Sosyal Medya
**8*

İbrahim Alper Akalın Yazdı: Koronavirüsün Gösterdikleri; “Devlet, Piyasa ve Etkinlik”

8 Nisan 2020

Tüm dünyada bugünden sonra devletlerin sağlık alanında daha kapsayıcı olması gerektiği açığa çıkmıştır. Ancak kapsayıcı politikaların gerekliliği, sağlık sisteminde devlet egemen bir yapıyı zorunlu kılmaz. Kamusallık, devletçilik ile karıştırılmamalıdır. Kamusallık, güçlü devletlerin etkin kurumları aracılığıyla toplumları için etkili politikalar üretebiliyor olmasıdır. Bu etkin kurumların başında da dışa açık ve rekabetçi piyasa ekonomisi gelmektedir.

Koronavirüs salgını şüphesiz insanlık tarihinin karşılaştığı en büyük krizlerin başında geliyor. Bu küresel felaket ile mücadele edebilmek için bütün devletler olağan üstü önlemlere başvurmak zorunda kaldı. Tüm dünyada salgının hızını kesmek için alınabilen en etkili önlem bireyler arasına sosyal mesafe koymak ve iktisadi aktiviteleri yavaşlatmak oldu. Öte yandan, toplumu eve hapsetmenin yaratacağı ekonomik kayıpları telafi etmek amacıyla hükümetler, geniş maddi kaynakları (kimi ülkelerde milli gelirin yüzde onuna varacak şekilde) halka ve işletmelere sunacak şekilde mali ve para politikalarını seferber ettiler.

Koronavirüs krizi aynı zamanda, her şey normalleştikten sonra nasıl bir dünyanın bizi bekleyeceği konusunda da birçok spekülasyonu da beraberinde getirdi. Karşılaşılan en yaygın yorumlardan birisi, bu krizin küresel kapitalizmin aslında ne kadar çaresiz ve yetersiz bir sistem olduğunu ortaya koyduğu yönündeydi. Bu yoruma katılanlar, krizin ardından kamusal merkezi planlamaya dayalı ve devletin daha egemen, müdahil ve üretim araçlarını kontrol ettiği bir sistemin inşasının gerekli olduğunu düşünmekte.

Ancak, serbest piyasa ve küreselleşmeye dayalı ekonomik sistemlerin bu kriz ile baş etmekte yeterli olmadığı yönündeki yorumları kötümser ve kısmen de haksız bulmak için elimizde bir çok kanıt var. Bilimsel gelişmeler, haberleşme teknolojisindeki iyileşmeler ve bilim adamları ile özel ilaç şirketleri arasındaki küresel işbirliğinin artması gibi faktörler sayesinde yaşadığımız dönem geçmişe kıyasla bizi bir çok açıdan virüs ile mücadelede güçlü kılıyor.

Piyasa, Teknoloji ve COVID-19

Tedaviye yönelik gelişmelerden başlarsak, yapılan çalışmalar neticesinde Koronavirüs aşısının bir yıl içerisinde tüm dünyada yaygınlaşması bekleniyor. Bu süre geçtiğimiz yüzyılda elli yıla kadar çıkabiliyordu. Yine, özel start-up’lar ve ilaç firmalarının girişimleri ile antijen (kişinin virüs taşıyıp taşımadığını ölçen) ve antikor (kişinin daha önce hastalığı geçirip geçirmediğini ölçen) testleri ülkelerde yaygınlık kazandı. Artık evlerde bile bu testler kullanılabilir hale geldi. Böylelikle, salgın daha önceden önlenebiliyor ve ikincil sağlık hizmetleri daha etkin ve verimli bir şekilde sunulabiliyor.

Tedaviye yardımcı alanlardaki dijital ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak getirilen çözümler de iyimser bir bakış açısını pekiştiriyor. Söz gelimi, büyük veri destekli bilgisayar modellemeleri sayesinde virüsün ne hızda ne kadar uzağa yayılayabileceği ölçülebiliyor ve bu durum salgının kontrol edilmesine yardımcı oluyor. Yine bu bilgisayarlar, koronavirüsün vücut içerisinde yayılmasını engelleyecek kimyasalları keşfederek, virüsün tedavisine çok önemli katkılar sağlıyor. Danimarka’da özel bir şirket tarafından üretilen ve ışıma yoluyla hastane ortamında virüsleri yok eden robotlar sayesinde virüs tedavisi daha steril ve risksiz bir ortamda gerçekleşme imkanına kavuşuyor. Tayland’da ise robotlar hastalara koronavirüs testlerini tatbik ederek, sağlık çalışanlarına yardım ediyor ve daha fazla hastaya bakılmasına destek oluyor. 3 boyutlu yazıcılar sayesinde, yüksek talep nedeniyle tedarikinde zorlanılan maske ve solunum cihazlarının üretimi hızlı bir şekilde gerçekleştirilebiliyor.

Sadece sağlık alanında değil, ülkemizde de gördüğümüz gibi, temel gereksinimlerin giderilmesi konusunda da özel girişimler bu krizi daha sancısız atlatmamıza yardımcı oluyor. Süpermarketler eve taşıma hizmetleri için kapasite artırıyor. Eve gıda ve yiyecek getiren uygulama bazlı servisler, insanların sokağa çıkmadan hizmet almalarına olanak sağlıyor. Online alışveriş sitelerinin yaygınlaşması yine insanların evde izole bir şekilde yaşamasına destek olacak şekilde ihtiyaçların karşılanmasına imkan tanıyor.

Elbette gerek yerel ölçekteki hizmet şirketleri, gerekse küresel ilaç firmaları ve sağlık alanında faaliyet gösteren tüm özel girişimler bu faaliyetlerini hayırseverlik adına yürütmüyorlar. Ancak, Adam Smith’in de veciz bir sözünde belirttiği gibi, bu özel şirketlerin kendi çıkarlarının peşinde koşması, doğrudan veya dolaylı olarak bize sağlığımızı daha iyi koruma fırsatını tanıyor. Hele ki tüm iktisadi süreçlerin merkezi bir kamu otoritesi tarafından doğrudan kontrol edildiği ülkelerdeki durumun vahameti, kendiliğinden oluşan bu doğal işbirliği ortamının önemini daha iyi anlamamıza vesile oluyor.

Ülkeler Toplam Sağlık Harcaması / GSYİH Kamu Sağlık Harcaması / GSYİH Bloomberg Sağlık Verimlilik Endeksi Genel Devlet Harcamaları / GSYİH Kişi Başı Milli Gelir Ekonomik Özgürlükler Endeksi
Singapur 4,5% 2,5% 2 17,2% 63.987 2
Tayvan 6,4% 4,3% 12 17,8% 24.827 11
Hong Kong 5,8% 2,9% 1 18,0% 49.334 1
Güney Kore 8,1% 4,8% 4 32,8% 31.430 25
Türkiye 4,2% 3,3% 25 34,6% 8.957 71
ABD 14,3% 50 35,1% 65.111 17
Almanya 9,5% 39 44,6% 46.563 27
AB 7,0% 44,7% 36.532

 

Neden Bazı Ülkeler COVID-19 ile daha iyi mücadele ediyor?

Öte yandan, koronavirüs salgını ile iyi mücadele eden ve vaka sayısının hızını yavaşlatabilmiş Asya ülkeleri de, serbest piyasa sistemine sahip devletlerin koronavirüs ile mücadelede ne kadar etkili olduğunu görmemiz açısından adeta birer laboratuvar işlevi görüyorlar. Geçtiğimiz süreçte virüsün yayılma hızını kontrol altına alabilmiş Singapur, Hong Kong, Taiwan ve Güney Kore gibi ülkelerde, devletin ekonomi içerisindeki payının diğer ülkelere göre çok daha düşük olduğunu ve bu ülkelerin ekonomik özgürlükler endeksinde de dünyanın en üst sıralarında yer aldığını tespit edebiliyoruz.

Ülkeler Kamu Sağlık Harcaması / GSYİH Bloomberg Sağlık Verimlilik Endeksi Genel Devlet Harcamaları / GSYİH Kişi Başı Milli Gelir ($) Ekonomik Özgürlükler Endeksi
Hong Kong 2,9% 1 18,0% 49.334 1
Singapur 2,5% 2 17,2% 63.987 2
Tayvan 4,3% 12 17,8% 24.827 11
ABD 14,3% 50 35,1% 65.111 17
Güney Kore 4,8% 4 32,8% 31.430 25
Almanya 9,5% 39 44,6% 46.563 27
Türkiye 3,3% 25 34,6% 8.957 71
AB 7,0% 44,7% 36.532

 

Şüphesiz, kamu yöneticilerinin süreci şeffaf bir şekilde yönetmesi ve toplumsal işbirliğinin başarı ile yakalanmasının yanında tüm toplumu kapsayan kamusal sağlık sistemlerinin varlığı, bu ülkelerin koronavirüs ile doğru ve etkin mücadelesinde en önemli faktörlerin başında geliyor. Ancak bu ülkelerde temel sağlık harcamalarının devlet tarafından karşılanıyor olması, bu hizmetlerin de devlet tarafından verildiği anlamına gelmiyor. Singapur’da birincil sağlık hizmetlerinin %80’i, Taiwan ve Güney Kore’de ise hem birincil sağlık hizmetlerinin hem de hastane kapasitelerinin %90’ı özel sağlık kuruluşları tarafından sağlanıyor. Üstelik bu ülkelerin kamusal sağlık harcamalarının toplam milli gelir içerisindeki payı bir çok gelişmiş ülkenin de oldukça altında. Bu yüzden bu ülkeler Bloomberg Sağlık Verimliliği endeksinde de en üst sırada yer alıyor. Kısacası bu devletler, teknolojiyi daha verimli kullanarak daha etkin tedavi çözümleri sağlayabilen rekabetçi özel sektör sayesinde kamusal sağlık hizmetlerini tüm topluma daha verimli sunuyor ve koronavirüs ile mücadelede diğer ülkelere örnek oluyor.

Ülkeler Kamu Sağlık Harcaması / GSYİH Bloomberg Sağlık Verimlilik Endeksi Genel Devlet Harcamaları / GSYİH Kişi Başı Milli Gelir ($) Ekonomik Özgürlükler Endeksi
Hong Kong 2,9% 1 18,0% 49.334 1
Singapur 2,5% 2 17,2% 63.987 2
Güney Kore 4,8% 4 32,8% 31.430 25
Tayvan 4,3% 12 17,8% 24.827 11
Türkiye 3,3% 25 34,6% 8.957 71
Almanya 9,5% 39 44,6% 46.563 27
ABD 14,3% 50 35,1% 65.111 17
AB 7,0% 44,7% 36.532

 

Krizden Çıkarılacak Dersler

Sonuç bölümünde, yukarıda yazılanlar ışığında, bu krizin serbest piyasa ve devletçilik ekseninde bize ne söylediğini ve özellikle Türkiye’nin alması gereken dersleri aşağıda şöyle özetleyebiliriz:

1- Bu kriz serbest piyasa ekonomisinin yaratmış olduğu bir kriz değildir. Öte yandan, piyasa ekonomisinin dinamik ve üretken doğası bu krizi daha az hasarla atlatmamız konusunda bize yardımcı olmaktadır.

2- Piyasanın işlevselliğinin toplum sathına yayılması kurumsal ve güçlü bir devlet kapasitesi ile mümkündür. Ancak güçlü devlet, büyük devlet olmak ile ilgili değildir. Güçlü devlet, kamu kaynaklarının etkili bir şekilde kullanılmasına olanak sağlayan şeffaf, kurala dayalı ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı ile mümkündür.

3- Tüm dünyada bugünden sonra devletlerin sağlık alanında daha kapsayıcı olması gerektiği açığa çıkmıştır. Ancak kapsayıcı politikaların gerekliliği, sağlık sisteminde devlet egemen bir yapıyı zorunlu kılmaz. Devletin bu alandaki sorumluluğu, özel sektör aracılığıyla topluma daha verimli ve etkin sağlık hizmetinin ulaştırılmasını hedefleyen sosyal güvenlik ve maliye politikalarını oluşturmak yönünde olmalıdır.

4- Devletler, toplumların aynasıdır. Yoksul toplumların devletleri de yoksul olur. Genel refah seviyesini yükseltememiş devletler zor zamanlarında toplumuna yeterli desteği de sağlayamaz. Toplumsal refah, sürdürülebilir ve yüksek ekonomik büyüme hızını yakalamak ile mümkündür. Daha yüksek hızla büyüyen ülkeler, Asya Ülkeleri örneğinde de gördüğümüz gibi, ekonomik özgürlükleri yüksek olan ülkelerdir. Bireysel hakların tarafsız ve bağımsız bir hukuk sistemi ile güvence altına alındığı, serbest ticareti ve özel girişimi destekleyen, vergi yükünün düşük olduğu ve etkin düzenleyici kurumlara sahip devletlerin toplumları da özgür ve dolayısıyla müreffeh olmaktadır.

5- Kamusallık aynı zamanda, güçlü büyümenin ön koşulu olan verimliliğin kalıcı ve yüksek oranda artırılması amacıyla teknoloji alanında köklü bir dönüşüm gerçekleştirmeyi gerektirmektedir. Bu amaçla, eğitim sisteminin toplumun bilgi ve becerisini artıracak şekilde dizayn edilmesi elzemdir. Bu hedefe hizmet etmeyen tüm popülist ve verimsiz kamusal harcamaların da sona erdirilmesi gerektirmektedir.

6- Kısacası, kamusallık devletçilik ile karıştırılmamalıdır. Kamusallık, güçlü devletlerin etkin kurumları aracılığıyla toplumları için etkili politikalar üretebiliyor olmasıdır. Bu etkin kurumların başında da dışa açık ve rekabetçi piyasa ekonomisi gelmektedir.

 

İbrahim Alper Akalın, Finansal Ekonomist

finansalekonomist@gmail.com

 


İLGİLİ HABERİbrahim Alper Yazdı: İbrahim Alper Yazdı: “Devlet: Eşitsizliğin Görünmez Eli”

İLGİLİ HABERİbrahim Alper Yazdı: Devlet Sorunlu Varlıkları Kurtarmak Zorunda mı?İbrahim Alper Yazdı: Devlet Sorunlu Varlıkları Kurtarmak Zorunda mı?

https://twitter.com/I_AlperAkalin

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları