Sosyal Medya

Ekonomi

IIF: Aşırı krediye dayalı büyüme lirada hasar yaratacak

Türkiye çok büyük bir kredi genişlemesi içinde, haftalık kredi artışları 2017 kredi patlamasını fazlasıyla aşıyor ve 13 haftalık hareketli ortalama ölçümümüzü gerçekten benzeri görülmemiş seviyelere taşıyor. Bu kredi genişlemesinin COVID-19 şoku karşısındaki büyümeyi desteklediğine şüphe yok ve bu nedenle kısmen arzu edilir. Ancak, bu durum ödemeler dengesi ve lira istikrarsızlaştırma riski de taşır.

IIF: Aşırı krediye dayalı büyüme lirada hasar yaratacak

Türkiye, COVID-19 belirsizliğinin zirvesi olan 2020 yılının ilk çeyreğinde büyümede gelişmekte olan diğer tüm pazarları geride bıraktı. GSYİH geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,4 büyüdü; Vietnam (yüzde 4,0), Hindistan (yüzde 3,0) ve Endonezya (yüzde 2,9) gibi geleneksel yüksek büyüme ekonomilerinden daha hızlı.

Bununla birlikte, resmi döviz rezervlerinin stokunu kontrol eden Türkiye, tüm EM’de rezerv tükenme hızının en yükseğini gördü.  Yüksek büyüme ve rezerv kaybını ilk bakışta beraber anlamlandırabilmek gerçekten zor. IIF’nin son “Küresel Makro Görüşler” raporu ise bu iki verinin birbirine son derece bağlı olduğunu yazıyor. Çünkü 2017’den bu yana izlenen büyük kredi genişlemesi COVID-19 karşısında ekonomik aktiviteyi destekliyor. Ancak bu kredi genişlemesi, cari işlemler açığının Ağustos 2018’de cari açıktaki sıçrama nedeniyle gerçekleşen “ani durma” öncesinde en son görülen seviyelere doğru genişlemesinin bir nedenidir ve resmi rezervler ve Lira üzerinde aşağı yönlü baskı yaratmakta. Ne yazık ki, bu politika yapıcıların cazip olmayan bir değiş tokuşla karşı karşıya olduğu anlamına gelir. Kredi genişlemesi yoluyla yüksek büyüme için baskı yapabilirler, ancak bu muhtemelen rezervlerde ve Lira’da daha fazla düşüşe neden olacaktır. Ya da büyüme pahasına, rezervleri ve Lira istikrarını desteklemeye vurgu yapmaya karar verebilirler. Sonuçta, Türkiye’nin kredi kaynaklı güçlü büyümesini ve istikrarlı bir lirayı sürdürmesi imkânsızdır.

Gelişmekte olan ülkeler içinde Türkiye, COVID-19 şokunun merkez üssü olan 1Ç’de en iyi performansı gösterdi ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,4’lük bir büyüme kaydetti. Aynı zamanda, COVID-19’dan önce resmi döviz rezervlerinde yaşanan erime, rezervin tükenme hızı Mart ve Nisan aylarında diğer gelişmekte olan ülkelerin çok ötesinde gerçekleşti. Bu iki veri çelişkili görünse de ortak bir amaca hizmet etmekte.

Türkiye çok büyük bir kredi genişlemesi içinde, haftalık kredi artışları 2017 kredi patlamasını fazlasıyla aşıyor ve 13 haftalık hareketli ortalama ölçümümüzü gerçekten benzeri görülmemiş seviyelere taşıyor. Bu kredi genişlemesinin COVID-19 şoku karşısındaki büyümeyi desteklediğine şüphe yok ve bu nedenle kısmen arzu edilir. Ancak, bu durum ödemeler dengesi ve lira istikrarsızlaştırma riski de taşır.

Uzun zamandır Türkiye’nin GSYİH büyümesine kredi dürtüsü açısından baktık; kredi akışındaki değişim ve ekonomik aktivite arasındaki ilişki. Söz konusu kredi itici gücü, cari çeyrekte yıllık bazda yüzde 6,1 seviyesinde ki bu da 2017 yılı ortalarında izlenen seviyenin dört katı büyüklüğünde.  Bu destek şüphesiz ikinci çeyrek ve üçüncü çeyrekte ekonomi için önemli bir destek kaynağı.  Bununla birlikte, bu kredi genişlemesinin cari açığı genişletmeye başladığına dair işaretler de var.

Cari işlemler açığının ikinci çeyrekte GSYİH’nın yüzde -5,0’ını aştığını tahmin ediyoruz, çünkü kredi genişlemesi ile desteklenen ithalat ihracat zayıflığını dengelemek için yeterince daralmıyor. Sonuçta, tüm bunlar büyüme ve Lira istikrarı arasında talihsiz bir değiş tokuşa işaret ediyor. Daha istikrarlı bir para birimi sağlamak için büyümenin yavaşlaması gerekecek. Ya da Lira büyümeye yer açmak için düşmeye devam edecek.

IIF

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler