Sosyal Medya

Goldman Sachs kademeli artışla faiz 2021’de %14 diyor ama mümkün mü?

5 Ağustos 2020

Dün açıklanan Temmuz ayı enflasyonu, offshore piyasada TL faizinin %1000’lere ulaşması, borsanın sert değer kaybı derken, bayram sonrası piyasalarda toz duman hakimdi.  Küresel olarak deflasyon korkusu ortamında para yaratarak negatif faiz sunan büyük merkez bankaları bir yana, Türkiye’deki enflasyon halen çok yüksekken negatif reel faiz sunup TL yaratmaya devam eden TCMB, mevcut çizgisinde ilerledikçe olan TL’nin değerine olmakta.  Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ağustos 2018 benzeri bir baskı altında kalmadan faiz artırmayı aklından bile geçirmek istemediğini biliyor olsak da, Goldman Sachs’ın (GS) enflasyon sonrası yayınladığı rapor aklıselimin sesi olması açısından önemli.

Bu raporda GS uzun süredir faizin neden artırılması gerektiği konusunu bir kez daha gündemine almış. Kurum’a göre şu anda %8,25’te bulunan politika faizinin %14’e çekilmesi gerekli.  Enflasyon beklentilerindeki bozulma, TL’deki oynaklığın artması, merkez bankasının döviz rezervlerindeki erime, sermaye çıkışları nedeniyle GS artık önden beslemeli bir faiz artışı gelmesi gerektiğini anlatıyor. Hatta bu sene sonunda politika faizinin mevcut %8,25 seviyesinden %10’a çekileceğini beklediğini ekliyor.  2021 boyunca her çeyrek 100’er baz puan artarak seneye %14’e çekileceğini düşünüyor.

Kurumun kendi enflasyon tahminleri hem genel beklentiden hem de merkez bankasından yüksekte.  Geçici düşüşler bir yana, %11-12 arasında yapışkan hale gelecek TÜFE enflasyonun sene sonunda %11,7 olacağını tahmin ediyor.  Piyasa beklentisi %10,2 ve merkez bankası tahmini da %8,9. Son gelen ekonomik verilere göre aktivitenin hızla toparlanarak kapasiteyi zorlamaya başladığı ve bunun da faiz artırmak için ortamı uygun kıldığını düşünüyor.

Dış finansman açıklarının TL üzerinde baskı yarattığından ve bu nedenle enflasyonda risklerin de yukarı yönlü olduğuna değiniyor. Cari açık arttıkça brüt rezervler azalırken kamunun dış finansman çökme gücünün azlığı dikkat çekici GS’a göre.

Dolayısıyla Kurum, hem iç hem dış dengesizlikler nedeniyle sıkı para politikası önermekte. Faiz artışı olasılığını yüksek görmekle birlikte, ne zaman ve ne ölçekte artırılacağını da kestiremiyor. Sonuçta bunun politika yapıcıların tercihi olacağını belirten GS, bu kararın da cari açığı fonlamak için rezervlerin ne kadar erimesine göz yumulacağına ve TL’yi destekleme isteğine bağlı olacağını vurguluyor.

Enflasyonun %12’de, politika faizinin ise %8,25’te olduğunu düşününce GS ekonomistine hal vermemek mümkün değil. Sene sonunda %8,9 enflasyon olacağına, hele TL böyle zayıflamaya devam ederken kimse inanmıyor; bu beklentiye göre kurgulanan politika faizi sadece TL’nin değer kaybını beslemeye yol açıyor.  Ancak Sayın Cumhurbaşkanı’nın Ağustos 2018 türü bir baskı altında kalmadan günü büyüyerek kurtarmanın ötesinde bir bakış açısıyla tedbir alma olasılığını da yüksek gören herhalde pek yok.  Yılın ikinci yarısından başlayarak şok etkisi yaratmadan 2021 boyunca devam edecek ılımlı faiz artışları yerine, yine şok bir zorunlu faiz artışı hükümetin geçmiş tercihlerine bakarak daha gerçekçi sanki.

Önümüzdeki günlerde sonuç olarak iki seçenek var: Ya sınırları zorlayarak rezervler ve kamu bankalarındaki swap işlemleri üzerinden faiz artırılmadan TL korunmaya çalışılmaya devam edilecek ve süreç yine bir kur şokuyla bitecek.  Ya da, neredeyse yarı kapalı hale dönüştürülen Türkiye ekonomisinde yapılan hatalardan bir nebze olsun geri dönülecek. Ekonominin yumuşakça yavaşlayan bir tempoda büyümesine göz yumularak ılımlı faiz artışlarıyla TL piyasalarında artan tansiyon düşürülecek.

Bekleyip göreceğiz.

GA.

@guldematabay

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları