Sosyal Medya

FÖŞ yazdı: Korona  vaka raporları gerçeği yansıtıyor mu?

25 Temmuz 2020

Karakter olarak çok saf ve temiz bir insanım. Yatakodamda bir iki içki alıp-kafamı rahatlatırken, birisi arayıp “Yatakodan alev alev yanıyor” dese, telaşa kapılıp, odamdan kaçacak kadar saf ve iyi niyetli biriyim ben.  Bu yüzden de Sağlık Bakanımız Sayın ve Çok Sevgili Fahrettin Koca’nın günlük korona vakası basın toplantılarını GalataSaray maçı seyreder gibi, yeni heyecansız ve uzun süreli bir alışkanlıktan kopamadığım için  takip etmekle yetindim uzun süre. Hele, rastlantısal testlerde (150 bin denek)  pozitif enfeksiyon oranının sadece binde 2.5 olduğu okuduğumda, korona defterini kapatmaya hazırdım.

Ama, sonra aklıma Dünya Bankası “iş yapma kolaylığı endeksi”nde 33. sıraya yükselişimiz geldi. 2017’den bu yana 30 sıra filan yükseldik. Öyleyse, sabit sermaye yatırımları ve ihracatımızın patlaması filan gerekirdi, di mi?  Hani nerde?  Ne yani, Dünya Bankası Türkiye’ye kıyak mı geçiyor?  Töve töbe, ama TUIK’ten gelen istatistikleri kullanıyor.

Şeytan bu işte, kafaya girince çıkmıyor. TUIK’in gıda enflasyonu hesaplamasını düşündüm. TCMB rezerv verileri aklımı kurcaladı. “BaşakŞehir nasıl şampiyon oldu?” diye de sordum sonra.  Yatak odam alev alev yanmıyor, ama Şeytan en hassas yerlerimi sivri tırnaklarıyla kaşıyıp duruyor. Hadi, kalk gece yarısı otur PC’nin başına, korona vaka analiz raporlarını oku.  Hemen karşıma şu haber çıktı:

“Haziran ayında başlayan normalleşme sürecinin ardından Güneydoğu’daki vaka sayıları ile yoğun bakım servislerindeki doluluk oranı arttı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da vaka sayılarının yüksek olduğunu açıkladığı Urfa ve Antep’in dışında Mardin, Batman ve Diyarbakır’daki kamu hastanelerindeki yoğun bakım servislerinin doluluk oranının yüzde 100’e ulaştığı öğrenildi”.  (Kaynak:  BirGün Gazetesi)

 

Okumaya devam ediyorum:

“Trabzon’un Şalpazarı ilçesine bağlı Geyikli Mahallesi’nde karantina tedbiri uygulandığı bildirildi”

 

SABAH “Karantina genişliyor” diye daha bu sabah başlık atmış:  ISPARTA’NIN Yalvaç ilçesine bağlı Körküler Köyü, koronavirüs vakaları nedeniyle 14 gün süreyle karantinaya alındı. Köyde kaç kişide vakaya rastlandığı açıklanmazken, Hıfzıssıhha Kurulu, ‘Covid-19 vakaları ve vaka temaslı sayılarında artış olması nedeniyle karantina uygulanmasına karar verilmiştir’ açıklaması yaptı”.

 

Yahu, diyorum. Eğer  toplumda serbest dolaşan asemptomatik vaka oranı binde 2.5’sa, her hastaya belirti göstersin, göstermesin fililililiasyon  uygulanıyorsa, NASIL OLUR Da bu zat-ı biçareler ta Trabzon’dan İsparta’nın ücra köylerine kadar dolaşıp virüsü yayarlar?

Anlatabildim mi?  Gördüğümüz gerçekle, Sağlık Bakanlığı raporları arasında çelişkiler var.  Size iki grafikle dünya ve Türkiye’de vaka sayısının Temmuz seyrini göstereceğim. İlk grafikler dizisi Bloomberg’den

 

 

 

 

Bu grafikte hem dünya çapında, hem de belli-başlı ülkelerde günlük korona vakaları resmedilmiş. Dikkat edilecek nokta 2 tane. Bir günden güne oldukça yüksek bir dalgalanma var. İkincisi, korona vakaları ya düşüyor, ya yükseliyor, ama Rusya dışında (Rusya, manidar, değil mi?) yatay seyreden ülke az, ya da yok. Peki, bizde vakaların seyri nasıl?

 

 

 

 

Wow, sanki cetvelle çizilmiş gibi adeta mükemmel bir doğru var.  Bu kadar çok  ilden-ile seyahat, maske kuralını iplememe, turist giriş çıkışı, halkı yeterince tedbir almadan bir araya toplayan olay yaşadık. LGS ve YGS gibi, ama 2-3 hafta sonra dahi, vaka oynaklığında tık yok.

Bence hiç mantıklı değil bu.  Sonra Türkiye’nin bir numaralı düşmanı, FETÖcü-radikal ayrılıkçı-Üst Akıl Maşası Türk Tabipler Birliği açıklamalarını okudum:

“Türk Tabipler Birliği Koronavirüs İzleme Komitesi üyesi Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, Zeynel Lüle’nin sunduğu Gün Ortası’na konuk oldu.

Yavuz’un yaptığı açıklamalar şöyle:

“Türkiye birinci dalgayı tam olarak kontrol altına alamadı. 1 Haziran’daki hızlı yeniden açılmanın birkaç hafta sonrasında vakalarda artış gördük. 700’lere kadar düşen vaka sayısı 1500’lere kadar çıktı. Şu an 1000’e sabitlenmiş durumda. 1000’in altına düştü diye seviniyoruz. Ama aslında çok daha düşük olması gerekirdi, bizim birinci dalgayı sönümlendirmemiz için.

Bu açıdan son dönemde gördüğümüz çeşitli kalabalık etkinlikler, toplumun aslında yorgunluğu nedeniyle, uyumun da düşük olması vaka sayılarında tekrar bizi 1000 civarına çıkardı. Dikkat çekici bir nokta daha var; yoğun bakımda yatan hasta sayısında muazzam artış. Muazzam artış diyorum çünkü 1 Haziran’da 651 hasta yoğun bakımdaydı, dünkü sayı yanılmıyorsam 1246. Neredeyse iki katı”.  (Kaynka:  Tele1)

 

Durum iyice şüpheli hale geldi hastalıklı beynimde. Ama, Odin’e şükür süper-ego hala ara sıra bir kaç kelam edebiliyor. “Ulan öküz” dedi bana, “Sağlık Bakanlığı niye vaka sayısını eksik ölçsün ki?  Halkını hasta mı edecek yani?” Önce “doğru, ya” dedim, Sağlık Bakanlığı ayrıca tüm dünyada etkin salgın yönetimiyle takdir kazandı, Türkiye’nin itibarını yükseltti, niye hepsini çöpe atsın?” .

Sonra Şeytan süper-ego’nun kafasına sert bir boynuz darbesi atarak şuurunu yitirmesine neden oldu, ve aldı sazı eline “Ulan oğlum, senden iblis filan olmaz, ya!” diye haşladı beni.  “Eğer vaka sayısı yükselirse, AB, Rusya turist gönderir mi? Masada aylık $4 milyar cukka yatıyor.”

“Dedektifliğin en temel kuralını hatırla!  Parayı takip et, cinayeti çözersin”.

 

Ben iki türlü makale yazarım. İlki eko-politik hiciv türüdür, geyikle doludur, bilimsel kurallara riayet etmez. İkincisi, ekonomi, piyasalar ve siyaset hakkında söylenecek bir tezim, hipotezim, teorim vardır. Bunlarda dil yine “Tophane ağzı” olsa da, hiç bir zaman bilimsel yöntemden sapmam. Elimde veri olmazsa, tezimi ispat edilmiş saymam.

Bu makaleyi yazdım, ama hangi kategoriye koyacağımı ben de bilemedim. Bir yanda, elimde bilimsel anlamda kesin delil sayılacak doneler olmadan devleti ve hükümeti bilinçli olarak halk sağlığı hakkında yanıltıcı bilgi sunmakla suçlayamam. Öte yanda, Edebiyat’ın Ulu Çınarı olarak halkımı ve müridlerimi zamanında ve doğru bilgilendirme görevi bana Odin tarafından tevdi edildi. Eğer kafamdaki şüpheleri halkımla paylaşmazsam, yarın Tarih ve Tanrı önünde sorguya çekilirim.

İki ucu gübreli deynek yani.  Artık, takdiri size bırakayım. Ama ben yatakodam alev almadıkça evden çıkmıyorum.

 

Websitemde  ilginç haberler var, linki burada:  http://atillayesilada.com/basin/

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları