Sosyal Medya

FÖŞ yazdı:  Tarihin 2ci Büyük Buhranı’nın ortasındayız

13 Ağustos 2020

Siz siz olun, Rus aşısını yaptırmayın, içinde Moskof DNA’sı, ya  da saf vatandaşları Milli ve Yerli Ekonomik Model’den soğutacak kromozom kırıntıları olabilir. Ne demişler, “Moskof’dan aşı, kara sinekten kaşı olmazmış”.  Hazır aşıdan söz açılmışken, dünyada vaka sayısının Eylül sonunda 40 milyonu bulacağını da hatırlatayım. Tüh, yine laf lafı açıyor. Hazır Yerli ve Milli Ekonomi Modeli demişken, Çok Sevgili Abim ve Kimseye Yedirtmeyeceğim Bakanım Albayrak’ın da dün adını vermek istemediğim çünkü taraflı yayınlarıyla beni insanlığımdan utandıran bir TV kanalında bu sene ekonominin “eksi %2 ila %1” daralacağı/genişleyeceğini  itiraf ettiğini de söyleyivereyim. Tüh, çöpe gitti %5 büyüme.

Hazır salgın ve ekonomiden söz açılmışken, size ekonomi tarihinin 1930-1939 Büyük Buhranı’ndan bu yana en büyük krizinin ortasında olduğumuzu da ifşa edeyim. Evet, bu satırlar Carmen ve Vincent Reinhart’a ait. Foreign Affairs’de yazdıkları ortak makalede, pandeminin ekonomik sonuçlarını “Pandemi Buhranı” olarak nitelendiriyorlar. Reinhart, daha önce yaptığı araştırmalarda, bu ölçekte bir krizden sonra dünya ekonomisinin kriz-öncesine dönmesinin 6-7 yıl aldığını da kaydediyor. Doğrudur, 2008 Büyük Finansal Krizi’nden sonra AB 4-5 yıl eski gelir zirvesine geri dönemedi.

Tabii, sonsuz parasal genişleme ve arkası kesilmeyen mali destek paketleri acıyı biraz azaltıyor, ama yaraları iyileştirmiyor.    Reinhart ve Reinhart da makalelerinde niye yaranın yıllarca iyileşmeyeceğini anlatıyor. Makalede dünya Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ, Piyasalar = GOP) diye ikiye bölünerek analiz edilmiş, ama içinde Türkiye için çok önemli dersler var.

İlk yara ihracat ve turizmde daralma. Dünya Ticaret Örgütü’ne göre bu sene dünya ticareti %13-31 daralacak, ortasını alsan %20. Üstüne de Mc Kinsey Araştırması’na göre $4.6 trilyon değerinde mal ve hizmet üretiminin Ticaret Savaşları ve pandemi yüzünde ülke değiştirmesi var. Bu malum “tedarik zincirleri yeniden düzenlenecek” teorisinin gerçeğe bürünmesi. Bu boyutta “dislokasyonlar” yani umumi ekonomik dengeden sapmalar çok büyük kayıplar getirir. Turizm de uzun süre kendine gelemeyecek. Çünkü, aşı maşı yok, olsa da ihtiyacı olanlara erişmesi en az bir yıl. Bu süre zarfında da salgın kuduracak. Hkümetler ekonomik ve psikolojik nedenlerle yeniden yurtçapında karantinalara başvurmasalar dahi, bilinçli halk kesimi gönüllü olarak evine kapanacak. Kimse salgından kırılan bir ülkede hapis kalmak istemez. Turizm artık sanal, veya “ev içinde” yani iç turizm. Bu iki nokta   Türkiye’yi çok yakında ilgilendiriyor, çünkü turizm olmazsa, büyüyemeyiz. Hesabı basit. Turizm geliri yoksa, GSYİH’de büyüme dev bir cari açığa yol açar, onu da TCMB’nin mütevazi FX rezervi finanse edemez. Ama, eğer hukuk devleti ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçersek, yukarda andığım yeni tedarik zincirlerinden sağlam bir lokma koparırız. Geçecek miyiz?

Reinhart’ların bir diğer üstünde durduğu nokta uzaktan eğitim. Bakın, sanki makale bizim için yazılmış. Biz de ilk semestire uzaktan başlayacağız, ve inanın bana vaka sayılarında artış süreceği için yakına gelemeyeceğiz.

Neyse, makale şöyle diyor. Uzaktan eğitim özellikle GOÜ’de fırsat eşitsizliği doğuruyor. Hali-vakti yerinde olanların gıcır gıcır wi-fi bağlantısı var, ya da evlatlarına alırlar bir akıllı telefon, çocuk okulda mı, değil mi, farketmez bile. Ama ya fakirler?  Hakkari’de, Artvin’de Gümüşhane’de herkeste wi-fi var mı?

Bir başka deyişle, Z Kuşağı ve arkasından gelen nesil en az bir yıl düşük kaliteli eğitim alacak. Bu nesil işgücüne katıldığında yeterli becerilerle donatılmayacak. Zaten, onlar işgücüne girdiğinde de onları istihdam edecek ucuz emeğe dayalı, taşıma, turizm, perakende, gıda-içecek gibi sektörler daralmış olacak. Halen Türkiye’de genç işsizliği %25. Acaba iki sene sonra yüzde kaç olur?  Ben korkumdan tahmin yapamadım doğrusu.

Hem Reinhart’lar hem de IMF blogu GOÜ ve şirketler arasında iflas ve temerrütlerin artmasından kaygılanıyor. Düşünün, tedarik zincirleri yer değiştiriyor, hizmet sektörleri uzun süre daralıyor, ve artık daha dijital bir yaşama geçtiğimiz için bir çok şirket yeni  imkanlardan yararlanamıyor. Büfe, kahvehane, küçük ensaf dijitalleşemez ki?

Bana sorarsanız, Türkiye kur şokunun yanında, yakında bir de iç ve dış borç temerrüt tehlikesi ile yüzyüze gelecek. Nedeni de basit. Dışardan borçlanamıyoruz, çünkü maliyeti acaip pahalı. İçerde borçlanırken ödeyeceğimiz faiz yükseliyor, çünkü TCMB ibadullah para basmıyor. Bugün TCMB ne yaptı, bilin bakalım?

“TCMB’den bugün önümüzdeki hafta gerçekleşecek kritik Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı öncesinde sürpriz bir adım geldi. Faizi bankaların tekliflerine göre belirlenen geleneksel ihale yöntemiyle 1 aylık vade ortalama yüzde 10,96 basit faizle 20 milyar TL verildi. İhaleye 139,6 milyar TL teklif geldi. Oluşan ortalama faiz politika faizinin 271 baz puan üzerinde gerçekleşti ve faiz arttırım beklentilerini pekiştirdi” (BloombergHT).

Ehh, ucuz kreyi alan ama bir türlü ödeyecek ciro üretemeyen KOBİ, kredi faizleri 5-6 puan yükselince ne yapacak dersiniz?

İşsiz çok, hükümet hizmetler toparlanamadığı için vergi tahsilatı yapamıyor, ama salgın devam ettiği için sosyal yardım harcamaları katlanarak sürüyor. Berat Albayrak dün yeni bütçe açığı hedefini milli gelirin %5-6’sı olarak tahmin etti.

Dünya ha bugün, ya yarın kendine gelecek diye Şam Salağı gibi riske bakmadan her türlü menkulu alan fonlar çok acı bir dayak yiyecek. Bize gelince, fakirleşeceğiz, ama ossssun. Oruç Reis Ege’de Yunan’a kafa tutuyor. Bandır bandır ye.

 

Kaynak makaleler

Foreign Affairs:  Pandemic Depression

 

IMF blog:  EM not out of woods, insolvency risk rising

 

FÖŞ

FÖŞ yazdı: Paşa, paşa faiz artıracaksınız, Paşam!

 

FÖŞ anlattı:  Türkiye İç ve Dış Borcunu Ödeyebilecek mi?

 

 

Şahsi websitemi ziyaret etmenizi rica ederim, adresi burada

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları