Sosyal Medya

Ekonomi

Mahfi Eğilmez:  Geldik Yine Faize

Türkiye ekonomisinin 1993 yılından bu yana en ciddi sorunu ekonominin dört temel unsurundan (ücret, kâr, rant ve faiz) birisi olan faizi sanki ekonomi dışı bir unsurmuş gibi görmekten kurtulamamış olmasıdır. Bu sorunu aşamadığımız için sürekli aynı noktaya geri geliyoruz....

Mahfi Eğilmez:  Geldik Yine Faize

Haziran – Temmuz aylarında kuru tutmayı başarmış gibi görünüyoruz. Ağustos’ta kontrolü yitirmişiz. Nasıl oldu da 2 ay başardığımız halde sonrasında başaramaz duruma geldik? Bunu basit bir örnekle anlatayım. Dalgaların sahile sürekli olarak deniz yıldızları taşıdığını ve bir çocuğun bunları tek tek denize atmaya çalıştığını düşünelim. Çocuk bir yandan denize atarken bir yandan da kıyıda birikenlerden kurtardıklarını geriye doğru sayar: “999, 998, 997, 996…881…” tam o sırada yeni bir dalga gelir ve yeni deniz yıldızlarını sahile vurur. Çocuk bir an durur ve saymaya yeniden başlar: “1010, 1009, 1008…” ve bu böyle sürüp gider. Bizim Merkez Bankası ve kamu bankalarının yapmaya çalıştığı şey aşağı yukarı budur: Ödünç 40 milyar dolarla 2 trilyon dolara düzen vermeye çabalamak. Bir başka deyişle başkasının bastığı parayı başkasından ödünç aldığın parayla dizginlemeye çalışmak. Oysa yapılması gereken şey kendi bastığın parayı yönlendirmekten ibarettir.

 

Sermaye hareketlerini serbest bırakmışsak ve ekonomiyi iyi yönetemediğimiz için insanlar Türk Lirası yerine dolar tutmaya yönelmişse yapılacak şey insanların tercih ettiği doları değersizleştirmeye çalışmak değil, Türk Lirasını değerli kılmaya çalışmaktır. 40 milyar dolarlık ödünç rezervle 2 trilyon dolara müdahale etmek mümkün değildir. Bunun kısa vadedeki yolu faizi yükseltmektir. Faizi yükselttiğinizde insanlar faiz geliri elde etmek için dolar talebini bırakıp TL’ye dönerler, bu da TL’yi değerli hale getireceği için kuru düşürür.

 

Ne var ki faizle oynamanın da bir sınırı var. Sürekli faizle oynarsak ya da faizi çok yüksek tutarsak yatırımlarda gerileme, talepte düşme gibi başka sorunlar ortaya çıkar. O nedenle dönüp dolaşıp geleceğimiz yer yapısal reformlardır.

 

Bugün içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumda önce kanamayı durdurmamız, bunun için de faizi yükseltmemiz gerekiyor. Merkez Bankası bu eylemi el altından yürütüyor. Politika faizini aynı noktada tutuyor görünse de ortalama fonlama faizini artırmaya başladı. Gösterge faiz yüzde 13’e yükseldi, bankalar da yüzde 7’ye kadar düşürdükleri mevduat faizini artırmaya başladılar. Ne var ki bu adımlar iki nedenle yetersiz kalıyor: (1) Faizler (vergi sonrası bakıldığında) beklenen enflasyona göre hala düşük bulunuyor. (2) Merkez Bankası’nın politika faizini artırmak yerine dolaylı yoldan faiz artırımına gitmesi yeterince cesur önlemler alamadığı izlenimi verdiği için beklenen olumlu etkiyi yaratamıyor.

 

Türkiye ekonomisinin 1993 yılından bu yana en ciddi sorunu ekonominin dört temel unsurundan (ücret, kâr, rant ve faiz) birisi olan faizi sanki ekonomi dışı bir unsurmuş gibi görmekten kurtulamamış olmasıdır. Bu sorunu aşamadığımız için sürekli aynı noktaya geri geliyoruz.

 

 

Sadece alıntıdır, tamamını okumak için aşağıdaki adresi ziyaret edin

 

http://www.mahfiegilmez.com/2020/08/geldik-yine-faize.html

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler