürüklenme” ve “3. Azim” senaryo çalışmalarında, ekonomiye olumlu etki sağlayacak bazı parametreler ilave ederek irdelemeye devam edeceğiz.

 

Yazının Kaynağına Buradan Ulaşabilirsiniz 

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler